İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1044 E. 2026/526 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1044
- Karar No
- 2026/526
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1044 KARAR NO : 2026/526 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2025 KARAR TARİHİ : 03/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taşımacılık ve antrepo faaliyetleri yürüttüğü, eski müdürü dava dışı--------- şahsi kumar borçları nedeniyle tefecilerden borç aldığı ve bu borçları ödemek için taşınmazlarını devrettiği, 22/10/2024 tarihinde ---------- şirketle ilişiğinin kesildiği, sonrasında tefecilerin müvekkil şirkete başvurarak ellerinde şirket bonoları olduğunu iddia ettikleri, müvekkil yetkilisinin şirket kayıtlarında böyle bir borç bulunmadığını belirterek talebi reddettiği, bunun üzerine davalının da içinde bulunduğu tefecilik örgütünün müvekkil hakkında icra takipleri başlattığı,--------- sayılı dosyasıyla bu örgüt hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın gizlilik kararıyla devam ettiği, davalı ve diğer örgüt üyeleri tarafından başlatılan icra takipleri nedeniyle müvekkil şirketin banka hesaplarına bloke konulduğu, araçlarının haczedildiği ve ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiği, davalının --------- İcra Dairesi ---------- E. ve --------- İcra Dairesi ----------- E. sayılı dosyalarıyla toplam 6.867.685,48-TL tutarında icra takibi başlattığı, müvekkilin icra tehdidi altında--------- İcra Dairesi ----------- E. sayılı dosyasına 2.983.281,61-TL ve Tl --------- İcra Dairesi---------- E. sayılı dosyasına 1.479.210,34-TL ödeme yaptığı, müvekkilin ticari defterlerinde ve banka kayıtlarında davalıya ilişkin hiçbir işlem veya borç bulunmadığı, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki kurulmadığı, kambiyo senetlerindeki imzaların kime ait olduğunun bilinmediği, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığı, HMK m. 110 gereği davaların yığılması kuralı uyarınca davanın tek dosyada görülmesi gerektiği, ispat yükünün davalıda olduğu, HMK m. 209/1 kapsamında senetlerin grafoloji incelemesine tabi tutulması ve icra takiplerinin durdurulması gerektiği, aksi halde HMK m. 389 veya İİK m. 72 uyarınca teminatsız veya teminatlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile ödenen tutarların istirdadına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının --------- İcra Dairesi --------- E. ve --------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyalar yönünden borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedellerin iadesi taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, ---------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyasındaki çekin kambiyo senedi vasfını taşıdığını, davacının icra takibine süresinde itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, borcun kendi serbest iradesiyle ve 07.08.2025 tarihli dekontla ödendiğini, istirdat talebinin temel şartı olan hata veya cebir unsurunun bulunmadığını, dava konusu çekin şirket yetkilisi ----------- tarafından keşide edildiğini, tanık ---------- beyanlarının çekin geçerliliğini doğruladığını, müvekkili ...'in tefecilik faaliyetinde bulunmadığını, davacı tarafın borçlardan kaçınmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptığını, --------- İcra Dairesi --------- ESAS sayılı dosyasında asıl borçlu --------- ve kefil --------- Şirketi tarafından feragat beyanında bulunulduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, tedbir taleplerinin İİK m. 72'ye aykırı olduğunu, müvekkili hakkında kullanılan tefecilik örgütü ifadelerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, ---------- kumar bağımlılığı nedeniyle borçlandığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, 26/11/2025 tarihli ara karar ile konulan ihtiyati tedbir için yatırılan teminatın 363.150 TL olup takip miktarının %15'ini karşılamadığını, bu nedenle tedbirin kaldırılması gerektiğini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, ---------- İcra Dairesinin ----------- Esas,-------- İcra Dairesinin --------- Esas, --------- Soruşturma sayılı dosyaları UYAP üzerinden ayrı ayrı celp edilmiş ve ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ...'nin ticaret sicil kaydı celp edilerek incelenmiştir.Dava, Menfi tespit ve ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı TTK nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı TBK nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. --------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı takibine ve davaya konu 4.000.000,00 TL bedelli senet nakden kaydını içermekte olup; bu kayıtlar karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir.-------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı takibine ve yine davaya da konu olan 30/07/2024 düzenleme tarihli, 805.400,00 TL bedelli, düzenleyeni dava dışı ----------Şirketi, lehtarı davacı şirket olan ve davalıya ciro edilmiş çekin bankaya ibrazında karşılıksız çıktığıgörülmektedir. Çekler hakkında uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği gibi cironun tarafları arasındaki inanç sözleşmesine konu teminat hususuna da menfi tespit davasında dayanamayacaktır. Davacı taraf, davalı ile arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, davacı şirketin eski müdürü olan --------- kumar borçları nedeniyle tefecilerden şahsi borçlar aldığını, davalının da bu tefeciler içerisinde yer aldığını ve davaya konu senet ve çeklerin de bu kapsamda düzenlenerek davalıya verildiğini ileri sürerek, dava konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. Tefecilik suçu, 03.06.1933 gün ve 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun’un 17.maddesi ile 11.09.1981 gün ve 2520 sayılı 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3.maddesinde düzenlenmişken, ayrıca 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241.maddesiyle de düzenleme altına alınmıştır.Kambiyo senedi niteliğindeki bononun tefecilik sebebiyle düzenlenip, karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için, yasal deliller (ikrar, yazılı delil), bulunmalı veya 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde diğer bir ifade ile; ancak yazılı sözleşmeye veya duruşma tutanağındaki ikrar ile anlaşılabilen açık bir muvafakat bulunması halinde dinlenebilen belli tanık beyanları veya eldeki davada bunların da mevcut olmaması halinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyetiyle sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır. Aksi takdirde, senedin (bononun) gayri ahlaki amaçla verildiği yönündeki iddianın tanıkla ispatı halinde, bono emniyeti kalmaz. Her bononun, tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiği yalancı tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabilir. Bu ise, bono emniyetine aykırı düşer. Eldeki dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.Senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı-borçlu takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe konu yapılan senetlerin (bonoların) metninden bu anlaşılamadığı gibi, davacı bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunmamıştır. Davacı tarafın, davalının tefecilik yaptığı yönündeki şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda davalı hakkında ---------- soruşturma numaralı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen karara yapılan itiraz da reddedilerek kararın kesinleştiği görülmüştür. Şu durumda, uyuşmazlığa ve takibe konu yapılan bonoların hukuken geçerli olduklarının kabulü gerekir. İspat külfeti üzerinde olan davacı tarafın, HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekmekte olup, davalı hakkında tefecilik suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilip kesinleştiği hususu da nazara alındığında, konusu suç teşkil etmesi nedeniyle yemin deliline de dayanılamayacağı anlaşılmakla, sonuç itibariyle davacı tarafından, senetlerin tefecilik kapsamında verildiği ve bedelsiz olduğu hususu kanıtlanamadığından davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 65.548,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 825.155,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 7-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/06/2026