İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/375 E. 2026/729 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/375
Karar No
2026/729
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/375 Esas KARAR NO : 2026/729

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 13/05/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idareye 6360 sayılı Kanun gereğince devredilen Belde Belediye yasası gereği ... ... de ... ... personeli olarak görev yapan dava dışı ... ... ile ... tarihleri arasında ... ltd. Şti'nde ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... Şi'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... Şti'nde, ... ile ... tarihleri arasında ... şirketinde ve ... İle ... Tarihleri arasında ... A.Ş 'de görev yapar iken Emekliliğe hak kazanmasından dolayı görevinden ayrıldığını, müvekkil kurum ... ... bünyesinde,müvekkil idare ve davalılar arasında yapılan hizmet alım ihaleleri kapsamında görev yapan dava dışı ... ... tarihinde Emekliliğe hak kazanmış olmasından dolayı İdaremize yapmış olduğu yazılı başvuru sonucunda dava dışı işçiye Kıdem Tazminatı ücreti olan ... TL'nin ödemesi ... ve ... tarihinde ... 'nın hesabına gerçekleştirildiğini, dava dışı işçiye ödenen bedellerin, dava dışı işçinin davalı şirketler nezdinde çalışmış olduğu dönemlere ilişkin sorumlulukları olan ... TL kıdem tazminatı tutarının rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar ... Şti; ... Şti; ... Şti. Ve ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin uzun yıllardan beri kesintisiz olarak, çeşitli işverenlere bağlı olarak ...'da çalıştığı sabit olduğunu, dava dışı işçinin başından beri davacı kurumun çalışanı olduğunu, davacı kurum ile imzalanan ihale sözleşmesine istinaden yine davacı kurum yönetimi tarafından, müvekkil şirkete işe alınacak personel listesi verilmek sureti ile ve belirli süreli hizmet sözleşmesiyle müvekkil şirketlerde işe başladığını, ihale süresi sona erdiğinde de dava dışı işçinin müvekkil şirketten çıkışı yapıldığını, dolayısı ile dava dışı işçi başından beri davacı ...'ın işçisi olmasına rağmen bu şekilde çeşitli işverenlere bağlı görünerek uzun yıllar çalışmış olduğunu, müvekkil şirketlerin ihale dönemi bittiğinde ihaleyi alan diğer davalı firmalarda, davacı kurum yetkilileri ve amirlerinin emir ve talimatları doğrultusunda işine devam ettiğini, dolayısı ile dava dışı işçinin işçilik alacaklarından da, başından beri işçinin esas işvereni olan davacının sorumlu bulunduğunu, bu nedenle de başından beri asıl ve gerçek işveren olan davacının işçi alacaklarına ilişkin gerek müvekkil şirkete, gerekse diğer davalılara rücu hakkı bulunmadığını belirterek müvekkilleri yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazında beyanla; müvekkili şirket ve davacı ... arasında iş bu davaya konu edinilen sözleşmenin imza tarihi itibarı ile yürürlükte olan mevzuat gereği taraflarına rücu edilme hakkının bulunmadığını, sözleşme hükümlerinde işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğuna ve davacının rücu hakkı olduğuna dair bir düzenleme mevcut olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki düzenlemelerde kıdem tazminatı ödemelerinin alt yükleniciye rücu edilebileceğine dair açık ve net bir düzenleme de bulunmadığını, bu durumda davacı iddialarını kabul etmemekle beraber yerleşik içtihatlar gereği olarak davacı yapmış olduğu ödemenin ancak %50'sini taraflarından talep edebileceğini, nitekim işçi alacaklarında davacı kurum üst işveren olarak müşterek ve müteselsil sorumlu bulunduğunu belirterek yasal dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazında bulunduklarını beyanla; müvekkili şirket ve davacı belediye arasında iş bu davaya konu edinilen sözleşmenin imza tarihi itibarı ile yürürlükte olan mevzuat gereği taraflarına rücu edilme hakkının bulunmadığını, sözleşme hükümlerinde işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğuna ve davacının rücu hakkı olduğuna dair bir düzenleme mevcut olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki düzenlemelerde kıdem tazminatı ödemelerinin alt yükleniciye rücu edilebileceğine dair açık ve net bir düzenleme de bulunmadığını, bu durumda davacı iddialarını kabul etmemekle beraber yerleşik içtihatlar gereği olarak davacı yapmış olduğu ödemenin ancak %50'sini taraflarından talep edebileceğini, nitekim işçi alacaklarında davacı kurum üst işveren olarak müşterek ve müteselsil sorumlu bulunduğunu belirterek yasal dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. SGK'ye yazılan müzekkereye cevap verilmiştir. Mahkememizce konusunda uzman bilirkişilerden rapor aldırılmış ve raporlar mahkememizce serbestçe değerlendirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava dışı işçi ...'