İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/130 E. 2025/130 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/130
Karar No
2025/130
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/130 Esas - 2026/400 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/130 Esas KARAR NO : 2026/400 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/02/2025 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili Sira Gıda ile davalı Patiswiss arasında 13/07/2023 tarihli proforma fatura ile 7 farklı kategoride toplam 11.200 adet ürünün 14.904,00 ABD Doları bedelle satışı konusunda anlaşıldığını, müvekkilinin bu ürünleri Güney Kore'de faaliyet gösteren yavru şirketi Sira East'e ihraç ettiğini, ancak ürünlerin teslimi sonrası yapılan incelemelerde ve müşterilerden gelen şikayetler üzerine ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığını, özellikle çikolata kaplı çilek drajelerde bütün çilek yerine parça çilek kullanıldığı, çileklerin kalitesinin bozuk, renginin kararmış ve formunu kaybetmiş olduğunun tespit edildiğini, bu durumun 16/09/2023 tarihinde davalıya görsellerle birlikte bildirildiğini, ayıplı ürünlerin satışının durdurularak piyasadan toplatıldığını, davalının ayıplı ürünleri ayıpsız misliyle değiştirmeyi uzun bir süre geciktirdiğini ve nihayetinde bu değişimi, ihtiyaç fazlası olan 6.800 adetlik yeni bir ek sipariş verilmesi şartına bağladığını, müvekkilin Güney Kore'deki ticari taahhütleri nedeniyle bu zorunlu ek siparişi vermek durumunda kaldığını, ayrıca 04/06/2024 tarihinde fark edildiği üzere, ilk partideki 1.723 adet ürünün ambalajlarındaki seri (lot) numarası ve son kullanma tarihi bilgilerinin silinip yeniden yazıldığını, bu durumun hile teşkil ettiğini ve davalının da 27/06/2024 tarihli e-postasıyla tarihleme makinesi arızasını belirterek durumu ikrar ettiğini, davalının ayıplı ve hileli ifası nedeniyle Sira East'in Güney Kore pazarında itibar kaybına uğradığını, ...International adlı büyük bir distribütörle yapılması planlanan 2.200 paketlik satışın, tedarik sorunları nedeniyle 500 pakete düştüğünü ve bu nedenle kâr kaybı yaşandığını, zorunlu ek siparişle alınan ürünlerin bir kısmının da davalının yarattığı skandallar nedeniyle satılamayarak elde kaldığını, Sira East'in bu zararlardan doğan tüm alacak haklarını 31/07/2023 tarihli alacak temliki sözleşmesi ile müvekkili Sira Gıda'ya devrettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ayıplı ürünler nedeniyle yoksun kalınan kâr olarak 3.206,20 ABD Doları, satılamayan ürünlerin depolama vb. ekstra giderleri için 1.519,24 ABD Doları, seri ve lot numarası değiştirilmiş hileli ürünler nedeniyle 2.300,50 ABD Doları ve zorunlu ek sipariş sonucu elde kalan ürünler nedeniyle 2.818,80 ABD Doları olmak üzere toplam 9.844,74 ABD Doları maddi zararın ödeme tarihi olan 28/08/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının ayıp iddialarının asılsız olduğunu, müvekkili şirketin uluslararası kalite standartlarında üretim yaptığını ve şikayet üzerine yapılan incelemelerde ürünlerde bir ayıp tespit edilmediğini, dondurularak kurutulmuş çileklerin tedarikçiden hazır alındığını ve doğal yapıları gereği boyut ve renk farklılıkları gösterebileceğini, davacının kazanç kaybı iddiasının dayanaksız olduğunu, ...International firmasının siparişini düşürmesinin numune ürünleri beğenmemesi veya kendi ticari kararları gibi birçok başka sebebi olabileceğini, numunesi dahi gönderilmeyen ayıplı bir ürünün bu karara etki etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satılamayan ürünlerin depolanması gibi masrafların davacının kendi ticari riski kapsamında olduğunu ve bu talebin fatura gibi belgelerle desteklenmediğini, ürün ambalajlarındaki seri (lot) numarası ve son kullanma tarihi hatasının, Kore pazarına özel formatlama yapılırken yaşanan teknik bir aksaklıktan kaynaklandığını, bunun hileli bir eylem olmadığını ve fark edilir edilmez düzeltildiğini, davacının hem ayıplı ürünler sebebiyle kazanç kaybı talep edip hem de bu ürünlerin yerine ek sipariş verdiğini iddia etmesinin çelişkili olduğunu, ek siparişin davacının kendi ticari tercihi olduğunu ve bundan doğan riskin müvekkiline yüklenemeyeceğini, en önemlisi davacının dava konusu 13/07/2023 ve 28/11/2023 tarihli faturalara ilişkin hiçbir ödeme yapmadığını, ödemediği ürünler üzerinden zarara uğradığını iddia etmesinin kötü niyetli