İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/333 E. 2025/333 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/333
- Karar No
- 2025/333
- Karar Tarihi
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/333 Esas - 2026/324 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/333 Esas KARAR NO : 2026/324
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 15/11/2016 KARAR TARİHİ : 07/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin büyük çapta tarımsal üretim depolama ve pazarlama işi ile iştigal ettiğini, tarımsal üretim ürünleri arasında soğan sebzesininde bulunduğunu, müvekkilinin davalı Doğuş Ltd. Şti.'den toplam 550 kilogram ...marka delfos cinsi soğan tohumu satın aldığı, bu soğan ...tohumculuk tarafından ithal edildiğini, müvekkilinin kiralamış olduğu toplam 605.571 metrekare araziye tohumları ektiğini tohumların farklı cinslere ait olması sebebi ile tarlada yetişen soğanların hasat zamanlarının farklı olduğu bu nedenle ekili olan delfos cinsi soğanlarında zarar gördüğünü, bu konuda Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesi nezlinde tespit davası açıldığını alınan bilirkişi raporu ile her bir arazideki soğanların delfos cinsi olup olmadığına ilişkin oranlamanın belirlendiği hasat zamanı farklı olan soğanların, hasat edilmesinin ekonomik olmayacağı bu nedenle müvekkilinin masraf kalemleri sebebi ile 802.381,575 TL zarara uğradığını tohumculuk kanunu sebebi ile satıcı ve ithalatçının müteselsil sorumlu olduklarını bu aşamada 10.000,00 TL zararın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 01/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; talep konusu 10.000,00 TL'yi 802.381,58 TL ürün yetiştirme masrafı ve 2.246.924,77 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.049.306,35 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı ...Tohumculuk vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin İspanya'nın Barcelona şehrinde 1880 yılında kurulan ... ...A.Ş. Şirketinin Türkiye şubesi olarak 2001 yılından beri faaliyet gösterdiğini, tohumların İspanya'dan paketlenip ithal edildiğini ürünlerle ilgili bugüne kadar bir şikayetin olmadığını tarlaya ekilen tohumların müvekkil şirketten alınıp alınmadığını, tarlaya ekilenlerin bu tohumlar olup olmadığı, araştırılması gerektiğini yokluklarında yapılan tespit dosyasına konu keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini tohumların delfos cinsi olup olmadıklarının ancak gen analizi ile mümkün olduğunu, tarlaya ekilen tohumların lot numaralarının tespiti sonrasında müvekkili şirketten alınacak örnek tohumlar ile karşılaştırılmak suretiyle dna testi yapılması gerektiği dış görünüş üzerinde yapılan inceleme ile soğanların cinsinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı davacının dekara 500-600 gram tohum atması gerekirken 900 gram tohum ettiğini ikrar ettiği bu sebeple sık ekimden kaynaklı kusurların ortaya çıktığı, davacının hiç hasat yapmamış gibi talepte bulunduğu, hasat ve kar verilerinin bildirilmesi gerektiği, neticeten müvekkil hakkında açılan davanın haksız ve mesleksiz olması sebebiyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Doğuş Zirai İlaç Aletleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davaya esas olmak üzere aldırmış olduğu değişik iş dosyası ve bilirkişi raporunun taraflarına 3 ay sonra tebliğ edildiği delillerin ortadan kaldırıldığını, müvekkilin satmış olduğu tohumların ithal tohum olduğunu, yetkili distribütörlerden temin edildiğini, müvekkilinin satış dışında tohumun üretiminden sorumlu olmadığını, gelişim farklılıklarının olmasının sebebinin sık ekim olduğunu, dava konusu ekimin yapıldığı tarlaya ilişkin kira sözleşmesinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, davanın bir kısım davacı üçüncü kişilere ihbarını tazminat hesabı için gerekli araştırılmanın yapılmasını neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; davacının davalılardan satın alınan tohumların sözleşmede belirlenen nitelikte teslim edilmediği iddiasıyla farklı cinsten teslimi yapılan ve ekilen tohumların ayıplı satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizin 15/12/2022 tarihli 2017/15 Esas 2022/750 Karar sayılı kararı ile "Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporlrına göre yapılan değerlendirme neticesinde: davacının davalı Doğuş Zirai'den soğan tohumu aldığı ve bu soğanlarında diğer davalı ...Tohumculuk'un ithal tohumları olduğu sabittir. Davacının satın almış olduğu tohumların tarlaya ekilen tohumlar olup olmadığına hususunda delil bulunmadığına ilişkin davalılar iddiada bulunmuşsa da alının soğanın miktarı, davacının yapmış olduğu ekim alanı ve tarlada yetişen soğanların yarıya yakın oranının delfos cinsi olduğu göz önünde bulundurulduğunda davalıların bu iddiası kabul edilmemiştir. Dosya kapsamında birden fazla bilirkişi raporu alınmıştır, alınan bu bilirkişi raporlarından 29/03/2019 tarihli raporda dava konusu tarlalarda yetişen soğanların ayıplı yetişmesinin sebebinin tohum çeşit farklılığı değil kültürel işlemlerin eksikliği ve sık ekim olarak rapor edilmiş ise de dosya kapsamına sunulan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit raporu, iki Ziraat Yüksek Mühendisi tarafından tanzim edilen 12/06/2020 tarihli rapor ve dosyaya sunulan ayrıntılı özel bilirkişi görüşünde yer alan tarlaya ekili soğanların keşif anında çekilen fotoğraflarında da açıkça görüldüğü üzere morfolojik yapı farklılıkları ve hasat tarihlerinin farklı olduğu, kültürel işlemler ile ilaçlamanın bu tür farklılıklara sebep olamayacağına ilişkin görüş üstün tutulmak suretiyle tarlaya ekili soğanların farklı türlerde olduğu kabul edilmiştir. Davacının dava konusu tarlalara farklı yerden aldığı tohumları ekmiş olduğuna ilişkin bir ispat dosya kapsamında yer almadığından meydana gelen zararda davalıların paketli şekilde satmış olduğu soğanların sebep olduğu kabul edilmiştir. Bu kabulden sonra davacının ekim dikim masrafları ile kar kaybını talep edebileceği göz önünde bulundurularak hasat tarihi itibariyle soğan birim fiyatları Tarım Müdürlüklerinden ve davacının ürün satışı yaptığını beyan ettiği İstanbul Hal Müdürlüğünden ve davanın açıldığı ... Hal Müdürlüğünden talep edilmiştir. Dosyaya kazandırılan fiyat cetvelleri üzerinden yaptırılan hesaplama sonucu davacının ... Hal Müdürlüğü ile İstanbul Hal Müdürlüğünden gelen fiyat cetvellerinde yer alan değer ortalamasını talep etmesinin hakkaniyete uygun olacağı kabul edilmekle, bilirkişi tarafından hesap edilen 802.381,58 TL'si masraf ve 2.246.924,77 TL'si kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.049.306,35 TL tazminatı 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun 11. Maddesi uyarınca ithal eden ve satan