İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/719 E. 2026/225 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/719
Karar No
2026/225
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2024/719 Esas - 2026/225 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/719 KARAR NO : 2026/225

.... DAVA : Maddi Tazminat (Ölüm ve/veya Cismani Zarar) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 28/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; 26/02/2024 tarihinde, dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile....istikametine seyri sırasında İlgün Sokak kavşağına geldiğinde sağından .... istikametinden .... takiben gelen bisiklet sürücüsü davacı müvekkil ...'ın sevk ve idaresindeki bisikletin sol yan kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı, yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığı; ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin teminatı kapsamında olduğu; kaza neticesinde davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığı, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığı ve bakıcı ihtiyacı doğduğu; davalı şirkete başvuruda bulunulduğu ancak yasal süre içerisinde ödeme yapılmadığı ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı beyan edilmiş olup; kalıcı iş göremezlik bedeli olarak 100,00.-TL; bakıcı gideri tazminatı olarak 100,00.-TL olmak üzere toplam 200,00.-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili tarafından sunulan 12/02/2026 tarihli dava değeri artırım dilekçesi kapsamında ise özetle; davacı ...'ın ağır şekilde yaralanması, kalıcı işgöremezliği ve bakıcı ihtiyacı sebebiyle davalı yönünden toplam 206.465,34.-TL maddi zararının oluştuğunun tespit edildiği ve ileride asgari ücret değişikliği sebebiyle yapılacak olan bakiye maddi tazminat hesaplamasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu beyan edilmiş olup; başlangıçta 100,00.-TL olarak belirtilen bakıcı gideri tazminatı talebinin 12.001,50.-TL olarak artırıldığı; başlangıçta 100,00.-TL olarak belirtilen kalıcı işgöremezlik tazminatı talebinin 194.463,84.-TL olarak artırıldığı; 194.463,84.-TL kalıcı işgöremezlik tazminatı ve 12.001,50.-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 206.465,34.-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; zaman aşımı, derdestlik, hak düşürücü süre, kesin hüküm, husumet, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazlarda bulunulduğu; 2918 Sayılı KTK 109. madde gereğince taleplerin zaman aşımına uğradığı; davacı yan usulüne uygun bir başvuru yapmadığından herhangi bir ödeme yapılmadığı; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğu; kusur oranlarının tespiti için .... yahut....'den rapor alınması gerektiği; davacıda oluştuğu iddia edilen maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığı; maluliyet oranının .... Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiği; müvekkili şirketin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığı; tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiği; hesaplamanın TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre yapılması gerektiği; davacının koruyucu giysileri giymediği gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği; aleyhe hüküm kurulması halinde müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sorumlu tutulabileceği beyan edilmiş olup; davanın reddine; devam eden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasına; kusur, maluliyet ve hesap raporları aldırılmasına; .... tarafından yapılan ödemelerin tenziline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER .... .... Tarafından Düzenlenen 26/02/2024 Tarihli Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı. .... Tarafından Düzenlenen 26/02/2024 Tarihli Alkol Ölçüm Raporları. .... Tarafından Düzenlenen Epikriz, Konsültasyon ve Tetkik Sonuç Raporları. ..... Tarafından Düzenlenen 05/08/2023 Tanzim Tarihli, 574510611 Numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi. Davacı Vekili Tarafından ... A.Ş.'ye Gönderilen 25/04/2024 Tarihli Başvuru Dilekçesi.