olduğunu ve haksız kazanç amacı taşıdığını savunarak, davanın esastan reddini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, 13/07/2023 tarihli proforma fatura, 31/07/2023 tarihli alacak temliki sözleşmesi, taraflar arasındaki e-posta ve WhatsApp yazışmaları, davacı tarafından sunulan ürün numuneleri ve ambalajları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 31/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 23/02/2026 tarihli ek raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı mal ve hileli davranış iddialarına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 13/07/2023 tarihli proforma fatura kapsamındaki ticari alım - satım ilişkisi kapsamında davalı tarafından üretilen ve davacıya satılan bir kısım ürünlerin ayıplı ve ambalaj bilgilerinin hileli olduğu iddiası ile davacı vekilinin müvekkilinin bu nedenle yoksun kalınan kâr, depolama gideri, zorunlu ek sipariş ve hileli ürün bedeli kalemlerinde zarara uğradığını ileri sürerek bu zararların tazmini istemi ile bu davayı açtığı, davalı vekilinin ise ürünlerin ayıplı olmadığını, ambalajdaki hatanın teknik bir aksaklıktan kaynaklandığını, davacının iddia ettiği zararların kendi ticari riskleri kapsamında olduğunu ve en önemlisi davacının fatura bedellerini hiç ödemediğini savunarak davanın reddini istediği görülmektedir. Satıcının ayıba karşı sorumluluğu TBK’nın 219 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup satıcı, alıcıya bildirdiği nitelikleri taşımayan veya kullanım amacını önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplar nedeniyle alıcıya karşı sorumludur. Ticari satımlarda alıcı, satılanı işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmek ve ayıbı uygun süre içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür; ancak olağan muayene ile ortaya çıkarılamayacak gizli ayıplarda ihbar yükümlülüğü ayıbın öğrenilmesinden sonra başlar. Satılanın ayıplı çıkması halinde alıcı, TBK’nın 227. maddesi kapsamında kanunda tanınan seçimlik haklarını kullanabilir ve şartları varsa ayıptan doğan zararlarının tazminini isteyebilir. TTK’nın 18/2. maddesi uyarınca tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü bulunmakla birlikte, bu ilke satıcının ayıplı ifasını veya alıcının kanuni seçimlik haklarının fiilen sınırlandırılmasını haklı kılmaz. Mahkememizce alınan 31/10/2025 tarihli, gıda mühendisi, muhasebe uzmanı ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi kurulu raporunda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacının davalıya dava konusu faturalara ilişkin borcunun bulunmadığı, ödemelerin yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu ürün numuneleri üzerinde yapılan incelemede, ürünlerin öngörülen kalite, form ve yapısal bütünlük kriterlerini karşılamadığı ve bu nedenle ayıplı oldukları kanaatine varıldığı, bu kapsamda davacının 1.700 adet ayıplı ürün sebebiyle uğradığı 3.206,20 ABD Doları zarar ile 1.723 adet ürünün seri (lot) numarası ve son kullanma tarihindeki değişiklikler sebebiyle uğradığı 2.300,50 ABD Doları zararı davalıdan talep edebileceği, ancak ek sipariş vermek zorunda bırakılması sonucu satılamayarak elinde kalan ürünler nedeniyle talep ettiği 2.818,80 ABD Doları zararın ve satılamayan ürünler sebebiyle talep ettiği 1.519,24 ABD Doları ekstra giderin, davacının kendi ticari kararı ve riski kapsamında olduğu, davalının bu konuda bir taahhüdü bulunmadığı gerekçesiyle talep edilemeyeceği bildirilmiştir. Davacı vekili 08/12/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itiraz dilekçesinde, bilirkişi kurulunun ek siparişin davacının ticari tercihi olduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalının ayıpsız misliyle değişim talebini yerine getirmeyerek müvekkilini ek siparişe zorladığını, bu durumun TBK 28. madde kapsamında zor durumdan yararlanma teşkil ettiğini, ayrıca bilirkişilerin boş ambalajları incelemeyerek delilleri eksik değerlendirdiğini, ambalajlardaki izlerin mürekkep yayılması değil, eski yazıların üzerine yeniden baskı yapılmasından kaynaklandığını ileri sürerek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili 21/11/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itiraz dilekçesinde, raporun tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) geçmiş ürünler üzerinden ve laboratuvar analizi yapılmaksızın sadece gözlemsel olarak hazırlandığını, bu durumun