İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/15 E. 2025/272 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/15
Karar No
2025/272
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/15 Esas - 2025/272 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/15 KARAR NO : 2025/272

DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü. DAVA TARİHİ : 13/11/2018 KARAR TARİHİ : 17/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/08/2025

TALEP: Davacı vekili 13/11/2018 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... markalarının sahibi olarak Türkiye çapında 40000’i aşkın çalışan ve 8000’i aşkın mağazası ile faaliyette bulunduğunu, 2005/14436 sayılı “...” ve 2017/75954 sayılı “... baharat” markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Türk Patent’e başvuruda bulunduğunu, 2017/41031 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı yanın, dava konusu markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsursu, orijinal niteliğinin bulunmadığını, yine ilgili sınıflar bakımından hiçbir üstün hakkının da mevcut olmadığını, müvekkilinin “...” markaları ile davalının “...” markasının benzer olduğunu, anılan markanın müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu olduğu gibi ihtiva ettiğini, davalının bu sayede müvekkilinin markasının bilinirliğinden yararlanarak kendisine bir avantaj temin edeceğini, yapılacak basit bir araştırma ile dahi anılan markaları ihtiva eden ürünlerin yan yana getirilmesi durumunda, davalı yan markasının müvekkilinin bir yan markası olduğu ya da müvekkilinin markalarının devamı olduğu algısı oluşturacağını, dava konusu markadaki “EGE” ibaresinin zayıf bir işaret olduğunu, markaların görsel, fonetik ve işitsel olarak benzer olduklarını, markalar arasındaki bu benzerliğin açıkça iltibasa sebebiyet vereceğini, markaların aynı harf düzeninden oluştuğunu, dolayısıyla telaffuz ve kulakta bıraktıkları izlenimler bakımından benzer olduklarını, bu benzerliğin orta derecede tüketici de ve hatta bilinçli tüketiciler nezdinde dahi karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, markaların emtia listelerinin de birbiri ile uyuştuğunu, davalı yan marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın ... sayılı kararının iptaline, başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle: Başvuru ile itiraza konusu markalar irdelendiğinde, dava konusu markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin, tümüne hakim olan görüş ve ayırt ediciliğini vurgulayan imajın bütünde incelenmesi gerektiğini, bu bağlamda taraf markalarının ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek derecede benzer olduğundan ve bu sebeple iltibas ihtimalinden bahsedilmesinin olanaksız olduğunu, davacı yan markalarının tanınmışlık iddialarına ilişkin yeterli bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığını, kötü niyet iddialarının da yine aynı şekilde ispatlanamamış olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı kurum nezdinde tescilli markalarının bulunduğunu, bu markalarına ciddi ve yoğun bir şekilde kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin yapmış olduğu 2017/41031 sayılı başvurunun da 29, 30, 31, 32 ve 35. Sınıfları kapsar şekilde marka başvurusuna konu edildiğini, müvekkilinin kuruluşu ile birlikte ... ibareli markasının kullanmaya başladığını ve markasına yoğun yatırım yaptığını, müvekkilinin anılan markaya kazandırdığı ayırt ediciliğin tüketiciler nezdinde bilinir hale geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin markası ile davacı yanın markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının kendisine özgü yazım usulü ile mavi ve beyaz renkler kullanılarak oluşturulduğunu, davacının markasının şekil unsuru ihtiva etmediğini ve düz yazı karakterleri kullanıldığını, dolayısıyla taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının şekil unsurundan oluştuğunu, markaların parçalara ayrılarak karşılaştırılmaması gerektiğini, “...” kelimesinin ayırt edici bir sözcük olmadığını, davacının 2017/75954 sayılı markasının 30. Sınıfta tescilli olduğunu, davacı tarafın kullanmadığı emtialarda markasını tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, kaldı ki müvekkilinin markası kapsamında yer alan emtialar ile davacı yana ait markanın sınıflarının birbirlerinden tamamen farklı olduklarını, markaların bütünsel olarak incelenmeleri gerektiğini, davacı yanın kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin markası ile davacı yanın markalarının tescilli olduğu emtiaların birbirlerinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