Adli Trafik Uzmanı .... Tarafından Düzenlenen 05/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. .... 03/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu. Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi.... Tarafından Düzenlenen 21/01/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE I) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacılar tarafından, davalıya yönelik açılan, Haksız Fiilden Kaynaklanan Maddi Tazminat Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğu" hususunda, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın; 26/02/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak kusur durumlarının ve oranlarının tespiti; Davacı ...'da sürekli iş göremezlik meydana gelip gelmediği; davacının bakıcı giderleri sarfına sebebiyet verilip verilmediği; anılan hususların mevcudiyetinin tespiti halinde oran ve tazmin miktarlarının tespiti; davalının işbu maddi tazminat kalemlerinden sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği ile temerrüt tarihinin yanı sıra uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. II) DAVA ŞARTLARI VE İLK İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında da eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. III) ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASININ NİTELENDİRİLMESİ: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; trafik kazaları sonucunda üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları güvence altına alan temel bir sigorta türüdür. Bu sigortanın hukuki çerçevesi; başta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) olmak üzere ilgili mevzuatla detaylı bir şekilde çizilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; hukuki niteliği itibariyle bir sorumluluk sigortasıdır ve sigorta ettirenin, bir haksız fiil sonucu üçüncü kişilere vereceği zararlardan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına alır. Bu sorumluluğun temeli, araç işleteninin kusursuz sorumluluğudur (KTK 85. maddesi); amacı ise, kusurlu sürücünün mali gücünün yetersiz kalması halinde dahi, kazada zarar gören üçüncü kişilerin mağduriyetini önlemektir. İşbu sigortanın yaptırılması zorunluluğu, 2918 Sayılı Kanundan kaynaklanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91/1. maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." amir hükmü düzenlenmiştir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, bir kaza durumunda sigortalı aracın sürücüsünün hukuki sorumluluğu çerçevesinde, karşı tarafa ve üçüncü kişilere verilen zararları karşılar. Sigortalı aracın kendi hasarı bu sigortanın kapsamında değildir. Sigortanın kapsamı ve teminat limitleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile detaylandırılır. Bu kapsamda; kaza sonucunda diğer araçlarda veya üçüncü kişilere ait eşyada meydana gelen hasarlar (onarım bedeli, değer kaybı vb.); yaralanan kişilerin, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, tedavi masrafları (KTK m. 98 uyarınca Bu teminat, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olan ve Kurum tarafından karşılanan tedavi giderlerini de kapsamaktadır); sürekli sakatlık durumunda kişinin gelecekteki ekonomik kayıplarını karşılamak üzere maluliyet oranına göre belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatı; bir kişinin hayatını kaybetmesi durumunda, ölen kişinin desteğinden mahrum kalan yakınlarına (mirasçılarına) destekten yoksun kalma tazminatı ödenmektedir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, kural olarak manevi tazminat taleplerini karşılamaz. Sigorta Genel Şartlarında bu durum açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla zarar görenler; manevi tazminat taleplerini doğrudan kusurlu araç sürücüsüne ve işletenine karşı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca açacakları dava ile ileri sürmek zorundadırlar. Zarar görenler, tazminatlarını sigorta poliçesinde belirtilen limitler dahilinde kalmak şartıyla, doğrudan doğruya sigortacıdan talep edebilirler. Sigorta şirketi; hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin gerekli tüm belgeleri sigortacıya ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, haklı bir gerekçesi olmaksızın ödemeyi yapmazsa temerrüde düşmüş sayılır. İşbu maddi tazminat talepleri için zamanaşımı süreleri; KTK'nın 109. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda, maddi ve bedensel zararlara ilişkin talepler; zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bununla birlikte davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu'nda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olması halinde, işbu zamanaşımı süresi, tazminat talepleri için de geçerlidir. Türk Ceza Kanunu'na göre taksirle yaralama suçlarında ceza zamanaşımı 8 yıl, taksirle ölüme neden olma suçlarında ise 15 yıl olduğundan, yaralanmalı kazalarda sigortaya başvuru süresi 8 yıla, ölümlü kazalarda ise 15 yıla kadar uzayabilmektedir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sisteminin en önemli sosyal tamamlayıcı unsurlarından biri Güvence Hesabı'dır. Hesabın görev ve yetkileri KTK m. 108 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14'te düzenlenmiştir. Güvence Hesabı, aşağıdaki durumlarda devreye girerek yalnızca bedensel zararları (sakatlanma ve ölüm tazminatları ile tedavi giderleri) karşılar: Kazaya neden olan aracın tespit edilememesi (vurup kaçma). Kazaya karışan aracın geçerli bir trafik sigortasının bulunmaması. Sigorta şirketinin mali bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası. Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın kazaya karışması ve işletenin sorumlu tutulamaması.

