İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/137 E. 2025/1059 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/137
Karar No
2025/1059
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/137 Esas - 2025/1059 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR

ESAS NO : 2025/137 Esas KARAR NO : 2025/1059

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/02/2022 KARAR TARİHİ : 31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026

.... Hukuk Dairesi'nin ... sayılı ilamı sonrasında, Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.11.2021 günü ... Bulvarı üzerinde davacıların içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araç ile ... plakalı araçların kaza yapması sonrasında davacıların desteği ... vefat ettiğini, ... söz konusu kazada kazaya karışan araçlardan ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunduğunu, kazada bir kusuru olmadığı gibi müteveffanın kazanın meydana gelmesinde bir etkisi de bulunmadığını, ...'ın vefatı öncesinde öğrenci olup ailesi ile ikamet ettiğini ve davacılara destek olduğunu, davalı ... A.Ş’nin ... numaralı poliçe nedeniyle ... sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücüsü ile davalı ... A.Ş’nin ... numaralı poliçe nedeniyle ... sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücülerinin kusurları sonucunda meydana gelen kazada davacıların desteği olan oğullarının vefat etmesi nedeniyle oluşan destekten yoksun kalma zararlarının tazmini amacıyla HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere şimdilik, davacı ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan, dava şartı noksanlığı nedeniyle başvuru usulden reddi gerektiğini, müteveffanın destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, davalının sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, Sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunu engellemek için gerekli tüm tedbirleri aldığını, taşıtını buna uygun sevk ve idare ederken kazanın meydana geldiğini, Müteveffanın bulunduğu araç kurallara riayet etmeden, ani bir şekilde yola çıkmış, harekete geçmeden önce yolun müsaitliğini kontrol etmediğini ve neticede kaza meydana geldiğini, Hal böyle olunca sigortalı araç sürücüsüne kusur atfetmek hakkaniyete aykırı olacağını, davalıya sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için müteveffanın gerçek gelirinin tespiti gerektiğini, Trafik kazası sonucu hak edilen destek tazminatı ticari bir işten kaynaklı olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle: dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep hakları bulunmadığını, müteveffanın ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarında indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, destekten yoksunluk tazminatı hesaplaması için mahkeme tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanmak zorunda olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalının sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğundan davacılar tarafından öncelikle ... plakalı araç sürücüsünün başvuru konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu kaza ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusuru ile gerçekleştiğini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken; bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret bulunmaması halinde asgari ücret olarak hesaplamaya esas alınması gerektiğini, davalının yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faiz yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizce kusur ve aktüer bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 17.11.2025 tarihli raporda özetle; "Dava Konusu Kazada Müteveffanın Emniyet kemeri takip takmasının zararın artmasında Etkili Olup Olmadığı Hususunun Tespiti ve irdelenmesi Yönünden; Çarpan aracın çok hızlı ve çarpmanın kişinin sağ tarafından ve çok şiddetli olduğu görülmüş, emniyet kemeri takılmayışı lüm sebebi arasında illiyet bağı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Hesap Yönünden; Yukarıda yapılan hesaplamalarda tazminat miktarının poliçe limitini aşması ve sigortaların her durumda poliçe kadar sorumlu olacağından her iki davalı sigorta yönünden garameten paylaştırma yapılması gerektiği, yapılan garameten paylaştırma neticesinde her iki davalı sigorta için ayrı ayrı olmak üzere; Birinci hesaplamada Müteveffa ...'ın 17.11.2021 tarihli trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalan olan davacı baba ...'ın 184.477,74 TL, davacı anne ...'ın ise 245.522,26 TL tazminatının hesaplandığı, toplam tazminatın poliçe lan 430.000 TL'ye denk geldiği her iki sigortanın da ayrı ayrı poliçe limiti kadar sorumlu olacağı hesaplanmış, İkinci Hesaplama (Alternatif Hesaplama) Yukarıda açıklamalarda anlatıldığı üzere ... kaldırma kararı öncesi bilirkişi raporunda 23.02.2052 tarihinden sonra davacı anne için pay hesabının yanlış yapıldığı, yine aynı raporda sadece davacı anne için yetiştirme gideri indirilmesi gerekirken her iki davacı için de yetiştirme gideri indirimi yapıldığı, ancak ... kaldırma kararında bu hususlara değinilmediği, bu nedenle sayın mahkemenin usuli kazanılmış haklar gereği bu hususlarda ... kaldırma kararı öncesi rapora itibar edebileceği düşünülerek yapılan alternafli hesaplamada; Müteveffa ...’