Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/812 E. 2025/1447 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/812
- Karar No
- 2025/1447
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/812 Esas
KARAR NO : 2025/1447
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 16/02/2023
NUMARASI : 2020/308 E. - 2023/45 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)|Fikir ve SanatEseri (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde özetle; davacı yazar ile davalı yayınevi arasında davacıya ait altı eserinin yayınlanması için sözleşme imzalandığı, üç eserinin yayınlandığı, üçünün ise sözleşmeye rağmen yayınlanmadığı iddiasıyla; yayınlanan “...” adlı kitapları için telif ücretinin eksik ödendiğini, diğer üç eserin yayınlanmamış olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar gördüğü iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12.000 TL maddi tazminat, 12.000 TL manevi tazminat ile yayınlanmayan üç kitaba ilişkin sözleşmede yer alan kitap başına 20.000 USD olmak üzere 60.000 Usd cezai şartın ve 2.027 TL telif alacağının, faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının altı eserinin yayınlanması için Davalı Müvekkili Yayıneviyle sözleşme imzaladığı, üç eserinin yayınlandığı, diğer üçünün sözleşmelere rağmen yayınlanmadığını ileri sürdüğü, yayınlanan “...” adlı kitapları için telif ücretinin eksik ödendiği, diğer üç eserin yayınlanmamış olması nedeniyle maddi ve manevi olarak zarar gördüğü iddiasıyla uğradığı zarar ile sözleşmede yer alan cezai şart bedelinin bir kısmını talep ettiği, müvekkili Davalı Yayınevi’nin, 2018 planlamasında, daha önce yayınlanan ve ödül alan ancak ticari bir başarı elde edemeyen ya da başka nedenlerden dolayı bir yayınevi ile ilişkisi kalmamış artık basılmayan kitapları basma kararı aldığı, bu karara bağlı olarak Müvekkil Yayınevi yetkililerinin, 2017 sonlarında Davacı yazar ile iletişime geçtikleri, roman dalında ...Gazetesi Yunus Nadi Ödülünü kazanmış, en son 2010’da yayınlanmış “...” isimli kitabını yayınlamak istediklerini ilettikleri, Davacının bu öneriyi, “daha önce farklı yayınevlerince yayınlanmış ama artık serbest kalan diğer kitaplarının da yayınlanması” koşuluyla kabul ettiği, bu koşulun kabul edilerek, “...” isimli kitabın öncelikle yayınlaması kararı alındığı ve kitabın kapak tasarımının da ünlü bir tasarımcının tasarladığı, kitabın 26/01/2018’de yayınlanarak piyasaya sunulduğu, 2019 yılı içinde, “...” ve “...” isimli kitapların da yayınlandıkları, Davacı Yazar ile Müvekkili arasında (Karakarga Yayınları) Davacının altı adet kitabı için telif sözleşmesi imzalandığının doğru olduğu, imzalanan sözleşmelerin tarihlerinin “...” için 12/12/2017, “...” için 29/06/2018 oldukları, diğer dört sözleşmenin imza tarihinin 26/06/2018 olduğu, Sözleşmelerden kitapların telif ücretinin, “...” için kitabın gerçek satış miktarı üzerinden, diğer iki kitap için ise baskı sayısı üzerinden hesap edileceği, satılmayan, iade edilen ve Yayınevi tarafından imha edilen kitapların telif ücreti hesaplamasında dikkate alınmayacağının anlaşıldığı, Telif ücretinin eksik ödendiği iddia edilen üç kitapla ilgili olarak; baskı adedi, telif oranı, telif miktarı, Yazara ödenen miktar, imha edilen kitap sayısı ile satılmayıp Yayınevi deposunda bulunan kitap sayılarına ait bilgilerin çizelgede gösterildiği, Bu bilgilere göre Müvekkili Yayınevinin borçlu değil, Davacıdan alacaklı olduğunun anlaşılacağı, çünkü Davalıya basılan kitap sayısı üzerinden ödeme yapıldığı, oysa telif ödemelerinin satılan kitap üzerinden yapılacağı, baskı üzerinden yapılan ödemelerde ise iade edilen ve satılmayıp imha edilen kitapların telif ücretinin hesaplanmasında dikkate alınmayacağının sözleşmelerde açıkça yazılı olduğu, Basılan bu kitaplar için Davacı Yazara bugüne kadar; “...” için 4.500. - TL, “...” için 