IV) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacılar vekili tarafından, 26/02/2024 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazası sonucunda müvekkili ...'ın uğradığı kalıcı iş göremezlik ve bakıcı giderleri sebebiyle doğan maddi zararların davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; davanın reddine; kusur, maluliyet ve hesap raporları aldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. a) Bilirkişi İncelemeleri : Kusur Durumu ve Oranlarının Değerlendirilmesi : Dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespiti hususunda, öncelikle bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. Adli Trafik Uzmanı .... Tarafından Düzenlenen 05/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu Anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacı bisikletli sürücü ...'ın olay mahalli kavşakta dur trafik işaret levhasını gördüğünde geçiş hakkını vermeden kavşaktan geçiş sırasına bağlı olarak asli kusurlu olduğu; davalıya sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise aynı kavşakta seyir hızı itibariyle geçiş hakkına sahip olmasına rağmen bisikletli sürücüyü gördüğünde kazaya karışmamak için fren ve manevra tedbirine başvurmadığından tali kusurlu olduğu hususları rapor edilmiştir. 05/03/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacılar vekili tarafından sunulan 19/03/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "05.03.2025 tarihli Bilirkişi Raporu içeriğinde aleyhe olan tespit ve değerlendirmeleri kabul etmedikleri" gerekçesiyle; davalı vekili tarafından ise 21/03/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "sigortalı araç sürücüsünün %30 kusurlu olduğuna yönelik değerlendirmede bulunulduğu, belirtilen bu oranı kabul etmedikleri; rapor tanzim edilirken derinlemesine inceleme ve araştırma yapılmadığı, raporun birtakım yüzeysel ve denetime elverişsiz tespitlerle düzenlenmiş olduğu; kusur oranlarının tespiti için hem .... Dairesi'nden hem de ....seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği ve davacının müterafik kusurluluğu oranında indirim yapılması gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce, kusur durumu ve oranları hususunda alınan son bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazlar değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından 19/03/2025 tarihli dilekçeyle sunulan ve yalnızca rapordaki aleyhe hususların kabul edilmediğini belirten soyut nitelikteki itiraz beyanı değerlendirilmemiş olup; davalı vekili tarafından 21/03/2025 tarihli dilekçeyle sunulan ve sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığına ve müterafik kusura yönelik itiraz beyanlarının da hukuki değerlendirme kapsamında bulunduğu ve bu doğrultuda Mahkememiz tarafından verilecek nihai karar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve bu hususlarda ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir. ii. Adli Trafik Uzmanı .... Tarafından Düzenlenen 05/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunun Mahkememizce Değerlendirilmesi Adli Trafik Uzmanı .... tarafından düzenlenen 05/03/2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; olay yeri kaza tespit tutanaklarının, krokilerin ve ifadelerin dikkate alınarak kazanın oluş şekli ile tarafların kural ihlalleri tayin edilmiş olduğu; davacı bisiklet sürücüsü ...'ın 2918 Sayılı KTK'nın 57/a ve 84/h maddelerini, davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü ...'ın ise KTK'nın 52/a maddesini ihlal ettiği şeklindeki hukuki ve teknik verilerin, dosyadaki kaza tespit tutanağında yer alan kural ihlallerine ve kazanın oluşum özetine yönelik tespitlerle örtüşmekte olduğu ve dosyadaki delillerle uyumlu bulunduğu; raporun kendi içinde herhangi bir çelişki barındırmadığı; dava konusu uyuşmazlığın kusur tespiti yönünü olay örgüsü ve karayolları mevzuatı çerçevesinde aydınlatmış olması sebebiyle yeterli olduğu; olay yeri kaza tespit tutanağı ile Mahkememizce aldırılan bilirkişi kusur raporu karşılaştırıldığında, tarafların ihlal ettikleri kurallar ile kusur dağılımı yönünden rapor ile tutanak arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı; müterafik kusur değerlendirmelerinin, hukuki değerlendirme kapsamında bulunduğu ve bu doğrultuda Mahkememiz tarafından verilecek nihai karar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla; bilirkişi raporunun teknik tespitleri itibariyle ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. iii. Kusur Durumu ve Oranlarının Tespiti Hususunda Mahkememizce Yapılan Nihai Değerlendirme: Dava konusu uyuşmazlıkta kusurun tespiti hususunda Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; dosyada mübrez 26/02/2024 tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 26/02/2024 tarihli şüpheli ve müşteki ifade tutanakları, 26/02/2024 tarihli alkol ölçüm raporları, 03/03/2024 tarihli kamera araştırma tutanağı, 28/02/2024 tarihli kati rapor ve adli vaka raporları, .... soruşturma numaralı dosyası kapsamı ve Mahkememiz bilirkişi incelemeleri birlikte değerlendirilmiş olup; olayın meydana geldiği 26/02/2024 tarihinde davalı ... A.