tohum sebebiyle uğranılan zararlardan müteselsilen sorumlu tutulduğundan 15/11/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği kabul edilmekle, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne, 802.381,58 TL masraf ve 2.246.924,77 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.049.306,35 TL tazminatın 15/11/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, iş bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 24/02/2025 tarihli 2023/336 Esas 2025/172 Karar sayılı ilamı ile "Dava, satıma konu soğan tohumunun farklı cinsten olduğu, hasat zamanı farklı cinsten tohumun teslim edildiğinin anlaşıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemli açılan davada; uygulanacak olan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’nun 2. maddesi; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar. Tohum ve türevlerinin üretim ve satışı, gerekli izinlerin alınmasının bu kanun kapsamında düzenlendiği de gözetildiğinde, kanunun bu süreçte yer alan gerçek ve tüzel kişiler için uygulanması gerekir. Kanunun 11. maddesi ise “(1)Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler.(2)Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” düzenlemesini içerir. Davacı iş bu davada, farklı cins ve nitelikte tohum teslimi neticesinde mahrum kaldığı kâra ilişkin zararını ve ürünün yetişmesi için yapmış olduğu masraflara ilişkin zararını talep etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile davacı tarafından satın alınan soğan tohumlarının sözleşmeye konu cinsten olmadığı farklı cins olması nedeniyle hem menfi zarar mahiyetindeki yapılan masraflar, hem de müspet zarar mahiyetindeki kazanç kaybının tespiti ve tahsili talep edilmiş, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporuna göre menfi ve müspet zararın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Türk Borçlar Borçlar Yasasının 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir. Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur.Bu durumda sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanununun 108. Maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır: burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Bu tür bir zarar ayrımı, sözleşme sorumluluğunda söz konusu olmaktadır. Genel olarak menfi zarar; sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından, müspet zarar ise; ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, s.482). Menfi zarar, sözleşmenin feshi halinde istenebilir. Sözleşmenin feshi halinde müspet zarar istenemez. Bunun sonucu olarak, aynı davada hem menfi zarar hem de müspet zarar talep edilemez. Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeden hem menfi zarar mahiyetindeki yapılan masraflara, hem de müspet zarar mahiyetindeki kazanç kaybına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalıların istinaf talebi bu yönüyle haklı ve yerindedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 28/01/2016 tarih ve 2015/8632 Esas, 2016/1107 karar sayılı içtihadı) HMK'nun 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda denetime de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Somut olayda, bilirkişi kurulu 29/03/2019 tarihli raporunda; ‘’…davaya konu olan ve çeşit farklılığından dolayı zarar oluştuğu iddia edilen hususun, satılan tohumların çeşit farklılığından kaynaklandığına dair bir veri olmadığı, kültürel işlemlerin eksik uygulanmasından ve davacının beyanından da anlaşıldığı üzere sık ekim yapılmasında kaynaklandığı, Davalıların ifasının ayıplı olduğuna dair bir somut bir veri olmaması karşısında, davacının mahsulünün verimsiz olmasından dolayı, davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı…’’ şeklinde görüş beyanı üzerine yapılan itiraz nedeniyle alınan ikinci bilirkişi heyeti 12/06/2020 tarihli raporunda; ‘’…Sık ekimin ve yetiştiricilik sırasında yapılan kültürel işlemin (sulama, gübreleme, hastalık , zararlı ve yabancı otlarla mücadele amacıyla yapılan ilaçlama) soğanlarda farklı olgunlaşmaya neden olmayacağı, arazide çekilen fotoğraflarda hasat zamanları farklı iki soğan çeşidinin olduğu, görsel (morfolojik) olarak görüldüğü, soğan hasadının tek seferde yapıldığı için iki kez hasat yapmanın ekonomik olmayacağı…’’ şeklinde görüş beyan etmiştir. Buna göre, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta olup, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin, hüküm kurulmuştur. Hâl böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte alanında uzman önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak 3'lü bilirkişi heyetinden somut verilere dayalı, gerekçeli ve denetime uygun, tarafların itirazlarını da karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınarak, davacının iddia ettiği gibi uğradığı zararın farklı cins ve neviden tohum tesliminden mi kaynaklandığının tespitiyle uğranılan zarar kalemlerinin tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalıların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkememiz kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için mahkememize gönderilmesine karar verilmiş, dosya bu kez mahkememizin 2025/333 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. ... Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı'na müzekkere yazılarak Tarla Bitkileri Bölümü ve Tarım Ekonomisi Bölümü'ne müzekkere yazılarak bu bölüm veya uygun görülecek diğer Bölümlerin öğretim görevlileri arasından satıma konu soğan tohumunun farklı cinsten olduğu, hasat zamanı farklı cinsten tohumun teslim edildiğinin anlaşıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemli dava yönünden bilirkişilik yapabilecek en az üç kişilik öğretim görevlilerinin isim ve iletişim bilgilerinin bildirilmesi istenilmiş, yazı cevabı gereği bildirilen öğretim görevlileri bilirkişi olarak görevlendirilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2023/336 Esas 2025/172 Karar sayılı ilamı doğrultusunda 29/03/2019 tarihli bilirkişi raporu ile 12/06/2020 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmek suretiyle; davacı tarafça 550 kg ...Marka Delfos cinsi soğan tohumu satın alındığına ilişkin fatura tanzim edildiği halde satın alınan tohumlar arasında başka cins soğan tohumlarının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça farklı cins soğan tohumunun ekilip hasat edilip edilmediği, farklı cins soğan hasadı yapıldı ise miktarının tespiti, farklı cins soğan tohumu teslimi nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı, zararı bulunmakta ise miktarının tespiti yönünden rapor tanzimi istenilmiş, bilirkişi heyetinin 21/10/2025 tarihli raporunda; soğan baş oluşturan ve toprakaltı organlarının tüketildiği bir sebze olduğunu, dekara ortalama atılması gereken tohum sayısının bilimsel