1.333,33. - TL, “...” için 5.333. - TL, ödeme yapıldığı, “...” ve “...” kitaplarının tamamı satılmadığı halde satılmış gibi değerlendirilip baskı sayısı üzerinden Davacıya fazla telif ödemesi yapılmış olduğu, “...” adlı kitabın telif bedelinin eksik gibi görünmesinin satılmayıp imha edilen 1.000 adet kitap ile Yayınevi deposunda bulunan ve satışta olan kitap sayısı dikkate alınması halinde telif borcu olmadığının ortaya çıkacağı, Sözleşmelerde kitapların basılması öngörülen tarihlerin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen (14- 17 ay) bu konuda sessiz kalan Davacının eserlerin basılı hale gelmesi için yapılan çalışmalara uzun süre bizzat katılarak Sözleşme hükümlerini kendisi ihlal (tadil) ettiği, böylece Sözleşmenin ilgili hükümlerinin kendisi bakımından ortadan kalkmasına neden olduğu, Davacının Sözleşmenin 26/06/2020’de sonlanmasından sonra da iki ay kadar beklediği, Sözleşmeden yaklaşık iki yıl sonra Davacının ceza koşulu maddesini işleterek satılmayan kitaplardan kazanamadığı telif ücretinin onlarca katını elde etmek amacıyla arabulucuya başvurduğu, bu durumun iyiniyetli olmadığını, hukukun temel ilkesi olan “dürüstlük” kuralına aykırı davrandığını ve haksız kazanç peşinde olduğunu gösterdiği, davacının kendi kusurundan kaynaklı olarak istenilen nitelikte bir eseri Davalı Müvekkil Yayınevi’ne teslim edemediği, bundan dolayı Müvekkilinin kendi edimini yerine getirmesinin imkânsız hale geldiği, eser teslimi gerçekleşmediği için Müvekkilinin borcu / yükümlülüğü olarak gözüken eserin basılmasının mümkün olmadığı, TBK 182/2 maddesinin göz önünde tutulmasını, buna göre Müvekkilinin kusurlu olmadığı, bu imkansızlık karşısında ceza koşulunun talebinin yerinde olmadığını, eseri editoryal olarak yayına hazır edemediği, Sözleşmelerde belirtilen süreler aylarca geçmiş olmasına karşın eserlerin yayınlanmamış olmasına hiçbir itirazda bulunmadığı, bu konudaki haklarını saklı tutmadığı, bu durumda ceza koşulunun istenilmesi muacceli yetini yitirdiği, Ceza koşulunun geçerli olduğu kabul edilmesi halinde, gerek TBK m.182/son gerekse TBK 52. maddeleri gereğince cezai şart olarak kararlaştırılan bedelde indirim yapılması gerektiğini, Pandemi koşullarının ekonomik anlamda mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, eserlerin basılmış olmasına karar verilmiş olsa dahi, basılma fiilen imkânsız olacağı, ceza koşulunun bağımlı (fer’i) nitelikte bir yapma borcu olduğundan bu durumda ceza koşulunun da hükümsüz kalacağı, bu durumun da Mahkemece dikkate alınması gerektiği, Davacının dilekçesinde, ceza koşuluyla ilgili fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu bildirdiği, oysa tıpkı manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinde olduğu gibi, cezai şartın da bölünemeyeceği, sözleşmede 20.000 (yirmibin) ABD doları olarak belirtilen ceza koşulunu Davacının kendisinin 2.000 (ikibin) olarak belirlediği, Davacı tarafın ceza koşulunu 2.000 ABD Dolar üzerine yükseltmesinin artık mümkün olmadığı, HMK 109. Maddesi gereğince de ceza koşulunun yükseltilemeyeceği, Davacının ceza koşulunu hak etmediğini, miktarını onda bire indirerek gösterdiği, buna rağmen Davacının indirilmiş haliyle bile tüm kitaplarından bugüne kadar elde ettiği telif ücretinden daha fazla bir bedeli istediği, bunun da TMK 2. Maddesinde yerini bulan dürüst davranma ilkesine açıkça aykırı düştüğü, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Somut olayda da davalı yayıncı basılan 3 eser için basım, yayım sorumluluğunu yerine getirmiş, hatta 2 eser için fazla ödeme yapmış( “...” ve ... adlı eserden dolayı ) basılan ... adlı eser nedeniyle ise 2.527. TL telif borcundan sorumlu olması, davacının eserlerinin niteliği, huzurdaki dava dilekçesinde 3 sözleşmeye kesin aykırılık kapsamında toplamda 60.000 usd cezai şarta hak kazandığını iddia etmesi, basılı eserlerin