İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/333 E. 2026/535 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/333
- Karar No
- 2026/535
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/333 Esas KARAR NO : 2026/535 Karar
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/05/2025 KARAR TARİHİ : 09/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI İDDİASI VE TALEP: "Davalı şirketler ile davacı İdare arasında Kamu İhale Kanunu’na tabi ihalelere istinaden yapılan sözleşmeler kapsamında davalı şirketlerde hizmet akdiyle çalışan ve yine iş akdi son çalıştığı müteahhit şirket tarafından feshedilen dava dışı ... tarafından ödenmeyen bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesi talebiyle İdareye karşı açılan davada ... 10. İş Mahkemesinin ... E.-...K. sayılı ilamı ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere davanın kısmen kabulüne, ayrıca yargılama gideri ve dava vekalet ücretinin ödenmesine karar verildiğini, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu, kararın dava dışı işçi tarafından, ... 22. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile İdare aleyhine ilamlı icra takibine başvurulduğunu, karar konusu yargılama gideri, dava ve icra vekalet ücretleri, faizleri, asıl alacak ve faizleri toplamı 85.406,42 TL.nın icra dosyasına İdare tarafından ödendiğini, Dava dışı işçinin, SGK kayıtlarına göre farklı yüklenicilerde çalıştığını bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, SGK kayıtlarına göre dava dışı işçinin, ...Şti.-... Şti. İş ortaklığında, ... A.Ş., ...A.Ş.'de çalışmış olduğunu, .davalı firmalardan bazılarının İdareden adi ortaklık kurarak iş aldıklarını, bu dönemdeki borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu olduklarını, Hem Borçlar Kanununa göre hem de İdare ile davalı şirketler (yüklenici firmalar) arasında yapılan sözleşme hükümleri gereğince, işçilik alacaklarının nihai ve asli borçlusu ve sorumlusunun davalı şirketler olduğunu, davalılar ile yapılan sözleşmelerde İhale şartnamesinde ve sözleşmesinde son derece açık olarak tüm işçilik borçlarından davalı müteahhit şirketlerin sorumlu olacağına ilişkin hükümler bulunduğunu, imzalanan sözleşme hükümleri gereği yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı personellerle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlar konusunda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, Sözleşmenin eki kabul edilen Yapım İşleri Genel Şartnamesininde; Yüklenicinin, yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak, işe aldığı her işçiye, personele ve teknik elemana, bunların adını ve soyadını, işe giriş tarihini, ücretini ve ücretin ödeneceği tarihi gösteren, kendisi veya vekili tarafından imzalanmış usulüne uygun bir karne vermek zorundadır. Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.- hükmüne yer verildiğini, Yargıtay içtihatlarına göre de tüm işçilik borçlarından yüklenici firmaların sorumlu olacağının açıkça belirtildiğini, İdarenin, davalı şirketlerle arasındaki sözleşme hükümleri ve Yargıtay kararları muvacehesinde dava dışı işçiye mahkeme kararı gereği ödenen miktardan dolayı davalılara rücu hakkı bulunduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 08/07/2020 tarih, ... Esas-...Karar, 07/07/2020 tarih, ... Esas-... Karar, 17/02/2020 tarih, ... Esas-... Karar, 22/10/2020 tarih, ... Esas-...Karar sayılı ilamlarında özetle; -Hizmet Alım Sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının istenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Sözleşmeyi fesheden son yüklenici olup, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinden son yüklenici, bunların dışında kalan kıdem tazminatı, genel tatil, hafta tatili ücreti, ücret alacağı, fazla mesai alacağı gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından yapılan bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedeli yarısından sorumlu tutulması yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.