kitaplarda Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yayın organlarında da belirtildiği gibi 550-600 gramı geçemediğini, özellikle hızlı çimlenen ve tohum gücü yüksek tohumlarda bu oranın ideal olabileceğini, çok sık ekim yapılmasının bitkiler arasında rekabete neden olacağından soğan başlarının şekil değiştirmesine, çeşide ait orijinal şeklin bozulmasına ve değişmesine neden olabileceğini, dosyada farklı bölümlerde ifade edildiği gibi dekara atılan tohum miktarı 900 gram olarak ifade edildiğini, bu miktar belirli bir alan için gerekli olanın %50 dolayında fazlasını tanımladığını, bu oranda ekim yapıldığında soğan başlarının şekilsel değişime uğramasının normal olduğunu, bitkiler arasındaki rekabet bu morfolojik değişimi doğal olarak ortaya çıkarttığını, morfolojik (dışsal, görüntüsel) gözlemlerdeki farklılıkların nedenlerinden biri olduğunu, buna ek olarak çevresel faktörler de morfolojik olan yani renk şekil vs. gibi özelliklerde de etkin olduğunu, örneğin ağır topraklarda da bu değişim olduğunu, daha sert ve organik maddece zayıf topraklarda başlar istenilen boyuttâ oluşmaz, küçük ve zayıf baş oluşumu meydana geleceğini, şekilsiz oluşumun nedenlerinden birinin de bu olduğunu, davalının satmış olduğu tohumların ayıplı olduğuna, çeşit karışımı bulunduğuna dair genetik delillerle ispatlanmış yeterli kanıta dosya kapsamında rastlanmadığını, sadece görünüşe bakmak ve şekilsel değerlendirmelerle çeşidin farklı olduğunu ifade etmenin yeterli olmadığını, morfolojik yapıyla karar verilmiş olması DNA içeriğine bakmadan yapılan değerlendirmelerin sağlıklı sonuç vermeyeceği için kesin ve itibar edilebilir olmadığını, davanın üzerinden uzun yıllar geçmiş olması nedeniyle şu anda yetiştirme alânından örnek almak olanaklı olmadığı için çeşidin iddia edildiği şekilde farklı olup olmadığını kanıtlamanın olanaklı olmayabileceğini, aksi halde davalı tarafın elinde Delfos çeşidine ait tohum bulunmakta olduğu ve bu DNA metodunun kullanılabilir olduğunu söyleyebileceklerini, ancak tarladan örnek olmadığı için bunun karşılaştırmalı olarak yapılması olanağı bulunmadığını, ilk bilirkişilerin örnekleri alarak bunu test için muhafaza ettiklerine dair dosya kapsamında veriye rastlanmadığını, sonuç olarak burada davalı olan firmalardan birinin yurtdışı orijinli olup yıllardır satışını yaptıkları bir çeşidin genetik tanımlamasını ortaya koyabilecek delillere sahip olması beklendiğini, teknik bilirkişi olarak Dr. Öğretim üyesi Ali Fuad Gökçe hocanın hangi belirteci DNA analizinde kullanılacağının bu tohumu üreten davalı tarafça biliniyor olması gerektiğini, yıllardır üretimini yapan firma açısından, günümüzde gelişmiş ülkelerde çeşitlerini genetik tanımlamaları da yapılarak çeşit korunması ve delillendirilmesi daha sağlıklı bir şekilde yapılabildiğini, o nedenle DNA belirtecini üreten firmanın yapıyor olma ihtimali olduğunu, ancak bu kullanılmadığı için kesin delillendirme yapılamadığını, bu bağlamda bazı firmaların günümüzde ürettiği çeşitler için DNA gen bankalarının olmasının da mümkün olduğunu, ayrıca arpacık soğan üretiminin bu dosya ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını ifade ettiklerini, burada söz konusu olanın tohum olduğunu, arpacık ile üretimin başka bir yapı taşıdığını, 17.08.2025 tarihinde ilk bilirkişi raporunu mahkemeye tevdi eden Ziraat Mühendisleri ... .... .... 7 farklı yerde yetiştiriciliği yapılan soğanın her parsel için karışıklık oranını verdiklerini, bu oran nasıl hesaplandığı, neye göre belirlendiğinin, 600 dönüm gibi bir alanda bunu soğanları söküp test etmeden belirlemenin olanaklı olmadığını, bu konuda hiçbir hesaplamadan bahsedilmediğini, aynı oranlar Ziraat mühendisleri ... .... .... tarafından da söz konusu edildiği ve kullanıldığını, varsayımsal değerlendirmelerin zarar hesabının temelini oluşturması gerektiğini, bu nedenle, bahsi geçen rapora katılmak mümkün olmadığını, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tohumların ithal edilerek ülkemize gelirken gerekli testleri yapıldığını, bu testlerin hem kalite hem de çeşide ait özellikleri bakımından bakanlık onayı altında olduğunu, Delfos çeşidinin 12.10.2003 tarihinde ...tohumculuk adına tescil edildiğinin bilindiğini, ilgili şirketin yaptırdığı sarı etiketli sertifika (Ali Fuad Hocanın da bahsettiği) şirkete ait olarak ibraz edildiğini, şirket ilgili çeşidi yüksek kalitede olarak sattığını, nitekim, davacının bir önceki yıl aynı çeşidi aynı firmadan alarak başarılı bir üretim yaptığını ifade ettiğini, ekim sonrası yapılan bitki yetiştirme işlemlerinin sağlıklı olup olmadığının irdelenmemiş olmasının bir sorun olarak göründüğünü, örneğin soğanın hasat zamanı olan ağustos ayında sulama yapılmasının önemli bir hata olduğunu, ilk arazi tespitini yapan bilirkişiler arazinin soğanların irileşmesi için sulamaya devam edildiğini rapor ettiklerini, (17.08.2016 tarihli rapor) soğan olgunlaşma zamanında hasat edilip kurutulacağı için sulama yapılmaz, zaten başlar irileşmesini büyük oranda tamamladığını, bitkinin üst aksamı kurumaya başladığını ve bitkinin artık hasat durumuna girdiğini, nitekim ilk bilirkişinin fotoğraflarında görüne de soğanların üst aksamının kurumaya başladığını gösterdiğini, bu dönemde nemsiz ve kuru havaların gerekli olduğunu ve faydalı olduğunu, sulamanın hem kurumayı önlediğini hem de depolamayı kısalttığını ve de hastalıkları teşvik edeceğini, yıllardır soğan üretimi yapan davacının böyle bir konuyu atlaması dikkate almamasının sözkonusu olmaması gerektiğini, bu deneyime sahip olması gerektiği kanısında olduklarını, bu gözlemlerin de davacının soğan yetiştiriciliğinde gerekli yetiştirme işlemlerinin sağlıklı yapmadığına ilişkin şüphelerin doğmasına neden olduğunu, tıpkı belirli bir alana atılması gereken 500-600 gram tohum yerine 900 gram atarak gerekli ve sağlıklı yetiştirme tekniklerinden uzak bir yetiştiriciliğin davacının kayıp iddiasının asıl nedeni olduğunu ortaya koyduğu kanısında olduklarını, bu durumda, mahkemece davacıdan kaynaklı kusur olduğu kanaatine varılması halinde davalılara atfı kabil kusur olmayacağı ve dolayısıyla tazmin yükümlülükleri bulunmayacağının değerlendirildiğini, kanaatlerince tarlada soğanlar arasında olgunlaşma farkı bulunmadığını, bilirkişinin ortaya koyduğu fotoğraflarda ana çeşit olarak gösterdiği soğan başı ile olgunluğa geldiğini iddia ettiği soğan başları arasında herhangi bir boyut farkı olmadığını, diğer bir ifadeylelerken olgunlaşmaya geldiğini iddia ettiği çeşitler ana çeşitten daha büyük olmadığını, soğan başlarında olgunlaşmış başların boyutunun değişkenlik gösterebileceğini, küçük olmak olgunlaşmamış olmayı ifade etmeyebildiğini, nitekim markette satın alınan soğanların farklı boyutlarda olması soğanın