satış oranı, ödenen telif bedelleri keza basılmayan eserler yönünden ise alacak yazarın çıkarı ile, borçlunun ifa etmeme yüzünden mahrum kaldığı kazançlar da gözetildiğinde cezai şartta indirim yapılarak mahkememizce Sözleşmeye aykırılık nedeniyle 6000 usd cezai şartın dava tarihi itibarıyla karşılığı olan 46.513.20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Zira davacı yanca talep edilen Ceza koşulu fahiş olup tarafların iktisadi durumuna, pandemi döneminin yarattığı ekonomik sıkıntıların yayın sektörü yönünden de olumsuz sonuçlarının bulunması, dolayısıyla davalı yayıncının kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alındığında üzerine düşen sorumluluklarının tamamının değil bir kısmının ihlali niteliğinde olduğu, dolayısıyla hükmedilecek ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet en önemlisi iyiniyet kurallarına( MK 2.) uygun olarak tespit edilmesi gerektiğinden Sözleşmeye aykırılık nedeniyle 6000 usd cezai şartın dava tarihi itibarıyla karşılığı olan 46.513.20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek cezai şartta mahkememizce BK 182/son gereğince takdiri indirim yapılmış olup, davacı yanca ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine karar verilmiş ancak , Reddedilen kısım yönünden( ceza-i şart yönünden ) mahkeme davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Zira Sözleşme ile tayin edilen ceza-i şart tutarının tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonucunda ceza-i şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama masrafına hükmedilmemesi gerekmektedir.) Aynı yönde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin14.06.2021 tarih, 2020/2971 Esas, 2021/2711Karar sayılı ilamı. Davacı yan manevi tazminat da talep etmiş olup, temeldeki hukuki sorun sözleşmeye aykırılık nedenine dayalı olup, davacı yan tarafından ne şekilde zarar gördüğü hususu ispat edilemediğinden,basılmayan eserler yönünden her zaman başka bir yayıncı ile anlaşma imkanı da bulunduğundan manevi tazminat talep şartları bulunmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davanın kısmen kabul kısmen reddine, a-Telif alacağı 2.527 TL olarak hesaplanmış olmakla, bu miktardan Davalı yanca dava tarihinden sonra davacıya ödenen (15.9.2021 tarihli makbuz ile davalıya ödenen ) 500. TL mahsup edildikten sonra kalan 2.027 TL nın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, b-Maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine, c-Sözleşmeye aykırılık nedeniyle 6000 USD cezai şartın dava tarihi itibarıyla karşılığı olan 46.513.20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine," karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-gerekçeli kararda her sözleşmede 20.000 USD olarak belirlenen cezai şart kaleminde yasaya aykırı olarak indirime gidildiğini, üç sözleşmede toplam 60.000 USD olması gereken alacaklarının onda dokuz oranında indirilerek 6.000 USD olarak belirlendiğini, hakimin takdir hakkının yasaya göre bulunmadığını, TTK 22'ye göre tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121. maddesinin ikinci fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez. Yerel mahkemenin ise kararda normlar hiyerarşini ezip geçerek "TBK'nun 182. maddesinin ilk fıkrasında "Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.", son fıkrasında ise, "Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şartta indirim yapılıp yapılmayacağını kendiliğinden saptamalıdır." dediğini ve açıkça kanuna aykırı davranarak 60.000 USD'yi 6.000 USD'ye indirdiğini, TTK 4/d ticari davaları tanımlarken fikri mülkiyet davalarını da ticari dava saydığını, iş bu davada Türk Ticaret Kanunu daha özel bir kanun olduğu için bu kanunun kapsadığı, emrettiği durumlarda genel kanun olan Borçlar Kanunu hükümleri uygulanamayacağını, ayrıca davalının maddi durumu ile alakalı vergi kayıtlarında da, yayın piyasasında vergi rekortmeni olarak da bilinen davalının mahvına ve aczi yetine işaret eden ciro göremediklerini,ihlal edilen sözleşme başına 2.000 USD cezai şart ödenmesi kararının sadece hukuka ve usule aykırı değil, nezakete de aykırı olduğunu, ıslahtan önceki bedel olarak belirlenmesinin de iyi bir tesadüf olmadığını,
