İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/560 E. 2026/519 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/560
- Karar No
- 2026/519
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/560 Esas KARAR NO : 2026/519
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2026 KARAR TARİHİ : 29/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan ilamsız icra takibine dayanak gösterilen ... numaralı faturanın gerçeği yansıtmadığını, müvekkili firmaca takibe itiraz sehven kaçırılmış olup iş bu nedenle huzurdaki dava açıldığını, müvekkili şirketin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine müvekkil şirketin davalıdan 1.941.365,95 TL tutarında alacaklı olduğunu, icra takibine konu faturanın cari hesapta düşüldüğünü, ödeme emrinin tebliğinden sonra şirket içi idari aksaklık nedeniyle yasal itiraz süresinin sehven kaçırıldığını, takibin kesinleşmiş olmasının borcun varlığını kanıtlamadığını, müvekkili firmaya karşı açılan iş bu takip açıkça kötüniyetle yapıldığını, taraflarınca sunulan cari hesapta da görüleceği üzere müvekkili firma, davalı taraftan alacaklı konumunda olduğunu ayrıca icra takibine dayanak olan ... numaralı fatura da cari hesapta düşüldüğünü bu sebeple icra takibinin teminatsız olarak durdurulması elzem olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 1.848.318,44 TL, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 444.583,83 TL, Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 593.020,32 TL ve Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında 469.897,14 TL tutarlarında davalı aleyhine icra takipleri yürütüldüğünü, davalının piyasaya borçlu durumda olduğunu, bahse konu firma ticari faaliyetleri hiçbir şekilde faaliyette olmayan, tüm piyasaya borçlu halde olan bir firma olduğunu, bahse konu icra dosyası açıldıktan bu yana yaklaşık 10 milyon TL lik alacak haczi dosyaya eklendiğini, davalının tamamen kötüniyetli hareket ederek müvekkili firmanın mallarına ve alacak dosyalarına haksız hacizler uygulayarak müvekkili firmadan haricen para alma peşine düştüğünü, müvekkili şirketin haksız haciz tehdidi altında bulunduğunu, dava şartı arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak davalıya ulaşılamadığını ancak müvekkilimizin haciz tehdidi altında olması sebebiyle iş bu başvurunun yapılması gereği hasıl olduğunu, arabuluculuk tutanağının sunulması için süre verilmesi halinde düzenlenen arabuluculuk son tutanağı dosya arasında sunulacağını, müvekkili şirketin var olmayan devasa bir borç nedeniyle her an haksız haciz tehdidi altında olduğunu, sunduğumuz cari hesap dökümleri ve müvekkilin davalıya karşı başlattığı icra takipleri, müvekkilin haklılığını yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ziyadesiyle kanıtladığını, bu sebeple HMK m. 389 ve devamı maddeleri ile İİK m. 72 hükümleri bir arada değerlendirilerek; Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibin teminatsız olarak durdurulmasına, öncelikle davamıza konu icra dosyası üzerinden haciz şerhi işlenen "..../... ... ... Ada ... Parsel .. Blok ... nolu Bağ.Bölüm - (SN:...)" ve dosya borcundan oldukça yüksek şekilde ortalama 11-12 Milyon-TL piyasa değerine haiz taşınmazın dosya borcuna ve alacaklının uğrayabileceği zarara karşılık olarak teminat olarak kabul edilmesini, taşınmazın haczedilmiş olması yeterli gelmez ise taşınmaz tapu kaydına 'Menfi tespit davası teminatıdır, başkasına devredilemez' şerhi işlenmek suretiyle taşınmazın teminat olarak değerlendirilerek takibin durdurulmasına, Mahkemeniz takibin durdurulması yönünde hukuki bir engel görürse, İİK m. 72/3 amir hükmü gereğince, icra tehdidi altında dosyaya yatırılmak zorunda kalınacak veya haciz yoluyla tahsil edilecek paraların alacaklıya ödenmemesi yönünde teminatsız olarak yahut yukarıda zikredilen borcun oldukça üzerinde piyasa değerine sahip taşınmazın teminat olarak kabul edilerek aksi halde çok düşük bir teminatla ihtiyati tedbir kararı verilmesini beyanla müvekkili şirketin Bakırköy ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Dava; davacının Bakırköy ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkememiz tarafından hazırlanan 25/06/2026 tarihli muhtıra ile davacı vekiline "Arabuluculuk Kanunu M.18/A/2 gereğince arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin 1 Haftalık Kesin Süre içerisinde sunulması, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği hususu" ihtar edilmiştir. Davacı vekili 29/06/2026 tarihli beyan dilekçesi ile; "mahkemeniz dosyasında tarafımızca arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere süre verilmişse de bu aşamada tanzim edilen arabuluculuk son tutanağı mevcut değildir süreç devam etmektedir" şeklinde beyanda bulunmuştur. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4.üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü yer almaktadır. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, huzurdaki dava da 24/06/2026 tarihinde açılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde ise "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; davacı vekiline 25/06/2026 tarihli muhtıra ile kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, davacı vekili tarafından sunulan 29/06/2026 tarihli beyan dilekçesi ile bu aşamada tanzim edilen arabuluculuk son tutanağı mevcut olmadığını bildirdiği, menfi tespit davası zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, Alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 38.842,46 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 38.110,46 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere HMK.320/1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi.29/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır