Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6058 E. 2026/2738 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6058
- Karar No
- 2026/2738
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1884 Esas, 2025/1080 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye ... Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/378 E., 2022/444 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.05.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan davalı vekili Avukat .. .. İşbilir dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında davalıya ait yükün ..'dan ../.. şehrine nakliyesi ve ... işlerinin organize edilmesi için anlaşıldığını, davalıya ait ticari emtiaların nakliyesi için 1 adet taşıma gerçekleştirildiğini ve ... firması tarafından taşıma işinin gerçekleştirildiğini, yükün aktarma limanı olan Panama'da konteynerde sızıntı olduğunun fark edilmesi üzerine konteyner içeriğindeki bidonlarda asidik asit olması nedeni ile sızıntının bitmesinin beklenildiğini, patlama ihtimaline binaen konteynerin havuza alındığını ve sonrasında açılarak tüm malzemelerin boşaltıldığını, yüklerin yeni bir konteynere yüklenerek nihai adresine ulaştırıldığını, tüm bu konteyner açma ve kontrol masraflarının liman yetkililerince indirim de yapılarak 26.506,00 USD olarak ... firmasına fatura edildiğini, ... firmasının da müvekkiline fatura ettiğini, müvekkili tarafından ... firmasına cari hesap kapsamında ödendiğini ve davalıya rücu edildiğini, davalı tarafından işbu bedelin ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2020/11817 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın teslim alınan yükte sızma meydana gelmesinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin yükü teslim ettikten sonra yükün üzerinde herhangi bir denetimi ve gözetiminin mümkün olmayacağını, yükün taşıyanının sorumluluğunda taşıma esnasında hasarlandığının açık olduğunu, davacının bu davayı müvekkili şirkete yöneltemeyeceğini, taşıma esnasında meydana gelen sızıntı ve sonrasında yapılan işlemlerin müvekkiline süreç tamamlandıktan sonra bildirildiğini, usulüne uygun bir hasar bildiriminin yapılmadığını, taşıyanın ve hilafeten davacı şirketin giderleri doğuran sebeplere ilişkin önlemleri almadığını, hasarın ve bedelin artamasına neden olduklarını, davacının, hasarı ve masrafı süresinde bildirmeyerek müvekkili şirketin mülkiyet hakkını kusurlu davranışı ile ihlal ettiğini, müvekkili şirketten talep edilen masrafların sürüm değerinde olmadığını, söz konusu zarara yol açan sızmanın konteyner içindeki bidonlardan birinin hasarlanması sonucu meydana geldiği ileri sürüldüğünden iş bu bidonları müvekkili şirkete tedarik eden Menzil Plastik Sanayi-Bahattin Kaymaz'a ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... tarafından 14.01.2020 tarihinde düzenlenen SUDUI06 17... RMKLD numaralı konişmentoda, yükletenin Türkiye'de yerleşik Likit Kimya San. ve Tic. A.Ş. firması, alıcının/ihbar olunanın Guayaquil/Ekvator' da yerleşik Brenntag Ecuador Sa. firması, taşıma konusu 1440 (7 20... ) bidon asetik asit/sirke asidi 99,5% gıdada kullanılabilir yükünün, navlunu peşin olarak MSKU 2944263 - MRKU ... numaralı 2 adet 20' lik konteyner içerisine istiflendiği ve kapıları mühür numarası TR3387814-TR ... numaralı mühürler ile mühürlendikten sonra 14.01.2020 tarihinde, IMO numarası "9394870" olan "M/V Maersk Balı" isimli konteyner gemisine, İstanbul Marport/Türkiye limanında yüklenerek varış yeri olan Guayaquil/Ekvator limanına (sefer numarası: 002W) deniz yolu ile sevk edilmiş olduğu, taşıyan ... şirketinin konşimentoyu imzaladığı, denizyolu taşıma senedi üzerinde bulunan kayıtlar incelendiğinde, "Shıpper's Load, Stow, Weıght, Count and Seal" kaydından, emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, istifi, tartımı, sayımı ve mühürlenmesi işlemlerinin bizzat yükleyen Likit Kimya San. ve Tic. A.