-yabancı para birimi üzerinden açılan davada ödeme günündeki kur üzerinden talep ettikleri alacağın, 3 yıl önceki dava tarihindeki kur üzerinden hesaplandığını, Cezai şartın indirilip 3 yıl önceki kurdan hesaplanması, karşı vekalet ücreti olarak 24.000 TL belirlenmesi, müvekkilinin yaptığı avukat ve dava masrafları mahsup edildiğinde bu davadan elde ettiği para -6.000 TL civarında olduğundan, bir bireyin kazandığı davadan 6.000 lira borçlu çıkmasını hukukun savunamayacağını, ücretin ödeme günündeki kur üzerinden yapılması taleplerinin dilekçelerinde mevcut olduğunu, -faiz talep ettikleri halde faize hükmedilmediğini, faiz taleplerinin telif alacağı belirlenirken de hükme yazılmadığını, -pandemi döneminin davalının aleyhine değil, bizzat lehine olduğu bilirkişiler tarafından belirtilmişken hakim uzmanlık alanı olmayan yayıncılık alanında uzman bilirkişilerin aksine pandeminin davalıyı zor durumda bıraktığının gerekçeye yazıldığını, üç adet bilirkişi raporunda uzmanların yayın sektörünün pandeminden etkinlenmediğini belirttiğini, bilakis yayıncıların kargo yoluyla pandemiyi fırsata çevirdiğini tespit ettiklerini, hakimin kendisini bilirkişi yerine koyarak hatta 9 adet bilirkişinin aksine karar verebilmesinin mümkün olmadığını,
-maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddinin usule aykırı olduğunu, bir yazarın basıma hazır 3 kitabının çirkin bir şekilde ve sürüncemede bırakılarak basılmaması sonucunda nasıl bir hüsrana uğrayacağı ve sözleşmeye uygun şekilde basılıp tanıtıltığında ne kadar maddi gelir sağlayacağı net olduğundan ve yaşlı bir yazarın dosyaya sunulu elektronik posta yazışmaları muvacehesinde ne kadar manevi zarara uğradığı ameliyatla, doktor raporuyla ispat edilemeyeceğinden bu konuda hakkaniyetli bir karar verilmediğinin açık olduğunu, kitapların basılması halinde günümüz değeriyle 30.000 TL'den fazla maddi gelir elde edileceğini, tüm nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-davacının, 3. Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi farazi ihtimale göre söz konusu sözleşmeler kapsamında Davacının bu eserleri Davalı tarafından basılmış olsaydı dahi elde edeceği ücretin 8.100.- TL olarak tespit ve hesap edilmişken, Davacının bu meblağın kat be kat üstünde 60,000 ABD Doları (günümüz kuruyla yaklaşık 1,168,800-TL (!)) ceza koşulu ödenmesini talep etmesinin fırsatçı bir anlayışı sürdürdüğünü ortaya koyduğunu, TMK m.2 dürüst davranma ilkesine aykırı şekilde, hakkın kötüye kullanılarak haksız kazanç elde edilmesine ve sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, Davacı Vekili TTK'nın TBK'dan üstün olduğunu savunsa da, dilekçesinde yer verdiği Yargıtay kararı ile Yerel Mahkemenin ceza koşulunda indirim yapabilmesine ilişkin takdir yetkisi olduğunu kabul ettiğini, Dava konusu sözleşmeleri, ...imzaladığını, M.K. ...'in, ... Yayınları bünyesindeki küçük bir yayınevi olan Kara Karga Yayınları'nın yetkilisi olduğunu, Davacının basılan kitapları da Kara Karga Yayınları'ndan çıktığını, Davacının iddia ettiği gibi Kara Karga Yayınları'nın vergi rekortmenliği gibi bir durumu söz konusu olmadığını, 2 kişilik bir kadrosu bulunan ve sürekli zarar eden Kara Karga Yayınları açısından talep edilen fahiş ceza koşulunun işletmenin ticari mahvına sebep olacağını dosyaya sundukları 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarına ait mizanlarıyla ispat ettiklerini, bu davanın, belirsiz alacak davası niteliğinde bir dava olmadığını, sözleşmelerde meblağların belirli olduğunu