Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1908 E. 2026/828 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1908
Karar No
2026/828
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1908

KARAR NO:2026/828

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/06/2021

NUMARASI:2019/31 Esas - 2021/430 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalının ... AŞ ... Şubesi tarafından genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan 27/11/1997 tarihli 7.362,31 TL'lik krediden kaynaklanan alacaklarına karşılık İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe kanuni süresi içerisinde borca itiraz etmesi sonucunda takibin durduğunu, icra takibinden dolayı borçlu olmadığını iddia ederek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; 5411 sayılı yasa gereği fon alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, müvekkili şirketin alacaklarının da fon alacağı olması sebebiyle davacı tarafın alacağın zamanaşımına uğradığı iddialarının yersiz olduğunu, davacının borcunun .... Şti.'nin genel kredi sözleşmesine istinaden kullandığı kredi borcuna müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile kefaletinden kaynaklandığını, bu sebeple davacı tarafın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı nedeniyle takibe konu borcun tamamından sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 2015/995 Esas, 2017/446 Karar ve 31.05.2017 tarihli kararı ile; davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir. Karar davacı tarafça istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2017/6020 Esas, 2018/2771 Karar ve 28.12.2018 tarihli kararı ile; "...Davacının usule yönelik istinaf istemi öncelikli olarak incelenmiş; mahkemenin davacı ile davalı vekilinin katıldığı 20/04/2017 tarihli duruşmada, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkerenin tekidine ve dosya örneğinin UYAP üzerinden gönderilmesinin istenilmesine karar verdiği, duruşmayı 12/06/2017 tarihine ertelediği, ancak duruşma gününü beklemeden ve tarafları çağrı kağıdı çıkararak duruşma açmadan dosyayı celse arasında resen ele alarak 31/05/2017 tarihinde "davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına" karar verdiği, davacının duruşma günü mahkemeye gittiğinde dosyanın karara çıktığını öğrendiği anlaşılmakla davacının istinaf isteminin haklı olduğuna, mahkemenin duruşma gününü beklemeden tarafların yokluğunda dosya üzerinde karar vermesinin HMK 27. Madde de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği kanaatiyle davacının istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.Kabule göre de, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/12/2016 tarihli 2016/395 Esas 2016/1068 Karar sayılı kararıyla, icra takibinin ya da ödeme emrinin iptaline karar vermediği, icra müdürlüğünün 02/03/2015 tarihli "araç, taşınmaz, banka hesaplarına haciz konulmasına" yönelik icra işleminin iptaline karar verdiği göz önüne alındığında, davanın konusuz kalmadığı, davacının yargılamaya devam edilmesinde hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından davanın konusuz kalmasından söz edilemeyeceği, hal böyle iken yargılamaya devamla yapılacak yargılama ve toplanan ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmeside yerinde olmadığından,..." gerekçesiyle, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Eldeki istinaf inceleme konusu karar, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".. uyuşmazlık, dava dışı TMSF'ye devrolan ... A.Ş. İle yine dava dışı .... Şti. Arasında akdedilen 10.000,00 YTL limitli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak sebebiyle söz konusu sözleşmey 10.000,00 YTL sorumluluk miktarı ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacı kefilin söz konusu sözleşme gereğince ödenmeyen kredi alacağından sorumlu olup olmadığı, sorumluluğunun tespiti halinde ise ne miktarla sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır. Dava dışı banka ile dava dışı kredi lehtarı şirket arasında akdedilen, davacının da müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmelerinin tarihleri 21/07/1997 ve 20/08/1997'dir. 6098 sayılı TBK nun 01/07/2012 tarihinden yürürlüğe girmiş olması, 6101 sayılı TBK nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 1.maddesi ve sözleşmelerin mülga 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulmuş olmasın göre ihtilafa mülga 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Gerek mülga 818 sayılı BK, gerekse 6098 sayılı TBK da kefalet yazılı şekil kuralına bağlanmıştır. Yazılı şekil kuralı