MAHKEMEMİZİN 11/06/2019 tarihli ve 2018/441 Esas, 2019/270 Karar sayılı KARARI: Davacı yan markasının kendisi olan “...” ibaresinin, “ege” gibi coğrafi bölge adı bildirir bir ibare ile birlikte kullanımında, tüketici, markayı bütün olarak algıladığında dahi zihninde “...” kelimesini geri plana atmasına neden bir durumun mevcut olmadığı, başka bir ifadeyle marka içerisindeki “...” kelimesinin kullanımının tali nitelikte olmadığı, buna bağlı olarak da tüketicinin dava konusu markayı, önceden bildiği ya da bir şekilde denk geldiği, ürünlerini kullandığını, satın aldığı “...” markalarının “ege” bölgesi için yarattığı bir serisi olarak algılayabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK nın ... sayılı kararının 29. sınıf “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Tahin.” 30. sınıf “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.” 31. sınıf “ tarım ve bahçecilik ürünleri.” 32. sınıf “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden kısmen iptaline, davalı adına kayıtlı 2017/ 41031 nolu markasının tescil kapsamında 29. sınıf “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Tahin.” 30. sınıf “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.” 31. sınıf “ tarım ve bahçecilik ürünleri.” 32. sınıf “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

... BAM 20. HUKUK DAİRESİ'NİN 29/11/2024 tarihli ve 2022/1789 Esas, 2024/1924 Karar sayılı KARARI Mahkememizin yukarıda belirtilen kararının taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna konu edilmesi neticesinde, ... BAM 20.Hukuk Dairesi'nin yine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ÖZETLE: "...Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporuna istinaden, marka işaretlerinin benzer olduğu, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimallerinin bulunduğu kabul edilerek benzer mal ve hizmet sınıfları yönünden dava konusu YİDK kararının kısmen iptaline ve markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar veril ise de, SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık ve SMK'nın 6/9.maddesindeki kötüniyet iddiaları üzerinde durulmamıştır. Öte yandan, SMK'nın 25/7.maddesinde; "6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." hükmü, SMK'nın 19/2.maddesinde ise "6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmü düzenlenmiş olup, davalı tarafından YİDK sürecinde kullanım ispatı talep edilmemiş ise de, dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde davacının markayı 30.sınıfta kullanmak istediği, diğer emtialarda kullanımının bulunmadığı, kullanmadığı sınıflarda da "..." ibaresi üzerinde tekel yaratmaya çalıştığı belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının SMK'nın 6/5 ve 6/9.maddelerine dayalı tanınmışlık ve kötüniyet iddiaları ile hükümsüzlük davası bakımından davalının kullanmama def'i üzerinde durularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin ve davalı Şirket vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. ... Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin ve davalı Şirket vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçelerle Mahkememiz kararı kaldırılarak Mahkememize gönderilmiştir.

YENİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda belirtilen BAM ortadan kaldırma ilamında işaret edilen hususlar dikkate alınarak; Mahkememizce 25/02/2025 tarihli celsede; davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kullanmama define ilişkin olarak, hükümsüzlük davası yönünden, davacı vekiline SMK 19/2 fıkrası uyarınca kullanıma yönelik delilleri var ise sunması için ihtaratlı olarak 2 hafta kesin süre verilmesine, kesin süre sona erdikten sonra celse arası dosyanın ortadan kaldırma ilamından belirtilen kullanıma ilişkin inceleme yapılması için duruşma günü beklenmeksizin önceki bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş ve ek rapor alınmıştır.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 12/02/2025 havale tarihli ek raporda özetle; "İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı kapsamında hükümsüzlük talebi açısından SMK m. 25/7 düzenlemesi uyarınca yapılan incelemeler sonucunda, davacı yanca dosya kapsamına sunulan 9 adet kasa fişinin sadece 12 adet ürüne yönelik olması ve yine sunulan market broşürlerinden tarih bilgisi içeren broşür sayısının az olması, bu broşürlerin markasal kullanımın varlığı açısından yeterli sayı ve içerikte olmaması nedeniyle davacı yanın 2005/14436 sayılı markasının tescili kapsamındaki 29, 30 ve 32. Sınıf emtialarda ciddi ve devamlılık arz eden yeterli düzeyde kullanıma konu edildiği kanaatine varılamadığı, bu bağlamda anılan markanın hükümsüzlük istemi yönünden SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınamayacağı, Davacı yan markasının 6/5 maddesi anlamında tanınırlığını ispatlamaya elverişli delilleri dosyaya sunmadığı, Kötü niyet iddialarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu," ifade edilmiştir.

Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık kapsamında YİDK iptal talepli dava bakımından kullanmama def'i ileri sürülmemiş olup, hükümsüzlük talepli dava bakımından kullanmama def'i savunması bulunmaktadır.

