İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/200 E. 2025/1341 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/200
Karar No
2025/1341
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/200 Esas KARAR NO : 2025/1341

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 YAZIM TARİHİ : 09/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında mal alışverişine dayanan ticari bir ilişki bulunduğunu, davalının 174.188,58 TL asıl alacak, 19.530,89 TL faiz toplam 193.719,47 TL fatura alacağını ödememesi üzerine Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine karşı borca, takibe, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğini, taraflar arasında düzenlenen ticari defterler, banka kayıtları ve belgeler incelendiğinde davacının alacaklı olduğu ortaya çıkacağını, yapılan inceleme sonucunda davalının bu itirazının haksız olduğu ve takibi sürüncemede bırakma amacı taşıdığı görüleceğini, taraflar arasında ticari ilişki olduğundan iş bu dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek, davalarının kabulü ile davalının Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ve takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, davacının huzurdaki davaya dayanak gösterdiği faturaların münderacatının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirkete fatura içeriğinde belirtilen ürün ve hizmetlerin gereği gibi teslim edilmediğini ve sunulmadığını, aksi durumun ispatının davacının sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafça davaya dayanak sunulan faturalardaki ürünlerin teslim edilip hizmetin sunulduğu, ürün ve hizmetin ayıptan ve eksikten ari olduğu hususlarının davacı tarafından yazılı deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, tek başına faturanın varlığının ürünün teslim edildiği ve/veya hizmetin sunulduğunu göstermeyeceğini, yargıtay içtihatlerinin de bu yönde olduğunu belirterek davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy ..... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasının UYAP ortamından çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı .... Tel ve Makine Sanayi Pazarlama Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalı ..... Mermercilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağının tahsili nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 174.188,58-TL asıl alacak, 19.530,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 193.719,47-TL olduğu, davalı (borçlunun) 04/09/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/03/2025 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 2024 yılı Nisan ayına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 3-Erdek Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/03/2025 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 2024 yılı Nisan ayına ait Ba-Bs formları getirtilmiştir. 4-Mahkememizce davacı defterlerinin incelenmesi için Balıkesir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak, davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır.27/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; Davacının 2024 yılına ait yasal e-defterinin usulüne uygun olarak tutulduğu/işlendiği, bu nedenle sahibi lehine delil olabilme vasıflarına haiz olduğu, davacı ile davalı arasında 2024 yılında 29/04/2024 tarih ..... seri no.lu toplam 174.088,58 TL bedelli faturaya dayalı ticari bir ilişki bulunduğu, takip konusu 29/04/2024 tarih .... no.lu 174.088,58 TL bedelli faturanın, davacının 2024 yılı e-yevmiye defterine usulüne uygun olarak işlendiği/kayıt edildiği, defter kayıtlarında fatura bedelinin davalı şirketten alacak olarak gösterildiği/işlendiği, takip dayanağı faturanın, davacı ve davalıya ait karşılaştırmalı Ba-Bs analiz kayıtlarında işli olduğu, bildirimlerin tam olarak örtüştüğü, takip konusu fatura karşılığında, davalı tarafça davacıya yapılmış bir ödeme tespit edilemediği, takip konusu fatura karşılığında, davalı tarafça davacıya yapılmış bir ödeme tespit edilemediği, detayları yukarıda 6 ıncı madde de gösterildiği gibi, Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasından, davacının takip tarihi (17/07/2024) itibariyle davalıdan toplam 174.088,58 TL (asıl) alacaklı durumda bulunduğu, davacının bu alacağının, takip ve dava konusu yaptığı yukarıda inceleme ve tespitler kısmında gösterilen toplam 174.088,58 TL tutarındaki 1 adet faturaya dayandığı, temerrüdün takip tarihi (17/07/2024) itibariyle oluştuğu, taraflar arasındaki işin ticari iş niteliğinde olması sebebiyle, davacının davalı taraftan takip tarihinden itibaren %51,75 oranından başlayarak alacağın tahsiline kadar değişen oranlarda Avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 5-Mahkememizce davalı ticari defterleri incelenerek rapor düzenlenmesi için dosya SMMM bilirkişiye verişmiş, bilirkişi dosyaya sunduğu dilekçe ile, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle raporun düzenlenemediğini bildirdiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin istenilmesi ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, icra takibine konu tutarda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, icra takibine itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasının UYAP ortamından çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı .... Tel ve Makine Sanayi Pazarlama Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalı ..... Mermercilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağının tahsili nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 174.188,58-TL asıl alacak, 19.530,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 193.719,47-TL olduğu, davalı (borçlunun) 04/09/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura borcunun ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı taraf ise cevap dilekçesinde, fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, davalıya ürün teslim edilmediğini, fatura düzenlenmesinin tek başına ürünlerin teslim edildiği anlamına gelmediğini, ayıp ve eksik ifa nedeniyle mahsup talepleri olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

Mahkememizce davacı tarafın ticari defter ve belgeleri talimat mahkemesi aracılığı ile incelenmiş, düzenlenen 27/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacının 2024 yılına ait yasal e-defterinin usulüne uygun olarak tutulduğu/işlendiği, bu nedenle sahibi lehine delil olabilme vasıflarına haiz olduğu, davacı ile davalı arasında 2024 yılında 29/04/2024 tarih ..... seri no.lu toplam 174.088,58 TL bedelli faturaya dayalı ticari bir ilişki bulunduğu, takip konusu 29/04/2024 tarih ..... no.lu 174.088,58 TL bedelli faturanın, davacının 2024 yılı e-yevmiye defterine usulüne uygun olarak işlendiği/kayıt edildiği, defter kayıtlarında fatura bedelinin davalı şirketten alacak olarak gösterildiği/işlendiği, takip dayanağı faturanın, davacı ve davalıya ait karşılaştırmalı Ba-Bs analiz kayıtlarında işli olduğu, bildirimlerin tam olarak örtüştüğü, takip konusu fatura karşılığında, davalı tarafça davacıya yapılmış bir ödeme tespit edilemediği, takip konusu fatura karşılığında, davalı tarafça davacıya yapılmış bir ödeme tespit edilemediği, detayları yukarıda 6 ıncı madde de gösterildiği gibi, Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasından, davacının takip tarihi (17/07/2024) itibariyle davalıdan toplam 174.088,58 TL (asıl) alacaklı durumda bulunduğu, davacının bu alacağının, takip ve dava konusu yaptığı yukarıda inceleme ve tespitler kısmında gösterilen toplam 174.088,58 TL tutarındaki 1 adet faturaya dayandığı, temerrüdün takip tarihi (17/07/2024) itibariyle oluştuğu, taraflar arasındaki işin ticari iş niteliğinde olması sebebiyle, davacının davalı taraftan takip tarihinden itibaren %51,75 oranından başlayarak alacağın tahsiline kadar değişen oranlarda Avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de, usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturanın ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.). Ayrıca, davalı cevap dilekçesinde, ayıp nedeniyle mahsup talebi bulunduğunu ileri sürmüş ise de, ürünlerin veya hizmetin ayıplı olduğu hususunda ispat yükü, bunu iddia eden davalıya ait olup, davalı bu hususta hiç bir delil sunmadığından bu iddiasını ispat edememiştir. Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura bedelinin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Davalı tarafın takibe konu fatura alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın asıl alacak miktarı olan 174.088,58-TL yönünden kısmen kabulü ile bu miktar yönünden takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı takip talebinde, 19.530,89-TL takip öncesi işlemiş faiz talep etmiş ve bu miktar yönünden de itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının takip öncesi davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair herhangi bir bilgi, belge ibraz etmediği, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, işlemiş faiz talebi yönünden dava reddedilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 174.088,58-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 11.891,99-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 3.308,25-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 8.583,74-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 3.308,25-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.923,65-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 7.175,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 6.448,17-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 364,68-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 3.235,32-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 19.530,89-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025

Katip ..... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/200, K. 2025/1341, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-200-e-2025-1341-k-7358c4f8c150