- şeklinde karar verildiğini, İdare ile davalı şirketler arasındaki ilişkinin Borçlar Kanunu, Kamu İhale Kanunu, İhale sözleşme ve şartnameleri ile Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğini, İdare ile davalı şirketler arasında yapılan sözleşme ve tüm bilgi ve belgelerin, müvekkil idareye müzekkere yazılarak istenmesini talep etiklerini, Dava dışı işçinin SGK kayıtları celbedilerek çalıştığı dönemler ve şirketler dikkate alınmak suretiyle, davalıların dava konusu ödenen bedellerden sorumluluk miktarlarının bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 85.406,42 TL bedelin davalıların sorumluluk miktarı belirlenmek suretiyle ve İdare tarafından ödenen ilam karar harcı, diğer harç ve giderler ile arabuluculuk ücretinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline " karar verilmesini istemiştir. DAVALI ... CEVABI : Davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı kurumun tacir olmadığını, davaya konu rücu talebinin de işçilik alacaklarından kaynaklandığını, davanın ticaret mahkemesinin görev alanına girmediğini, görev itirazında bulunduklarını, davalı şirketlerin ... adreslerinde faaliyet gösterdiğini, davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinin yetki alanına girdiğini, öncelikle davanın yetkiden reddini talep etiklerini, Davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Dava dışı işçinin işyeri devri neticesinde davacı nezdinde çalışmaya başladığını, işçinin, iş akdinin, davacı nezdinde çalışırken feshedildiğini, fesihle muaccel hale gelen alacak kalemlerinden davacının sorumlu olduğunu, işçinin davalı şirketteki çalışmasının sona ermesinin akabinde devralan işveren nezdinde çalışmaya devam ettiğini, en nihayetinde ise davacı taraf nezdinde çalışmaktayken iş akdinin sona erdiğini, yapılan ödemelerden son işverenin sorumlu olduğunu, Kıdem ve ihbar tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu, kıdem tazminatından sorumluluğun ilgili kamu kurum veya kuruluşlarında olduğu ve onlar tarafından ödenmesi gerektiğinin emredici düzenlemelerle hüküm altına alındığını, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) E.... K., T. 19.09.2019 tarihli kararında da bu hususun açıkça ifade edildiğini, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında kamu işverenlerinin kıdem tazminatından sorumluluğu ile ilgili olarak 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 8.maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 112.maddesine fıkralar eklendiğini, bu kapsamda Kanun'un 112.maddesine eklenen ikinci, üçüncü ve beşinci fıkralarda; Kanun kapsamında yer alan işçilerin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonra ermesi halinde işçilerin kıdem tazminatlarının çalıştırıldığı son kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödeneceğinin yeterli olup olmadığına bakılmaksızın doğrudan işçinin banka hesabına ödeneceğinin belirtildiğini, bu hükmün amacının açıkça Kamu İhale Genel Tebliği 78.30'da yer alan asgari işçilik bedelleri arasından çıkarılması sonrası İş.K. M.112/2'ye göre kıdem tazminatından asıl sorumlunun asıl işveren kamu kurum ve kuruluşları olduğundan bahisle alt işverenlere rücu edilebilmesi için ancak ihale sözleşmesinde buna ilişkin açık hükmün yer alması gerektiği düzenlemesine gidildiğini, hem Tebliğ'deki hem de Kanun'daki m.112/2 hükmüne rağmen uygulamada mahkemelerin bu emredici düzenlemelere rağmen alt işverene rücu edilmesine ilişkin usul ve yasaya aykırı kararlar verdiklerinden yasa koyucu tarafından altıncı fıkranın düzenlemesine gidildiğini, dolayısıyla her ne kadar AYM tarafından m.112/6 iptal edilmiş olsa da hem Tebliğ'in 78.30'daki düzenlemesi hem de İş.K. M.112/2 gereğince kıdem tazminatından asıl sorumlunun asıl işveren kamu kurum ve kuruluşları olduğunun açık ve emredici olarak yasayla hüküm altına alınmış olduğu gözetilerek davalı şirketin kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunmadığın, bununla beraber, her ne kadar AYM tarafından m.112/6 iptal edilmişse de söz konusu iptal kararının geriye yürümezliği kuralı gereğince davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, iptal edilen m.112/6'nın 22.02.2019 yılında Resmi Gazetede yayımlanarak ilgili tarihte yürürlüğe girdiğini, iptal kararının ise 19.09.2019 tarihinde olduğu gözetildiğinde söz konusu hükmün 19.09.2019 tarihi öncesinde muaccel olan kıdem tazminatları yönünden kamu kurum ve kuruluşlarınca rücu davası ikame edilemeyeceğini, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta; davacı