İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/58 E. 2026/502 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/58
Karar No
2026/502
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/58 KARAR NO : 2026/502

DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/01/2024 KARAR TARİHİ : 21/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 11/03/2014 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme davalı şirket tarafından davacının sigortacılık ekranını kapatmak fiiliyle 15/03/2023 tarihinde herhangi bir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davacı şirket bu 9 yıllık süre zarfında davalı şirkete yüzlerce müşteri kazandırmış ve sürekli artan grafikte bir performans gösterdiğini, bu nedenle davalının sözleşmenin feshinden sonra da bu müşteri çevresi ile yeni sigorta sözleşmeleri akdetmesi ve bunun karşılığında bir kar edecek olmasının açık olduğunu, davacı şirketin davalı tarafa kazandırdığı çevresinin karşılığı olarak denkleştirme tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davacının sigortacılık ekranının 15/03/2023 tarihinde kapatılması ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini öğrendiğini, ticaret odasındaki fesih tarihi ise 31/07/2023 olarak gözüktüğünü, bu fesih ile davacı şirketin tüm yetkileri elinden alınmış olup maddi olarak büyük bir mağduriyete sebep olduğunu, davalı ile akdedilen Acentecilik Sözleşmesi kapsamında ------ davacı şirkete portföy devredilmemiş ve davacı şirket kendi çabasının sonucunda müşteri çevresini sıfırdan oluşturduğunu, bu yeni müşteri çevresi yılda bir sigorta sözleşmesini yenileyerek sürekli müşteri haline geldiğini, davacı şirketin, sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar yüzlerce sigorta sözleşmesinin yapılmasına aracılık ettiğini, davacının, davalı şirket lehine oluşturduğu müşteri çevresinden davalının gelecekte de menfaat elde edecek olmasına rağmen bunun karşılığında ücrete hak kazanmaması davacının ücret kaybına uğramasına neden olacağını, bu durumun hakkaniyete de etiğe de aykırı olduğunu iddia ile, belirsiz alacak davalarının kabulü ile şimdilik 1.000 TL denkleştirme (portföy) tazminatının dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davacının acentelik sözleşmesi, davacının acentelik sözleşmesindeki yükümlülük ve taahhütlere aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle haklı sebeple feshedilmiş olup; dava konusu taleplere ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi hukuken doğru olmadığı gibi somut durum açısından da yerinde olmadığını, hiçbir şekilde davanın esasına dair kabul anlamına gelmemek ve aleyhe kabul sayılmamak kaydı ile haklı sebeple acentelik sözleşmesi feshedilen davacının dava konusu tazminatları talep hakkı bulunmadığı gibi, bir an için aksi düşünülse dahi talep konusu alacak ve tazminatlar davacı yanca tutulması zorunlu defter ve kayıtlarla belirli ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu sebeple belirsiz alacak davası açılamayacağını ve davanın hukuki yarar şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da, davacıya gönderilen 30.06.2022 tarihli verimlilik uyarı yazısından sonra gerekli ve yeterli istihsal sağlayamayan davacıya gönderilen 30.09.2022 tarihli yazı ile davacı acentenin Ocak-Ağustos 2022 dönemi arasında; Bireysel Sağlık, Bireysel Kasko ve Bireysel Yangın toplamında üretiminin 158.684,00-TL olduğu, hedef gerçekleştirme oranının %100 ün altında kaldığı, bu üretimin aynı dönem için acenteden olan beklenti tutarının % 48,9‘u olduğu, davacı acenteye tebliğ edilmiş olan 30.06.2022 tarihli verimlilik uyarı yazısında belirtilen üretim performansında beklenilen düzelmenin olmadığı ve -----. tarafından verilen hedeflerin gerçekleşmesinde istenilen düzeye gelinmediği, takip eden aylarda daha özverili ve Bölge Müdürlüğü ile iletişimde olarak acenteden beklenen prim üretiminin gerçekleştirilmesi hususunda uyarıda bulunulmuş ve davacı acentenin gerçekleştirmiş olduğu bu sonucun münakit Acentelik Sözleşmesi’nin devamını tehlikeye sokmakta olduğu, üretim rakamlarının bu şekilde devam etmesi durumunda acenteliğin, Acentelik Sözleşmesi’nin sona erme ve taraflarca feshine ilişkin hükümleri kapsamında haklı nedenle tek taraflı olarak fesih edilebileceği hususu davacıya ihtar edildiğini, davacı defalarca acentelik sözleşmesindeki kabul ve taahhütlerine uygun davranarak aracılık ettiği işlerin, bizzat yaptığı sözleşmelerin sayısının artırılması, portföyünü geliştirmek için gereken çabayı göstermesi, üretim performansının yükseltilmesi ve beklenen /hedeflene üretimin gerçekleşmesi için daha özverili çalışması gerektiği, performansının verimlilik kriterlerinin altında kaldığı hasar prim oranının yüksek olduğu, verimlilik kriteri olarak beklenen hasar prim