Ş.'ye sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın Şehit ...Caddesi üzerinde seyir halindeyken İlgün Sokak kavşağına yaklaştığı esnada, sağından ...Sokak istikametinden İlgün Sokağı takiben kavşağa giren 18/04/2015 doğumlu davacı çocuk ... idaresindeki bisikletin sol yan kısımlarına çarpmasıyla çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki söz konusu belgeler, kaza tespit tutanağı ve krokiler incelendiğinde; davacı bisiklet sürücüsü ...'ın olay mahalli kavşakta bulunan ".... trafik işaret levhasına riayet etmeden ve kavşakta geçiş önceliği bulunan araçlara ilk geçiş hakkını vermeden dikkatsizce kavşağa girmesi sebebiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a ve 84/h maddelerini ihlal ettiği ve yasal yaş sınırı olan 11 yaşından küçük bisiklet kullandığı anlaşıldığından, kazanın oluşumunda %70 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Diğer yandan, sigortalı araç sürücüsü ...'ın her ne kadar geçiş hakkına sahip olduğu anlaşılmakta ise de; aynı Kanunun 52/a maddesinin amir hükmü gereğince kavşaklara yaklaşırken hızını azaltması ve olası bir tehlike anında zamanında fren veya manevra tedbirlerine başvurması gerekirken, bu yasal zorunluluklara uymayarak kavşağa hızını azaltmadan girdiği tespit edildiğinden, kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müterafik Kusurun Değerlendirilmesi Hususunda ise; .... hazırlanan 03/09/2025 tarihli maluliyet raporunda, davacıya verilen %3 engellilik (maluliyet) oranının, baş bölgesindeki yaralanmalara değil, tamamen sol bacağındaki kırığa ve bu kırık sonrası oluşan kas erimesine (atrofiye) dayandırılmış olması; anılan raporda bu oranın, açıkça "Tablo 3.5 - Bacak kaslarındaki atrofiye bağlı engellilik yüzdeleri" kullanılarak, sol uyluk ve bacakta meydana gelen 1 ve 1,2 cm'lik çap farkları (atrofi) üzerinden hesaplandığı ve neticeten davacının "kask takmaması" şeklindeki kusurlu fiilinin, bacak atrofisine bağlı maluliyetin doğmasında veya artmasında illiyet bağına sahip olmadığı; aynı açıklamalardan hareketle davacının "yasal yaş sınırı olan 11 yaşından küçük olmasının da" (her ne kadar davacının 11 yaşından küçük olması kazanın meydana gelmesinde tartışmasız bir kural ihlali ve kusur olduğu anlaşılmakla ve kazada davacının kusur hallerine eklenilmiş olmakla birlikte, mevcut tıbbi belgeler ışığında salt bu yaş faktörünün meydana gelen spesifik yaralanmaların -bacak kırığının- şiddetini artırdığı kabul edilemeyeceğinden) çarpışma sonucunda sol femur kemiğinde parçalı kırık oluşması ve buna bağlı %3 oranında kas erimesi (atrofi) gelişmesi durumunda, bedensel yaralanmayı fiziksel veya tıbbi olarak "artırdığını" gösteren bir müterafik kusur olarak kabulünün mümkün bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Maluliyetin Değerlendirilmesi :

Mahkememizce; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve oranlarının tespitine yarar yeterli delil toplanmış olduğu anlaşılmakla; müteakiben maluliyetin tespiti hususunda bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. ....Tarafından Düzenlenen 03/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporu .... tarafından düzenlenen 03/09/2025 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; 26/02/2024 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin engel oranının %3 olduğu; yetişkinlik dönemine kadar uyluk ve bacak atrofilerinde düzelmenin meydana gelmesi beklendiğinden bu oranın 18 yaşına kadar geçerli olduğu; kaza nedeniyle tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğu; tıbbi iyileşme süresinin 9 ay kadar uzayabileceği hususları rapor edilmiştir. 