Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1174 E. 2024/1174 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1174
- Karar No
- 2024/1174
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1174 - 2025/2079 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1174 KARAR NO : 2025/2079
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/01/2024 NUMARASI : 2022/160 Esas - 2024/44 Karar
DAVACI : CAPRİ SOĞUTMA VE MUTFAK SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : MMK METALÜRJİ SANAYİ TİCARET VE LİMAN İŞLETMECİLİĞİ ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 24/02/2022 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 05/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçekleşen ticari alım satıma ilişkin olarak davalı tarafından müvekkil firmaya 24/04/2021 tarihli MMK...numaralı fatura ile GCR DX51D+Z100B 0,80x1.250 REFERANS mal hizmet açıklaması belirtilerek 21.680 kg 0,90600 USD birim fiyat + KDV ile toplam 23.177,65 USD bedel ile fatura edilen menkullerin müvekkile teslim edildiğini, ancak dava/fatura konusu menkullerin bir kısmında imalat hatası nedeniyle ayıp tespit edildiğini, mala ilişkin ayıp tespit edilir edilmez müvekkili tarafından davalı yana mail ve telefon yolu ile ürünlerin ayıplı olduğunun bildirildiği, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 24/04/2021 tarihli MMK... numaralı fatura konusu ayıplı malların TBK'nın 227/1-4 maddesi gereğince ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmadığı taktirde fatura konusu ayıplı malların karar tarihine en yakın güncel bedelinin fatura tarihi olan 24/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş bu dava ile müvekkili tarafından kendisine satılan 24/04/2021 tarihli MMK... nolu fatura muhteviyatı malzemelerin ayıplı olduğunu ettiğini, davacıya müvekkilinin şirket tarafından ayıplı ürün satıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından açılmış olan davanın yasal dayanaktan yoksun ve haksız bir dava olduğunu, haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜNE, 24/04/2021 tarihli MMK... fatura numaralı e-fatura konusu toplam net miktarı 10.591,50 kg saç rulo malzemesinin, davalı tarafından AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLEREK DAVACIYA TESLİMİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunmuş oldukları beyanlarında 09/12/2022 tarihinde keşif yapılacağı hususunun mahkeme tarafından davalı şirkete hiçbir şekilde bildirilmediğini, keşif gününden haberdar olamadıklarından dolayı taraflarınca keşfe katılımın sağlanamadığı ve tanıklarının keşif sırasında dinletilemediğini, bu sebeple yokluklarında yapılan keşfin hukuk muhakemelerinin usul kanununa aykırı olduğunu, bu nedenle usule aykırı keşfe dayanılarak yapılan 09.02.2023 tarihli kök rapor ve kök rapora ek olarak hazırlanan 21.08.2023 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin de yanlı ve usule aykırı olduğunu, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuş ise de mahkeme tarafından raporlara karşı itirazlarının göz ardı edildiğini, objektifliğe aykırı hüküm kurulduğunu, davalı şirketin davacının talebine yönelik siparişlerinin standartlara uygun bir şekilde hazırladığını, her ne kadar mahkeme tarafından sipariş formları üzerinde el yazısı ile istenilen hususların davacı tarafından belirtildiğini iddia etmiş ise de el yazısı ile yapılan bu düzenlemeler şirket yetkilileri tarafından imzalanmamış olduğu, dikkate alınmaması gerektiğini, dava konusu sac ruloların davacı tarafından kullanılmayan kısmına yönelik bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yan tarafından iddia edilen hiçbir hususun ispat edilememiş olduğu, esasa ilişkin tüm hususların teknik bilirkişiler tarafından incelenerek ve ayrıntılı rapor edilerek sonuca gidildiğini, davalı yanın esasa ilişkin iddialarının karşılık bulmaması sebebi ile bu defa keşfe katılınamamasını bir usuli eksiklik olarak değerlendirerek istinaf sebebi yaptığı, dosyada mübrez bilirkişi raporları ile haklılıklarının hiçbir tereddüte mahal kalmayacak şekilde ispatlandığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih, 2022/160 Esas - 2024/44 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ayıplı satış nedeniyle misli ile değişim veya bedel iadesi talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 26.04.2021 tarihli faturaya konu malların davacıya satışı hususunda anlaşma yapıldığı, davacı tarafından davalıya fatura bedelinin ödendiği, davalı tarafından satılan malların davacının istediği niteliklerde olmadığı, ürünlerde dalgalanma ve kırık istenmediğinin açıkça yazılmasına rağmen gönderilen ürünlerde 4 mm civarında dalgalanmalar olduğunun davalı çalışanlarınca da tespit edildiği, davacı