Ş. firması tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun anlaşıldığı, dava dosyasındaki fotoğraflar ile mithazmat (hazardous material) "Tehlikeli Maddeler" ekibi tarafından yapılan ekspertiz ve incelemeler ışığında, kapalı/mühürlü konteyner içerisindeki varillerin maksimum beş (5) kat yükseklikten fazla istif edilmesi ve aralarının bidonların mukavemetini arttıracak ve basıncı azaltacak plywood veya kontraplak vs. gibi malzemelerle desteklenmemiş olması nedeniyle üstteki varillerin en alttaki kata ekstra yük basıncı/ağırlığı uyguladığı ve varillerin çökmesine ve kapak boyunca sızdırma yapmasına neden olduğu, konişmentoda bulunan "Shipper's load, stow, count, weight and seal" klozu gereğince, emtianın içinde bulunduğu plastik varillerin konteyner içerisine yüklenmesi, istiflenmesi, sayımı, sabitlenmesi ve bilahare konteyner kapılarının mühürlenmesi işlemlerinin bizzat davalı yükleten satıcı firma Likit Kimya San. ve Tic. A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiş olduğu anlaşıldığından davalı Likit Kimya San. ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu olduğu, dosyadaki mezkur belgelerden taraflarca davalının taşıtmak istediği emtiayı "mühürlenmiş konteyner içerisinde teslim etmesinin kararlaştırıldığı ve bu doğrultuda teslim yapıldığı anlaşıldığından davacının talebinde haklılığına kanaat getirildiği, her ne kadar davalı davacının zamanında bildirimde bulunmaması sebebiyle zararın artmasına engel olmadığı ve bu doğrultuda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52. maddesi hükmü gereğince hakkaniyet indirimi yapılmasını talep etmiş ise de, davacının zararın artmasına engel olma yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediğinin dosya içerisinden anlaşılamadığı, ayrıca davalı her ne kadar, durum zamanında kendisine bildirilmiş olsa idi zararın bu miktara ulaşmasını engelleyebileceğini iddia etmiş bulunmakta ise de, bu iddiasını destekleyecek herhangi bir delil ibraz etmediğinden hakkaniyet indiriminin yapılması düşünülmeyerek davanın tam kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi'nin 2020/11817 E. sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 26.506,00 USD üzerinden devamına, kabul edilen tutar üzerinden takip tarihinden (21.07.2020) itibaren yasal faiz işletilerek devamına ve davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taşıma işleri komisyoncusu olduğu ve davalının ihraç ettiği emtianın ..'dan ../..'a taşınması için gerekli işlemleri yapmak üzere görevlendirildiği, taşımanın dava dışı ... Şirketi tarafından yapıldığı, geminin .. aktarma limanına varmasından sonra konteynerlerden birinde sızma olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporlarında tespit edildiği ve Mahkemece karar yerinde açıklandığı üzere, asit niteliğindeki emtianın davalı tarafından bidonlar içerisinde konteynerlere istiflendiği ve konteynerlerin kapakları mühürlü şekilde taşıyıcıya teslim edildiği, konişmentoda yer alan kayıtlar ile istifleme ve yüklemenin davalıya ait olduğunun kabul edildiği, her ne kadar taşıyıcının yüke nezaret yükümlülüğü mevcut ise de, somut olayda taşıyıcının sorumluluğunun kapalı konteynerlerin dış görünüşleri itibariyle incelenmesi ve gemiye usulüne uygun yüklenmesine nezaret etmek ile sınırlı olduğu, konişmentoya kayıt konmamış olsa dahi, taşıyıcının konteyner içerisine müdahalesinin mümkün olmadığı, sızıntının konteynerde var olan veya sonradan oluşan bir hasardan değil, konteyner içerisindeki emtianın taşındığı bidonun delinmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla taşıyıcının yüke nezaret yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarının incelenmesinden davacı tarafından davalıya 17.02.2020 (Pazartesi günü) tarihinde bildirimin yapıldığı ve konteynerdeki incelemenin de Cumartesi günü başlamış olduğu, davalının aynı tarihte gönderdiği cevap mailinde masrafların çok yüksek olduğunu bildirdiği, emtianın niteliğinin asetik asit olduğu, aktarma işlemini yapan liman yetkilileri tarafından tehlikeli madde olarak kabul edildiği ve bu sebeple konteynerin sızıntı havuzuna alındığı, sızmanın sona ermesi ile konteynere müdahale edildiği, yapılan inceleme sonucunda sızıntının asetik asit içeren bidonların istiflenmesinden kaynaklandığı ve taşımanın bu şekilde gerçekleşemeyeceğinin