İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/945 E. 2025/1020 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/945
Karar No
2025/1020
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/945 Esas KARAR NO: 2025/1020 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2024 KARAR TARİHİ: 18/12/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı (borçlu) arasında hava kompresörü bakımından/servis hizmetinden kaynaklı bir ticari ilişki oluştuğu, davacının ------ sayılı dosyasına konu olan faturalardan ve cari hesaptan kaynaklı bakım/servis hizmetini gerçekleştirdiği davalı şirketinde davacı tarafından tanzim edilen ve davalı (borçlu) şirkete tebliğ edilen faturaları (e-fatura) ticari defterine işlediği, davacı şirketin ---- telefonnumarasına kayıtlı---- iletişim ağı ile davalı (borçlu) şirketin ---- telefon numarasına kayıtlı------- arasında yazışma sağlandığı, davalı (borçlu) şirket ile müvekkil şirketin ticaretlerine konu cari hesap dökümünü yolladığı, yani davacı şirket ve davalı (borçlu) şirket arasında icra takibi başlatılmadan evvel hesap mutabakatı sağlandığı,--------tarihinde 'İlamsız İcra Takibi" yoluyla başlatılan takibin, hesap mutabakatından sonra başlatılmış ve alacak konusu faturalar hakkında, yukarıda da izah edildiği üzere, müvekkil şirket tarafından verilen bakım ve hizmet işi peşin'nakit olması sebebiyle fatura tarihlerinden itibaren (borcun muaccel olması sebebiyle) yasal faiz talep edildiğini, davalı (borçlu) şirketin icra dosyasına "borcu olmadığı" gerekçesiyle itiraz ederek açıkça kötü niyetli davranmış ve borcunu inkar ettiği, müvekkilin alacağını tahsil etmesinin imkansız hale gelmemesi için ivedilikle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep zarureti doğduğu, yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmesine, haklı davanın kabulüne, davalı (borçlu) şirketin haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile, icra takibinin aynen devamına, haklı icra takibine haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı (borçlu) şirket tarafından, alacağın 9620 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıya ödemesine, davacı şirketin, davalı (borçlu) şirketten fazlaya ilişkin yasal haklarının saklı kalmak kaydıyla, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı (borçlu) şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;tesis edilen dilekçe ile, taraflar arasındaki faturadan kaynaklı alacak nedeni ile------ Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptaline, alacağın tahsili ile takibin devamına ve müvekkil şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı talebiyle dava ikame edildiği, davacı tarafın dilekçesinde belirtildiği üzere davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmakta olup davacı taraf müvekkilin hava kompresörü bakımından kaynaklı müvekkil şirkete fatura tanzim ettiği, hal böyle iken davacı yanca faturaya istinaden yapmış olduğu bakım ve servis işlerinin kalite olarak uygun olmayan şekilde olduğu, yapılmış olan işlemin eksik/hatalı olarak yapıldığının tespit edildiği ve davacı şirkete tamir/bakım işleminin tamamlanmadığının açıkça bildirildiği, söz konusu kompresörlere tamir/bakım yapılmasına rağmen herhangi bir fayda sağlanmadığı ve davaya konu aletler çalışmamaya devam ettiği, bakım sonrası cihazların beklenen performansı göstermediği, müvekkil şirketçe davacı şirket ile yapılan görüşmelerde ayıplı hizmetin giderilmesi, ayıpsız benzerleri ile değişiminin talep edildiği, müvekkili şirketin usulüne uygun olarak ayıpsız ve tam olarak teslim edilen bakıma konu ürünlerin bedelini ödemekte olduğu, ancak somut olayda davacı şirketin kendi edimini gereği gibi yerine getirmediği ve yapılan ihbarlara rağmen bu konudaki eksiklikleri de ifa etmediği, bu noktada kendi edimini yerine getirmeyen davacı şirketin haksız ve kusurlu olduğu, bilindiği üzere TBK'nın 223. Maddesinin ikinci fıkrasında, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, ayıbın hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiği, bu kanun hükmüne uygun olarak müvekkil şirket dava konusu cihazlarda sorun yaşandığını ve bu ürünlerin kullanıma elverişli olmadığını açıkça bildirdiği, bu halde davalının almış olmadığı hizmete karşılık bedelini ödemesinin düşünülemeyeceği gibi ödemenin yapılması davacı taraf için sebepsiz zenginleştirme yaratacağından mümkün olmadığı, davacı yanca fatura kesilmesi tek başına hizmetin doğru yapıldığını ispat edemeyeceği, belirtilen sebeplerle davanın reddi gerektiği, davacının %20 kötü niyet tazminatı talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, yukarıda ayrıntıları ile arz ve izah edilen sebeplerle; davanın usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Tarafların Nüfus ve Ticaret Sicil Kayıtları,-----Esas sayılı dosyası, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları ve ---- Formları, Faturalar, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67. maddesi gereğince açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan davalı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış incelenip değerlendirilmek suretiyle tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerininn tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ---- Esas sayılı dosyası ----- sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi mükellefi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu---- yıllarına ilişkin--- formları celbedilmiştir. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de;------Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ----- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir, düzenlemesi bulunmaktadır. Davanın tarafları TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sıfatını taşıdıkları; takibin ve davanın dayanağının da cari hesap sözleşmesi bulunmadığından açık hesap ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre; 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya -------diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.------ Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı şirket tarafından ----Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara (iki adet) dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz.-------- Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dayanak faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ---- yıllarına ait ------- formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği , takibin dayanağının da fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya------------- resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Buna göre Bilirkişi SMMM ---------- tarafından tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan ---- tarihli raporda özetle; Tarafların incelenen------ dönemi ticari defterlerin açılış ve kapanış dönemi ticari Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun şekilde yerine getirildiği, Dosya kapsamındaki defter incelemeleri, hesap hareketleri,-------analizleri ve icra dosyası incelemesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında fiilen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari -ilişkinin de davacının sunduğu e-faturalar, cari hesap hareketleri ve yazılı belgelerle desteklendiği, davalı tarafın hizmetin ayıplı olduğu yönünde savunmalarının bulunduğu, ancak bu iddiayı destekleyen somut bir belge ve bilginin dosya kapsamına ibraz edilmediği, Yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacı tarafından -----Sayılı dosyası üzerinden ------- tutarlı fatura alacağı üzerinden takip başlatıldığı, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının takip tarihi itibariyle her iki faturadan dolayı davacıya borçlu gözüktüğü, Davacı vekilinin beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu -------- tarihli dekonta göre davalı tarafından takip tarihinden sonra davacıya “CARİ HESABA MAHSUBEN” açıklamasıyla 48.126,73 TL ödeme gönderildiği tespit edildiği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerini usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; taraf vekillerince bir kısım itirazlar öne sürülmüştür. Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede somut olayda öncelikle davanın tarafları arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin sabit olduğu, takip konusu faturalar ve bundan doğan alacağın tarafların ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereğince delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan -------alacaklı olduğu, davalının işbu borcu aynıyla davadan sonra ödediği tespit edilmiştir. Bu durumda, 6100 Sayılı HMK'nin 222/2,3 fıkaralarına göre kesin delil niteliğine bürünen taraf şirketlerin ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağın davadan sonra ödendiği anlaşılmakla işbu durumun infazda dikkate alınması gerekeceğinden davacının takip ve dava konusu alacağın dava tarihi itibarıyla takipte gösterilen asıl alacak yönünden sübut bulduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (HMK.222/3. ) Zira 6098 sayılı TBK'nin 100. maddesinde; ''borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz'' hükmü yer almaktadır. TBK.'nın 100. maddesi gereğince; ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre; borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe, kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Başka bir anlatımla; kısmi ödemelerin öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edileceği kuralı bulunmaktadır."... İcra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Ancak bakiye kalan alacak ve fer'ileri ile ilgili dava açılabilir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise icra müdürü tarafından infaz sırasında dikkate alınır. (TBK. m.100) Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının alacaklı olduğu miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte ve talep aşımına yol açacak şekilde itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir"------- Öte yandan alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyecektir. Buna göre ledeki olayda faturalarda vade de bulunmamakla birlikte; davacı vekilinin fatura ve peşin satış gerekçesiyle temerrütün öncesinde oluştuğundan işlemiş faizin de ispatlandığı savunması yerinde görülmemiştir. Binaenaleyh; davacı şirketlerin yukarıda gösterilen asıl alacağa ilişkin davasını; yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 ve 222/2,3 maddeleri gereğince tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar, faturalar, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde görülen ve kesinleşen bilirkişi raporu ve dosyaya mübrez tüm deliller de gözetildiğinde 48.126,74 TL asıl alacak yönünden ispatladığı ancak TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluşması nedeniyle işlemiş faiz yönünden talebin yerinde olmadığının gözetilmesi sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davalı-borçlunun ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin, İcra Müdürlüğü tarafından 48.126,74 TL asıl alacağın dava tarihi olan ---- tarihinden sonra------tarihinde ödendiğinin infazda dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturulmaması kaydıyla asıl alacağa (48.126,74 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %24 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, davacının takipte işlemiş faiz olan 6.807,93 TL'ye ilişkin davasının ise reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; ---- kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının tarafların ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, vergi dairesi kayıtlarından ( birebir örtüşen ---- formlar) anlaşıldığı üzere davalı da kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının asıl alacak yönünden itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, tarafların ticari defter ve belgeleri ile bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundanicra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunanasıl alacağın (48.126,74 TL) %20'i olan 9.625,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir. ------------6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak yani kabul ve ret oranına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE, Davanın 48.126,74 TL asıl alacak kısmı için kabulü ile 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun---------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin, İcra Müdürlüğü tarafından ------asıl alacağın dava tarihi olan ---- tarihinden sonra ----- tarihinde ödendiğinin infazda dikkate alınarak tahsilde tekerrür oluşturulmaması kaydıyla asıl alacağa (48.126,74 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %24 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, Davacının takipte işlemiş faiz olan 6.807,93 TL'ye ilişkin davasının reddine, 2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın (48.126,74 TL) %20'i olan 9.625,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 3.284,54 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 821,89 TL harç, tamamlama harcı olarak yatırılan 116,26 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 274,67 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.071,72 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ----- bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%88) üzerinden hesaplanan 3.168,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%12) üzerinden hesaplanan 432,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 821,89 TL peşin harç, 116,26 TL tamamlama harcı ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.426,55 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı tarafından yapılan 145,00 TL posta ücreti ve 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.645,00 TL yargılama giderinden davanın kabul (%88) ve ret (%12) oranına göre 6.727,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, 8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1,13/2, maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 6.807,93 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-)Davalı tarafından vekille temsil dışında yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından işbu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 11-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; --------- Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/945, K. 2025/1020, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-945-e-2025-1020-k-2c98a9a1a7e1