ve hakkaniyete uygun bir alacak iddiası varsa, sözleşmelerde belirtilen miktarın belirli veya belirlenebilir nitelikte olduğunu, alacağını kendisinin belirlediğini, bir bakıma diğer kısımdan feragat ettiğini, Davacının, miktarı belli ceza koşulunu bölerek dava açması, kendisinin dahi bu denli yüksek miktarlı bir ceza koşulundan emin olmadığını gösterdiğini, Davacının, fahiş ceza koşulu talebi için fahiş harç ödenmesini göze alamadığını, istinaf gerekçelerini ve talebi kabul edilebilir nitelikte olmadığını, itiraz ettiklerini, sözleşmelerin ihlalinde Davacının kusuru bulunduğunu, -Davacının kitaplarının başka bir yayınevi tarafından basılmamış olmasının Davalı Müvekkilini ilgilendiren bir konu olmadığını, Davacının bu hususta girişimde bulunmasını engelleyen bir durum da söz konusu olmadığını, Maddi ve manevi tazminat bakımından Yerel Mahkemenin kararının kabulü gerektiğini,-telif ücreti ile ilgili sözleşme hükümleri açık olup, bunlara göre hesaplanan telif ücreti bakımından Davalı Müvekkilinin Davacıya herhangi telif ücreti borcu bulunmadığını, Davacıya 540-TL tutarında fazla ödeme yapıldığının bilirkişi raporlarında teyit edildiğini, müvekkili Davalının, yanlış hesaplama ve yanlış kabule dayalı olarak tespit edilen ve ıslah yoluyla arttırılan 2.027-TL tutarında bir telif borcu bulunmadığını, dosyaya sunulan ve telif ödemelerinin tamamının yapıldığını ispatlayan ilgili belgeler doğrultusunda kaldırılmasını talep ettiklerini, bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık; davacı yazar ile davalı yayınevi arasında davacıya ait altı eserinin yayınlanması için sözleşme imzalandığı, üç eserinin yayınlandığı, üçünün ise sözleşmeye rağmen yayınlanmadığını iddiasıyla; yayınlanan “...” adlı kitapları için telif ücretinin eksik ödendiğini, ıslah dilekçesiyle bu eserler yönünden 2.027 TL telif alacağının ayrıca yayınlanmayan 3 esere ilişkin olarak da maddi ve manevi zarar gördüğü iddiası kapsamında 12.000 TL maddi tazminat, 12.000 TL manevi tazminat ile yayınlanmayan üç kitaba ilişkin sözleşmede yer alan 20.000 usd den toplam 60.000 Usd cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Bilirkişiler ..., ..., ... 07/09/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Önceden sözleşme yapılan, ortaya çıktıktan sonra satmayacağı anlaşılan eserin sözleşmesinin feshinin bir yayıncılık sektörü teamülü olmadığı, yazılı olarak yapılan sözleşmenin ancak yazılı olarak feshinin veya değiştirilmesinin mümkün olduğu dolayısıyla sözleşmenin süresi içinde yapıldığı haliyle geçerli olduğu, Editörlük işinin yani kitabın yayıma baskıya hazır hale getirilme işinin Davalı tarafından yürütülmesi gerektiği, Daha önce yayımlanmamış ve henüz yazım aşamasında olan bir eser isminin değiştirilmesinin olağan olduğu,davalının iki eseri basmayarak sözleşmeye aykırı hareket ederek kusurlu olduğu, cezai şart ödenmesi şartlarının oluştuğu ancak cezai şartta indirim yapılmasının mahkemenin takdirinde olduğu ve davacının kısmi talepte bulunabileceğini, Maddi tazminatın cezai şartı aşan zarar ispatlanmak suretiyle istenebileceği, ancak somut olayda böyle bir ispat olmadığı gibi cezai şartın da altında talepte bulunulduğundan ek bir maddi tazminat miktarının doğmadığı, davalı yasal defterlerinin, beratları zamanında ve usulüne uygun alınmış, noter açılış tasdiki zamanında ve usulüne uygun yaptırıldığı, ..., ... eserlerinin telif ücreti baskı adedi üzerinden, ... eserinin telif ücreti ise satış adedi üzerinden hesap edildiğini, Dolayısıyla, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerle uyumlu olduğu, Davacıya ödenen telif ücretlerine ilişkin Gider Pusulaları düzenlenerek yasal defter kayıtlarına alındığı, Hesaplanan telif ücreti ödemeleri banka transferiyle gerçekleştirilmiş ve yasal defterlere kaydedildiği, Davalı yayıncının sunduğu tabloya göre; ..., eseri için 