koşullarının sağlanması konusunda yazılı olarak uyarılmış ancak davacının verimsizliği nedeni ile acentelik sözleşmesi 31.05.2023 tarihinde fesih olduğunu, müvekkil şirket yönünden davacı acentenin son dönemlerde düşüş gösteren üretimi, sözlü/yazılı ihtarlara rağmen gerekli düzelmenin sağlanamaması ve davacı acentenin konu hakkında ihtar edilerek 3 ay önce uyarılmasına rağmen sözleşmeye aykırı davranış, iş ve eylemlerine ısrarla devam etmesi haklı nedenle fesih sebebi olup; davacının acentelik sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden sözleşmenin 10.2 maddesi gereği davacının portföy konusunda bir hak, komisyon, maddi ve manevi zarar karşılığı tazminat veya kar kaybı gibi taleplerde bulunması sözleşemeye aykırıdır ve ayrıca sözleşme gereği bu konuda talep hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; haksız fesih nedeniyle denkleştirme tazminatı talebine ilişkindir.Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır. Taraflarca delil olarak dayanılan acentelik dosyası ile birlikte deliller incelenmiştir. Taraflar arası kurulan 11/03/2014 tarihli acentelik sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin 2.8 maddesinde “acentenin aracılık ettiği işlerin veya bizzat yaptığı sözleşmelerin sayısını artırmak sürekliliğini sağlamak ve portföyünü geliştirmek için gereken çabayı göstermekle yükümlü olduğu yine acentenin tüm işlemlerinde ve özellikle riziko seçimi ve sözleşme konusunda ----- duyuru genelge talimat ve tarifelerine kayıtsız şartsız uymak zorunda olduğu”, 3.10 maddesinde “acentenin sorumlulukları kapsamındaki taahhüt ve yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde ----- bu sebeple maruz kalacağı her türlü zarar ve ziyanı karşılamayı ve ----- dilerse sözleşmeyi derhal fesih hakkının bulunduğunu kabul ve taahhüt ettiği”, 6. 2 maddesinde “acentenin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini gerektiği şekil ve/veya sürede yerine getirmediği takdirde ----- duruma göre sözleşmenin devamı sırasında veya sözleşmenin feshinden sonra acentenin teminatlarını herhangi bir merasime gerek kalmaksızın derhal nakde dönüştürmeye ve el koymaya yetkili olduğu, acentenin borcunun teminatını aşması halinde veya ---- tarafından talep edilen teminat gösterilmediği takdirde --- acentenin işlerini durdurmaya veya sözleşmeyi derhal haklı nedenle feshetmeye yetkili olduğu”, 10. 1 maddesinde “sözleşmenin taraflardan her birince üç (3) ay öncesinden bildirilmek şartı ile dilediğinde feshedilebileceği, acentenin bu fesih sebebiyle --- tazminat ve/veya portföy kaybı vesaire herhangi bir nam altında talepte bulunmayacağını kabul ve taahhüt ettiği” 10. 2 maddesinde “acentenin mevzuata, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tamim ve talimatlarına, ---- duyuru, genelge ve talimatlarına veya sözleşme hükümlerine uymaması ve/veya verimsiz nitelikte çalışması, ve/veya ---- ve/veya kendi ticari itibarına zarar verecek tutum ve davranışlar sergilemesi halinde ---- Sözleşmeyi yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedebileceği”, “acentenin fesih neticesi ---- herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemeyeceği, sözleşme yaptığı işlerin yenilenmeleri ve portföy konusunda bir hak, komisyon, maddi veya manevi zarar karşılığı tazminat veya kar kaybı gibi taleplerde bulunamayacağı ve bunu peşinen kabul beyan ve taahhüt ettiği, 10.4 maddesinde “sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde acentenin varsa alacak borç tutarının belirlenmesinde ----- kayıtlarının esas olduğu” 12.4 maddesinde “acentenin sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda ---- kanuni defter ve kayıtları ile bilgisayar kayıtlarının geçerli olacağını, bunlara karşı her türlü itiraz hakkından peşinen feragat ettiğini, ----- kanuni defter ve bilgisayar kayıtlarının kati ve münhasır delil teşkil edeceği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu hususunda yemin teklif hakkından feragat ettiğini ve bu maddenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 193 üncü maddesi anlamında yazılı delil sözleşmesi niteliğinde olduğu” düzenlendiği görülmüştür. Delil olarak ticari defter ve kayıtlara dayanılması ve belirlenen uyuşmazlık noktalarının incelenmesi teknik değerlendirme gerektirdiğinden dosya Mali Müşavir ----, Sigorta Mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ----, Ticaret Mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ---tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 14/01/2025 tarihli bilirkişi rapor ile aynı bilirkişi heyetinden alınan 05/03/2026 tarihli ek rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Davacı vekilince verilen 10/04/2026 tarihli ıslah dilekçesinde; 1.000,00 olarak talep edilen denkleştirme tazminatının 156.915,65 TL