satılabilir olduğu ve pazarlanabilir olgunluğa gelmesi demek olduğunu, buna ek olarak tarla 605 dönüm çok geniş bir alanı kapsadığını, bu fotoğrafların tarlanın hangi kesiminden ve kaç yerinden alındığı, bunların tüm parseli ne kadar temsil ettiğini, net olmadığını, küçük ve sınırlı bir alandan alınan örneklerin tam alana şamil olamadığını, tüm alanı temsil edemeyeceğini, bu nedenle, heyetçe fotoğraflara dayanılarak tespite ulaşılmamasının mümkün olmadığını, davacı soğan bitkisinin gelişimini izleyerek hasada gelmeden önce davalıyı haberdar edebileceğini, nitekim TBK'nın 223. Maddesinde belirtilen maddeye göre alıcının devraldığı malı gözden geçirerek herhangi bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde bildirmelidir ifadesinin bu konuda aydınlatıcı olabileceğini, alıcı bildirimde bulunmaz ise mevcut malı kabul etmiş olacağını, burada davacının bilirkişi raporunu ve detayları davacı ile zamanında paylaşmadığını ve geç bir süreçte davalının konudan haberi olduğunu, bunun bir gerekçesinin soğan başlarının olgunlaşmasını beklemek olabileceğini, ancak uzun yıllar soğan yetiştiriciliği yapan ve daha bir yıl önce aynı çeşidin yetiştiriciliğini başarıyla yaptığını ve kar ettiğini belirten davacının eğer çeşit farklıysa bunu çok daha önceden bitkinin gelişimi, rengi yaprak tipi gibi özelliklerinden tespit ederek rapor etmesi beklendiğini, bu bağlamda davacının davalıya 18/07/2016 tarihinde ihbarda bulunduğu görülmekle beraber alınan ürünün ayıplı olması halinde dahi makul sürede ihbarda bulunulmadığının anlaşıldığını, davacının mahkemeye başvurarak yaptırdığı keşif sonrası düzenlenen tespit bilirkişi raporu 17.08.2016'da düzenlenmiş olmasına rağmen davalıya 03.10.2016 tarihinde bildirildiğinin anlaşıldığını, tohumun üretici için en önemli işlevinin tarlada fide çıkışı/bitkinin toprak yüzeyine çıkmasını sağlaması ve bitki gelişimini temin etmesi olduğunu, bu konuda herhangi bir problem gözlenmediğini, bitkilerin çimlenmesi ve arazide fide oluşumu konusunda bir sorun yaşanmadığını, bu sonucun tohumların kaliteli olduğunu ve de üretime uygun olduğunu gösterdiğini, dâvalı firma çimlenmesi yüksek ve üstün düzeyde tohumu üretiyorsa çeşit karışımı yapmasının hâyatın olağan akışına uygun olmadığının değerlendirildiğini, üretim bandını sağlıklı yapan bir deneyimli firmanın çeşidi karıştırmayacağını ve bu konuda gerekli ihtimamı göstereceğini, teknik raporunda ...'nın belirttiği tohumdan %70 arazi çıkışının olacağı öngörüsü varsayımsal olarâk doğru olmayabileceğini, çünkü tohum gücünün, kalite unsuru arazi çıkış potansiyelini belirleyen parametre olduğunu, tohum çimlenme kalitesini yüksek olarak üreten davalının tohum kalitesinin önemli bir unsuru olan çeşit saflığı ve çeşit karışımını da gereken şekilde yapmasının olası olduğunu, yüksek kalitede üretimin aynı zamanda fiziksel olarak da saf yani çeşidin adına doğru olmasını başka çeşitle karıştırılmamasını ve yüksek kalitede tohum üretimini kapsadığını, bu bakımdan çeşit karışımı konusunda davalıya atfedilen kusurun takdiri mahkemeye ait olduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yurtdışından getirilen çeşitlerin üretim ve çeşit garantisi ülkeye girerken teminat altına alındığını, bu bakımdan Tohum Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğü'nün bu konudaki Delfos çeşidi için verdiği kayıt değerlerinin önemli olduğunu, bunun da 2003 yılından beridir üretimde olan bir çeşit için davacı yeterli deneyime üretim tekniklerine ve özene sahip olduğunu, üreticinin yıllardır aynı çeşidi yetiştiriyor ve bu konuda oldukça yetkin ise soğan fideleri çıktıktan sonra büyümeye başlayınca hangi çeşide ait olduğu konusunda baş oluşumu olmadan harekete geçebilir ve bunu çok önceden davalıya haber vermesi gerektiği değerlendirilmiş olduğunu, bu hususta takdirin mahkemede olduğunu sonuç olarak; dosya kapsamı itibariyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, hukuki nitelendirme ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satıma konu soğan tohumlarını ithal eden ile satıcıya karşı husumet yöneltilerek 550 kg ...Marka Delfos cinsi soğan tohumunu fatura mukabili satın aldığını, ancak alınan tohumlukların tamamının ...marka Delfos cinsi olmayıp, tohumların içerisinde başka cins soğan tohumlarının da bulunduğunu, tohumların içerisinde farklı cins soğan tohumu olduğunu ise hasat zamanında farklılık göstermesinden anladığını, üğramış olduğu zararın tespitiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, ayıptan sorumluluk bakımından bilirkişi heyetinin teknik üyelerince yapılan inceleme sonucunda, satış sözleşmesi kapsamında teslim edilen ürünlerin morfolojik sanığa taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olmadığı yönündeki iddianın genetik incelemeye muhtaç olduğu, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarındaki çelişkinin ürünlerin ayıplı olup olmaması tespitinden kaynaklandığı, dosya kapsamında mevcut deliller itibariyle ürünlerin sözleşmeye uygun olmadığının teknik olarak tespit edilemediği, ürün çeşitliliğinin davacının üzerine düşen yetiştirme, denetleme, muayene yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmış olabileceği, ayıp tespiti yapılmasının mümkün olmadığından ayıba karşı sorumluluk inceleme ve hesaplamasının yapılamadığı kanaatine varıldığı rapor edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi heyetinin reddi talebinde bulunmuş, 25/12/2025 tarihli duruşmada davacı vekilinin bilirkişi heyetinin reddi talebinin gerekçesi yerinde görülmemekle HMK. 272.maddesi uyarınca nihai kararla istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesi kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Müdürlüklerince sertifika verilen ürünlere gen analizi yapılıp yapılmadığının bildirilmesinin ve dava konusu uyuşmazlığın 2016 tarihi ve öncesine ilişkin olduğu dikkate alınarak dava konusu ...Delfos soğan çeşidine ait ayırt edici DNA belirteci bulunup bulunmadığının bildirilmesinin, Müdürlüklerince tescil olunan ithal tohumların tescil sonrası ülkeye girişlerinde hangi kontrol ve aşamalardan geçtiği hususunda bilgi verilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabı ile "İlgi yazınızda bahse konu olan soğan türüne ait tohum numunelerine ilişkin Müdürlüğümüzde herhangi bir gen analizi yapılmamaktadır. Çeşit ayrımında kullanılan ve ileri bir teknik olan yöntem, DNA tabanlı moleküler markör analizi (PCR) yöntemidir. Bu yöntem ile hızlı ve uygun maliyetle çeşit ayrımı yapılabilmektedir. PCR testleri Bakanlığımız birimi olan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğümüze bağlı Araştırma Enstitü Müdürlükleri bünyesinde bulunan Biyoteknoloji Araştırma Merkezleri ile ülkemizde bu konuda faaliyet gösteren