1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve 2017/41031 başvuru numaralı davalı başvurusunun 29, 30, 31, 32 ve 35'inci sınıflardaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "29; Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri, et mamülleri, et hülasaları, et suları bulyonlar, işlenmişi su ürünleri (yumuşakçalar ve kabuklu hayvanlar); kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konservelemnmiş, dondutrulmuş et ürünleri... ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri, patates kızartmaları. "30; Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez "31; İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu. "32 Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. "35; Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için : Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;(belirtilen hizmetler perakende,toptan satış mağazaları,elektronik ortamlar,katalog vebenzeri diğer yöntemlerle sağlanabilir.)" İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak 2017/41031, 2005/14436 sayılı davacı markalarının kapsamında ise 29, 30, 31, 32, 35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu kapsamda; dava konusu markadaki mal ve hizmetler ile redde dayanak davacı markası kapsamındaki bir kısım mal ve hizmetler arasında aynı/aynı tür ya da benzer olma ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Zira taraf markaları kapsamındaki emtialar genel anlamda marketlerde bir arada ya da birbirine yakın raflarda satılan gıda ürünleri olup günümüzde pek çok işletmenin gıda sektöründe birden fazla emtiada ürün gamı bulunmakta olduğundan tüketici açısından farklı gıda ürünleri arasında bağlantı kurulması, diğer pek çok mal ve hizmet sınıfına nazaran çok daha kolaydır. Dolayısıyla her iki taraf markasında da yer alan emtiaların genel anlamda gıda ürünlerine ilişkin olduğu görüldüğünden, tüketicinin benzer ve aynı tür emtialar arasında ilişki kurmasının muhtemel olduğu kanaatine varılmıştır. B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Taraf markaları incelendiklerinde, dava konusu markada herhangi bir şekil unsuru içermeksizin, “EGE” ve “DİYARI” kelimelerinin özel bir yazım karakteri ile yazılması neticesinde oluşturulduğu görülmüştür. Söz konusu yazım karakterinin markaya standardın ötesinde grafiksel anlamda bir katkısının olmadığı düşünülmüştür. Davacı yan markası ise yine hiçbir şekil unsuru içermeksizin "..." kelimesinden oluşmaktadır. Bu bağlamda davacı yanın “...” kelimesinden ibaret markasının, dava konusu markada da bütün halinde yer aldığı ve kullanım şekli itibariyle de tali nitelikte olduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda tespiti gereken husus, taraf markalarında ortak olarak geçen "..." kelimesinden kaynaklı olarak iltibas oluşup oluşmayacağı hususudur. Markalar arasında salt kelime unsurları bakımından görsel anlamda bir benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Zira, "..." ibaresinin gıda ürünleri bakımından "yöresel" anlamına haiz olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu kanaati hasıl olmuştur. Dolayısıyla “...” kelimesinin benzerliği tespit olunan ihtilaf konusu emtialarda özgün veyahut yaratım sözcükler gibi güçlü bir ayırt ediciliği bulunmayacaktır. Doktrinde de kabul edildiği üzere karıştırma ihtimalinin değerlendirmesinde “markanın ayırt edicilik gücü” dikkate alınması gereken bir husus olup uygulamada “güçlü marka” – “zayıf marka” ayrımı yapılmaktadır. Örneğin Yüksek Mahkeme TEKNOSA ve TECHNOCAR markaları arasındaki bir uyuşmazlıkta “tekno” veya “techno” ibarelerinin, kullanıldığı mal veya hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle, karıştırma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmıştır. Markalar bir bütün olarak değerlendirilirken, benzer görülen ortak unsurların markasal ayırt edicilikleri zayıf ibareler olması durumunda, zayıf ibarelerdeki ortaklıkların her durum ve koşulda markalar arasında iltibasa neden olacağının kabul edilemeyeceği, böyle bir durumda markanın önceki hak sahibinin, kendisine zayıf bir ibare tercih etmiş olması nedeniyle aynı ibareyi içerir sonraki başvurulara kimi durumlarda katlanması gerekebileceği uygulamada ve doktrinde kabul görmektedir. Dolayısıyla taraf markalarını bir bütün olarak algılayacak olan ortalama zekadaki bir tüketicinin de marka içerisinde “...” ibaresini görmesi tek başına işaretler arasında iltibas yaşayacağı düzeyde bir benzerlik taşımasına yol açmayacaktır. Zira tüketici bu ibareyi algılasa dahi, gıda sektöründeki kullanımından kaynaklı olarak ibareye güçlü bir anlam atfetmeyeceğinden işaretin bütününe bakacaktır. Tüm bu hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketici kitlesi açısından taraf markalarının birbiri ile karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmelerinin veya markaları birbirlerinin devamı olarak nitelendirmelerinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır . Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır . Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının maddenin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta davacı yanın markalarının tanınırlığını ispatlamaya elverişli delil dosyaya ibraz etmediğinden 6/5 maddesi uyarınca anılan ibarenin tanınır olup olmadığı hususunda bir kanaate varılması ya da 6/5 maddesinin şartlarının oluştuğundan bahsedilmesi mümkün olmamıştır.