arttırarak 157.915,65 TL olarak ıslah ettiğini ve ıslah harcını yatırdığı görülmüş olup söz konusu dilekçe HMK m.27 hükmü kapsamında davalıya tebliğ edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız feshedilip edilmediği, davacının portföy tazminatı talep edip edemeyeceği ve miktarı noktalarında toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 11/03/2014 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, davacının acente, davalının ise müvekkil olduğu, taraflar arasındaki sözleşmesinin 10.1. maddesine göre sözleşmenin süresiz olduğu, taraflardan her birinin 3 ay önceden göndermek suretiyle sözleşmeyi olağan yolla fesh edeceğinin düzenlendiği, 10.2. maddesinde ise sigorta şirketinin haklı fesih hallerinin düzenlendiği ve verimsiz çalışmanın haklı sebeple fesih hali olarak sayıldığı, davalı sigorta şirketinin 30/06/2022 ve 30/09/2022 tarihinde davacı acenteye ihtarname göndererek, bireysel sağlık, kasko ve yangın alanında üretimin hedefin altında kaldığı ilgili durumun devam etmesi halinde sözleşmenin haklı sebeple fesh edilebileceğini beyan ettiği ve 31/05/2023 tarihli ihtarname ile davacıyı azlettiği, davacı ise söz konusu sözleşmenin davalı şirket tarafından davacının sigortacılık ekranını kapatmak suretiyle fiili fesih yoluyla 15/03/2023 tarihinde feshedildiğinin belirtildiği, TTK m. 39 ve TTK m.112/(1) ve (3) hükümlerine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebileceğinin düzenlendiği, Sigortacılık Kanunu m.23/16 hükmünün de aynı yönde olduğu, anılan hükümde denkleştirme talep edebilmek için sözleşmesinin denkleştirme istemini doğuracak şekilde sona ermesi, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyetli olması gerektiği, toplanan deliller ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitler kapsamında sözleşmenin 4. Yılından itibaren poliçe üretildiği, Bu poliçe verilerine kümülatif olarak bakıldığında, ihtarnamede belirtilen sağlık, kasko ve yangın poliçelerinde sözleşmenin son yılında bir önceki yıla göre düşüş olduğu, fakat önceki 5 yılın ortalaması olan 1726 adet poliçeden de 803 adet daha az poliçe üretildiği, aynı durumun sağlık sigortası haricinde sigorta türleri özelinde bakıldığında görüldüğü, sadece sağlık sigortasının 9. yılında bir önceki yıla göre artış olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirmede davalı tarafça, sözleşmenin haklı fesih gerekçesi olarak davacı acentenin kendisine verilen hedefleri gerçekleştirememiş olması gösterilmiş ise de, bunun davacı acentenin kusurundan kaynaklandığı ve dolayısıyla sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği husunda bir delile rastlanılmadığı, bu kapsamda sözleşme feshinin haksız olduğu, alınan ek raporda davalı müvekkilin, davacı acentenin portföyünde yer alan müşterilerinden devam eden sigorta ilişkisine bakıldığında, 3 sigorta türünde, davacının 52 adet müşterisinin, davalı ile çalışmaya devam ettiği, bu poliçeler kapsamında toplam 355.816,79 TL tahsil edildiği, bu kapsamda menfaatin devam ettiği, davacı acentenin kaybının, başka bir deyişle fesih yapılmasaydı acentenin elde edebileceği ücretlerin 157.917,65 TL olacağı (brüt komisyon ücreti), emsal içtihatlar uyarınca tespit edilen bu bedel üzerinden % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davacının davalıdan 126.332,52 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği, dilekçede temerrüt tarihi belirtilmediğinden dava tarihinin esas alınması gerektiği kanaatine varılmakla dava ve talep artırım dilekçeleri kapsamında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 126.332,52 TL'nin 25/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte daalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alınması gereken 8.629,77 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 427,60 TL peşin harç ile 3.000,00 TL ıslah harcı toplamı 3.427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.202,17 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yapılmış, 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 3.000,00 TL ıslah harcı olarak toplam 3.855,20 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılmış, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 15.161,50 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 12.129,20 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen miktar üzerinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Red edilen miktar hakkaniyet ilkesi kapsamında yapıldığından bu kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer ve gerek olmadığına, 7-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.496,00 TL'sinin davalıdan, 624,00 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/58, K. 2026/502, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-58-e-2026-502-k-7223b0b4127a