Üniversitelerin ilgili birimlerinde yapılabilmektedir. Yurt dışı kayıtlı çeşitler için, kendi ülkelerinden almış oldukları doğrulama test sonuçları ile Müdürlüğümüze başvuru yaptıklarında ilgili türde UPOV (Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerinin Korunması Birliği) kurallarına göre bir vegetasyon süresi boyunca morfolojik karakterizasyonun doğrulanması için test çalışmaları yürütülmektedir. Tescil sonrası kontrol işlemleri Müdürlüğümüzde sertifikasyona dayalı yapılmaktadır. Sertifika tipine göre kontroller; ... Tohumluk Sertifikası: İhraç amacıyla üretilen ve ... standartlarında laboratuvar analizleri yapılarak verilen sertifikalardır. ... tohumluk sertifikaları ... tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlar tarafından düzenlenir. ... sertifikası almak amacıyla üretilen tohumluklar için tohumluk beyannamesi vermeye ve tarla kontrolü yapmaya gerek yoktur. İki tip ... sertifikası vardır. Bu sertifikalar; 1) ... Orange Sertifika: Numunenin alındığı tüm partiyi temsilen düzenlenen tohumlukların laboratuvar test sonuçlarını belirleyen uluslararası bir sertifikadır. Sertifikasyon kuruluşu numunenin alındığı tüm partiden sorumlu olduğundan tohumluk ambalajları tek tek numaralandırılarak mühürlenir. ... Orange sertifika düzenlemek amacıyla alınan tohumluk numuneleri sertifikayı düzenleyen tohumluk sertifikasyon kuruluşu veya yetkilendirilmiş kontrolör tarafından alınır. 2) ... Blue Sertifika: Tohumluk sertifikasyon kuruluşunun sadece analize tabi tuttuğu numuneden sorumlu olduğu uluslararası bir sertifikadır. 3) Yurt İçi Sertifika: Yetiştirilen bitki yönetmeliklerce belirlenmiş, tarla kontrolleri yetkili tohumluk kontrolörlerince yapılan ve laboratuvar analizleri yapılarak verilen, yurt içinde kullanılan sertifikadır. Ülkemizde tohumluk ithalatı işlemleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen "Tohumluk İthalatı Uygulama Genelgesi" kapsamında yürütülmektedir. Firmanın talebi doğrultusunda istenilen belgeler tamamlandığı takdirde tohumluk ithalatı ön izni düzenlenir. Firma tarafından ithal edilen tohumun hangi gümrük müdürlüğünden ve zirai karantina müdürlüğünden ülkemize gireceği bildirilir. İthal edilen tohumluğun ülkemize girişlerinde ön izni yazısında bildirilen Zirai Karantina Müdürlüğü tarafından kontrollerin yapılarak ülkemize girişi yapılmaktadır. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında ilgili soruşturmanın kısa sürede sonuçlanabilmesi göz önünde bulundurulursa daha hızlı ve uygun maliyetli olan PCR testi yönteminin kullanılması uygun olacaktır." şeklinde cevap verilmiştir. Dosya kapsamının daha önce rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile taraf itirazları kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü yazı cevabı da değerlendirilerek ek rapor tanzimi istenilmiş, bilirkişi heyetinin 17/03/2026 tarihli ek raporunda; DNA belirteci olarak soğanlarda çeşit ayrımı mümkün olmadığına ilişkin raporların davacı vekilince dosyaya eklendiğini, sonuç olarak çeşit farklılığının ya da ayrımının dosyadaki veriler ışığında yapılması ve konuşulmasının elzem olduğunu, DNA testinin yapılması olanaklı bile olsa davanın başladığı 2016 yılından beridir hiçbir bitki kısmının bulunmaması bu testin yapılmasını karşılaştırma yapılmasını da olanaksızlaştırdığını, Tarım ve Orman Bakanlığı BÜGEM Genel Müdürlüğü Tohum Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlü tarafından ortaya konulan müzekkerede de DNA'nın yapılamamasının delillendirmenin teknik anlamda kesinleştirilme imkanının olmadığını gösterdiğini, bu nedenle dosyada bulunan veriler itibariyle bir çeşit karışımının var olduğunu kesin olarak söyleyebilmenin ve kanıtlayabilmenin mümkün olmadığını, dekara atılan tohum sayısının çok yüksek olması soğan başlarının boyutunu etkilediği gibi olgunlaşma ile de bağlantılı olabileceğini, Tarım ve Orman Bakanlığının dosyaya eklenmiş kitapçıklarında 400-500 gram civarın da bir dekara tohum ekimi özellikle pnömotik mibzerle yapıldığında önerildiğini, 600 dönümlük bir alanın mibzerle ekimi gerekli olacağına göre bu oran esas alındığında buradaki söz konusu arazide dekara atılan tohum sayısının Tarım Bakanlığınca öngörülenin çok üzerinde olduğunun gözlendiğini, şöyle ki, 900 gramlık bir dekara tohum ekim miktarı gerekenden 300-400 gramlık bir fazlalık oluşturduğu için şekil bozuklukları oluşturabileceğini, bunun özellikle soğan şeklinde uzamaya ve sivrileşmeye neden olabileceği kanısında olduklarını, soğan tohumunun 1000 adet ağırlığının 3 gram dolayında olduğunu, 100 gram tohumda 35.000 dolayında tohum bulunduğunu, dekara atılacak 100 gram fazla tohumun hepsi tarlada çimlenmemiş olsa bile bir dekar için bu çok yüksek sayıda soğan başı oluşumunu ifade edeceğini, dekara 300 gram tohum fazlalığı 100 bin dolayında başın fazlalığı demek olduğunu, bu rakamın 70'i çıkış yapsa yine de 70 bin baş olduğunu, bu sayıdaki başın belirli bir alanda fazladan bulunması aynı alanın besin maddeleri, su miktarı, alan rekabeti oluşturması nedeniyle şekil bozukluğuna neden olması çok olağan bir durum olduğunu, ayrıca küçük alanda ışıklanma yetersizliğinin de buna dahil edilebileceğini, diğer bir ifadeyle dekardan binlerce baş alımı bitkiler arasında rekabeti oluşturacağı için şekil bozukluklarına sebebiyet verebileceğini, çünkü soğan bitkisinin belirli bir alandaki mevcut sayısı başların boyutunu rekabet nedeniyle değiştireceğini, kısa alanda daha fazla sayıdaki baş oluşumunun bitkinin fizyolojik gelişim evresini yavaşlatacağını, aynı alandaki bitki besin maddeleri, toprak alanı, kök bölgesi gelişiminin etkileneceğini, olgunlaşma zamanı değişip farklılaşabileceğini, fazla sayıda bitkinin sık aralıklı oluşması ışık vs. gibi kaynakların yeterli ve iyi şekilde kullanılamamasına neden olacağını, dolayısıyla hem başlarda yeterli irileşmede şekilde bozulma ve de olgunlaşmada değişime neden olabileceğini, bu tarımsal üretimin temel işlevlerinden biridir diye düşündüklerini, arazinin belirli bir yerinden alınmış birkaç fotoğrafın tüm parseli temsil etmeyeceğini düşündüklerini, 600 dönüm gibi oldukça geniş bir alanda örneklemelerin daha fazla sayıda farklı arazi parçalarında mevcut alanı iyice tarayarak daha geniş çaplı şekilde taranarak soğan başlarındaki değişimin gözlenmesi gerekeceğini, mevcut fotoğraflara göre bu boyuttaki bir alan dikkat alındığında çeşit karışımı olduğunu belirlemenin sağlıklı olmayacağını, arazinin farklı bölümlerinden daha fazla sayıda alınan örneklerde bunun kanıtlanması ve delillendirilmesi gerektiğini, her iki tarafın da elinde konu hakkında çalışan bilimsel anlamda yazılmış teknik raporlar bulunduğunu, bu raporların kendi alanında uzman olan Ülkemizin yetiştirdiği bilimsel nosyonu olan