3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

4. HÜKÜMSÜZLÜK DAVASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Öncelikle İstinaf Mahkemesi kararında işaret edilen SMK m. 25/7 kapsamında inceleme yapılması gerekliliği hususu irdelenmiştir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Ancak burada hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Başka bir ifadeyle yeni bir markanın tescili sırasında bu tescile itiraz eden ancak itirazı kendi markasını kullanmaması nedeniyle 19/2’ye göre reddedilen marka sahibi, itirazının reddinden sonra markasını kullanmaya başlar ve bir süre sonra yeni tescil edilen markaya bu sefer de hükümsüzlük davası açarsa, hükümsüzlük davası da reddedilmeye mahkumdur. Kanun koyucu yukarıda yer verilen cümle ile eski marka sahiplerinin böyle davranışlarını engellemektedir. Zira hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusu veya rüçhan tarihinde, hükümsüzlüğü isteyen kişinin markası en az beş yıldır tescilli ise bu kişi hükümsüzlük davasında ayrıca başvuru/ rüçhan tarihinde de markasını kullandığını ispat edecektir. Yani yeni markanın tescili esnasında markasını kullanmayan kişi daha sonra kendi markasını kullanmaya başlar ve yeni markaya karşı hükümsüzlük davası açarsa, her ne kadar dava tarihinden geriye doğru kendi markasını kullandığı için 25/7’deki defi bertaraf edilebilir görünse de, son cümle gereğince ayrıca kendi markasını yeni markanın başvuru veya rüçhan tarihinde kullandığını da ispat edecek, ispat edemezse hükümsüzlük talebi reddedilecektir. (Numan Nebati Sönmez / 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar, sf 293) Eldeki dosyada hükümsüzlük talebi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; dava tarihi olan 19.11.2018 tarihinin esas alınması gerekmekte olup, bu tarihten geriye dönük son beş yıl (19.11.2018-19.11.2013) ile dava konusu marka başvuru tarihi olan 04.05.2017 tarihinden geriye dönük son beş yıl (04.05.2017- 04.05.2012) aralığı olmak üzere genel anlamda 19.11.2018– 04.05.2012 tarih aralığını kapsaması gerektiği, davacı yanın bu tarih aralıklarında davaya dayanak markası olan 2005/14436 sayılı markasının tescili kapsamındaki emtialarda ciddi markasal kullanımlarının bulunduğunu ortaya koymakla mükellef olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce 25.02.2025 tarihli celsede, ... BAM 20. Hukuk Dairesinin ortadan kaldırma ilamında işaret ettiği husus dikkate alınarak, davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kullanmama define ilişkin olarak, hükümsüzlük davası yönünden, davacı vekiline SMK 19/2 fıkrası uyarınca kullanıma yönelik delilleri var ise sunması için 2 hafta kesin süre verildiği, davacı tarafın ise 11.03.2025 tarihli dilekçesi ekinde bir kısım broşür ve fişlere yer verdiği görülmüştür. Sunulan deliller incelendiğinde: - 06.06.2015 tarihli 2 adet “... kimyon 75 g” ibaresinin yer aldığı, 11.06.2014 tarihli 1 adet “... toz biber 75g” ibaresinin yer aldığı, 11.12.2015 tarihli 1 adet “... kimyon 75 g” ibaresinin yer aldığı, 17.01.2014 tarihli 1 adet “... toz biber 75g” ibaresinin yer aldığı, 30.01.2016 tarihli 2 adet “... kimyon 75 g” ibaresinin yer aldığı, 01.06.2016 tarihli 1 adet “... kimyon 75g” ibaresinin yer aldığı, 26.06.2013 tarihli 1 adet “... toz biber 75g” ve 1 adet “... h. Cevizi 75” ibaresinin yer aldığı , 28.12.2013 tarihli 1 adet “... toz biber 75g” ibaresinin yer aldığı, 29.01.2015 tarihli 1 adet “... kimyon 75g” ibaresinin toplam 9 adet kasa fişinde 12 adet “...” markalı “Baharat” ürün bilgisi içerir kasa fişleri - Üzerinde doğrudan tarih bilgisinin yer aldığı görsellerin, 29.09.2016 tarihli https://aktuelurunhaber.com/a101-29-eylul-2016-aktuel-urun-katalogu/a10126-eylul-2-ekim-aktuel-ikincisi-indirimli/ linkinde yer alan broşür, 15.10.2015 tarihli 1 Numan Nebati Sönmez / 