tarafından ayıplı çıkan kısım için misli ile değişim talep edilmesine rağmen davalının satış tarihindeki kur üzerinden bedel iadesi teklifinde bulunulduğu, bunun üzerine davacı tarafça ayıplı ürünlerin misli ile değiştirilmesi veya ayıplı ürünler yönünden bedel iadesi talebiyle eldeki davanın açıldığı; davalı tarafın ürünlerin ayıplı olduğu iddiasını kabul etmediği, sipariş fişlerindeki el yazılı kısımların davacı tarafından ne zaman yazıldığını belli olmadığı, anılan kısımların davalı tarafından kabul edilmediği, gönderilen ürünlerin DIN EN 10346 ve DIN EN 10143 kalite standartlarına uygun olduğundan davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı TBK'nın "alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir. "Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde; Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." düzenlemesi mevcuttur. Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.; Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2023/1458 E 2024/719 K.; 6.Hukuk Dairesi 2022/285 E 2023/699 K sayılı ilamı). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez. Somut olayda; davacı tarafın dava davaya konu ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin malların ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıplı ürünlerin bedelinin iadesi talebinde bulunduğu, yine 18.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile aynı terditli taleplerini tekrarladığı, mahkemece ilk terditli talep olan misli ile değişim talebi yönünden davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere; satıma konu malın ayıplı olması halinde seçimlik haklar 6098 sayılı yasanın 227.maddesinde sayılmış olup, seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.; Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2023/1458 E 2024/719 K.; 6.Hukuk Dairesi 2022/285 E 2023/699 K sayılı ilamı). Davacı taraf dava dilekçesinde önce ayıpsız misli ile değişim talep etmiş, terditli talep olarak da bedel iadesi talep etmiş olup, davacının seçimlik haklardan sadece birini talep edebileceği nazara alındığında 6100 sayılı yasanın 31. maddesi gereği davacının hangi seçimlik hakkını talep ettiği açıklattırılmadan yargılamaya devam edilmesi yerinde değildir. 2-Kabule göre de; Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklar ise yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere 6098 sayılı TBK'nun 227. maddesinde düzenlenmiştir. Eldeki olayda; mahkemece davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünler üzerinde inceleme yapılması ve ürünlerin ayıplı olup olmadıkları, ayıplı ise ayıbın gizli ayıplı mı yoksa açık ayıplı mı olduğunun tespiti için ürünlerin bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılmış, mahkemece aralarında metalürji mühendisinin de olduğu heyet ile keşif yapılmış ve dosyaya 09.02.2023 tarihli rapor ile 21.08.2023 tarihli ek rapor sunulmuştur. 09.02.2023 tarihli raporda rastgele seçilerek incelenen üründe varlığı iddia edilen dalgalanma ve kırıkların bulunmadığının yazıldığı, ancak davacının miktarlarını bildirerek ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünler üzerinde bir inceleme yapılmadığı, raporda bu yönde bir tespitin yer almadığı görülmüş, 21.08.2023 tarihli ek raporda ise ayıp hususunu dosyaya sunulan dokümanları inceleyerek belirlediğini bilirkişi beyan etmiştir. Bu halde bilirkişi tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin keşif esnasında incelenmediği, sadece dosyaya sunulan belgelere göre değerlendirme yaptığı, bu haliyle yapılan incelemenin yerinde olmadığı gibi, ürünlerde varlığı iddia edilen ayıpların gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu da belirtilmediğinden bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece davacıya 6098 sayılı yasanın 227. maddesindeki seçimlik haklardan seçimlik haklardan ayıpsız misli ile değiştirme hakkını mı yoksa ayıplı malların bedelinin iadesini mi kullandığının açıklattırılması, davacının tercih hakkını açıklamasından sonra, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin refakate alınacak farklı bir metalürji mühendisi ile incelenerek varlığı iddia edilen ayıpların var olup olmadığı, ürünlerin anlaşmaya uygun satılıp satılmadığı, ürünlerde ayıp varsa gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğunun tespiti ile ayıplı çıkan ürünlerin bedelinin tespitinin sağlanarak rapor tanziminin istenmesi ile oluşacak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. 3-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünde kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih, 2022/160 Esas ve 2024/44 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.05/12/2025
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*