İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/843 E. 2025/1427 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/843
- Karar No
- 2025/1427
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/843 Esas KARAR NO : 2025/1427
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/11/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2025 YAZIM TARİHİ : 25/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ......., ........ Otomotiv markası ile araç tamircisi olarak Haramidere Sanayi Sitesi'nde müşterilerine hizmet verdiğini, davalıya ait ..... marka ....... plakalı araç, 06.06.2024 tarihli trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasarının tamiri yapılmak üzere şirket çalışanı ..... (TCKN: .....) tarafından davacı tamirciye bırakıldığını, davacı tarafından parça ve işçilik bedeli olarak fiyat belirlenmesi akabinde aracın tamiri yapılmış ve ve teslime hazır edildiğini, müvekkili davalı şirketin kurumsal, borcuna sadık bir firma olduğuna inandığını ve ayrıca davacı daha önce şirketin başka araçlarını da tamir ettiğinden, alacağı için fatura tanzim ettiğini ve herhangi bir ödeme almadan aracı davalıya teslim ettiğini, aracın tamiri; parça bedelleri dahi müvekkil tamirci tarafından karşılanmak suretiyle yapılmış olmasına rağmen davalı şirket, aracın teslim edildiği tarihten bugüne kadar borcunu ödemediğini, ödemenin yapılmasına ilişkin davacıyı oyaladığını, gelinen aşamada halen ödemenin yapılmamış olması hasebiyle konu alacağın tahsili amacıyla KDV dahil malzemeli araç tamir bedeli olan 97.200,00-TL'nin takip tarihi itibariyle işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine yönelik olarak Büyükçekmece İcra Dairesi ....... Esas sayılı icra dosyası başlatılmış borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini, davalının 27/08/2024 tarihinde borca itiraz ettiğini, fotoğrafta görülen hasarın yanında aracın airbagleri tamir ettirildiğini, iki emniyet kemeri tamiri yapıldığını, klima gazı basıldığını ve antifrizi eklendiğini, kapılar trim edilmiş, şaseleri düzeltilmiş, kaput tamiri yapılmış, ve aracın sol şoför kapısı işlem gördüğünü, ön tampon traversi, sensörlü ön tampon, ön tampon çeki kapağı, tampon panjuru, komple sol far, komple ön panel, su radyatörü ve klima radyatörü, parça bedelleri müvekkil tarafından karşılanılarak değiştirildiğini belirterek davacı vekili davanın kabulünü, Büyükçekmece İcra Dairesi ....... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptalini, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin konu kısmı ile netice kısmındaki talepleri birbiriyle uyuşmamakta olup dava konusunun açıklatılması gerektiğini, davaya konu olayda taraflar orijinal parça kullanılması hususunda anlaşmış olmalarına rağmen davacı taraf orijinal parça yerine yan sanayi parça kullanılmak suretiyle ayıplı ifada bulunulduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu ..... konuşmaları haklılığını kanıtlar nitelikte bir delil olmadığını, davacı taraf her ne kadar ......'ın şirket yetkilisi olduğunu iddia etmiş ise de .....'ın şirkette sigortalı bir çalışan olduğunu, şirket yetkilisi olmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinde haksız olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddini, davacının hukuka aykırı takip nedeniyle dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. ISLAH: 97.200,00-TL için Büyükçekmece İcra Dairesi ....... Esas Numaralı dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamını, alacağın belirli olması nedeniyle davalının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
ARAŞTIRMA; 1-Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı icra takip dosyası getirtilmiştir. İncelendiğinde, davacı ....... tarafından, davalı ..... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 97.200,00-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 27/08/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08/11/2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın sicil bilgileri getirtilmiştir. 3-.....Sigorta Anonim Şirketi'nin 18/11/2024 Tarih ve ..... sayılı yazısı ile; dava konusu ..... sayılı hasar dosyası getirtilmiştir. 4-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18/11/2024 Tarih ve ...... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın ..... dönemi ba dökümü getirtilmiştir. 5-Esenyurt Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 19/11/2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın çalışan listesi ve iş yeri tescil belgesi getirtilmiştir. 6-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 19/11/2024 Tarih ve .... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın esnaf kaydı getirtilmiştir. 7-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08/11/2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın gelir vergisi beyannameleri ve sicil formu getirtilmiştir. 8-..... Oto Lastik Yedek Parça İmalatçılar ve Satıcıları Esnaf Odası'nın 16/04/2025 Tarih ve 74 Sayılı yazısı ile; dava konusu aracın tamiratı konusundaki parçalara ilişkin, gerek yan sanayi ve gerek orijinal ürün fiyat listesi getirtilmiştir. 9-Mahkememizce SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 17/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; 1. Ticari Defter Tasdikleri Ve Kayıt Düzeni: a. DAVACI .......’nin, 2024 yılında İşletme defteri mükellefi olup, Gelir İdaresi Başkanlığı’na defter beyanı sisteminden beyanda bulunulduğu, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. b. DAVALI ..... KUMAŞ SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ. incelemeye sunulan 2024 yılında e.defter mükellefi olduğu, ilgili defterlerin GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI e.defter beratlarının alındığı, defterlerinin bu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, görülmüştür.
