İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/216 E. 2025/956 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/216
Karar No
2025/956
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/216 Esas KARAR NO : 2025/956 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2025 KARAR TARİHİ : 24/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24.12.2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin toptan ve perakende şekilde meyve - sebze satışı, davalı ise kafe - restoran işletmeciliği yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin, davalı şirketin siparişleri doğrultusunda sipariş edilen malları davalı şirkete fatura karşılığında teslim etmişse de; davalı şirket fatura tutarlarını ödemekten imtina ettiğini, bu nedenle, müvekkili şirketin takip talebinde yazılı muhtelif faturalardan kaynaklı fatura alacağı ve tüm fer'ilerinin tahsili için davalı / borçlu aleyhinde 14.11.2024 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından davalıya / borçluya gönderilen ödeme emrinin tebliği üzerine davalı / borçlu şirket tarafından borca, takibin tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalının takip konusu asıl alacağa ve bunların ferilerine ilişkin itirazları hukuki mesnetten yoksun olduğunu; müvekkili şirketin alacağı takip dosyasındaki faturalar ve ticari defter / kayıtlar ile sabit olduğunu, davalı / borçlunun, müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle takibe itiraz etmiş ise de; işbu dilekçe ekinde mübrez takip konusu faturalardan görüleceği üzere fatura muhteviyatı malları imza karşılığında teslim aldığını ve fatura karşılıklarını ödemediğini, işbu hususun müvekkili şirketin ticari defter / kayıtları ve uyuşmazlığa konu imzalı faturalarla sabit olduğunu, davalı / borçlu tarafından teslim edilen mallar için müvekkili şirkete kısmi ödeme yapılmış olması ve davalı / borçlu şirket tarafından teslim alınan fatura içeriklerine hiçbir itirazda bulunulmamış olması da haklılıklarını açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete olan bakiye fatura borcu sabit olduğunu, davalının aksi yöndeki kötü niyetli itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının takipte talep edilen faiz türü ile işlemiş ve işleyecek faize ilişkin itirazının da hukuken yersiz olduğunu, neticede davalı şirketin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosya borcunun tamamına, faize ve takibin tüm ferilerine ilişkin haksız itirazının iptali ile takibin ve işlemiş faiz ve diğer fer'ileri ile birlikte devamına, davalı şirketin takipte talep edilen asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, davalı müvekkili ile aralarında ticari alım-satım ilişkisinin bulunduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden davalı müvekkilinin cari hesaptan kaynaklanan borcununu ödemediğini iddia ettiğini ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosya ile müvekkili aleyhine genel haciz yoluyla takip başlattığını, işbu haksız ve kötüniyetle başlatılan genel haciz yoluyla takibe yasal süresi içerisinde taraflarınca borca itiraz edildiğini, davacı taraf ın başlattığı takipte haksız ve kötü niyetli olmasına rağmen mahkeme huzurunda davalı müvekkili aleyhine itirazın iptali davası açtığını, işbu durum neticesinde açılan bu davada davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin bahse konu takipte borçlu sıfatıyla kayıtlı olduğunu, ancak bu sıfatın oluşması için hukuka uygun bir borç ilişkisinin varlığının söz konusu olması gerektiğini, ancak taraflar arasında borç ilişkisi mevcut olmadığından ‘borçlu’ sıfatı da oluşmadığını, davacı yan ile davalı müvekkili arasında iddia edilen borcu doğuran bir alım satım, hizmet görüm ve dahi herhangi bir surette borç doğuran ve müvekkilini borçlu kılan bir ilişkinin mevcut olmadığını, her ne kadar davacı tarafça bakiye alacağına istinaden müvekkili aleyhine 42.598,04 TL bedelli icra takibine geçilmiş ise de, davalı müvekkilinin davacı alacaklıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, her ne kadar davacı yanca davaya konu takip talebi ekinde cari hesap ekstresi olduğu ve davalı müvekkilinin davacı şirkete bakiye 42.598,04 TL borcu olduğu iddia edilmişse de tek başına cari hesap ekstresi adı altında düzenlenen iddia olunan borcun varlığına ilişkin belgenin varlığı borcun mevcudiyetine delalet etmediğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin de kurulmadığını, bu sebeple, yazılı şekilde kurulması gereken bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan cari hesap ekstresinin (rapor) borcun varlığını tek başına kanıtladığı iddia olunamayacağını, davalı şirketin, iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda düzenlenmesi ttk’ya göre zorunlu olan fatura ya da herhangi bir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmadığını, ayrıca ve önemle belirtmek gerekir ki davacı taraf icra takibine konu icra dosyasında müvekkilinden faiz talep ettiğini, işbu faiz talebine açıkça itiraz ettiklerini, bu haliyle davaya konu ilamsız icra takibinde iddia olunan borcun kanıtlanamadığını, bu itibarla anılan icra takibine süresi içerisinde yaptıkları haklı itiraz neticesinde dayanaksız icra takibinin durdurulduğunu, alacaklı yapılan icra takibinde haksız ve kötü niyetli olup var olmayan bir alacağı tahsil ederek sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, iş bu sebeple davacının alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Takibe konu icra dosyası ile davacının ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Bakırköy .... İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından ... Sanayii Limited Şirketi Tokat Şubesi tarafından ... Anonim Şirketi aleyhine 42.598,04-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 18/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine 18/11/2024 tarihinde ödeme emrine, asıl borca, faize ve her türlü ferilerine itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan kök bilirkişi 29/07/2025 tarihli raporunda özetle; "Davacı tarafın davalı taraftan 14.11.2024 takip tarihi itibariyle 38.596,00 TL asıl alacak talebinin olduğu ancak davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında 14.11.2024 takip tarihi itibariyle davalı taraftan 28.596,81 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın 08.11.2024 tarihli ve 10.000,00 TL olarak yaptığı ödemenin cari hesaptan düşüldüğü, davalı tarafın 15.11.2024 tarihinde 10.000,00 TL olarak yaptığı bir ödemenin daha olduğu, Buna göre 14.11.2024-15.11.2024 tarihleri arasında işlemiş faizin 28.596,81 TL asıl alacak üzerinden ve yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 40,54 TL olarak hesaplandığı, 15.11.2024 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 18.637,35 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın 15.11.2024 tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği," Sonuç ve kanaati ile rapor sunmuştur. TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE; Dava, ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesi ile davacının davalı aleyhine yapmış olduğu icra takibine davalının itirazının iptali davasıdır. Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 28.596,81 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının 28.596,81 TL üzerinden ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği, davalı tarafça her ne kadar 10.000,00 TL ödeme yapılmış ise de bu ödemenin takipten sonra yapılmış olması nedeniyle infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispat edilmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davacının icra inkar tazminatı talebinin şartlarının oluştuğu fakat takip yapmada davacının kötü niyeti ispatlanamadığından reddedilen kısma yönelik davalının kötü niyet tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 28.596,81-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, (davalı tarafından takipten sonra ödenen 10.000,00-TL'nin infaz aşamasında dikkate alınmasına) 2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 5.719,36-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacının fazlaya ilişkin asıl alacak ve işlemiş faiz talebinin REDDİNE, 4-Reddedilen kısma ilişkin davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, 5-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.953,45-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 727,47-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.225,98-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.430,37-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 6.300,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.229,19-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 28.596,81-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 14.001,23-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.087,98-TL'sinin davalıdan, 1.512,02-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 11-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan tarafın yüzüne karşı karar verildi. 24/11/2025

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/216, K. 2025/956, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-216-e-2025-956-k-e6bb841914ff