araştırmacılar tarafından yazıldığını, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nin çok değerli üç hocasının raporu da Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin üç değerli hocası da kendi konularında uzman olan ve bu konuda yayınlar yapan araştırmacılar olduğunu, bu konuda herhangi bir şüphe olmadığını, Dr. Öğretim Üyesi ... soğan ıslahı konusunda uzman olduğunu, ancak Ege Üniversitesinden olan hocalar da soğan konusunda önemli çalışmalar yapan Prof. Dr. Hülya İlbi de soğan konusunda doktorasını yapmış ve bu konuda yayınlar yapmış olan bir hoca olduğunu, ilgili hocanın doktora konusu: “Soğan tohumlarında yaşlanma ve yaşlanmayla oluşan vigor kayıplarının iyileştirilmesi” olup Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalı'nda 1998 yılında tamamlandığını, aynı raporda diğer hocaların da soğan konusunda deneyimleri bulunduğunu, dolayısıyla bilimsel yaklaşımın tek yönlü olmayıp farklı açılardan değerlendirilmeye açık bir konu olduğunu, Bu bağlamda öğretim üyelerinin farklı görüşlerinin bulunabileceği, bu durumun zaten çeşit karışımının net bir şekilde kanıtlanamamış olması nedeniyle farklı varsayımlardan ve yaklaşımlardan kaynaklanabileceğini, soğan bitkileri başlarını oluşturmaya başladığında başın üst kısmından hafifçe kurumaya başlayacağını, bu kuruma bitkinin artık yeterince geliştiğini ve de olgunlaşmayı tamamlamaya yakın olduğunu ifade edeceğini, bu dönemde soğanla sulanmasa daha sağlıklı ürün alınabileceğini, sulama soğan bitkisinin yeniden yeşil yaprak gelişimine meyletmesine neden olacağını, ayrıca hastalık ve zarari popülasyonunu artıracağını, önerilmediğini, nitekim Dr. Öğretim üyesi Ali Fuad hocanın yazar olarak katıldığı Sebze Islahı Cilt IV Allioideae, Kitabının 76. Sayfasınd 5-9. Satırlarda şöyle söylendiğini “Soğanlarda kısa gün çeşitleri için pek gerekmese de orta ve uzun gün çeşitleri için hasat tarihine kadar sulama yapmanın verimi arttırdığı söylense de hasat sonrası kayıpları attırdığında hasattan 3-4 hafta önce sulama kesilmelidir. Hasat öncesi yağmur yağması durumunda ise topraktan söküm sonrası soğanlar iyice kurutulmalıdır.” (Sebze Islahı, Cilt IV: Allioideae, Editörler: Kazım Abak, Ahmet Balkaya, Ş. Şebnem Ellialtıoğlu, Eftal Düzyaman, Gece Kitaplığı) Bazı üreticiler soğan tarlasında bir merdane geçirerek soğanın başı sarardıktan sonra gelişimini yavaşlatmasın yardımcı olacağını, bu hasat yapılmadan 3-4 hafta önce yapılacağını, bu bağlamda yetiştirme tekniğinde önemli bir eksik olarak geç sulamanın deneyimli bir yetiştirici tarafından hasada yakın olan bir dönemde yapılmaması gerektiğini, Tohum satıcısının ve üreticisinin en önemli kalite parametresi arazide çimlenme ve fide çıkışının sağlıklı olması gerektiğini, yükümlülüğü kapsamında bu hususta kusurlu olduğuna dair dosya kapsamında delil ve belgeye rastlanmadığını, üreticinin deneyimi değerlendirildiğinde, Delfos çeşidini anlamak için temmuz ayını beklemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayıbın ihbarının bu anlamda süresinde yapılmadığı değerlendirildiğini, bu hususta takdirin mahkemede olduğunu, soğanın tek seferde hasada gelemeyebildiğini, tüm başlar aynı boyutta olamayabileceğini, tek seferde hasada geliyor olsa market raflarında farklı boyutlardaki soğan başlar neden oluşacağını, toprak yapısı sert ve zorluysa ya da buradaki koşullar ağırsa olgunlaşma zamanının değişebileceğini, 600 dönümlük bir arazinin her tarafı aynı toprak özelliğini göstermeyebileceğini, bir de çok sık ekim yapıldıysa bu farklılıkların hasat zamanını da değiştirebileceğini, olgunluk farklılığının arazide sınırlı bir sayıdaki fotoğraflarla saptamanın sağlıklı olmadığını sonuç olarak; dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, hukuki değerlendirme ve nihai takdirin mahkemeye ait olmak üzere, çeşit karışımı iddiasını doğrulayabilecek nitelikte DNA/PCR analizi yapılmasına imkan sağlayacak şahit tohum veya bitki numunesinin mevcut olmaması nedeniyle genetik karşılaştırma yapılabilecek referans niteliğinde bir örnek bulunmadığı, şahit numune /örnek bulunması ve genetik analizi halinde kesin bir sonuca ulaşılabileceği, ancak uzun yıllara yayılan dosya kapsamında böyle bir testin ve analizin yapılmamış olması nedeniyle mevcut veriler ve deliller ışığında herhangi bir çeşit farklılığını ya da çeşit karışımını kesin olarak ortaya koyan somut bir teknik bulguya ulaşılamadığı kanısına varıldığını, bu nedenle, ayıplı bir durumun varlığı mevcut verilerle kesin olarak ortaya konulamadığından buna bağlı olarak herhangi bir ekonomik zarar hesabi yapılmasının da mümkün olmadığı kanaatine varıldığı rapor edilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 24/02/2025 tarihli 2023/336 Esas 2025/172 Karar sayılı ilamı ile işaret edildiği üzere; davacı, satıma konu soğan tohumlarını ithal eden ile satıcıya karşı husumet yöneterek 550 kg ...Marka Delfos cinsi soğan tohumunu fatura mukabili satın aldığını, ancak alınan tohumlukların tamamının ...marka Delfos cinsi olmayıp, tohumların içerisinde başka cins soğan tohumlarının da bulunduğunu, tohumların içerisinde farklı cins soğan tohumu olduğunu ise hasat zamanında farklılık göstermesinden anladığını belirterek uğramış olduğu zararın tespitiyle uğranılan müspet zararın tazminini talep etmiş olup, zararın tazmininin istenebilmesi için öncelikle davalıların meydana gelen zarar nedeniyle kusurlarının illiyet bağı çerçevesinde ispatlanmış olmasının aranması gerektiği, bu kapsamda istinaf karar ilamı sonrasında mahkememizce aldırılan ve direkt davaya konu soğan bitkisinin zirai mahiyetine uygun üniversite bölümünün öğretim görevlileri tarafından tanzim edilen, yargılamanın başından itibaren mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarının, uzman görüşlerinin değerlendirilmesi suretiyle çelişkiyleri gideren, hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi kök raporu ile; davalının satmış olduğu tohumların ayıplı olduğuna, çeşit karışımı bulunduğuna dair genetik delillerle ispatlanmış yeterli kanıta dosya kapsamında rastlanmadığını, sadece görünüşe bakmak ve şekilsel değerlendirmelerle çeşidin farklı olduğunu ifade etmenin yeterli olmadığını, morfolojik yapıyla karar verilmiş olması DNA içeriğine bakmadan yapılan değerlendirmelerin sağlıklı sonuç vermeyeceği için kesin ve itibar edilebilir olmadığını, davanın üzerinden uzun yıllar geçmiş olması nedeniyle şu anda yetiştirme alânından örnek almak olanaklı olmadığı için çeşidin iddia edildiği şekilde farklı olup olmadığını kanıtlamanın olanaklı olmayabileceğini, aksi halde davalı tarafın elinde Delfos çeşidine ait tohum bulunmakta olduğu ve bu DNA metodunun kullanılabilir olduğunu söyleyebileceklerini, ancak tarladan örnek olmadığı için bunun