03/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacılar vekili tarafından sunulan 17/09/2025 tarihli dilekçe kapsamında, "davacı hakkında düzenlenen 03.09.2025 tarihli adli tıp raporundaki oranlamanın davacının yaşı ilerledikçe artabileceği yönünde mütalaa sunulduğu ve istikbalde zararın artması ihtimaline binaen talep ve dava haklarını saklı tuttukları" beyanında bulunulduğu; davalı vekili tarafından ise 23/09/2025 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "kişinin tüm vücut engellilik oranı olarak belirlenen %3 oranına katılmadıkları; dosya kapsamına göre söz konusu maluliyet oranının hatalı olarak değerlendirildiği; uyluk ve bacak bölgesindeki atrofi bulgularının yetişkinlik dönemine kadar düzelme ihtimali bulunduğundan, mevcut oran kesin ve kalıcı bir maluliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiği; hükme esas alınabilecek maluliyet raporunun .... tarafından düzenlenmiş olması gerektiği; davacının tedavi giderleri kapsamındaki bakıcı ihtiyaç süreleri ve tıbbi iyileşme sürecinde doğan zararlarından sorumlulukları bulunmadığı; davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğu" gerekçeleriyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Anılan bilirkişi raporuna yönelik davalı vekili tarafından sunulan itiraz beyanlarının değerlendirilmesinde; hükme esas alınabilecek maluliyet raporunun yalnızca .... Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınabileceği yönündeki genel nitelikli itirazın, yerleşik içtihatlar uyarınca donanımlı tıp fakültesi adli tıp anabilim dallarınca düzenlenen raporların kural olarak geçerli kabul edilmesi ilkesi karşısında yerinde bir itiraz niteliği taşımadığı; davalı vekilinin poliçe teminatı kapsamında davacının iyileşme süreci ve bakıcı ihtiyacından doğan zararlarından sorumlu olmadıklarına ve bu giderlerin teminat dışı kalarak Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olduğuna ilişkin itirazın ise, bakıcı gideri zararının zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi genel şartlarındaki sağlık ve tedavi giderleri teminatı kapsamında poliçe limitleri dâhilinde sigorta şirketinin yükümlülüğünde bedensel zarar içinde yer alması ve dosyaya mübrez .... Kurumu cevabi yazısında davacı tarafa kaza nedeniyle herhangi bir rücuya tabi ödeme yapılmadığının açıkça bildirilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ii. ....Tarafından Düzenlenen 03/09/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunun Mahkememizce Nihai Değerlendirmesi .... Başkanlığı tarafından düzenlenen 03/09/2025 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamında incelendiğinde; anılan rapor kapsamında tıbbi verilerin, dosyadaki hastane epikriz, konsültasyon ve adli vaka raporu verileri ile uyum içinde olduğu; söz konusu rapor kapsamında dosyadaki uyuşmazlığın çözümünde tıbbi açıdan etkili olan delillerin tamamının değerlendirilmiş olduğu; adli kolluk tarafından düzenlenen 28/02/2024 tarihli geçici ve kati hekim raporları ismen zikredilmese de, söz konusu raporların dayanağı olan asıl ve daha detaylı hastane kayıtlarının rapora derç edilmiş olması nedeniyle, esasa müessir nitelikte değerlendirilmemiş bir delil kalmadığı; bedensel zararın klinik teşhisi, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay ve bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olarak belirlenmesi yönünden tıbbi bulgularla tutarlı olduğu anlaşılmış olup; neticeten raporun hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Aktüer Hesaplama Hususunda : Mahkememizce; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumunun ve maluliyetin tespitine yarar yeterli delil toplanmış olduğu anlaşılmakla; müteakiben gerçek zararın tespiti hususunda aktüer hesaplama yapılması amacıyla bilirkişi raporu alınması cihetine gidilmiştir. i. Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ....Tarafından Düzenlenen 21/01/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu Anılan bilirkişi raporu kapsamında; davacının maluliyet oranı (%3) ve davalının kusur oranına (%30) göre hesaplama yapıldığı; davacının sürekli iş göremezlik zararının 194.463,84.-TL olduğu; davacının 2 aylık bakıcı ihtiyacına tekabül eden bakıcı gideri zararının 12.001,50.-TL olduğu; toplam maddi zararın TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülü kullanılarak hesaplandığı hususları rapor edilmiştir. 