bilimsel ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, lot izlenebilirliği sağlanamayan numunelerle üretim ayıbı sonucuna varılamayacağını, ambalajdaki baskı hatalarının üretim sonrası dış etkenlerden kaynaklanabileceğini, davacının ayıp ihbarını geç yaptığını belirterek raporun hükme esas alınamayacağını ve yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Tarafların rapora itirazları üzerine alınan 23/02/2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, davacının itirazı üzerine incelenen boş ambalajlarda, parti ve tarih bilgilerinin hiç bulunmadığı veya sonradan müdahaleyi düşündüren baskı düzensizliklerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, davalının TETT (Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi) geçmiş ürünlerin incelenemeyeceği yönündeki itirazının, ürünlerin niteliği ve bozulma emaresi göstermemesi nedeniyle yerinde görülmediği, yapılan karşılaştırmalı analiz sonucunda ürünlerdeki ayıpların üretim aşamasına bağlı olabileceğinin değerlendirildiği, davacının ek siparişin zorunlu olduğu yönündeki itirazının ise, davacının TBK 227. maddedeki seçimlik haklarını kullanmak yerine yeni ve bedelli bir sipariş vermesinin kendi ticari inisiyatifi olduğu gerekçesiyle yerinde görülmediği belirtilerek, kök rapordaki nihai görüşte bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir. Davacı vekili 18/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna itiraz dilekçesinde, bilirkişi kurulunun ...firmasının 2.200 paketlik siparişine ilişkin delilleri göz ardı ettiğini, ek siparişin davalının dayatması sonucu zorunlu olarak verildiği ve basiretli tacir ilkesinin davalının hukuka aykırı eylemini meşrulaştırmayacağı yönündeki itirazlarını tekrarladığını, ayrıca ayıplı ürünlerin davalının talebi üzerine imha edildiğini ve bu imha masrafının da davalıdan talep edilmesi gerektiğini belirterek, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiini talep etmiştir. Davalı vekili 17/03/2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna itiraz dilekçesinde, kök rapordaki itirazlarını tekrarlayarak ek raporun da bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu, TETT geçmiş ürünler üzerinden yapılan incelemenin geçersizliğini, ambalajdaki şekli hataların ürünün özünde bir ayıp teşkil etmediğini ve tüm ürün bedelinin tazminini gerektirmeyeceğini, tazminat hesaplamasının gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını istemiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 13/07/2023 tarihli proforma fatura, 29/08/2023 tarihli ticari fatura, 31/07/2024 tarihli temlik sözleşmesi, ürünlere ilişkin fotoğraf ve video kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, 27/06/2024 tarihli davalı cevabı, tarafların ticari defter ve kayıtları, mahkememizce dosya kapsamına uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 31/10/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 23/02/2026 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı ile davalı arasında ticari satış ilişkisi bulunduğu, davalının 13/07/2023 tarihli satış ilişkisi kapsamında davacıya 7 farklı kategoride toplam 11.200 adet ürün tedarik ettiği, davacının bu ürünleri Güney Kore’de faaliyet gösteren Sira East firmasına sattığı, Sira East’in davalı ürünlerinden kaynaklanan zarar ve taleplerini davacıya temlik ettiği, davalı tarafından teslim edilen ürünlerden bir kısmı yönünden ürünlerin kalite, form ve yapısal bütünlük kriterlerini karşılamadığı, özellikle çilek draje ürünlerinde ürünlerin ticari satıma elverişliliğini ortadan kaldıran uygunsuzluklar bulunduğu, bu ayıpların ürünlerin kapalı ambalaj içinde bulunması nedeniyle olağan muayene ile hemen tespit edilebilecek nitelikte olmadığı, Güney Kore’de müşteri şikâyeti üzerine fark edilip kısa süre içinde davalıya bildirildiği, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin savunmasının dosya kapsamına göre yerinde olmadığı, bilirkişi kurulu raporlarında 1.700 adet ürünün ayıplı olduğu ve bu nedenle 3.206,20 ABD Doları zarar oluştuğu yönündeki teknik ve hesaplamaya dayalı tespitin dosya kapsamına uygun olduğu, ayrıca 1.723 adet ürünün seri/lot numarası ve son kullanma tarihi bilgilerindeki ambalaj değişikliklerinin davalı tarafça da üretim sürecindeki teknik aksaklıkla ilişkilendirildiği, yabancı pazara ihraç edilen gıda ürünlerinde izlenebilirlik ve son tüketim