karşılaştırmalı olarak yapılması olanağı bulunmadığını, ilk bilirkişilerin örnekleri alarak bunu test için muhafaza ettiklerine dair dosya kapsamında veriye rastlanmadığını, sonuç olarak burada davalı olan firmalardan birinin yurtdışı orijinli olup yıllardır satışını yaptıkları bir çeşidin genetik tanımlamasını ortaya koyabilecek delillere sahip olması beklendiğini, teknik bilirkişi olarak Dr. Öğretim üyesi Ali Fuad Gökçe hocanın hangi belirteci DNA analizinde kullanılacağının bu tohumu üreten davalı tarafça biliniyor olması gerektiğini, yıllardır üretimini yapan firma açısından, günümüzde gelişmiş ülkelerde çeşitlerini genetik tanımlamaları da yapılarak çeşit korunması ve delillendirilmesi daha sağlıklı bir şekilde yapılabildiğini, o nedenle DNA belirtecini üreten firmanın yapıyor olma ihtimali olduğunu, Ancak bu kullanılmadığı için kesin delillendirme yapılamadığını, bu bağlamda bazı firmaların günümüzde ürettiği çeşitler için DNA gen bankalarının olmasının da mümkün olduğunu, ayrıca arpacık soğan üretiminin bu dosya ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını ifade ettiklerini, burada söz konusu olanın tohum olduğunu, arpacık ile üretimin başka bir yapı taşıdığını, 17.08.2025 tarihinde ilk bilirkişi raporunu mahkemeye tevdi eden Ziraat Mühendisleri Fatih Yıldırım ve Mustafa Akar 7 farklı yerde yetiştiriciliği yapılan soğanın her parsel için karışıklık oranını verdiklerini, bu oran nasıl hesaplandığı, neye göre belirlendiğinin, 600 dönüm gibi bir alanda bunu soğanları söküp test etmeden belirlemenin olanaklı olmadığını, bu konuda hiçbir hesaplamadan bahsedilmediğini, aynı oranlar Ziraat mühendisleri Mürüvvet Ulusoy ve Orhan Alkaş tarafından da söz konusu edildiği ve kullanıldığını, varsayımsal değerlendirmelerin zarar hesabının temelini oluşturması gerektiğini, bu nedenle, bahsi geçen rapora katılmak mümkün olmadığını, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tohumların ithal edilerek ülkemize gelirken gerekli testleri yapıldığını, bu testlerin hem kalite hem de çeşide ait özellikleri bakımından bakanlık onayı altında olduğunu, Delfos çeşidinin 12.10.2003 tarihinde ...tohumculuk adına tescil edildiğinin bilindiğini, ilgili şirketin yaptırdığı sarı etiketli sertifika (Ali Fuad Hocanın da bahsettiği) şirkete ait olarak ibraz edildiğini, şirket ilgili çeşidi yüksek kalitede olarak sattığını, nitekim, davacının bir önceki yıl aynı çeşidi aynı firmadan alarak başarılı bir üretim yaptığını ifade ettiğini, ekim sonrası yapılan bitki yetiştirme işlemlerinin sağlıklı olup olmadığının irdelenmemiş olmasının bir sorun olarak göründüğünü, örneğin soğanın hasat zamanı olan ağustos ayında sulama yapılmasının önemli bir hata olduğunu, ilk arazi tespitini yapan bilirkişiler arazinin soğanların irileşmesi için sulamaya devam edildiğini rapor ettiklerini, (17.08.2016 tarihli rapor) soğan olgunlaşma zamanında hasat edilip kurutulacağı için sulama yapılmaz, zaten başlar irileşmesini büyük oranda tamamladığını, bitkinin üst aksamı kurumaya başladığını ve bitkinin artık hasat durumuna girdiğini, nitekim ilk bilirkişinin fotoğraflarında görüne de soğanların üst aksamının kurumaya başladığını gösterdiğini, bu dönemde nemsiz ve kuru havaların gerekli olduğunu ve faydalı olduğunu, sulamanın hem kurumayı önlediğini hem de depolamayı kısalttığını ve de hastalıkları teşvik edeceğini, yıllardır soğan üretimi yapan davacının böyle bir konuyu atlaması dikkate almamasının sözkonusu olmaması gerektiğini, bu deneyime sahip olması gerektiği kanısında olduklarını, bu gözlemlerin de davacının soğan yetiştiriciliğinde gerekli yetiştirme işlemlerinin sağlıklı yapmadığına ilişkin şüphelerin doğmasına neden olduğunu, tıpkı belirli bir alana atılması gereken 500-600 gram tohum yerine 900 gram atarak gerekli ve sağlıklı yetiştirme tekniklerinden uzak bir yetiştiriciliğin davacının kayıp iddiasının asıl nedeni olduğunu ortaya koyduğu kanısında olduklarını, bu durumda, mahkemece davacıdan kaynaklı kusur olduğu kanaatine varılması halinde davalılara atfı kabil kusur olmayacağı ve dolayısıyla tazmin yükümlülükleri bulunmayacağının değerlendirildiğini, kanaatlerince tarlada soğanlar arasında olgunlaşma farkı bulunmadığını, bilirkişinin ortaya koyduğu fotoğraflarda ana çeşit olarak gösterdiği soğan başı ile olgunluğa geldiğini iddia ettiği soğan başları arasında herhangi bir boyut farkı olmadığını, diğer bir ifadeylelerken olgunlaşmaya geldiğini iddia ettiği çeşitler ana çeşitten daha büyük olmadığını, soğan başlarında olgunlaşmış başların boyutunun değişkenlik gösterebileceğini, küçük olmak olgunlaşmamış olmayı ifade etmeyebildiğini, nitekim markette satın alınan soğanların farklı boyutlarda olması soğanın satılabilir olduğu ve pazarlanabilir olgunluğa gelmesi demek olduğunu, buna ek olarak tarla 605 dönüm çok geniş bir alanı kapsadığını, bu fotoğrafların tarlanın hangi kesiminden ve kaç yerinden alındığı, bunların tüm parseli ne kadar temsil ettiğini, net olmadığını, küçük ve sınırlı bir alandan alınan örneklerin tam alana şamil olamadığını, tüm alanı temsil edemeyeceğini, bu nedenle, heyetçe fotoğraflara dayanılarak tespite ulaşılmamasının mümkün olmadığını, davacı soğan bitkisinin gelişimini izleyerek hasada gelmeden önce davalıyı haberdar edebileceğini, nitekim TBK'nın 223. Maddesinde belirtilen maddeye göre alıcının devraldığı malı gözden geçirerek herhangi bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde bildirmelidir ifadesinin bu konuda aydınlatıcı olabileceğini, alıcı bildirimde bulunmaz ise mevcut malı kabul etmiş olacağını, burada davacının bilirkişi raporunu ve detayları davacı ile zamanında paylaşmadığını ve geç bir süreçte davalının konudan haberi olduğunu, bunun bir gerekçesinin soğan başlarının olgunlaşmasını beklemek olabileceğini, ancak uzun yıllar soğan yetiştiriciliği yapan ve daha bir yıl önce aynı çeşidin yetiştiriciliğini başarıyla yaptığını ve kar ettiğini belirten davacının eğer çeşit farklıysa bunu çok daha önceden bitkinin gelişimi, rengi yaprak tipi gibi özelliklerinden tespit ederek rapor etmesi beklendiğini, bu bağlamda davacının davalıya 18/07/2016 tarihinde ihbarda bulunduğu görülmekle beraber alınan ürünün ayıplı olması halinde dahi makul sürede ihbarda bulunulmadığının anlaşıldığını, davacının mahkemeye başvurarak yaptırdığı keşif sonrası düzenlenen tespit bilirkişi raporu 17.08.2016'da düzenlenmiş olmasına rağmen davalıya 03.10.2016 tarihinde bildirildiğinin anlaşıldığını, tohumun üretici için en önemli işlevinin tarlada fide çıkışı/bitkinin toprak yüzeyine çıkmasını sağlaması ve bitki gelişimini temin etmesi olduğunu, bu konuda herhangi bir problem gözlenmediğini, bitkilerin çimlenmesi ve arazide fide oluşumu konusunda bir sorun