Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1878 E. 2026/838 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1878
Karar No
2026/838
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1878

KARAR NO:2026/838

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/07/2022

NUMARASI:2020/359 Esas - 2022/517 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ...bank AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kuyum ustası olduğunu, 21/05/2012 tarihinde çalıştığı atölyenin sahibi davalı ...'ın diğer davalı ...bank AŞ'den çektiği kredinin kefili olarak kefaletname imzaladığını, davalı...bank A.Ş. çalışanlarının müvekkilinin kefaletnameyi imzaladığı sırada kefaletnamenin sayfası görünümündeki yanıltıcı ve bono vasıflı bir belgeyi imzalattırdıklarını, müvekkilinin bir yıl sonrasında işten ayrılması sebebiyle kefaletin sona erdirilmesi için davalı bankaya başvurduğunu, bu yönde yazı istediğini ancak banka çalışanlarının kendisine borcun ödendiğini ve bir sorun olmadığını belirterek kefaletin sona erdiğine ilişkin yazı vermediklerini, müvekkilinin 01/05/2020 tarihinde ...bank A.Ş. ... şubesinde bulunan emekli maaşı hesabından 3 ayrı defa para çekildiğini öğrendiğini, davalı ...bank A.Ş. Tarafından ise para çekiminin sehven yapıldığı ve iade edileceğinin sözlü olarak beyan edildiğini, 29/06/2020 tarihinde ise müvekkili aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, müvekkilinin davalı bankaya ve diğer davalı ...'a borcu olmadığını, kurulan kefalet ilişkisinin yasal unsurlardan yoksun ve geçersiz olduğunu, kefaletnamenin genel işlem şartı olarak banka tarafından tek taraflı hazırlandığını, kefaletin geçersiz olması nedeniyle kefalete bağlı olarak vadesiz alınan boş senedin de geçersiz olduğunu, sonradan bonoya dönüştürülen belgenin illete bağlı olarak yazıldığını ve düzenlendiği anda herhangi bir borç ikrarı içermediğini, belgenin bankada kaldığını tedavül etmediğini bu sebeple poliçe/bono niteliği olmadığını, müvekkilinin kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesinin sonradan yapılandırıldığını ve yeni sözleşmede müvekkilinin kefil olarak yer almadığını, müvekkilinin öncesinde kefil olduğu krediye bağlı olarak alınan matbu ve boş bononun hükümsüz olduğunu iddia ederek, kambiyo vasfı taşımayan senedin iptalini ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davalıların dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...bank AŞ vekili, cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacının harçlar kanununa aykırı olarak eksik harç yatırdığını, davacının bankaya başvurarak kefaletin sona erdiğini belirttiğini ancak buna ilişkin bir belge sunmadığını, davacının ... lehine bono imzaladığını ve bunu kefaletname zannı ile düzenlediğini söylemekte samimi olmadığını, uyuşmazlık konusu bononun bağımsız borç ikrarı içerdiğini, borçtan mücerret olduğunu, uyuşmazlığa konu edilen senedin yasal unsurları taşıyan geçerli bir bono olduğunu, İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının borcunun diğer davalı ... tarafından ödenmiş ve dosyanın kapatılmış olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı ..., cevap dilekçesinde özetle; davacının kefaletnameyi imzaladığı dönemde sahibi olduğu kuyumcuda sigortalı çalışanı olduğunu, 21/05/2012 yılında diğer davalı ...bank'ın çektiği kredi için 2 kefil istediğini, o tarihte usta olarak işyerinde çalışan davacının kefillerden biri olarak kefalet sözleşmesi imzaladığını, yaklaşık bir yıl sonra işten ayrıldığını, kredi taksitlerinin bir kısmını denibank a.ş.ye ödedikten sonra kredisini başka bir bankaya taşıdığını, ...bank AŞ'deki hesabının kapanmaması için yeni bir kredi kullandırıldığını ve sonrasında yapılandırma yapılarak taksitlendirildiğini, 2018 yılında yapılandırdığı kredi nedeniyle davacının hesabından diğer davalı banka tarafından para çekildiğini öğrendiğini, 13/08/2018 tarihinde yapılandırdığı yeni kredide davacının taraf veya borçlu olmadığını, aynı zamanda ne kendisinin ne de davacının herhangi bir senet düzenlemediğini, farkettirilmeden kefaletnamenin sayfası gibi gösterilerek söz konusu senedin imzalatıldığını, diğer davalı bankanın haksız ve kötüniyetli olarak davacıya icra takibi başlattığını, davacının bir borcu olmadığını ve bahse konu senedin geçersiz olduğunu beyan ederek davanın kendi tarafı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, başlatılan takibin davacı yönünden iptaline, bankadan alınan hesap dökümü incelendiğinde davacının hesabından çekilen 3.396,18 TL'nin dava açılmadan önce davacıya faiziyle iade edildiğinin anlaşıldığı, davalının kötü niyetinin açıkça ortaya konulmadığı anlaşılmakla davacının kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ...bank AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ...bank AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından yalnızca bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın gerekçesiz olduğu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğu, bononun kambiyo senedi