kapsamına öncelikle objektif esaslı unsurların girmek zorunda olduğu, şeklin kapsamına giren hususlardan ilkinin borcun bireyselleştirilmesi olduğu, esas borcun ne olduğunun kefalet sözleşmesinde açıkça gösterilmesi gerektiği, gerek öğreti gerekse uygulama ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmekte, kefilin hangi borca kefil olduğunun belirli olması ön koşul olarak aranmaktadır. Kefalet sözleşmesinin subjektif esaslı unsuru ise, kefilin iradesinin oluşumunda belirleyici olan hususların kefalet sözleşmesinde yer almasının zorunlu olmasıdır. Bu iki unsurun birlikte bulunmaması halinde geçerli bir kefaletten söz edilemez.Somut olayımızda davaya konu kredi sözleşmesinde kefalet akdinin yazılı olduğu ve sorumlu olunacak muayyen miktarın belirtildiği açık olup, kefalet sorumluluğun yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı fon şirketine temlik edilen asıl alacak ve temlik tarihi olan 12/08/2005 tarihine kadar işlemiş faiz yönünden ancak davalı temlik şirketince alacak talebinde bulunabileceği gözetildiğinde mahkememizce bankacı bilirkişiden alınan 06/09/2019 tarihli bilirkişi kök raporu denetime elverişli bulunmakla; rapor ile davacının borçlu olmadığı tespit edilen toplam 79.604,08 TL yönünden davanın kısmen kabulü ile bu miktar bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine dair..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının İstanbul 2. İcra Dairesinin ... sayılı (eski esas: ...) icra takip dosyası kapsamında asıl alacak 5.515,75 TL ve 74.088,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 79.604,08 TL miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takip talebinin 7.362,31 TL'den başlatılmış olmasına rağmen bilirkişi tespitinin 9.739,38 TL olarak gösterildiğini, borçlu olarak itirazı olmasına rağmen itiraz konusunun mahkeme tarafından yeniden düzeltilmesi yoluna gidilmediğini, bankadan 6.594,58 TL daha alacaklı olduğunun mahkemece incelenmediğini, gerekçeli karar yazım tarihinin hiç yazılmadığını, UYAP sisteminden 21.10.2021 tarihli kararın 29.06.2021 tarihinde nihai karar olduğunu, gerekçeli kararın yasal süresi içerisinde yazılmadığını, davalı vekiline vekalet ücreti verilmesi ve vekili olmamasına rağmen tarafına da vekalet ücreti verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... AŞ ... Şubesinden kullandırılan ve 27.11.1997 tarihli 9.739,38 TL'lik ihtarnameye dayanarak İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında 7.362,31 TL takip başlatıldığını, takibe süresi içerisinde itiraz etmeleri neticesinde takibin durduğunu, borcu kabul etmemelerinden ötürü menfi tespit davası açıldığını, dava dışı şirketin kullanmış olduğu genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun kefaletten kaynaklandığını, daha önceden İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün takip dosyasında takip durmasına rağmen haciz yakalama ve taşınmaz haczi uygulanması nedeniyle icra hukuk mahkemesine dava açıldığını, davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, eksik inceleme sonucu karar verildiğini, bilirkişi tarafından icra takibindeki alacağın ve bankanın gönderdiği ihtarnamedeki miktarın dikkate alınmadığını, bankaya borçlu olmadıkları gibi 12.08.2005 tarihi itibariyle 2.616,48 TL alacaklı olduklarını iddia ederek, eksik inceleme sonucu verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; harçtan muaf olduklarını, müvekkili şirketin %100 TMSF iştiraki olduğunu, taraflarına temlik edilen kısım 1.846,53 TL olarak gözükmesinin sadece taraflar arasında kararlaştırılan prosedür olduğunu, söz konusu temlik edilen alacağın iç işleyişe göre değil kanuni hesaplama yapılarak BK 100.madde uygulanarak icra takibi başlatıldığını, kredi borcunun temerrüte uğradığı tarihte borçlu ve kefillerin imzalamış oldukları genel kredi sözleşmesinde belirtilen temerrüt hükümleri gereği %252 iken müvekkili şirketin bu orandan takip açma hakkı bulunmasına rağmen iyi niyetli olarak TCMM avans faiz oranının iki katı işletilerek icra takibi başlatıldığını, ihtarname sonrasında bir kısım tahsilatlar yapılması nedeniyle kalan borç miktarı üzerinden takip başlatıldığını, taraflarına temlik edilen ana para miktarının 1.846,53 TL olduğunu, ihtarname tarihine kadar olan masraf ve faiz hesaplamaları dahil edildiğinden ihtarname ile 9.739.356.857 TL (eski TL) kat edildiğini, her ne kadar 1.846,53 TL temlik edilmiş olarak gözükse dahi masraf ve faiz ile birlikte tutarın ihtar edildiğini, eksik inceleme ile ve bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmeksizin karar