ın 17.11.2021 tarihli trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalan olan davacı baba ...’ın 183.724,77 TL, davacı anne ...’ın ise 246.275,23 TL tazminatının hesaplandığı, toplam tazminatın poliçe limiti olan 430.000 TL’ye denk geldiği, böylece her iki sigortanın da ayrı ayrı poliçe limiti kadar sorumlu olacağı, ... plakalı aracın, davalı ... sigortaya 430.000,00 TL limit üzerinden 23.10.2021- 23.10.2022 tarihleri arasında ... poliçe numaralı ... ile sigortalı olduğu, Davalı ... Sigortaya başvuru dilekçesinin 24.11.2021 tarihinde teslim edildiği, başvuru teslim tarihinden (24.11.2021) itibaren 8 iş günü bitiminden sonraki gün olan 07.12.2021 tarihinden itibaren sigortacının temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren faiz uygulanabileceği, dava dilekçesinde yasal faiz istendiği, ... plakalı aracın, davalı ... sigortaya 430.000,00 TL limit üzerinden 13.03.2021- 13.03.2022 tarihleri arasında ... poliçe numaralı ... ile sigortalı olduğu, Davalı ... Sigortaya başvuru dilekçesinin 24.11.2021 tarihinde teslim edildiği, başvuru teslim tarihinden (24.11.2021) itibaren 8 iş günü bitiminden sonraki gün olan 07.12.2021 tarihinden itibaren sigortacının temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren faiz uygulanabileceği, dava dilekçesinde yasal faiz istendiği" şeklinde görüş bildirmiştir. Dava trafik kazasından kaynaklanmakta olup destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline ilişkindir. Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, istinaf davasının inceleyen .... Hukuk Dairesi'nin ... sayılı ilamı ile "...Davacılar, zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir. Taraflardan biri hakkından hatır taşıması uygulanması durumunda hükmün ne şekilde kurulacağı Yargıtay kararlarında açıklanmış olup; “zarardan müteselsilen sorumlu olan ancak bunlardan biri hatır taşıyıcısı durumunda bulunan davalıların birbirleri aleyhine haiz oldukları rücu haklarının şümulünün derecesinin Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için yapılacak iş, iki aşamada gerçekleştirilebilir. Önce davacıların hak kazanmış oldukları tazminat belirlenmeli sonra davalıların kusur oranlarına göre sorumlu oldukları miktar tespit edildikten sonra, hatır taşıyıcısı olmayan fakat müteselsil sorumlu bulunan davalının kendi kusur oranına göre tazminattan ne kadar sorumlu olacağı tespit edilmelidir. Tazminatın geri kalan kısmından hatır taşıyıcısı olan taraftan yukarıda açıklandığı gibi Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince hatır taşıması nedeniyle uygun bir miktar indirim yapılarak hatır taşıyıcısının sorumlu olacağı nihai miktar tayin edilmeli ve sonuçta hatır taşıyıcısı durumunda olmayan müteselsil sorumlu kendi kusuru oranına göre belirlenen miktar ve hatır taşıyıcısı durumunda olan müteselsil sorumlu ise kendi kusuruna isabet edenden hatır taşıması nedeniyle indirim yapıldıktan sonra geri kalan miktarla sorumlu olmak üzere tazminat alacaklısına karşı müteselsilen sorumlu olacak biçimde karar verilmelidir. Örnek verilecek olursa; trafik kazasında iki araç (B) ve (C) çarpışmış, üçüncü kişi (A) bir zarar görmüştür. (A)'nın zararı 100.000 TL'dir. (B) ve (C) %50 oranında kusurludurlar. (C) aynı zamanda hatır taşıyıcısıdır. Zarar 100.000 TL olarak belirlendiğine göre (B) bunun 50.000 TL'sinden (C) de geri kalan 50.000 TL'sinden sorumlu olacaktır. Ancak (C) aynı zamanda hatır taşıyıcısı olduğundan payına düşen 50.000 TL'den de bir indirim yapılacaktır. Bu indirim oranı da beşte bir olarak takdir edildiğinde sonuçta (C) 40.000 TL'den sorumlu olacaktır. Bu durumda hükmedilecek tazminatın toplamı 90.000 TL olacak ve iç ilişkilerinde bunun 50.000 TL'sinden (B) ve 40.000 TL'sinden (C) sorumlu olmak üzere (A)'ya karşı her ikisi 90.000 TL'den müteselsilen sorumlu tutulacaktır.” (... Dairesi’nin 21.10.2015 tarih ve ... sayılı ilamı) Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile davalıların teselsülen sorumlu olacakları miktarın yanlış belirlenmesi isabetsiz olup, taleple bağlı olarak ve infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. Hatır taşıması indiriminin müteveffanın içinde bulunduğu araç yönünden yapılması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Hesaplama yöntemine gelince, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir. 04.12.2021 Tarih, 31679 Sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar’ın, "Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı Ek 2. kısmının 4. maddesi; “Hesaplamalarda, esas alınacak iskonto oranı %1,65’tir.” şeklinde düzenleme içermekte olup, aynı Genel Şartlar'ın 18. maddesi uyarınca, bu Genel Şartların yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlemesine yer verilmiştir. Kaza tarihinde yeni genel şartlar yürürlüğe girmediği gibi, ayrıca KTK 90/1-c maddesinde belirtilen "...Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanır..." şeklindeki maddenin 09.06.2021 tarihinde kanuna eklendiği, ancak 14/02/2023 Tarih 32104 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 Tarih 2021/82 Esas, 2022/167 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmak TRH 2010 tablosu ve progressif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gereğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur. Müterafik kusur konusunda, zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde; "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Davalı taraf, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakta olup, emniyet kemeri takılıp takılmadığı araştırılarak ceza dosyası içeriği de irdelenmek ve ölüm sebebi araştırılmak suretiyle mahkemece, KTK'nın 78. maddesi ve emniyet kemeri takılmayışı ile ölüm sebebi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı irdelenerek gerektiğinde konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması, koruyucu ekipmanın takılmayışının ölümle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Diğer taraftan, ölenin askerlik döneminde anne ve babasına destek olmayacağı gözetilmek suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle Mahkememiz kararı kaldırılmakla dosya iade edilmiştir. Tüm dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesinde, kaza tarihi olan 17.11.2021 tarihinde ... Bulvarı üzerinde davalı ... AŞ tarafından sigortalı olan ... plakalı araç ile, davacıların desteğinin içerisinde yer aldığı ve davalı ... AŞ tarafından sigortalı olan ... plakalı aracın çarpışması neticesinde davacıların desteğinin vefat ettiği, meydana gelen kazada davalı ... AŞ tarafından sigortalı olan araç sürücüsünün 0,80 promil alkollü olduğu, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı, hızını düşürmeyerek kavşağa yaklaşmaması neticesinde kazada tali kusurlu, davacıların desteğinin içerisinde bulunduğu davalı ... AŞ tarafından sigortalı olan aracın ise kavşağa yaklaştığında geçiş hakkı olan araca öncelik vermemesi hızını azaltmaması nedeniyle asli kusurlu olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde " Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur." düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. Maddesinde " Dış ilişkide, Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." denilmiş olmakla davacıların her iki davalıdan da alacağın müteselsilen talep etme hakkı olduğu kabul edilmiştir. Buna göre İstinaf Mahkemesi ilamından sonra alınan ve hükme esas kabul edilen 17/11/2025 tarihli raporda dava konusu kazada davacıların desteğinin emniyet kemeri takılı olup olmamasının çarpmanın kişinin sağ tarafından ve çok şiddetli olması nedeniyle etkili olmadığı anlaşılmakla müterafık kusura ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Hatır taşımasına ilişkin olarak ise güncel asgari ücret üzeriden yapılan hesaplama sonrasında davacı ... ve ... için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat tutarları üzerinden %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması halinde dahi hesaplanacak tazminatın poliçe limitinin üzerinde kalması nedeniyle davalıların ıslah dilekçesi doğrultusunda ayrı ayrı poliçe limiti sınırıyla sorumlu tutulmasına dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile 246.275,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ, 246.275,23 TL tazminatın davalı ... AŞ’den tahsili ile davacı ...’a verilmesine her iki alacağa da 07/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-183.724,77 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... AŞ, 183.724,77 TL tazminatın davalı ... AŞ’den alınarak davacı ...’a verilmesine her iki alacağa da 07/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-Alınması gereken 58.746,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL, ıslah dilekçesi ile yatırılan 1.405,50 TL harcın toplamı olan 1.486,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 57.260,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.600,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç ve 1.405,50 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.566,90 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ... kaldırma kararı öncesi 2.124,25 TL, kaldırma kararı sonrası yapılan 509,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.633,25 TLnin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 68.800,00 TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ, 68.800,00 TL vekalet ücretinin ise davalı ... AŞ'den tahsili ile verilmesine, 8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, Dair davacı vekilinin ve e-duruşma sistemi üzerinden davalı vekillinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/137, K. 2025/1059, T. 31.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-137-e-2025-1059-k-b73ca3fd59d7