21/01/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacılar vekili tarafından sunulan 12/02/2026 tarihli dilekçe kapsamında, "bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerinin; ileride asgari ücret değişikliği sebebiyle yapılacak olan bakiye maddi tazminat hesaplamasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarının" beyan edildiği; davalı vekili tarafından ise 07/02/2026 tarihinde sunulan dilekçe kapsamında "maluliyet ve kusur yönünden yapmış oldukları itirazlar giderilmeden alınan hesap raporu alınmasının hatalı olduğu; müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacının tedavi giderlerinden ve yine geçici iş göremezlik ile bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu bulunmadığı; raporun hesaplama tekniğinin hatalı olduğu, doğru hesaplamanın TRH- 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1.8 teknik faiz oranı esas alınarak yapılması gerektiği; başkaca elde etmiş oldukları hak ve kazanımların da aktüer hesabında göz önünde bulundurulması gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Taraflarca sunulan itiraz beyanlarının incelenmesinde; davacı vekilinin rapordaki aleyhe hususları kabul etmeyerek istikbaldeki asgari ücret değişiklikleri ile maluliyet ve kusur oranlarındaki olası değişiklikler sebebiyle bakiye tazminat için fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna yönelik itirazının, aktüer hesaplamalarının rapor tanzim tarihindeki bilinen en son veriler ile dosyadaki mevcut kusur ve maluliyet raporları esas alınarak yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde yapılmış olması karşısında doğrudan bir hesaplama veya yöntem hatasına işaret etmediğinden yerinde bir itiraz beyanı olarak nitelendirilmemiş olup; davalı vekilinin hesaplamada TRH-2010 yaşam tablosu ile birlikte %1,8 teknik faiz ve aktüeryal irat formülü kullanılması gerektiği yönündeki itirazının da bilirkişinin güncel yargısal içtihatlara uygun olarak %10 iskontolu progresif rant yöntemini kullanmasının hukuken isabetli olması sebebiyle (itirazın) yerine olmadığı; aynı şekilde, davalı vekilinin poliçe kapsamında bakıcı giderlerinden sorumlu olmadıklarına ve elde edilen ... kazanımlarının tazminattan tenzil edilmesi gerektiğine yönelik itirazlarının da; bakıcı giderinin.... poliçesindeki sağlık ve tedavi gideri teminatı kapsamında bedensel zarar içinde yer alması ve dosyaya sunulan 22/10/2024 tarihli SGK cevabi yazısında davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir veya geçici iş göremezlik ödeneği bağlanmadığının açıkça bildirilmiş olması karşısında tenzil edilecek bir rücu meblağı bulunmadığından yerinde olmadığı ve neticeten davalı tarafından maluliyet ve kusur yönünden yapmış oldukları itirazlar giderilmeden hesap raporu alındığı yönündeki itirazın da, gerek kusur irdelemesi ve gerekse maluliyet tespiti hususunda sunulan tüm itiraz beyanlarının Mahkememizce münferiden değerlendirilmiş olması nedeniyle, işbu itiraz beyanının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ii. Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi.... Tarafından Düzenlenen 21/01/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu İle İlgili Olarak Mahkememizce Yapılan Nihai Değerlendirme: Anılan bilirkişi raporunun nihai değerlendirmesinde; rapor kapsamında belirtilen verilerin, dosyadaki delillerle uyumlu olduğu; uyuşmazlığın çözümünde etkili olan kusur raporu ile maluliyet raporu gibi temel delillerin değerlendirilmiş olduğu; ayrıca davacının ....kaydının bulunmadığına ve kendisine herhangi bir gelir veya geçici iş göremezlik ödeneği bağlanmadığına dair 17/10/2024 ve 22/10/2024 tarihli.... cevabi yazılarının da tazminattan herhangi bir rücu tenzili yapılmaması suretiyle zımnen değerlendirme kapsamına alındığı; uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerin tamamının değerlendirilmiş olduğu; hesaplama tekniğinin (TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi) doğru olduğu ve tüm bu hususlar doğrultusunda raporun, hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. b) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Olarak Mahkememiz Nihai Değerlendirmesi : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; 26/02/2024 tarihinde davacı ... idaresindeki bisiklet ile davalı ... A.Ş. nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (....) ile sigortalı bulunan dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta kusurun tespiti hususunda Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; dosyada mübrez 26/02/2024 tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 26/02/2024 tarihli şüpheli ve müşteki ifade tutanakları, 26/02/2024 tarihli alkol ölçüm raporları, 03/03/2024 tarihli kamera araştırma tutanağı, 28/02/2024 tarihli kati rapor ve adli vaka raporları, .... soruşturma numaralı dosyası kapsamı ve Mahkememiz bilirkişi incelemelerinin değerlendirilmesinde davacı bisiklet sürücüsü ...'