idare ile davalı şirket iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtilen 11.09.2014 tarihinden sonra düzenlendiğini, dava dışı işçinin iş akdinin de işbu tarihten sonra feshedildiğini, sözleşmede açıkça alt işverene rücu edileceğine dair madde bulunmadığını, iptal kararının geriye yürümezliği kuralı gereğince davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek kıdem tazminatından sorumlunun davacı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine dava dışı işçiye ödenen ihbar tazminatından da davacı yanın sorumlu tutulması gerektiğini, Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmede davalı şirkete dava dışı işçilere ödenen alacak kalemleriyle ilgili bir sorumluluk yüklenmediğini, bu alacağın dava dışı işçinin davacı nezdindeki çalışmasından doğduğunu, bu alacağın davalı şirkete yükletilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, davacı ile davalı arasında ise ihale süresini kapsayan belirli süreli personel temini sözleşmesi imzalandığını, dava dışı işçinin de bu kapsamda davalı şirket bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, ihale süresi sonunda ise işyeri devrinin gerçekleştiğini, Sözleşmenin davalı şirkete işin devamı süresince personelin SGK primleri, vergileri, ücreti, yol, yemek ücreti v.s. gibi düzenli ve sürekli verilen haklarının teslimiyle ilgili sorumluluk verdiğini, feshe bağlı olan kıdem tazminatı gibi ücretlerden davalı şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin ihale bedeli kapsamında bu bedellerin karşılığını da almadığını, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, işçinin iş akdinin kamu kurumu tarafından sona erdirildiğini, davacı tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatının ödendiğini, ancak dava dışı işçiye ödenen bu bedelin karşılığının ihale kapsamında davalı şirkete ödenmediğini, davalı şirketin karşılığını almadığı bir bedeli davacıya ödemesinin, davacının sebepsiz zenginleşmesine, davalı şirketin ise zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, Sözleşme lafzında davalı şirkete yalnızca iş ilişkisinin devamı sırasında ödenecek haklar ile ilgili sorumluluk yükletildiğini, nitekim ihale dokümanı ile birlikte teklif verilen birim fiyat cetvelinin davacı taraftan celp edilerek incelendiğinde kıdem tazminatlarına ilişkin herhangi bir bedelin davalıya ödenmediğinin net olarak görüleceğini, bu doğrultuda akdedilen 'Sözleşme Tasarısının 22. maddesinde -Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür. - denilerek Hizmet İşleri Genel Şartnamesine atıf yapıldığını, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin altıncı bölümü incelendiğinde ise görüleceği üzere işçinin özlük haklarına ilişkin düzenleme yapıldığını, dava dışı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ve varsa diğer işçilik alacaklarından davalı şirketin sorumlu olmadığının açık olduğunu, İdari şartnamenin -Teklif Fiyata Dahil Olan Giderler-'' başlığı altında 25.maddesinde teklif fiyata hangi giderlerin dahil olacağının belirtildiğini, bu kalemler içinde kıdem tazminatı gibi işçi alacaklarına yer verilmediğini, kıdem tazminatı gibi iş ilişkisi kesildikten sonra ödenen ve önem arz eden giderlerin teklif edilen birim fiyata dahil edilmemesinin bilinçli bir tercih olduğunu, irade serbestisi içerisinde kurulan ticari ilişkilerde hiç kimsenin karşılığını almadığı veya menfaat elde etmediği bir yükümlülük altına alınamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmede davalı şirketin dava dışı işçilere yapılan ödeme kalemlerinden sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığından davalı şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, Davalının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte işçinin iş akdinin sona erme sürecinde davalı şirketin herhangi bir dahli bulunmadığını, feshe bağlı alacaklardan davalının sorumlu tutulamayacağını, iş akdinin KHK kapsamında feshedildiğini, feshin sonuçlarından sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, davacının bahse konu alacakları dava ve takip konusu yapılmadan ödemediğinden yargılama giderlerine kendisinin sebep olduğunu, kendi kusuruyla sebebiyet verdiği yargılama giderlerini bu konuda hiçbir