İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/503 E. 2025/1066 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/503
- Karar No
- 2025/1066
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/503 Esas KARAR NO:2025/1066 DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 22/07/2024 KARAR TARİHİ: 26/12/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu aleyhine---- Esas sayılı dosyası ile --- tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ---- tarihinde borca ve ferilerine haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz ettiğini, icra takibinin dayanağının davalı şirketin müvekkili şirketten satın aldığı mallar karşılığında düzenlenen ve teslimle birlikte kesinleşen faturalar olduğunu,-------- bakiye ile takibe konu edildiğini, tüm faturalara ilişkin malların irsaliyeli şekilde davalıya teslim edildiğini, alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likit nitelikte olduğu, borçlu şirketin kendi defter ve kayıtlarından borç miktarını belirleyebilecek durumda olmasına rağmen itirazda bulunduğu, bu itirazın tek amacının zaman kazanmak ve mal kaçırmak olduğunu belirtmiş olup, davalının kötüniyetli davranışları ve alacağın tahsilinin uzun sürecek olması nedeniyle HMK 389 maddesi uyarınca davalı adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerinde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulüne, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin faiz ve ferileriyle devamına, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İcra takibinin dayanağı olan taraflar arasındaki alım satım ilişkisine konu davacı firma tarafından gönderilen malların bir kısmı ayıplı ve kullanılamaz halde olduğunu, ayıplı malların iadesi ya da zararın tazmini konusunda ihtilaf bulunduğundan ve davacı taraf ihtilafın çözümü konusunda yapıcı davranmadığından mahsuplaşma işlemi yapılamamış, alacak tutarının belirlenebilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf davalı firmadan gelen uzlaşma taleplerini duymazdan gelerek arabuluculuk sürecinde çözülebilecek konuyu çıkmaza sürüklemediğini, ihtilaf yargılamaya muhtaç olduğundan tarafımızca icra takibine itiraz edildiğini, yargılama sürecinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ihtilafın çözümü mümkün olabileceğini, karşılıklı alacakların tespiti ihtimalinde takas ve mahsup taleplerinin kabulünü, izah edilen nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerden ötürü; davanın reddi, karşılıklı alacakların tespiti ihtimalinde takas ve mahsup taleplerinin kabulü, alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatı ödenmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesi yönünde karar verilmesini arz ve talep ederim.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı,----- Esas dosyası, Davacının ----- Yılı Ticari Defter ve Belgeleri, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve ----- Formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. ---- 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez sebep ve sonuçları açıklanarak takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davanın dayanağı ----esas sayılı dosyası ---- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu --- formları da dosyaya kazandırılmıştır. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; -----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.----- Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.-----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. ------ Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince taraflar ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından-------esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Zira 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesine göre alacaklı, itirazın iptali davasını itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açabilir. Hükümde öngörülen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hükmün açık lafzı gereği itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi ile başlar. Diğer bir ifade ile, itiraz alacaklıya Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ise bir yıllık süre başlamaz. Alacaklının itirazı bir şekilde öğrenmiş olması ve dahi (icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının talep edilmesi dışında) bir takım icra işlemleri yapmış olması da bir yıllık süreyi başlatmaz.--------Dava konusu olayda dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa/vekiline tebliğine rastlanmadığındın davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dayanak faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince dava ve cevap dilekçelerinde gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ------ formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari satış sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği , takibin dayanağının da fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla HMK'nin 266 maddesi gereği uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirmesi karşısında 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek öncelikle davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya davacı şirketir yerleşim yerinin /merkezinin bulunduğu----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş ;--- Bilirkişililik Bölge Kurulundan resen seçilen bir bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi SMMM ----tarafından düzenlenen ----- tarihli raporda özetle; davacı şirketi ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, taraflar arasında mal alım satımından kaynaklı ticari ilişki olduğu, icra takibine konu faturaların davacının yasal defterinde kayıtlı olduğu davacının -------- alacaklı olduğu tespit edilmiş ve icra takip asıl alacak yönünden talebinin yerinde olduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş; ancak rapora karşı davacı vekilinin teyit eden beyanı dışında taraf vekillerince herhangi bir itiraz öne sürülmemiştir. Buna karşın davalı şirketin de ticari defter ve belgelerini inceleyip rapor alınmasına karar verilerek ihtar şerhi içeren duruşma tutanağına havi davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini bilirkişi incelemesine ibraz etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulumadığı anlaşılmış ve buna ilişkin tutanak tanzim edilmiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle davacının incelenen ticari defterlerinin HMK'nin 222.maddesi gereği delil niteliği taşıdığı, taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı vekiline yerinde incelemeye esas ara kararların bulunduğu duruşma tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen; davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği ve dolayısıyla üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan, her iki tarafça vergi dairesine beyan edildiği için sözleşme ilişkisi ve teslimin ispatlanması karşısında davalı şirket tarafından borcun ödendiğine ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi tarafların uyuşmazlığın doğduğu yıla ilişkin -------- bildirimlerinin birbiriyle uyumla olduğu da açıkça görülmüştür. Ayrıca satışa konu mallarına ayıplı olduğuna ilişkin süresinde bir bildirim yapılmadığı gibi iade faturası da düzenlenmediği, olayda takas ya da mahsup edilecek herhangi bir alacak borç da bulunmadığı anlaşıldığınından bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir. Böylece dava konusu alacağın varlığının ve miktarının, takipteki asıl alacak gibi aynen sabit; itirazın haksız olduğu sonucuna varılmıştır. ------ Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında harçlandırılan dava değeri yönünden tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek, davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3,16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tüzel kişi tacir olduğu, davaya konu alacağın ise tacirler arası satış sözleşmesinden kaynaklandığı ve ticari iş niteliğinde olduğundan tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu ancak 6102 sayılı TTK'nin 1530. maddesi ise sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanacağı; maddede, borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmadan temerrüde düşmesi ve alacaklının faize hak kazanması öngörüldüğü, ancak söz konusu hükmün sadece mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup satış sözleşmelerinde uygulanamayacağı anlaşıldığından alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği tespit edildiginden takip tarihindeki takipte gösterilen oranı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle sonuçta davacının davasının kabulü ile davalı-borçlunun-------- esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. -----Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; ----- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları----uyumlu vergi dairesi kayıtlarından-------- anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre takibe konu borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile ticari ilişkiyi ve borcu doğrulayan bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, hükmolunan asıl alacağın ----- icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ----bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 48 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın (400,598,38 TL TL) %20'si olan 80.119,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 27.364,88 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 6.841,22 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 2.002,99 TL harcın mahsubuyla bakiye 18.520,67 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 6.841,22 TL peşin harç, 122,00 TL posta masrafı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.390,82 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 64.095,74 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle----- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2025