2.000 adet baskı yaptırmış, 1.000 adedini, 22.09.2020 tarihinde Beyoğlu 48.Noterliğinde 64284 no.lu yevmiyesinde düzenlenen tutanak ile imha ettirmiş, ... eseri için 2.000 adet baskı, ... eseri için 1.000 adet baskı yaptırdığı, Netice olarak, davacının ... ve ... eserleri ile ilgili davalı yayıncıdan telif ücreti yönünden bir alacağı kalmadığını, . ... eserinin ise taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre; telif ücretinin satış adedi üzerinden olacağı kararlaştırıldığı, Bu eser ile ilgili güncel satış ve stok durumuna bakıldığında, davalı yayıncının, davacıya 462,18.TL tutarında telif ücreti ödemesi yapması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişiler ... 15/02/2022 havale tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Baskısı yapılıp yayınlanan üç eserin “ ..., ... ve ...” bandrol bilgileri ve sözleşme verilerine göre yapılan hesaplamada, Davalının davacıya net olarak 2.527,42 TL telif ödeyeceği, Basımı yapılan kitapların Sözleşmelerine bakıldığında, “...” adlı eser sözleşmedeki sürece göre zamanında yayınlanmadığı Sözleşmede Ekim 2018 şartı olduğu halde, 6 aylık bir gecikme olduğu, bunun da normal sayılabileceği, Davalı yayınevi sözleşmede yer aldığı hâlde, “ana akım medyada, basılı yayın yapan gazetenin ek olarak verdiği edebiyat dergisinin herhangi birinde 3 sütun 10,6 cm ebadında en az bir kere ilan verecektir.” şartının yayıncı firma tarafından yerine getirilmediğini, Yine sosyal medyada ve diğer mecralarda ( billboard, afiş, TV reklamları, gazetelerin kitap ekleri vb.) davaya konu kitapların tanıtımı hakkında dosyada en ufak bir belirti olmadığını, Basımı yapılmaktan vazgeçilen Sözleşmesi yapılıp da sözleşme öncesi Davalı Yayınevi’ne 28.05.2018’de “...” 4 Haziran 2018 tarihinde ”, “Aşkın Mağlubiyet Halleri” ve “ “...” adlı eserlerin, sözleşme tarihi olan 26.06.2018 tarihinden önce gönderildiğinin e-mail yazışmalarından anlaşıldığı, Davalı Yayınevi tarafından, eserlerin hangi kriterler dikkate alınarak basılmadığını, yada basım öncesi şuna dair… kriterlere uyulacaktır diye, dosyada yazılı bir çerçeve olmadığını, ayrıca bu eserlerden “...” adlı eserin önceden başka bir yayın kuruluşu tarafından yayınlandığını ve niye bu eser hakkında sözleşme yapıldıktan sonra ret kararı verildiğinin açıklanmadığını, Sözleşme konusu eserlerin yayına hazırlanması için her bir eserin belirli bir süre ( 10 gün- 3 ay)editörler ve diğer basıma hazırlayan ekip tarafından tasarlanıp gözden geçirilmesi gerektiğinde yazara tekrar gönderip ondan bazı konularda kısaltma, ekleme ya da değişiklik yapmalarını talep etmeleri gibi hususlarda bu sürenin biraz daha aşabileceğini, hatta git gel olayının bir iki den daha fazla olabileceğini, tarafların birbirini uyarma gereği duymadığını, Davalı yayınevinin eserleri basmama kararı alırken tazminatları ve cezai şartları göze aldığını, 07.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda telif ödemelerine yönelik değerlendirmelerden ayrılarak Medeni Kanun mad.2 ve sözleşme hükümleri bir arada değerlendirildiğinde bandrol sayısı üzerinden telif bedeli hesaplama yapılması gerektiğini, ...” “...” ve “...” kitaplarının basılmaktan vazgeçilmesi sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, 07.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda belirtildiği üzere davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı bu bakımdan sözleşme içeriğindeki ceza koşul hükmünün uygulanabileceğini, 07.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporundaki maddi ve manevi tazminata yönelik değerlendirmelere ise katılmadıklarını, Davacı tarafı kitapların basılmaması nedeniyle başka yayıncıyla anlaşmayarak kaybettiği telif bedelini talep ettiği, bu noktada bu maddi tazminat bedelinin dosyaya sunulan delillerden hesaplanabileceğini, FSEK kapsamında manevi haklar olarak sayılan umuma arz, adın belirtilmesi, ve eserde değişiklik yapılmasını men edilmedi bakımından bir ihlal söz konusu olmadığı ve uygulanacak hüküm FSEK m.70 olmadığı, genel hükümler kapsamında manevi tazminata yönelik takdirin ise Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.Bilirkişiler... 