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar, sf 293 http://a101aktuelurun.com /katalog/a101- katalogu -15-ekim-2015 -firsatlariasurelik -urunler/ linkinde yer alan broşür, 26.09.2016 tarihli https://a101aktuelurun.com/katalog/a101-26-eylul-2-ekim-2016 -firsat-urunlerikatalogu- ustasindan-corba/ linkinde yer alan broşür ve 26.08.2017 tarihli gazete reklamı görseli olduğu, bunun dışında tarih bilgilerinin bir kısım görselde not olarak düşüldüğü, bir kısım görselde ise hiç bulunmadığı şekildeki “A101” market broşürleri (broşürlerde “...” markasını taşıyan Baharat ürünlerinin görseli yer almaktadır) Uygulamada kullanımın ciddi olup olmadığı mal veya hizmetin kullanıldığı sektöre göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin gıda sektöründe gofret üreten bir işletmenin tescilli markasını kullanarak ürettiği 10 koli (toplam 1000 adet gofret) mala ilişkin sunulan deliller, tek başına tescilli markanın ciddi olarak kullanıldığını ispatlamaya yeterli olmayacak iken yüksek yatırım gerektiren sektörlerde ciddi kullanımın varlığından bahsedebilmek için çok daha az miktarda malın piyasaya sunulmuş olması yeterli görülebilecektir. Söz gelimi 12. sınıfta yer alan “hava taşıtları ve parçaları” emtiasında tescilli bir marka için sunulan belgelerde 2 yılda bir adet uçak satıldığının ispatlanması ciddi kullanımın ispatı için yeterli görülebilecektir. Nitekim burada aranılan temel kriter, sunulan kanıtların marka sahibinin ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu gösterip göstermediğidir. Buradaki ticari konumun tespiti için illa ki tüm ticari defter ve kayıtların incelenmesi şart olmayıp belli bir devamlılıkla faaliyetin sürdürüldüğü algısını oluşturacak delillerin yeterli görülmesi uygun olacaktır. Yine örneğin aynı kılavuzda “süt ürünleri” için 3 yılda toplam 5 bin adet yapıldığı belirtilen satışın yeterli görülemeyeceğinin vurgulandığı görülmüştür. Somut ihtilafta, davacı yana verilen süre sonrasında sunulan deliller incelendiğinde, gıda sektörü gibi neredeyse tüm ürün grupları açısından yoğun satış hacimlerinin mevcut olduğu bir sektörde, yalnızca 12 adet ürün satışına ilişkin kasa fişlerinin ve yine tarih bilgisi içerir yalnızca birkaç adet broşürden ibaret olan market broşürlerinden, davacı yanın “...” markasının SMK m. 25/7 kapsamında yapılan incelemeler sonucunda hangi emtialar özelinde yoğun, ciddi ve devamlılık arz eden kullanımlara konu edildiği hususunda mutlak bir kanaate varılması mümkün olmamıştır. Zira yukarıda da ifade edildiği gibi gıda sektörü açısından aranılan kullanım kriteri gözetildiğinde, oldukça yoğun satış faaliyetlerinin mevcut olduğu bu sektör açısından kullanımın birçok sektöre göre çok daha somut bir biçimde ortaya konulması gerektiği düşünülmektedir. Kaldı ki davacı tarafın Türkiye’nin birçok bölgesinde yüzlerce markete sahip bir zincir olduğu değerlendirildiğinde, kullanıma yönelik kayıtları çok daha somut olarak ortaya koyma ihtimali varken, bu düzeyde sınırlı delille bir kanaate varılması mümkün olamamıştır. Bu halde hükümsüzlük talebi açısından davacı yanın davaya dayanak tek markası itibariyle SMK m. 25/7 kapsamında ileri sürülen kullanmama def’i yönünden kullanım yükümlülüğünü yerine getirdiği noktasında bir kanaate varılamamıştır. Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunu belirtmiş ise de; ...Hukuk Genel Kurulunun 08.06.216 tarih ESAS NO: 2014/11-696 KARAR NO: 2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, YİDK kararının iptali talepli davada, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunmadığı, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile 579,50 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/07/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/15, K. 2025/272, T. 17.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-15-e-2025-272-k-271ffc93829f