yetkisi ve kusuru olmayan davalıya yükletmeye kalkmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının iş mahkemesi ve icra dosyasının tarafı olmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücreti için davalıya rücu edilmesinin mümkün olmadığını, Kabul anlamına gelmemekle, davalının sorumluluğuna hükmedilecekse bile bu tutarın en fazla yarısından sorumlu tutulması gerektiğini, bu miktarın işçinin şirket nezdinde aldığı son ücret ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kıdem ve ihbar tazminatından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığından 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. Maddesindeki müteselsil sorumluluktaki paylaşıma göre hesaplama yapılması gerektiğini, Davalının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, TİS.den kaynaklanan kalemler yönünden davalıya sorumluluk yükletilemeyeceğini, davalının TİS.nin tarafı olmadığı gözetilerek sorumluluk hesabı yapılması gerektiğini, davalının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava dışı işçiye ödenmesi gereken TİS'ten kaynaklanan alacakların da hesaplamaya dahil edildiğini, ancak bu alacaklar yönünden davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kamu kurumlarıyla belirli süreli sözleşme imzaladığını, sözleşmenin sona ermesiyle de işyerini devrettiğini, TİS farklarından kaynaklı alacak kalemlerinin rücuya esas alacağa dahil edilmesi ve davalının taraf olmadığı bir sözleşmenin davalı yönünden bağlayıcı olmasının kabul edilemeyeceğini, dava dışı işçinin davalı şirketten aldığı son ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme yaptığı tarihte davalının temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibariyle faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilmesinin de hukuka uygun olmadığını, davanın kabulüne karar verilecek olsa dahi bu alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, Davalının hak edişinden kesinti yapılmasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, idarece davalının teminat mektubundan kesinti yapıldığını, davanın kabulüne karar verilmesinin ikinci kez tahsilat yapılmasına sebep olacağını, davalının ihaleye girerken davacı kuruma teminat mektubu verdiğini, bu teminat mektubunun ise işçilik alacakları gerekçe gösterilerek davacı kurum tarafından nakde çevrildiğini, davalının teminat mektubundan yapılan kesintinin haksız olduğunu, davalının işçilere yapılan ödemeyle ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, davalıdan tahsilat yapılamayacağını, davanın reddini" savunmuştur. DAVALI BENGİ GRUP CEVABI : "... 10. İş Mahkemesi'nin ... E.... K. Sayılı kararının dosyaya sunulmadığını, öncelikle rücuya konu edilebilecek bir ödemenin varlığının ortaya koyulması gerektiğini, bununla birlikte davacı tarafça delil sunulmuş ise de bu delillerin tebliğ edilmediğini, bu belgelerin incelenmesiyle sunulacak beyan ve itirazlarını saklı tuttuklarını, Davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Davalı şirketin, iş davasında ve icra dosyasında taraf olmadığını, dava dışı işçi ...'ın açtığı iş davasının ... 10. İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile görüldüğünü, dava dışı işçinin ... 22. İcra Müdürlüğü'nün.... E. sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, icra dosyasında da davalının taraf olmadığını, dava ve icra dosyalarının davalıya ihbar edilmediğini, davacı kurumun alacağını yöneltebilmesi için öncelikle iş mahkemesi dosyasında davalıya ihbarda bulunması gerektiğini, Kamu kurumlarında çalışan işçilerin 696 sayılı KHK kapsamında kamuya geçtiğini, kamuya geçiş esnasında işçi tarafından feragat verildiğini, öncelikle dava dışı işçinin kadroya geçip geçmediğinin araştırılması gerektiğini, zira davacının kendi takdiriyle yaptığı ödemeyi rücu imkanı bulunmadığını, 696 sayılı KHK kapsamında işyerleri kamuya devredildiğini, işçilerin de kamuda çalışmaya başladığını, kadroya geçen işçilerin iş akdinin de bu şirket nezdinde çalışmaktayken sona erdiğini, işçiler tarafından kamuya geçiş esnasında 375 sayılı KHK.nin geçici 23. maddesi gereğince, en son çalıştığı idare ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yaptıklarını, öncelikle dava dışı işçinin bu kapsamda kamuya