15/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Dava konusu “...” “...”, ve “...” kitaplarının davalı tarafından yayınlanmadığı ve bu fiilin taraflar arasında imzalanan, bahsi geçen kitapların yayınına ilişkin sözleşmelere aykırılık teşkil ettiğini, Davacı tarafından,“...” “...”, ve “...” isimli kitapların yayınına ilişkin yapılan her bir sözleşmeye aykırılıktan dolayı cezai şart ve maddi tazminat talep edilebileceğini, maddi tazminat ve cezai şarta hükmedilmesi veya miktarları hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi veya miktarı hususundaki takdirin Mahkeme’ye ait olduğunu, raporlarında yapılan detaylı hesaplama gözetildiğinde; İmha adedi telife eklendiğinde 1.682 TL ilave telif ödeneceği, İmha adedi telife eklenmediğinde 540 TL fazla telif ödenmiş olduğu, Netice olarak telif hususunda imhadan kaynaklı farkın temelde 1682+540=2.222,20 TL olduğu (2,2222x1000= 2.222,20) Basılmayan kitaplardan dolayı davacının 8.100 TL telif gelirinden mahrum kaldığı, Cezai koşul takdir edilmesi halinde dava dilekçesinde talep edilen 6.000 $ ‘ın dava tarihi itibariyle karşılığının 46.513,20 TL olduğunu bildirmişlerdir. Maddi tazminat talebinin incelenmesinde;Sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde, cezai şart maddesinin ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu buna göre, sözleşmeden kaynaklı olarak davacının kitaplarının basılmaması nedeniyle basılmayan kitaplardan dolayı davacının 8.100 TL telif gelirinden mahrum kaldığı gözetildiğinde maddi tazminatın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının bu konudaki istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Manevi Tazminat talebinin incelenmesinde;Dosya kapsamından davacının eserleri üzerindeki manevi haklarının ihlal edildiği yada manevi tazminatı gerektirir bir fiilinin bulunduğunun ispatlanamadığı ileri sürülmüş ise de, sözleşmeye aykırılık durumunda manevi tazminata hükmedilebileceği bu nedenle 5000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının bu konudaki istinaf isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Cezai şart yönünden;Pandemi konusunda davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuş olup, bilirkişi raporlarında da tespiti yapıldığı üzere; pandemi koşullarının mücbir sebep oluşturduğuna yönelik iddialar bakımından mücbir sebep koşullarının oluştuğunu gösterir herhangi bir delil bulunmadığı, yine kitapçılık sektörünün daha çok insanın evde olduğu bu dönemde olumsuz etkilendiğinin söylenemeyeceği bu nedenle pandemiye ilişkin kurulan gerekçenin yerinde olmadığı bu yöndeki istinaf isteminin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 29/06/2018 ve 26/06/2018 ve 26/06/2018 tarihli sözleşmelerde ayrı ayrı 7. Maddesinde ceza koşulu kararlaştırılmış olup, buna göre "...Taraflar Sözleşme koşullarına aynen uymakla yükümlüdürler. Sözleşmeye uymayan taraf bundan doğan zararı tanzim etmek dışında, 20.000.- ABD Dolarını ceza koşulu olarak ödemekle yükümlüdür. Taraflar bu miktarın fahiş olduğunu ileri süremezler." hükmünün bulunduğu anlaşılmıştır.Sözleşme maddeleri değerlendirildiğinde, davalı taraf 3 adet eser yönünden taahhüdünü yerine getirmediği takdirde zararların karşılanacağının düzenlendiği, düzenlemenin cezai şart niteliğinde olduğu ve kayıtsız şartsız ödenmesi gerektiği, sözleşmenin basıma ilişkin kısmının yerine getirilmemiş olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı ve buna göre cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakimin, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabileceği, cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmesi ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kurallarının dikkate alınması gerektiği, davalının mahfına neden olabilecek durumların kanıtlanamadığı ayrıca pandeminin de mücbir sebep olarak ileri sürülemeyeceği ancak diğer satılan kitaplardan elde edilen gelir ile karşılaştırıldığında da sözleşme maddesinde yer alan cezai şart miktarının TMK dürüstlük kuralı ve hakkaniyet ilkesi gereği hak hukuk dengesizliğine neden olacağı, bu noktada fahiş cezai şarta hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla cezai şartın hak ve yarar dengesi gözetilerek 6000.USD olarak kabul edilmesinde aykırılık bulunmadığı ancak talebin USD cinsinden olmasına rağmen, Mahkemece TL'ye çevrilerek verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olduğu, Cezai şarta faiz işletilemeyeceğinden bu konudaki istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalının cezai şart ve tazminat istemlerine yönelik yapılan incelemede, davacı istinaf istemlerinde değerlendirme yapılmış olup, davalının bu konudaki istinaf istemlerinin kısmen reddine, davalının telif ücretine yönelik ilişkin olarak, imha adedi telife eklenmediğinde 540 TL fazla telif ödenmiş olduğunun bilirkişi raporlarında açık olduğu anlaşılmakla bu konudaki istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştirDavacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sözleşmede öngörülen cezai şarttan 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargı giderine hükmedilmesi gerektiği dikkate alınarak, yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile,
2- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih, 2020/308 E., 2023/45 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,a-Telif alacağı yönünden açılan davanın reddine,b- 8.100,00 TL Maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,c-Sözleşmeye aykırılık nedeniyle 6.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin ve faiz isteminin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.072,17 TL harçtan peşin alınan 18.384,41 TL'den mahsubu ile fazla alınan 14.312,23 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 4.072,17 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.134,37 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4/c- davacı tarafça yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 302,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.302,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1701,96 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.000,00 TL yargılama giderlerinin davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.908,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre telif alacağı talebi yönünden 2.027.00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre kabul edilen cezai şart talebi yönünden 46.513,20 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre maddi tazminat talebi yönünden 8.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/h- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ı- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 3.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/i- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin göre reddedilen manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/k-Reddedilen ceza-i şart yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına( Sözleşme ile tayin edilen ceza-i şart tutarının tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonucunda ceza-i şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama masrafına hükmedilmemesi gerekmektedir.) Aynı yönde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin14.06.2021 tarih, 2020/2971 Esas, 2021/2711Karar sayılı ilamı)5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 592,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025