tespit edildiği, bunun üzerine emtianın başka bir konteynere yüklenerek varış limanına taşındığı, söz konusu işlemlerin davacının kontrolünde olmadığı, liman görevlileri tarafından yapıldığı, davacının ilk bildirim tarihinden sonraki tüm gelişmeleri de davalıya aktardığı, kaldı ki 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 1148. maddesi hükmü uyarınca tehlikeli madde taşınması sırasında meydana gelen tehlikenin giderilmesi için davacının gerekli önlemleri alma yetkisi bulunmakta olup davalıya ihbarda bulunma zorunluluğunun da olmadığı, dolayısıyla zararın artmasına sebep olabilecek herhangi bir işleminin söz konusu olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan işlemler ve bedellerin kadri marufunda olduğunun tespit edildiği, sonuç olarak söz konusu masraflar tamamen davalının konteyner içi hatalı istiflemesi nedeniyle oluştuğundan ve davacının zararın artmasına sebep olduğu ispat edilemediğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibine yapılan itirazın haksız olması yanında, alacağın takip tarihi itibariyle her iki taraf için de belirli veya belirlenebilir nitelikte olması gerektiği, her ne kadar davalının icra takibine itirazı haksız ise de, Mahkemece davacının talep edebileceği masraf bedelinin yargılama sonucunda bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi sebebiyle likit olmadığı ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gözetilerek bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı vekilinin bu kısma yönelik istinaf sebebinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesinin 2020/11817 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 26.506,00 USD üzerinden devamına, kabul edilen tutara takip tarihinden (21.07.2020) itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, uluslararası deniz yolu ile taşıma sırasında konteynerde meydana gelen sızıntı nedeniyle aktarma limanında yapılan işlemlere ilişkin davacı taşıma işleri komisyoncusu tarafından ödenen bedelin, davalı taşıtandan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olup uyuşmazlık, davalıya ait emtianın taşıması esnasında meydana gelen konteyner sızıntısından dolayı oluşan masraflardan hangi tarafın sorumlu olduğu, yaşanan sızma dolayısı ile kusurun kime ait olduğu, gerekli ihbarların zamanında yapılıp yapılmadığı, istenen masrafın fahiş olup olmadığı ve oluşan zararın miktarı noktalarında toplanmaktadır.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Ancak davaya dayanak ilamsız icra takibinde, 26.506,00 USD tutarındaki alacağın, takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi hükmünce USD'ye uygulanan en yüksek döviz faizi ile tahsili talep edilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi'nin 2020/11817 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 26.506,00 USD üzerinden devamına, kabul edilen tutara takip tarihinden (21.07.2020) itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yasal faiz işletilmesine şeklinde hüküm tesisi, alacağın USD üzerinden hüküm altına alınmış olması nedeniyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Hâl böyle olunca hüküm altına alınan 26.506,00 USD alacağa, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirdiği gibi dava dilekçesinde belirtilen dava değeri (207.807,04 TL) üzerinden 14.195,30 TL karar ve ilam harcı alınmasına karar verilmesi de gerekirken 12.432,47 TL harç alınmasına karar verilmiş olması da doğru olmayıp resen bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca resen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “yasal faiz işletilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına," ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine (4) numaralı bent olarak "Karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 14.195,30 TL nispi karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.638,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.556,47 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, düzeltilerek onamanın niteliğine göre taraflar leh veya aleyhine duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.