ın özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir. Davalının tacir olması ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesi uyarınca özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar tacir sayılacağından, somut uyuşmazlıkta ... ... tacir olduğu gözetilerek eldeki davada mahkememizin görevli olduğu tespit edilerek yargılamaya devam olunuştur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı) Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında; Taraflar arasında davacı asıl işveren ile davalı alt işveren ilişkisi mevcuttur. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı) İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı) Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bilirkişi incelemesi ile; davalı şirketlerin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak tam sorumlu olduğu kabulü hesaplama yapılmıştır. Mahkememizce İş Kanuna eklenen 12. Madde kapsamında ek rapor alınmıştır. Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun son giydirilmiş brüt ücret üzerinden ve tam sorumluluk esasına dayanan hesaplamasının, hükme ve denetime elverişli, Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca İş Kanuna eklenen 12. Madde kapsamında; hizmet sözleşmesinin imzalanma dönemi ...-... tarih aralığında kalan davalılar ... Şirketinin 90 gün, ... şirketi ve ... Şirketinin 990 gün kısım yönünden kanun maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, bilirkişi raporundaki hesaplama uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; 1-... TL'nin davalı ... Şirketi’nden ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 2-... TL'nin davalı ... Şirketi’nden ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 3-... TL'nin davalı ... Şirketi’nden ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 4-... TL'nin davalı ... Şirketi’nden ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 5-... TL'nin davalı ... Şirketi’nden ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, 6-İş Kanuna eklenen 12. Madde kapsamında; davalılar ... Şirketi nezdinde 117 gün çalışma dönemi, ... Şirketi nezdinde 90 gün çalışma dönemi ve ... Şirketi ve ... Şirketi adi ortaklığı nezdinde 990 gün çalışma dönemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 7-Alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın; A) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, B) ... Şirket'ten ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, C)... Şirket'ten ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, D) ... Şirket'ten ... TLalınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, E)... Şirket'ten ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-Davacı tarafça, dava açılışta peşin olarak yatırılan ... TL'nin A) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine , B) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine , C)Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine , D) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine , E) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin; davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ... TL'sinin A) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine, B) Davalı ... Şirket'ten ... TLalınarak davacıya verilmesine, C) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine, D) Davalı ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine, E) ... Şirket'ten ... TL alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... TL vekalet ücretinin; A) ... TL'sinin davalı ... Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, B) ... TL'sinin davalı ... Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, C) ... TL'sinin davalı ... Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, D) ... TL'sinin davalı ... Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine, E) ... TL'sinin davalı ... Şirketi’nden alınarak davacıya verilmesine 11-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ... TL vekalet ücretinin; davacıdan alınarak davalı ... Şirketi'ne, davalı ... Şirketi’ne, davalı ... Şirketi’ne, davalı ... Şirketi’ne, davalı ... Şirketi’ne eşit olarak verilmesine, 12-İş Kanuna eklenen 12. madde kapsamında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilen kısım yönünden taraflar yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 13-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ... TL'nin; davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ... TL'sinin A) Davalı ... Şirketi'nden ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, B) ... Şirketi'nden ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, C)... Şirketi'nden ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, D) ... Şirketi'nden ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, E)... Şirketi'nden ... TL alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, F) ... TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 14-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, Dair verilen karar, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/375, K. 2026/729, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-375-e-2026-729-k-a85ef984899c