İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1017 E. 2026/232 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1017
- Karar No
- 2026/232
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/1017 Esas KARAR NO : 2026/232
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin emlakçı olduğunu, davalı ile aralarında 26.06.2025 tarihinde "..../..." adresli bağımsız bölümü için satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca alıcı davalının bahse konu bağımsız bölümü satın alması halinde müvekkiline % 2 + KDV (alıcıdan ve satıcıdan ayrı ayrı alınmak üzere) emlak komisyonu ödeneceğini taahhüt ettiğini, ancak davalı bağımsız bölümün 6.650.000,00 TL'ye satın almış olmasına rağmen müvekkiline hak ettiği emlak komisyonun tamamının ödenmediğini, gerçekleşen bu satış sonucu davalının müvekkiline 133.000,00 TL emlak komisyonu ve 26.600,00 TL KDV olmak üzere toplamda 159.600,00 TL ödeme yapması gerekirken, davalı yalnızca 50.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan bakiyenin ödenmediğini, Bunun üzerine davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü 2025/60248 E. Dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek davanın kabulü ile, itirazının iptali ile takibin devamına, davalının kötü niyetli itirazın sebebi ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE : Dava, emlak komisyon sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılan takibe davalının vaki itirazının iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Tensip zaptı uyarınca celp edilen kayıtların incelemesinde, tarafların ticaret sicil kaydının bulunmadığı, Vergi dairesinden gelen müzekkere cevabına göre de tarafların işletme hesabına göre defter tuttuğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda; Ticaret sicil müdürlüğünden ve vergi dairesinden gelen bilgilere göre tarafların tacir olmadığı, anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK m. 5/1. fıkra hükmünde yapılan düzenleme uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Doktrindeki yerleşik uygulama bu yöndedir. A- Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. B- Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK 4/1. maddesinde yapılan düzenlemeye göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6102 sayılı m. TTK 19/2 fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. C- Taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili olması durumunda ticari dava kabul edilen davalar kanunda açıkça düzenlenmiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda davacı taraf, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı olarak üzerine düşen edimi yerine getirmesine rağmen bakiye alacağın ödenmediğini belirterek bakiye bedelin ödenmesi için yaptığı takibe davalının vaki itirazının iptalini talep etmektedir ve taraflar arasındaki uyuşmazlık simsarlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. taraflar bakımından yapılan araştırmada tarafların tacir olmadığı anlaşılmış, taraflar tacir olmadığından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları, ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, simsarlık sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının ve davacının 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadıkları ve simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davaya bakmaya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren tarafların 2 hafta içerisinde müracaatı halinde dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilmesine, 4- Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. md.gereğince bir karar verilmesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026
Katip ... e-imzalıdır.
Hakim ... e-imzalıdır.