geçişinin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, zira kadroya geçen işçilere KHK.nin 23.maddesi uyarınca, daimi işçi kadrosuna geçirildiği tarihten sonraki dönem için kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini, buna rağmen kurum tarafından işçinin önceki çalışmaları için ödeme yapılır ise bu işlemin hatalı olacağını, davalı idarenin kusurlu davranarak ödediği bedeli iade kapsamında tahsil etmeksizin işe başlatmasının idarenin takdirinde olduğunu, bu alacağı rücu etme imkanı bulunmadığını, 696 sayılı KHK'nin 127.maddesinde yargılama gideri ve vekalet ücretlerine ilişkin düzenlemede ödeme yapılmış ise geri istenmeyeceğinin kabul edildiğini, oysa alacağa ilişkin olarak davadan ve icra takiplerinden, özellikle alacak hakkından feragat edilmesi işe alım şartı olarak ön görüldüğünden, alacak hakkından feragatin ödenmiş olan alacağın iadesini de bünyesinde barındırdığını, 696 sayılı KHK'da alacağın esasına ilişkin yargılama giderlerinin aksine geri isteme yasağı söz konusu olmadığını, dolayısıyla idarenin bu kapsamda işlem tesis etmesi gerekirken kusurlu davranarak ödediği bedeli iade kapsamında tahsil etmeksizin işe başlatmasının idarenin takdirinde olduğunu, iadesini sağlamadığı alacağı ödediğinden bahisle alt taşerona rucü edemeyeceğini, 6552 sayılı torba yasa uyarınca sorumluluğun tek başına davacı idareye ait olduğunu, 6552 Sayılı Torba Yasanın 8. maddesinin a bendine göre; -Alt işveren ile yapmış olduğu iş sözleşmesi sona ermediği gibi, alt işveren tarafından 4734 sayılı Kanun kapsamında bulunan idarelere ait işyerleri dışında bir işyerinde çalıştırılmaya devam olunan ve bu şekilde çalıştırıldığı sırada iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona eren işçinin kıdem tazminatı, işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.- düzenlemesini içerdiğini, Davalının kıdem tazminatından sorumluluğunun Teknik Şartnamede açıkça belirtilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı ihtimalde dahi 4857 sayılı yasa, Kamu İhale Kanunu, kıdem tazminatı yönetmeliği ve Yargıtay uygulamaları uyarınca sorumluluğun asıl işverene ait olduğunu, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 6552 sayılı yasanın 8. maddesi gereği kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün asıl işveren üzerinde olduğunu, kamu tarafından ödenen işçilik alacaklarına dair ödemelerin genel bütçeden yapılarak muhasebeleştirilebileceğini, kamuda muhasebeleştirilen ödemelerin gider olarak hazineden çıkması kabul edildiğine ve hazine giderlerinin de geri alımı yoluna başvurulamayacağına göre davalının işçinin kıdem tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, davalının taşeron olarak üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirdiğini, kıdem tazminatı hususunda ortada bir alacak söz konusuysa muhatabın davalı değil, asıl işveren olması gerektiğini, Kabul anlamına gelmemek üzere; müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilebilse dahi yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, rücuya konu işçilik alacaklarının hesaplanmasının ancak işverenlerin işçiyi çalıştırdıkları süre ve çalıştırdıkları ücretle sınırlı olabileceğini, dava dışı işçi ile alt işveren arasındaki akdin sona erdiği tarihte geçerli olan ücretin, tazminata esas olan ücrete katsayısı esas alınarak belirlenecek katsayı oranına göre hesaplama yapılması gerektiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulü halinde Mahkemece TBK.nun 167 vd. hükümlerinin gözönünde bulundurulması da gerektiğini, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkinin düzenlendiğini, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olduklarını, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğini, fiili işçilik alacakları dışındaki iş akitlerinin feshedilmesi nedeniyle doğan dava konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, dava dışı işçiye/işçilere yapılan söz konusu ödemeler nedeniyle davacı kurumun ve davalının çalıştırdığı dönemdeki bedelden yarı oranda sorumlu olduklarının kabulü gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararlarının da bu yönde olduğunu, Davalının sorumluluğunun devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı olduğunu, 4587 Sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu sürenin devir tarihinden itibaren iki yıl süre ile sınırlı olduğunu, bu sebeple davalıya sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmayacağını, Davalının sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalının TİS.nin tarafı olmadığından TİS.den kaynaklanan kalemler yönünden sorumluluk yükletilemeyeceğini, TİS farklarından kaynaklı alacak kalemlerinin rücuya esas alacağa dahil edilmesi ve davalının taraf olmadığı bir sözleşmenin davalı yönünden bağlayıcı olmasının kabul edilemeyeceğini, dava dışı işçinin davalıdan aldığı son ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, Davacının dava dışı işçiye ödediği iddia edilen miktar değil de SGk kayıtları esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Davalının sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının faiz talebinin fahiş olduğunu, bununla birlikte ödeme yaptığı tarihte davalının temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden bu tarih itibariyle faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilmesinin de hukuka uygun olmadığını, alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davanın reddini" savunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 10. İş Mahkemesinin ... e sayılı dosyası, ... 22. İcra dairesinin ... e sayılı dosyası, ve SGK tarafından gelen bilgi ve belge kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan 19/12/2026 tarihli raporunda; ... A.Ş. 85.406,42 TL Dönemsel sorumluluğu 48.252,21 TL, ... Şti. 57.028,55 T Bu miktarın 37.887,48 TL.ndan...A.Ş. ile birlikte sorumlu olduğu,....Şti., 26.269,06 TL Bu miktardan ...Şti. ile birlikte sorumluluğu olduğu, ...A.Ş. 2.423,66 TL miktarlarında sorumlu oldukları, Rücu davalarında ve müteselsil sorumluluk durumunda rücu hakkının doğduğu an olan ödeme yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilebileceği, işletilecek faizin avans faizi olduğu, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, taleple bağlılık ilkesinin Sayın Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüş ve kanaatini içerir rapor sunulmuştur. Bilirkişi tarafından hazırlanan 31/03/2026 tarihli ek raporunda; Dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları yönünden davacı İdarenin, davalı yüklenicilere rücu hakkının varlığının kabul edilmesi halinde ... A.Ş. 85.406,42 T (Dönemsel sorumluluğu 48.252,21 TL ) ...Şti. 57.028,55 TL (Bu miktarın 37.887,48 TL.ndan ... A.Ş. ile birlikte sorumluluk) ...Şti. 26.269,06 TL (Bu miktardan ... Şti. ile birlikte sorumluluk) ...A.Ş 2.423,66 TL miktarlarında sorumlu oldukları, Rücu davalarında ve müteselsil sorumluluk durumunda rücu hakkının doğduğu an olan ödeme yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilebileceği, işletilecek faizin avans faizi olduğu, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği, taleple bağlılık ilkesinin Sayın Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüş ve kanaati bildirir rapor sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede,davacı ile davalı alt işverenler arasında yapılmış olan hizmet alım sözleşmeleri, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname ve diğer ihale dokümanları ve SGK belgeleri incelenmiş, SGK kayıtlarına göre dava dışı işçi...'a ait hizmet döküm cetveli ve işyeri unvan listesinin incelenmesinde, dava dışı işçinin ...Ltd.Şti, ...Şti Ortaklığına ait ... sicil no.lu işyerinde 17.112009-31.10.2011, ... sicil no.lu işyerinde 02.11.2011-30.01.2012 ...Şti. Ortaklığına ait ... sicil no.lu işyerinde 01.02.2012-11.12.2012, ... sicil no.lu işyerinde 12.12.2012-21.07.2013, ... sicil no.lu işyerinde 22.07.2013-08.12.2013, ... sicil no.lu işyerinde 01.10.2014-16.06.2015, ... sicil no.lu ...AŞ işyerinde 15.09.2012,... AŞ.ne ait ... sicil no.lu işyerinde 09.12.2013-07.01.2014, ... sicil no.lu işyerinde 09.01.2014-31.01.2014, ... sicil no.lu işyerinde 01.02.2014-28.02.2014, ... sicil no.lu işyerinde 01.03.2014-31.03.2014, .. sicil no.lu işyerinde 01.04.2014-30.04.2014, ... sicil no.lu işyerinde 01.05.2014-31.05.2014-... sicil no.lu...Şti. İş Ortaklığı işyerinde 01.06.2014-17.07.2014, ... sicil no.lu ... AŞ işyerinde 18.07.2014-30.09.2014 tarihleri arasında çalıştığı, 01.06.2015 tarihinde iş akdinin feshedildiği ... 