verildiğini, savunma haklarının sınırlandırıldığını, İİK 72.maddesine göre açılan menfi tespit davasının nispi harca tabi olduğunu, davanın kabul ve reddi halinde yürürlükteki AAÜT hükümleri uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedileceğini ancak maktu vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, aleyhe kararın kaldırılmasını ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, dava dışı .... Şirketi ile ... AŞ ... Şubesi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, genel kredi sözleşme limitinin beş milyar TL olduğu, 27.11.1997 tarihinde ... Bank AŞ ... Şubesi tarafından Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen kat ihtarnamesinin dava dışı borçlu şirketle birlikte davacı kefil ile dava dışı kefile gönderildiği, ihtarnamede; 27.11.1997 tarihi itibariyle hesabın kat edildiği, 30.09.1997 tarihli dönemde gönderilen hesap özetine o tarihten bugüne kadar tahakkuk eden faiz, gider vergisi ve diğer masraflar eklenerek yapılan hesaplama sonucunda borç tutarının 9.739.356.857 TL'ye ulaştığı belirtilerek ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, 08.04.2002 tarihinde ... AŞ tarafından TMSF'ye borçlu ... Şirketinden olan alacağı temlik ettiği buna ilişkin olarak temlik sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, 14.03.2006 tarihinde TMSF tarafından ... AŞ ile kredi alacağı temlik sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, temlik alan ... AŞ Şirketi tarafından borçlular ... Şirketi ile birlikte... ve davacı... hakkında İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında 25.06.2013 tarihinde 7.362,31 TL asıl alacak, 91.034,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.397,09 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak 27.11.1997 tarihli bir adet kredinin gösterildiği, davalı tarafça ve dava dışı borçlular tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının haciz ve yakalama kararlarına yönelik olarak İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesine icra memur muamelesinin şikayetine dair açmış olduğu davanın 2016/395 Esas, 2016/1068 Karar sayılı dosyasında 27.12.2016 tarihli kararı ile icra müdürlüğünün 02.03.2015 tarihli kararının iptaline dair hüküm tesis edildiği, söz konusu kararın, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/132 Esas, 2015/543 Karar sayılı dosyada 23.06.2015 tarihinde verilen şikayetin reddine dair kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/27963 Esas, 2016/4654 Karar ve 22.02.2016 tarihli bozma ilamı üzerine verildiği, davacının iş bu davayı 02.10.2015 tarihinde dava konusu harca esas değeri 12.000,00 TL göstererek açmış olduğu, dava dilekçesinin sonuç bölümünde; icra dosyası yönünden davalıya borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, yargılama aşamasında davacının dava değeri olarak göstermiş olduğu miktar haricinde harcın tamamlatıldığına dair gerek fiziki olarak yapılan incelemede, gerekse de UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Mahkemece verilen hükmün harca ilişkin 2 nolu ara kararından da harç tamamlatılmadan yargılamanın devam edilerek sonlandırılmış olduğu anlaşılmıştır.Menfi tespit davasına konu İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasındaki asıl alacak 7.362,31 TL, işlemiş faiz ise 91.034,78 TL olmak üzere toplam alacak 98.397,09 TL'dir. Davacı dava dilekçesinde; dava değerini 12.000,00 TL olarak göstererek bu bedel üzerinden dava açmıştır. Mahkeme ise kısmen kabul kararı ile birlikte 5.515,75 TL asıl alacak ve 74.088,33 TL olmak üzere toplam 79.604,08 TL yönünden davanın kabulüne dair hüküm tesis etmiştir. Yukarıda yer verildiği üzere yargılama aşamasında takip konusu alacak üzerinden harcın tamamlandığına dair herhangi bir bilge ve belgeye ulaşılamamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/1.fıkrası gereği dava, menfi tespit davası olmakla niteliği gereği nispi harca tabiidir. Nispi harç, konusu para ve para ile değerlendirilebilen şey ile ilgili davalarda hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır.492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. Md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Bu durumda mahkemece, dava konusu icra takip miktarı üzerinden eksik harcın ikmal ettirilmesinden sonra işin esasına girilmesi, ikmal edilmediği taktirde ise yukarıda da belirtildiği üzere, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,

4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1908, K. 2026/828, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1908-e-2026-828-k-3bbda385cf2a