İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1042 E. 2025/1388 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1042
Karar No
2025/1388
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1042 Esas KARAR NO : 2025/1388

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 YAZIM TARİHİ : 16/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı İstanbul Sultangazi ilçesinde bulunan döküm atölyesinde metal döküm işlemleri yaptığı, davalı taraf ile müvekkili 144.000,00TL karşılığında davalının şirketinde kullanılmak amacıyla hazırlatmak istediği Alüminyum metalden oluşan modülün bir parçasının döküm işlemlerinin müvekkili tarafından yapılması konusunda anlaştığı, yapılan anlaşma gereği ürünün alüminyum ham maddesi davalı tarafından temin edilerek işlemesi ve plaka haline getirmesi için davacı müvekkiline verildiği, müvekkili tarafından davalı şirketin talebine uygun olarak döküm kalıbı hazırlandığı ve alüminyum metal, hazırlanan bu kalıplara dökülerek istenilen plakalar hazırlandığı, kalıp ve numuneler, davalı şirket yetkili çalışanlarına gösterilmiş, numune hazırlanıp şirkete gönderilmiş ve şirket tarafından onay verilmiş olduğu, onay sonrasında sipariş konusu alüminyum plakalar davalıya teslim edildiği, numune üzerinde herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, malın tesliminden sonra da davacıya herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, akabinde davacı 16/09/2024 tarihli ..... numaralı E fatura kestiği, davacı müvekkiline hiçbir şekilde ödeme yapılmadığı, davalının aralarındaki anlaşma gereği müvekkili tarafından imal ve teslim edilmiş ürünler sebebiyle, 144.000,00 TL bakiye borcu bulunduğu, davalı aleyhine, Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibi, davalının, haksız ve kötüniyetli itirazı sebebiyle durduğu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu 2024 / 6393 sayılı dosyasıyla yürütülen Arabuluculuk görüşmeleri, 03.12.2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığı, davalı davacıya yaptırdığı ürünleri eksiksiz teslim almış ve kullanmış olduğu, davalının hiçbir haklı itiraz gerekçesi bulunmadığı, itirazları kötü niyetli olduğu, borçlunun, Bakırköy .... İcra Dairesi .... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu asıl alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davacı kişinin iddia edildiği gibi herhangi bir iş anlaşması/sözleşmesi bulunmadığını, davacı, dava dilekçesinde müvekkili şirket yetkilisi ile ..... konuşmalarını sunduğunu iddia etmiş ise de müvekkili şirketi yetkilisi sunulan konuşmalarda belirtilen ve tanık olarak gösterilen kişi değil, ..... olduğu, şirket yetkilisi olduğu iddia edilen kişinin şirket yetkilisi olmadığı basit bir araştırma ile de bulunabilecekken mahkemeyi yanıltma amacı taşıyan iddianın mahkemeniz huzurunda öne sürülerek müvekkilinden haksız kazanç elde etme kötüniyeti ile hareket edildiği hususu aşikar olduğu, şirket yetkilisi olduğu iddia edilen kişi şirket yetkilisi olmadığı gibi şirket çalışanı da olmadığı ve herhangi bir şekilde müvekkili şirketi temsil etme, şirket adına iş anlaşması yapma yetkisi de bulunmadığı, davacının iddiası kötüniyetli ve dayanaksız olduğu, bir anlaşma yapıldığı ve ham maddenin müvekkili şirket tarafından davacıya verildiği iddiaları da gerçeğe aykırı olduğu, davacının iddiasına konu ettiği ve davacı tarafından müvekkili şirkete kesildiği iddia edilen faturaya karşı müvekkili şirket GIB üzerinden derhal iptal onayı gönderdiği, davacı da bu iptal onayını GIB üzerinden kabul ettiği, ilgili kayıtların incelenmesi sonucunda bu durumdaki haklılıklarının ispat edileceği, davacı taraf, tamamen kurgu bir senaryo üzerinden müvekkili şirketten haksız kazanç elde etme niyetinden öte bir amaca sahip olduğu, böyle bir anlaşma yapılmadığı savunmalarını yinelemekle birlikte davacının dava dilekçesinde müvekkiline teslimat yaptığına ilişkin iddiasının da asılsız olduğu, müvekkili şirkete böyle bir mal teslim alınmadığı, davacının bu iddiaları da son derece kötüniyetli ve gerçeğe aykırı olduğu, davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve kötüniyetli olup bu iddialar ile ilgili olarak davacının tanık dinletmesine de muvafakatlerinin bulunmadığını, bu nedenlerle tamamen kötü niyetli, haksız davanın reddini, davacının alacak miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. 2-Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03/01/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davalı şirket ile ilgili BS formları getirtilmiştir. 3-Küçükköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/01/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davacı ile ilgili BS formları getirtilmiştir. 4-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 10/01/2025 Tarih, .... Sayılı yazısı ile; davacının esnaf kaydı sorgusu yaptırılmıştır. 5-Zeytinburnu Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 14/05/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin tescil ve çalışan listesi getirtilmiştir. 6-18/12/2025 Tarihli duruşmada davalı şirket yetkilisi .....'ın yemin beyanı alınmış, beyanında; "Ben .....'dan alüminyum döküm işini yapmasını istemedim, davacı bana alüminyum plakaların döküm işini yapmadı, alüminyum plaka teslim etmedi, şeklindeki cevabımın gerçeğe uygun olduğunu ve hiçbirşey saklamadığımı, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç değerlerim üzerine yemin ediyorum, yeminimde sebat ediyorum, davacıdan herhangi bir ürün almadım" şeklinde beyanda bulunarak yemin etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafında davalı aleyhine faturaya dayalı olarak başlatılan icra talebine davalının yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, icra takibine konu tutarda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, deliller toplanmıştır. Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafın uyuşmazlık tarihi itibariyle; bilanço usulünde defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla davacının gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 144.000,00-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "16/09/2024 tarihli fatura alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası, aralarındaki anlaşma uyarınca ham maddesi davalı tarafından temin edilen aliminyumun davacı tarafından işlenerek plaka haline getirildiği, davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve davaya konu icra takibine dayanak faturanın kesildiği, ancak fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı ise cevap dilekçesinde, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir iş anlaması olmadığını, davacının delil olarak sunduğu whatsapp yazışmalarında geçen kişinin davalı şirketin yetkilisi olmadığı gibi davalının çalışanı da olmadığını, kesildiği iddia edilen faturayı GIB üzerinden iptal ettiklerini, davacının davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, davacı tarafından teslim edilmiş bir mal da olmadığını savunmuştur. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür (TMK m.6). İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK m.190). Delil başlangıcı, HMK 'nın 202/2 maddesinde; “ iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse ya da temsilcisi tarafından ve ya gönderilmiş belge” olarak tanımlanmıştır. Bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olması gerekir. Delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmemekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir. Bu kapsamda davacı tarafın, aralarındaki ticari ilişki ve sözleşmeyi ve de ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. Ticari davalarda mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine ticari defterlerin incelenmesine karar verebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Yapılan açıklama çerçevesinde, Mahkememizce tarafların ticari defterleri incelenerek SMMM bilirkişisinden bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş, davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verilerek, kesin süreye uymamanın sonuçları açıkça ihtar edilmiş, ancak davacı gerekli delil avansını yatırmadığından ticari defterler incelenememiştir. Davacı vekili 09/10/2025 tarihli duruşmada verdiği beyanında, "Biz bilirkişi ücretini yatıramadık, zaten faturalar ticari defterlerde kayıtlı değildir, iptal edilmiştir. Bir tanık bildirmiştik, tanık dinletmek istiyoruz, şu an sunduğum fotoğrafların dosyaya alınmasını istiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya kapsamında alacağın tanıkla ispatının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkememizce davacının tanık dinletme talebi kabul edilememiştir. Buna göre tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı tarafından, yalnızca fatura düzenlenmiş olması, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, sözleşmeyi ve faturaya konu ürünün davalıya teslim edildiğini ispatlamamaktadır. Davalı, aralarındaki sözlemeyi ve faturaya konu malın teslim edildiğini kabul etmediğine göre, bu hususları ispat yükü davacıya aittir. Yukarıda belirtildiği üzere, mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de, davacı süresi içinde delil avansını yatırmadığından defter incelemesi yaptırılamamış, ayrıca, davacı taraf bizzat, davaya konu icra takibine dayanak faturanın iptal edildiğini, ticari defterlerde kayıtlı olmadığını beyan etmiştir. Davacı her ne kadar bir takım yazışmalara delil olarak dayanmış ise de, davalı tarafından içeriği ve kendisi tarafından yapıldığı kabul edilmeyen söz konusu yazışmaların, delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Kaldı ki, eldeki dava itirazın iptali davası olup, davaya konu icra takibine dayanak faturanın iptal edildiği davacının da kabulündedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, ispat yükünü kendisinde olan davacının, dosyadaki delil durumuna göre alacağını ispat edemediği anlaşılmış, davacı taraf "yemin" deliline dayanarak, davalı şirket yetkilisine yemin teklif etmiş, mahkememizce davalı şirket yetkilisine yemin hususunda usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı şirket yetkilisi Mahkememiz huzurunda "Ben ...... dan alüminyum döküm işini yapmasını istemedim, davacı bana alüminyum plakaların döküm işini yapmadı, alüminyum plaka teslim etmedi" şeklinde yemin etmiş, sonuç olarak, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötü niyet tazminatı talebi yönünden, davanın, davacının davasını ispat edememesi nedeniyle reddine karar verildiği, davacının kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığı görülmekle, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Alınması gereken 615,40-TL karar harcının, dava açılırken yatırılan 2.459,16-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.843,76‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025

Katip ..... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/1042, K. 2025/1388, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1042-e-2025-1388-k-6d36995e18a6