niteliğinde, bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olduğunu, kredi sözleşmesinde yer alan kefalet ilişkisinin davacı tarafından düzenlenen bonodan bağımsız olduğunu, uyuşmazlık konusu edilen bononun kambiyo senedi niteliğinde, bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olduğunu, banka ile diğer taraflar arasında müşteri ilişkisinin devam ettiğini, söz konusu kredi sözleşmelerine istinaden yeni ve farklı krediler kullandırıldığını, bu durumda senedin iptali ile Bankanın hiç bir güvencesinin kalmayacağını, bir an için senedin kredi ilişkisinden bağımsız olmadığı düşünülse dahi bilirkişinin alacak borç miktarı hesaplaması ve alacak tespitinde bulunması gerektiğini, zira icra takibini fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak başlatıldığını, bilirkişi raporu incelendiğinde de bononun veya kefaletname sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, söz konusu kefaletname ve bononun bütün şartları taşımakta ve geçerli olduğunu, Davacının aynı zamanda İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/211 E. 2021/ 132K ile huzurdaki dava ile aynı olan takibe konu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiası ile dava açtığını, bu davada da davacının haksız olduğu ortaya konarak açılan davanın reddine karar verildiğini, uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini iddia ederek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca, icra takibine dayanak senedin iptali ile davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ...bank AŞ vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalılar arasında imzalanmış genel kredi sözleşmesinin varlığı, davacının işbu sözleşmeye ek düzenlenen kefaletnameyi kefil olarak imzaladığı, icra takibine konu borcun diğer davalı ... tarafından ödenmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının kefalet borcunun devam edip etmediği, kefalet ilişkisi nedeniyle imzalanan ve takibe konu edilen bononun geçerli olup olmadığı, davacının davalı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı ...bank AŞ ile diğer davalı ... arasında 21/05/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, genel kredi sözleşmesine ek matbu olarak yine 21/05/2012 tarihli kefaletname düzenlendiği, davacının imzası bulunan kefaletnamede 1.500.000,00 TL tutarla sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsil kefil olduğu, icra takibine 13/03/2020 tarihli ve 1.500.000,00 TL bedelli bononun konu edildiği, davacı tarafından işbu bononun geçersizliğinin tespiti ve icra takibinin iptali istemiyle İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yoluna başvurulduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmış, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava konusu İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı bankaca 13/03/2020 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz masrafları dahil 115.955,79 TL alacağın tahsili için takip başlattığı görülmüştür.Takibe dayanak olan kambiyo senedinin ... tarafından ... emrine düzenlendiği, ...'ın cirosuyla bankaya geçtiği anlaşılmıştır. HMK'nın 120.maddesi uyarınca, dava açılırken, dava değeri üzerinden peşin harcın yatırılması gerekir. Harç yatırılmadıkça müteakip işlemler yapılamaz. 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Her ne kadar dava İİK m. 72 gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olsa da davacı vekili dava dilekçesinde menfi tespit ile birlikte icra takibine konu edilen senedin iptalini talep etmiş olduğundan yani senet bedeli bakımından menfi tespit talebinde bulunmuş olduğundan, senet bedeli üzerinden harç yatırılması gerekmektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde harca esas değeri takip konusu asıl alacak olarak göstermiş olup harç bu değer üzerinden alınmıştır. Oysa davacının talepleri arasında senedin iptali de bulunmakta olup iptali talep edilen senedin bedeli 1.500.000,00 TL'dir. Bu durumda, eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece, eksik harcın yatırılması için Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir. İİK'nın 72/5 davanın kabulü durumunda derhal takip duracağından, mahkemece takibin iptaline karar verilmiş olması da takip talebindeki borçluların sayısı, takip talep miktarı göz önünde bulundurulduğunda isabetli olmamıştır. Çünkü icra takibi davacı ile birlikte dava dışı gerçek kişiler aleyhine de başlatılmıştır. Takibin iptaline karar verilmesi dava açmayan borçlular yönünden de takibin iptal edilmesi sonucunu doğuracak ki bu durum usul ve yasaya aykırıdır. Diğer taraftan Anayasa'nın 141/3.maddesi, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c maddesinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Ne var ki ilk derece mahkemesi kararında yukarıdaki paragrafta açıklanan şekilde gerekçe belirtilmeksizin hüküm kurulduğu anlaşılmakla, bu hâliyle hükmün istinaf denetimine elverişli bir hüküm olduğundan da söz edilemez. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1878, K. 2026/838, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1878-e-2026-838-k-655f6a5225cc