İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/14 E. 2025/1015 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/14
Karar No
2025/1015
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/14 Esas KARAR NO : 2025/1015 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/09/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 02.01.2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar/borçlular ... ve ...'ın balıkçılık faaliyeti ile iştigal eden ... isimli balıkçı gemisinin/donatma iştirakinin donatan ortakları olduğunu, müvekkilinin ... Halinde balık alım-satım ve ticaretiyle iştigal eden bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında balık alım satımından kaynaklı cari ilişki olduğunu, taraflar arasındaki cari ilişkiye istinaden müvekkilinin alacakları için taraflarınca Silivri İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların ise takibe haksız olarak itiraz ettiklerini, davalılar arasında .... isimli gemi ve adi ortaklıktan kaynaklı husumet bulunduğunu, davalıların Gemiyi satma çabası içinde olduklarını, bu nedenle Gemi üzerine teminatsız olarak İhtiyati Tedbir konulmasını talep ettiklerini, takip konusu alacağın konusunun cari hesaptan kaynaklı olduğunu, davalıların balık sezonunda avladıkları balıkların müvekkili şirketçe davalılardan alındığını, aralarında bu şekilde uzun yıllardır süregelen cari ilişki mevcut olduğunu, davalıların av sezonu öncesinde, gemi personel maaşlarının ödenebilmesi, geminin sezona hazırlanması, balık ağı satın almak ve diğer tüm ihtiyaçları için müvekkili şirketten avans kullandıklarını, kullandıkları avansların, avlayıp müvekkiline sattıkları balık bedellerinden mahsup edildiğini, ancak üst üste bir kaç sene balık sezonunun kötü geçmesi nedeniyle avansların kapanmadığını ve davalıların müvekkiline karşı borçlu kaldıklarını, sonrasında da geminin davalılar arasındaki husumet nedeniyle ... Limanına bağlandığını ve çalışamaz hale geldiğini, neticede davalılar adına kayıtlı ... isimli gemi üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, davalı borçluların Silivri İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinde 2.115.995,56 TL Tutarındaki alacağa yaptıkları itirazının iptaline, davalıların takip konusu borcu takip tarihi itibariyle işleyecek reeskont avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Davacının iddialarını kabul etmediklerini, davacı ile hiçbir ticari ilişkileri olmadığını, davalının eşi ... ile kardeşi olan diğer davalı ...'ın birlikte inşa ettirmekte oldukları balıkçı teknesinin yapımı sırasında davalının eşinin vefat etmesi sonucu, yapımı 1994 yılında tamamlanan tekneye ... ve ... 1/2 oranında hisselerle paylı mülkiyet esaslı malik olduklarını, davalının eşinin vefat ile ve balıkçı gemisinin, diğer davalı ... tarafından işletildiğini ancak davalının kârdan hiç pay verilmediği gibi davalının 12.05.2011 tarihinden beri emboliye bağlı olarak geçirdiği beyin kanaması sonucu oluşan felç nedeniyle konuşma ve ellerini kullanabilme yeteneklerini kaybetmiş ve kendisine vasi atandığını, davanın reddine, davacının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, masraf ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Davalı ... tarafının cevap dilekçesinde davacı taraf ile arasında ticari bir ilişki olmadığını, ... isimli gemiye diğer davalı ile paylı mülkiyet ile ortak olduğunu, diğer davalı ile aralarında bu gemiden kaynaklı ecrimisil davaları olduğunu, davacı taraf ile aralarında akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi olmadığını beyan ederek davanın reddini talep ettiğini, davalı ... tarafının cevap dilekçesindeki beyanları kabul edilemeyeceğini, beyan ettikleri üzere ... isimli balıkçı gemisinin/donatma iştirakinin diğer davalı ile birlikte 1/2 donatan ortakları olduğunu, kendi aralarındaki hukuki ihtilafların 3. Kişilere bu durumu değiştirmediğini, davalılar arasındaki ihtilafın müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin ödemeleri ... balıkçı gemisi donatanları ...-... ortaklığı adına yaptığını, tüm kayıtların resmi olduğunu, müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalıların tüm borçtan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduklarını, davalı tarafın, yıllık gelir beyannamelerinden haberleri olmadığını, beyannamelerde davacı tarafa borçlu olmadıklarını iddia ettiğini, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin adi ortaklık olduğunu, cari hesapta da görüleceği üzere müvekkili tarafından davalılara gönderilen iş avansları ... - ... ortaklığı adına gönderildiğini, resmi olarak davalıların ortak olduğunu, kendi içlerinde yaşadıkları ihtilafların ise davacının sorunu olmadığını, davacı taraftan aldıkları avanslar nedeniyle davacı şirkete borçlu olduklarını, bu nedenle itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tüm kayıtların resmi olduğunu, müvekkili tarafından tutulan defterlerde kayıtlı olduğunu ve defter incelemesi yapıldığında davalıların tüm borçtan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduklarının da ortaya çıkacağını beyan etmiştir. Davalı ... vekili ikinci cevap dilekçesinde; Donatma iştirakinden söz edebilmek için, ... isimli gemiye paylı mülkiyet esasıyla malik olan davalılar arasında; anılan geminin menfaat sağlamak amacıyla, hepsi adına ve hesabına suda kullanma hususunda sözleşme yapılmış olmasının gerektiğini, ayrıca TTK md. 1065 hükmü gereğince bu iştirakin, ticaret ve gemi sicillerine tescilinin gerekli olduğunu, davalıların arasında ise TTK md. 1064/1 kapsamında bir sözleşme olmadığı gibi ticaret siciline ve gemi siciline yapılmış donatma iştirakinin tescilinin de olmadığını, adi ortaklığın ise, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olduğunu, davalılar arasında bu anlamda da bir sözleşme olmadığını, üstelik müvekkillerinin diğer davalı ...'ı intifadan men ettiğini, davalılar arasında sadece ... isimli tekne üzerinde paylı mülkiyet olduğunu, ... isimli gemi yapım tarihinden beri diğer davalı ... zilyetliğinde olduğunu ve geminin işletilmesi ile ilgili tüm işlemleri kendi adına ve hesabına yaptığını, ortağın kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunması halinde ise bu üçüncü kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olacağını, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortak/ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu üçüncü kişinin alacaklısı veya borçlusu olacağını, ortağın yaptığı işlemin, diğer ortağı bağlaması için, ortaklığı temsil yetkisinin, sözleşme ile ya da ortaklar kararı ile işlem yapan ortağa verilmiş olması gerektiğini, böyle bir sözleşmenin ya da ortakların kararının olmadığını, davacı tarafın yaptığı hukuki ilişkiyi ve de davalının 2.115.995,56 TL alacaklı olduğunu ispat edecek delil de sunmadığını, davacının dava konusu 2.115.995,56 TL alacağının 2022 yılında oluştuğunu iddia ettiğini, Vergi Dairesi kayıtlarında 2022 yılı itibariyle böyle bir alacağın gözükmediğini, dava konusu alacağın şahit ile ispatının mümkün olmadığını, neticede müvekkili ... yönünden davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce ... Esas - ... Karar ve 26/09/2024 tarihli görevsizlik kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar ve 05/12/2024 tarihli ilamı ile; "Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gelir İdaresi Başkanlığı Sarıyer Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25/09/2024 tarihli cevabi yazısında, gerçek kişi davalıların ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK 178. Maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta oldukları bildirilmiş, ancak Mahkemece davalıların ticari ilişki tarihlerini de kapsar şekilde yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannamelerinin gönderilmesi istenilmemiş ve Vergi Dairesi yazı cevabı ekinde de Mahkemeye gönderilmemiştir. Davalıların ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu VUK 178. Maddesine göre işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olmaları tek başına esnaf olduklarını göstermemektedir. Mahkemece gerçek kişi davalıların yıllık alış ve satış tutarlarına ilişkin gelir beyannameleri celbedilerek ticari ilişki yıllarına ilişkin yeniden değerlendirme oranları da dikkate alınmak suretiyle VUK'nun 177. Maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadıkları ve yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında tacir olup olmadıkları tespit edilmeden, sadece Vergi Dairesi Müdürlüğü cevabı yazısına göre eksik araştırma ve değerlendirme ile davalıların esnaf kabul edilmesi ve buna göre görevli Mahkemenin belirlenmesi isabetli olmamıştır. Ayrıca Mahkemece de usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmesine rağmen HMK'nın 117/2 maddesi uyarınca Mahkemece ilk önce dava şartlarından olan görev hakkında karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı ile birlikte aynı zamanda ilk itirazlardan olan yetki hususu incelenmek suretiyle yetkisizlik kararı verilmesi, bunun yanında HMK'nın 19/2, 116/1 ve 117/1 maddesi uyarınca yetki itirazının kesin olmadığı iş bu davada yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmesine, davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamasına ve yetki itirazında bulunulmamasına rağmen Mahkemece resen ilk itiraz olan yetkinin incelenerek yetkisizlik kararı verilmesi de usul ve yasaya uygun olmamıştır." gerekçesi ile kaldırılmış ve yargılamaya mahkememizin yukarıdaki esası ile devam edilmiştir. Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25/09/2025 tarihli raporda; "Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında yer alan ve takibe konu ettiği 2.115.995,56 TL tutarlı alacak için ticari defter kayıtlarına kendi lehine yaptığı “Resmi Çekler-... ...'a Verilenler” başlıklı ve 1.742.075,00 TL tutarlı ile “... Gıda'nın Yazdığı Çekler” başlıklı ve 1.230.375,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 2.972.450,00 TL tutarlı kayıt işleminin içeriğini belgesiyle ve gerekçesiyle birlikte ispat etmesi gerektiği" " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu, yemin beyanı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki balık alım satım hukuki ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalıya verilen avans bedellerine karşılık ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle kapanmayan avans bedeline ilişkin açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi mahiyetinde olduğu görülmüştür. Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı sonrasında, celp edilen gelir beyannamelerine göre VUK' un 177. maddesinde belirtilen sınırların aşıldığı aşıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 2.115.995,56-TL toplam alacağın takip tarihinden asıl alacağa işleyecek yıllık % 10,75 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalılara ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlular vekilleri borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve bu sebeple süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 2.115.995,56-TL'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraflar ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura, ödeme kayıtları ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, bu kayıtlar dikkate alındığında alım satım sözleşmesinin var olduğu görülmüştür. Davacının ticari defterler ve kayıtları ile bilirkişinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; - Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 2.115.995,56.-TL alacaklı olarak gözüktüğü, - Davalıların ticari defter ve kayıtlarını dosya içerisine sunmadığı, - Davacının alacağını dayandırdığı belgelerin niteliği ödeme dekontu ve verilen çekler olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanlarından anlaşıldığı üzere, davacının yapmış olduğu ödemelerin niteliği avans ödemesi şeklindedir. 6098 sayılı TBK' nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, ... sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Hükümden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 22.09.2025 Tarih ve 2025/1289 E. - 2025/1399 K. sayılı ilamı.) 6102 sayılı TTK m.90/1-c maddesine göre; "bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır". Çek keşide edilmesi ifa yerine değil ifa uğruna edim yükü doğurduğundan tek başına ödeme olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla çek bedeli ödenmediği sürece ifa gerçekleşmiş olmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 22.12.2022 Tarih ve 2020/1563 E. - 2022/1834 K. sayılı ilamı.) Somut olayda, davacının alacağını dayandırdığı belgelerin bir kısmının verilen çekler olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle davacının, davalılara avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediği ile alacağa konu çek bedellerinin ödendiğini yazılı - kesin delillerle kanıtlaması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafın bu aşamada alacak iddiasını ispat ettiği, bu haliyle davalıların ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerilerine aldıkları kabul edilmiş ve yine davalıların aksini gösterir başka yazılı kesin kayıt - delil sunmadığı ve davalı tarafların, kendi aralarındaki uyuşmazlıkların (intifadan men) davacının alacağına etki eden bir durum olmadığı da dikkate alınarak, davalıların davacıya 2.115.995,56 borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra takibinin kötüniyetli başlatıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığından ve davanın kabulüne de karar verildiğinden, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalıların ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; -Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen DEVAMINA, -Alacağın % 20'si olan 423.199,11-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere ve davacının talebini aşmamak kaydıyla 3095 Sayılı Kanunun 2/2 Md. uyarınca değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA, -Davalıların yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 144.543,66-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 25.555,94-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 118.987,72-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 26.044,34-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 15.339,50-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davalı ... tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın yatıran tarafa İADESİNE, 5-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 314.239,38-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025

Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/14, K. 2025/1015, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-14-e-2025-1015-k-3c4edc403955