yaşanmadığını, bu sonucun tohumların kaliteli olduğunu ve de üretime uygun olduğunu gösterdiğini, dâvalı firma çimlenmesi yüksek ve üstün düzeyde tohumu üretiyorsa çeşit karışımı yapmasının hâyatın olağan akışına uygun olmadığının değerlendirildiğini, üretim bandını sağlıklı yapan bir deneyimli firmanın çeşidi karıştırmayacağını ve bu konuda gerekli ihtimamı göstereceğini, teknik raporunda ...'nın belirttiği tohumdan %70 arazi çıkışının olacağı öngörüsü varsayımsal olarâk doğru olmayabileceğini, çünkü tohum gücünün, kalite unsuru arazi çıkış potansiyelini belirleyen parametre olduğunu, tohum çimlenme kalitesini yüksek olarak üreten davalının tohum kalitesinin önemli bir unsuru olan çeşit saflığı ve çeşit karışımını da gereken şekilde yapmasının olası olduğunu, yüksek kalitede üretimin aynı zamanda fiziksel olarak da saf yani çeşidin adına doğru olmasını başka çeşitle karıştırılmamasını ve yüksek kalitede tohum üretimini kapsadığını, bu bakımdan çeşit karışımı konusunda davalıya atfedilen kusurun takdiri mahkemeye ait olduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yurtdışından getirilen çeşitlerin üretim ve çeşit garantisi ülkeye girerken teminat altına alındığını, bu bakımdan Tohum Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğü'nün bu konudaki Delfos çeşidi için verdiği kayıt değerlerinin önemli olduğunu, bunun da 2003 yılından beridir üretimde olan bir çeşit için davacı yeterli deneyime üretim tekniklerine ve özene sahip olduğunu, üreticinin yıllardır aynı çeşidi yetiştiriyor ve bu konuda oldukça yetkin ise soğan fideleri çıktıktan sonra büyümeye başlayınca hangi çeşide ait olduğu konusunda baş oluşumu olmadan harekete geçebilir ve bunu çok önceden davalıya haber vermesi gerektiği değerlendirilmiş olduğunu, bu hususta takdirin mahkemede olduğunu sonuç olarak; dosya kapsamı itibariyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, hukuki nitelendirme ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satıma konu soğan tohumlarını ithal eden ile satıcıya karşı husumet yöneltilerek 550 kg ...Marka Delfos cinsi soğan tohumunu fatura mukabili satın aldığını, ancak alınan tohumlukların tamamının ...marka Delfos cinsi olmayıp, tohumların içerisinde başka cins soğan tohumlarının da bulunduğunu, tohumların içerisinde farklı cins soğan tohumu olduğunu ise hasat zamanında farklılık göstermesinden anladığını, üğramış olduğu zararın tespitiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, ayıptan sorumluluk bakımından bilirkişi heyetinin teknik üyelerince yapılan inceleme sonucunda, satış sözleşmesi kapsamında teslim edilen ürünlerin morfolojik sanığa taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olmadığı yönündeki iddianın genetik incelemeye muhtaç olduğu, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarındaki çelişkinin ürünlerin ayıplı olup olmaması tespitinden kaynaklandığı, dosya kapsamında mevcut deliller itibariyle ürünlerin sözleşmeye uygun olmadığının teknik olarak tespit edilemediği, ürün çeşitliliğinin davacının üzerine düşen yetiştirme, denetleme, muayene yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmış olabileceği, ayıp tespiti yapılmasının mümkün olmadığından ayıba karşı sorumluluk inceleme ve hesaplamasının yapılamadığı kanaatine varıldığı rapor edilmiş ve ek rapor ile dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, hukuki değerlendirme ve nihai takdirin mahkemeye ait olmak üzere, çeşit karışımı iddiasını doğrulayabilecek nitelikte DNA/PCR analizi yapılmasına imkan sağlayacak şahit tohum veya bitki numunesinin mevcut olmaması nedeniyle genetik karşılaştırma yapılabilecek referans niteliğinde bir örnek bulunmadığı, şahit numune /örnek bulunması ve genetik analizi halinde kesin bir sonuca ulaşılabileceği, ancak uzun yıllara yayılan dosya kapsamında böyle bir testin ve analizin yapılmamış olması nedeniyle mevcut veriler ve deliller ışığında herhangi bir çeşit farklılığını ya da çeşit karışımını kesin olarak ortaya koyan somut bir teknik bulguya ulaşılamadığı kanısına varıldığını, bu nedenle, ayıplı bir durumun varlığı mevcut verilerle kesin olarak ortaya konulamadığından buna bağlı olarak herhangi bir ekonomik zarar hesabi yapılmasının da mümkün olmadığı kanaatine varıldığı rapor edilmiştir. Neticesi itibariyle davalıların ithal edip sattıkları, davacı tarafından ekilen davaya konu tohumların ayıplı olduğuna dair numune örneklerinin taraflarca alınmamış ve saklanmamış olduğu, yine gen analizinin de bulunmadığı, bilirkişi raporu ile ifade edildiği üzere sırf fotoğraflar itibariyle tespitin ise teknik özellikler itibariyle hatalı değerlendirmelere sebep olabileceği, öte yandan taraflarca dosyaya kazandırılan ve altı yüz dönümlük tarlanın hangi bölgelerinden çekildiği belli olmayan dar kapsamlı görsel deliller ve önceki bilirkişi raporları, uzman görüşleri bilirkişi heyetince değerlendirildiğinde davacı tarafın hatalı ekim/ekim sıklığı ve sulama işlemleri nedeniyle ekilen soğan tohumlarının istenilen ürün özelliklerine ulaşmasının mümkün olmayabileceği, bu halde salt istenilen ürün boyut ve verimine ulaşılamadığı için ürünün ayıplı olduğundan bahsedilemeyeceği, davanın taraflarının ayıplı olduğu iddia olunan soğan bitkisi yahut tohum nedeniyle numuneyi yahut genetik inceleme bilgi ve belgelerini eldeki dava dosyasına kazandırmamış olmaları ve davalıların başka aşamalarda davaya konu soğan tohumu nedeniyle gen analizi de yaptırmamış oldukları dikkate alındığında, davacının davaya konu soğan tohumunu ayıplı olduğu bu nedenle davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların kusuru nedeniyle sorunlu olduğunu usulüne uygun dayanılan deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 170,78 TL harç ve 51.903,75 TL tamamlama harçları toplamı 51.732,97 TL'den mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 51.000,97 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı Doğuş Zirai İlaçları Aletleri Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan istinaf posta gideri 5.220 TL, 519 TL yargılama gideri, 492 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 6.231 TL'nin davacıdan alınarak davalı Doğuş Zirai İlaçları Aletleri Gıda Ürünleri Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine, 5-Davalı ...Tohumculuk Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan 675 TL yargılama gideri, 492 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 1.167 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...Tohumculuk Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2. ve 13/4. maddeleri uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince yatırılan gider avansının artan kısmının davacılara iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2026