ın olay mahalli kavşakta bulunan "DUR" trafik işaret levhasına riayet etmeden ve kavşakta geçiş önceliği bulunan araçlara ilk geçiş hakkını vermeden dikkatsizce kavşağa girmesi sebebiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a ve 84/h maddelerini ihlal ettiği ve yasal yaş sınırı olan 11 yaşından küçük bisiklet kullandığı anlaşıldığından, kazanın oluşumunda %70 oranında kusurlu olduğu; sigortalı araç sürücüsü ...'ın ise aynı Kanunun 52/a maddesinin amir hükmü gereğince kavşaklara yaklaşırken hızını azaltması ve olası bir tehlike anında zamanında fren veya manevra tedbirlerine başvurması gerekirken, bu yasal zorunluluklara uymayarak kavşağa hızını azaltmadan girdiği tespit edildiğinden, kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu hususların yanı sıra müterafik kusurun değerlendirilmesinde ise; Mahkememizce alınan maluliyet raporunda, davacıya verilen %3 engellilik (maluliyet) oranının, baş bölgesindeki yaralanmalara değil, tamamen sol bacağındaki kırığa ve bu kırık sonrası oluşan kas erimesine dayandırılmış olması nedeniyle "kask takmaması" şeklindeki kusurlu fiilinin ve "yasal yaş sınırı olan 11 yaşından küçük olmasının" (kazanın meydana gelmesinde tartışmasız bir kural ihlali ve kusur olduğu anlaşılmakla birlikte) bedensel yaralanmayı fiziksel veya tıbbi olarak "artırdığını" gösteren bir müterafik kusur olarak kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşıldığından; Mahkememizce müterafik kusur indirimi cihetine gidilmemiştir. Davacının geçirdiği kaza neticesinde maruz kaldığı bedensel zararların tespiti bakımından .... tarafından düzenlenen rapora göre; davacının sol femur kemiğindeki kırık ve buna bağlı bacak atrofisi nedeniyle yetişkinlik dönemine kadar (18 yaşına kadar) geçerli olmak üzere %3 oranında süreli engel durumunun bulunduğu ve 2 ay süreyle bakıcıya ihtiyaç duyduğu saptanmıştır. Bu veriler ışığında, Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak alınan aktüer bilirkişi raporunda, davalının %30 oranındaki tali kusuruna tekabül eden sürekli iş göremezlik zararının 194.463,84 TL, bakıcı gideri zararının ise 12.001,50 TL olduğu hesaplanmıştır. Davacı tarafından sunulan talep kapsamında, kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talep edilmiş ise de; davanın haksız fiil temeline dayanması ve kazaya karışan aracın kullanım amacının hususi olması sebebiyle uyuşmazlığa yasal faiz uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra; davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce usulüne uygun olarak 25/04/2024 tarihinde başvuruda bulunulduğu tespit edilmiş olup, yasal bekleme süreleri gözetildiğinde sigorta şirketinin 08/05/2024 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Anılan hususlar doğrultusunda; davanın kabulüne dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın KABULÜNE, Bu doğrultuda 26/02/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde; a) Sürekli İş Göremezlik ile ilgili olarak; 194.463,84.-TL'nin, 08/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, b) Bakıcı Gideri ile ilgili olarak; 12.001,50.-TL'nin, 08/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 2) Karar ve İlâm Harcı : a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 14.103,65.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL peşin harç, 732,00.-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.159,60.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 12.944,05.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL peşin harç, 732,00.-TL tamamlama harcı, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.648,00.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 20.198,00.-TL (davacı tarafından .... tarafından tanzim edilen maluliyet raporuna ilişkin yatırılan 10.698,00.-TL dahil) bilirkişi ücreti, 189,00.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 20.387,00.-TL yargılama giderinin; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin, davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davacıların, kendilerini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 206.465,34.-TL üzerinden) takdir edilen 45.000,00.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacılara ÖDENMESİNE,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 31/03/2026

.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/719, K. 2026/225, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-719-e-2026-225-k-d71c48ac20d2