2. Dava Dosyası Kapsamı Ve Taraflarca İncelemeye Sunulan Ticari Defter Kayıtları Ve İcra Dosyasının Karşılaştırmalı İncelemesi Ve Tespitler:
a. Davacı işletmenin ticari defter kayıtlarında, davalı şirkete 01/08/2024 tarihli, ..... numaralı fatura ile 97.200,00-TL borçlandırma yapıldığı, davalı tarafından ödeme yapılmayarak fatura tutarı kadar borcun devam ettiği, tespit edilmiştir. b. Davalı şirket kayıtlarına göre, 2022 yılından bu yana ticari ilişki olduğu, dava konusu faturanın 01/08/2024 tarihli ..... no’lu 97.200,00-TL tutarlı fatura olup, DAVALI ŞİRKET tarafından kabul edildiği ve DAVACI İŞLETMEYE BORÇ olarak kayıtlara intikal ettirildiği, c. Davalı şirket, tarafından, ödemesi yapılmayan 97.200-TL tutarlı dava konusu fatura bedelinin 01/08/2024 tarihinden itibaren DAVACI İŞLETMEYE borç bakiyesi olarak kaldığı, bunun yanı sıra DAVALI ŞİRKET tarafından içeriği kabul edilmeyen, DAVACI tarafından icra takibine konu edilen itiraz edilen 97.200,00-TL tutarlı fatura borcunun 16.200,00-TL tutarlı KDV’sinden indirilecek KDV olarak yararlanıldığı, tespit edilmiştir. d. .... Oto Lastik Yedek Parça İmalatçıları ve Satıcıları Esnaf Odası’nca dava dosyasına cep edilen 16/04/2025 tarihli ve 74 sayılı fiyat araştırması konulu yazı içeriğinde, gerek orijinal parça ve iş bedeli, gerekse yerli ve yan sanayi parça ve iş bedeli olarak ayrıntısı belirtilmiş olan bedeller toplamının; Orijinal parça ve iş bedeli kullanımında; 129.500,00-TL, Yerli ve yan sanayi parça ve iş bedeli ; 80.700,00-TL olarak belirtildiği, görülmüştür. e. 12 Haziran ve 13 haziran tarihli whatsapp yazışmaları içeriğinde, orijinal yedek parça ile yerli ve yan sanayi yedek parça fiyat farklarının Davacı ....... tarafından, yazıldığı “ ..... Kumaş .....” isimli karşı tarafın, “aman allahım” şeklinde cevap ile durumu şaşkınlıkla karşıladığı, .......’nin “gördün mü farkı” şeklinde cevap verdiği, 1 Ağustos günü “... Kumaş .....” isimli kişiye faturanın whatsapp üzerinden gönderildiği, f. Davacı ....... tarafından el yazısı ile düzenlenmiş ve (........ OTOMMOTİV) kaşesi ve ....... imzası ile yedek fiyat dökümü yapılarak malzeme toplam; 51.000,00-TL ve işçilik:30.000 olmak üzere toplam 81.000,00-TL+KDV olarak tutar belirlenen belgedeki yedek parça tutarlarının- ki söz konusu yazılı belgede DAVACI ŞİRKET çalışanı .....’ın da isim ve imzası olduğu görülmüştür-, gerek 12 haziran ve 13 haziran tarihlerindeki whatsapp yazışmlarında ..... tarafından bildirilen yerli/yan sanayii yedek parçaları fiyatlarına uygun olduğu gibi, dava dosyası içeriğine ..... Oto Lastik Yedek Parça İmalatçıları ve Satıcıları Esnaf Odası’nca celp edilen 80.700,00-TL toplam tutarlı yerli/yan sanayi yedek parça ve iş bedeli toplamına uygun olduğu,
g. DAVACI ....... tarafından, sunulan yedek parça ve işçilik toplamı 81.000,00- TL’nin %20 KDV’si 16.200,00-TL olup, toplam tutarının 97.200,00-TL olduğu ve bu toplam tutarın dava konusu fatura tutarını doğruladığı, h. Davacı tarafından, yerli/yan sanayi parça bedeli ve işçilik olarak belirtilen 81.000,00- TL +KDV olmak üzere 97.200,00-TL olarak belirlenen tutardan fatura düzenlenmiş olduğu ve DAVALI ŞİRKET tarafından kabul edilip muhasebe kayıtlarına geçirilerek, DAVACIYA borçlanma kaydı yapıldığı ve 01/08/2024 itibariyle de Davalı şirket tarafından bu faturanın indirilecek KDV tutarı olan 16.200,00-TL’den de yararlanıldığı dikkate alındığında, gerek Davalı şirket çalışanı ..... gerekse DAVALI ŞİRKET tarafından fatura ayrıntısı ve dayanağı olan yerli/yan sanayi parça içeriklerinin bilinmemesinin mümkün olamayacağı,
Sonuç olarak; davacının, icra takip tutarı ile uyumlu fatura alacağı 97.200,00-TL tutarında, davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasında bağıtlanan sözleşme uyarınca işin teslimi sonrasında düzenlenen faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.
Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının yaptığı işe göre aracın onarımında kullanılan yedek parçaların ve işçilik ücretinin yerinde olup olmadığı, davacının davalıya ait aracın onarımında kullandığı yedek parçaların orjinal olup olmadığı, değilse kullanılan yedek parçaların niteliğine göre bedellerinin ne kadar olabileceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı icra dosyasının celp edilerek incelenmesinde, davacı ....... tarafından, davalı ..... Kumaş Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 97.200,00-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 27/08/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu, borçlunun borca itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Davacının eldeki davayı 04/11/2024 tarihinde, 1.000,00-TL üzerinden kısmi dava olarak açtığı, şimdilik 1.000,00-TL üzeriden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında, davalıya ait aracın onarım işinin yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellinin davalı tarafından ödenmediği iddiasına dayanmakta iken, davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte, davacının işi gereği gibi yapmadığını, orjinal parça kullanılması hususunda anlaşmalarına rağmen davacının yan sanayi parça kullandığını iddia etmektedir. Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura, ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ticari defterler, ikrar veya yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir. Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir. Bilindiği gibi açık ayıp meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle tespit edilebilen ayıplardır. Açık ayıplarda iş sahibi, eserim tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre eseri gözden geçirip varsa açık ayıpları tespit ve ayıpları uygun süre içerisinde iş sahibine bildirmek zorundadır. Eski Borçlar Kanunu ve yeni Türk Borçlar Kanunu'nda muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup işin niteliği ve olayın özelliği ve imal edilen şeyin büyüklüğü, genişliğine göre süreler farklı olacak ve olayın niteliğine göre belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi iş sahibi bizzat yapabileceği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu 359/2 ve Türk Borçlar Kanunu 474/2 maddesi hükümlerine göre mahkeme aracılığı ile tespit ettirebilir. Açık ayıplarda iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı ) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi yukarıda deliller kısmında özetine yer verildiği üzere raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin gereği gibi teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura alacağının takip tarihi itibariyle 97.200,00-TL olduğu ve ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. Buna göre dava konusu fatura alacağının, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. Ayrıca, tarafların bağlı oldukları vergi müdürlüklerinden getirilen kayıtlar incelendiğinde, davaya konu icra takibine dayanak faturanın, davacının BS ve davalının BA bildiriminde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları ve ba/bs kayıtlarıyla ispat edildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf, her ne kadar, davacının üstlendiği edimi gereği gibi yerine getirmediğini, orjinal parça kullanımı konusunda anlaşılmasına rağmen, davalının yan sanayi parçaları kullandığını iddia etmiş ise de, davalı, davaya konu icra takibine dayanak faturayı ticari defterine kaydetmiş olmakla, faturaya konu işin gereği gibi yerine getirildiğini kabul etmiştir. Ticari defterler kesin delil niteliğinde olup, ticari defter kayıtlarının aksi ancak, aynı nitelikte ispat gücüne sahip kesin delillerle ispat edilebilir. Davalı, söz konusu faturaya herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi, ticari defterlerine kaydetmiş olup, söz konusu fatura içeriği işin yapıldığını kabul etmiştir. Kaldı ki, davalı, orjinal parça kullanımı konusunda anlaştıklarını dosya kapsamında ispat edemediği gibi, mahkememizce yaptırılan fiyat araştırmasında da davacının faturaya yansıttığı fiyatlandırmanın yan sanayi parça fiyatlarına uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davacının, icra takibine dayanak fatura bedeli olan 97.200,00-TL davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi davacı davasını, 1.000,00-TL üzerinden kısmi dava olarak açmış olup, dava, 04/11/2024 tarihinde açılmıştır. Davacı, 12/11/2025 tarihinde ıslah dilekçesi sunmuş ve davasını 97.200,00-TL üzerinden ıslah etmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi, itirazın iptali davasında, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. Belirtilmelidir ki hak düşürücü süre; bir hakkın kullanılmasına ilişkin olarak, yasayla, sözleşmeyle yada mahkeme kararıyla kesin olarak belirlenen ve bu süre içinde kullanılmadığında hakkın varlığını sona erdiren süredir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 2021 Baskı, Cilt-I, s.450). Başka bir anlatımla hak düşürücü süre, hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gereken, davada "itiraz" olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi "kesme" ve "durma" hükümlerine bağlı olmayan, uyulmama hâlinde "hakkın" kaybına yol açan, diğer bir ifade ile hakkın özünü ortadan kaldıran süredir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 tarih, 2022/5-1091 Tarih ve 2024/121 Karar sayılı ilamı) Her ne kadar, somut olayda, davalı borçlunun itirazı, davacı alacaklıya 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/I gereğince tebliğ edilmemişse de, davacı alacaklı işbu itirazın iptali davasını 04/11/2024 tarihinde açtığından, kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de 04/11/2024 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08/06/2023 tarih, 2022/1274 Esas ve 2023/2273 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/12/2021 tarih, 2020/4343 Esas ve 2021/7125 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18/12/2019 tarih, 2016/19105 Esas ve 2019/12817 Karar sayılı ilamı) Eldeki somut olayda; davanın temelini oluşturan icra takibinde toplam 97.200,00-TL talep edilmiş olmasına rağmen, dava kısmi dava olarak açılmış ve dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 1.000,00-TL'ye yönelik itirazın iptali talebinde bulunulmuş olup, 12/11/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile itirazın iptali talebi yönünden talep 96.200,00-TL artırılarak toplam 97.200,00-TL'ye yükseltilmiştir. İtirazın iptali davaları itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 sene içinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup re'sen gözetilmelidir. Eldeki davada, dava tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, ıslah tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından, davanın dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00-TL alacak yönünden kabulü ile, takibin 1.000,00-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, davacının ıslah ile arttırmış olduğu 96.200,00-TL yönünden davanın, hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacısının esasen davalıdan 97.200,00-TL alacaklı olduğunu ispat ettiği, davanın, ıslah edilen kısım yönünden hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle mahkememizce kısmen reddedildiği, bu nedenlerle reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için gerekli yasal koşulların bulunmadığı anlaşıldığından, davalının kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktar olan 1.000,00-TL asıl alacak üzerinden ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle takibin devamına, -Davacının ıslah ile arttırmış olduğu 96.200,00-TL yönünden davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması sebebiyle reddine,
-Kabul edilen asıl alacağın %20'sine tekamül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gereken 615,40-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL harç ve 1.642,86-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.070,46-TL peşin harcın indirilmesi ile kalan 1.455,06-TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 7.265,00-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 74,83-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 3.562,92-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 37,08-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025
Katip ...... Hakim ..... e-imzalıdır e-imzalıdır