10.İş Mahkemesinin ...E.- ...K. sayılı ilamından anlaşılmıştır. ... 10.İş Mahkemesinin... E.- ...K. sayılı ilamı uyarınca, dava dışı işçi tarafından ...22. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasından başlatılan takipte 85.406,42-TL bakiye borç miktarının davacı ... tarafından 09/11/2023 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Dava dışı işçiye ödenen tazminat kalemlerini işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalılar işverene karşı sorumlu olup dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olacağından alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davalıların dava dışı işçinin 17.11.2009-16.06.2015 tarihleri arasındaki dönemine isabet eden tazminatı tutarından davalı alt işverenlerin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları süreye isabet eden sorumluluk miktarları yönünden sorumlu oldukları sabittir. Davalı ... A.Ş.nin dava dışı işçinin çalıştığı 17.11.2009-16.06.2015 tarihleri arasındaki sorumluluğu bakımından; kesinleşen mahkeme kararı ile hüküm altına alınan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacakları bakımından dönemsel sorumluluğu 48.252,21 TL olacaktır. Davalı ... Ltd. Şti.nin sorumluluğu bakımından; Kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti toplamı yönünden 37.887,48 TL.ndan ... A.Ş. ile birlikte sorumlu olacaktır. Diğer davalı .. Ltd.Şti'nin sorumluğu bakımından ;kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti toplam 26.269,06 TL'den davalı ...Ltd. Şti. ile birlikte sorumlu olduğu, son olarak diğer davalı ...A.Ş.nin sorumluluğu bakımından; kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti toplamı yönünden 2.423,66 TL sorumlu olduğu sabittir. Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rucü hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hâle gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas ... Karar sayılı ilamı). Eldeki dava niteliği itibariyle bir rücu davası olup davalıların işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak ödemesi gereken borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğmuştur. Bu nedenle davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığından ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir ayrıca davacı ... ile davalı yüklenici şirketler tacir olup dava konusu talep edilen alacak için avans faizi uygulanmasına kanaatine varılarak davanın kabulü ile, 85.406,42 TL tazminatın 09.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; 48.252,21 TL'sinin ... Şirketinden; 26.269,06 TL'sinin ... Şirketi ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen; 2.423,66-TL 'sinin ...A.Ş'den, 8.461,49- TL'sinin ...Şirketi ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 85.406,42 TL tazminatın 09.11.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; 48.252,21 TL'sinin ... Şirketinden; 26.269,06 TL'sinin ... Şirketi ve ...Şirketinden müştereken ve müteselsilen; 2.423,66-TL 'sinin ...A.Ş'den, 8.461,49- TL'sinin ... Şirketi ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.834,11 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.458,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.375,58 TL harcın davalılardan (2.065,61 TL'sinin ... Şirketi'den, 1.264,92 TL'sinin ... Şirketi'den, 956,76 TL'sinin ...Şirketi'den, 88,29 TL'sinin ...A.Ş'den) alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan (21.243,44 TL'sinin .. Şirketi'den, 13.008,93 TL'sinin ... Şirketi'den, 9.839,67 TL'sinin ... Şirketi'den, 907,97 TL'sinin ...A.Ş'den) alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.458,53 TL peşin/nisbi harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.795,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 12.253,53 TL yargılama giderinin davalılardan ( 5.784,60 TL'sinin ...Şirketi'den, 3.542,34 TL'sinin ... Şirketi'den, 2.679,35 TL'sinin ... Şirketi'den, 247,24 TL'sinin ... A.Ş'den) alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan (2.218,76 TL'sinin ... Şirketi'den, 1.358,71 TL'sinin ... Şirketi'den, 1.027,70 TL'sinin ...Şirketi'den, 94,83 TL'sinin ...A.Ş'den) alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2026
Katip ¸E-İmzalıdır
Hakim ¸E-İmzalıdır