tarihi bilgilerinin ürünün ticari satılabilirliği bakımından asli unsur niteliğinde olduğu, bu nedenle anılan ürünlerin ticari dolaşıma güvenli biçimde sunulamayacağı ve bu kalem yönünden 2.300,50 ABD Doları doğrudan zarar oluştuğu, davalı tarafın teknik arıza savunmasının zararın oluşmadığını değil, ancak kasıt bulunmadığını göstermeye elverişli olduğu, ayıba karşı sorumluluk bakımından davalının bu zarardan kurtulmasını sağlamayacağı; Ek sipariş nedeniyle elde kalan ürünler yönünden yapılan incelemede; bilirkişi kurulu raporlarında bu kalemin davacının bağımsız ticari tercihi olarak değerlendirilmiş ise de hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamındaki ayıp bildirimleri, yeniden üretim talepleri, taraf yazışmaları ve uyuşmazlığın gelişim süreci birlikte değerlendirildiğinde davacının ek sipariş vermesinin ilk satıştaki ayıplı ifadan tamamen bağımsız serbest bir ticari karar olarak kabul edilemeyeceği, davacının Güney Kore pazarındaki tedarik yükümlülüklerini ve ticari itibarını korumak amacıyla ayıpsız misliyle değişim beklentisi içinde hareket ettiği, davalının ayıplı ifa nedeniyle doğan sorunu makul sürede ve bedelsiz şekilde gidermemesi nedeniyle ek sipariş sürecinin ortaya çıktığı, bu nedenle ek sipariş sonucu elde kalan 3.240 adet ürün nedeniyle oluşan 2.818,80 ABD Doları zararın davalının ayıplı ifasıyla uygun illiyet bağı içinde bulunduğu sonucuna varıldığı; Satılamayan ürünler nedeniyle talep edilen 1.519,24 ABD Doları ekstra gider yönünden ise, bu kalemin depolama, soğutma, personel, elektrik ve lojistik giderleri olarak ileri sürüldüğü, ancak dosya kapsamındaki belgelerle bu giderlerin her birinin davalının ayıplı ifasından doğan zorunlu, somut ve denetlenebilir zarar kalemi olarak yeterli kesinlikte ispatlanamadığı, bilirkişi raporlarında da bu kalem yönünden davalının ayrıca sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, bu nedenle anılan talebin reddi gerektiği anlaşılmış; sonuç olarak 3.206,20 ABD Doları yoksun kalınan kâr, 2.300,50 ABD Doları doğrudan zarar ve 2.818,80 ABD Doları ek sipariş zararı olmak üzere toplam 8.325,50 ABD Doları alacağın 28/08/2023 ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca işleyecek yabancı para faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin 1.519,24 ABD Doları ekstra gider talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından kısa karardaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile; a) Ayıplı ürünler sebebiyle uğranılan 3.206,20 ABD Doları yoksun kalınan kâr alacak, b) Seri (lot) numarası ile son kullanma tarihlerindeki değişiklikler sebebiyle uğranılan 2.300,50 ABD Doları doğrudan zarar, c) Ek sipariş vermek zorunda bırakılması sonucu elde kalan ürünler nedeniyle uğranılan 2.818,80 ABD Doları zarar, olmak üzere toplam 8.325,50 ABD Doları alacağın, 28/08/2023 ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının satılamayan ürünler sebebine dayalı fazlaya ilişkin 1.519,24 ABD Doları ekstra gider talebinin reddine, 3-Kabul edilen 301.549,61 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 20.598,85 TL karar ve ilam harcından 6.089,45 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 14.509,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 6.089,45 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 6.792,35 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının karşıladığı 425,00 TL tebligat gideri, 31.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.925,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 26.998,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 4.926,70 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının karşıladığı 300,00 TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin, red / talep oranına göre hesaplanan 46,30 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 253,70 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 555,56 TL'sinin davacıdan, 3.044,44 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 301.549,61 TL üzerinden takdir edilen 48.247,94 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 55.027,39 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ...Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2026

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/130, K. 2025/130, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-130-e-2025-130-k-dcd3f93d2852