İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/495 E. 2025/68 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/495
Karar No
2025/68
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/495 KARAR NO : 2025/68

DAVA : İstirdat (Borca Katılma Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 23/01/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İstirdat (Borca Katılma Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarca işbu dava açılmadan önce ------ Arabuluculuk Bürosu'na başvurularak arabuluculuk görüşmelerine başlanıldığını ancak bu görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, niteliği itibariyle para borçları bölünebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle istirdat davasına dayalı alacak talebinin, kısmi dava olarak açılması mümkün olması nedeniyle huzurda ikame edilen istirdat davası kısmi olarak açıldığını, davalı tarafından ---- İcra Müdürlüğünün ----. Sayılı dosyası ile dava dışı ----- aleyhine başlatılan icra takibinde istihkak iddiası sahibi 3. Şahıs olan davacılardan usulsüz bir şekilde haciz baskısı ve tehdidi altında tahsil edilen miktarların istirdadı için işbu davayı açma zorunluluğu ortaya çıktığını, dava dışı -----tarafından dava dışı ----- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde alacaklı banka tarafından dosya temlik edilerek davalı şirket olan ------devredildiğini, 19.06.2023 tarihinde dosya borçlusu olmayan ve borçlular ile herhangi bir organik bağı bulunmayan davacı şirketin -----adresine menkul/fiili hacze gelindiğini, bu haciz sırasında davacı şirket yetkilisi tarafından dosya borçluları ile bir ilgisinin olmadığı ve taraflar arasında herhangi bir organik bağın bulunmadığı da belirtilmiş ve haciz sırasında istihkak iddiasında bulunulduğunu, ------İcra Müdürlüğü tarafından 11.07.2023 tarihli tensip zaptı ile davalı şirketin istihkak varakası gönderilmesi kabul edildiğini, tüm borçlulara yönelik düzenlenen 11.07.2023 tarihli istihkak varakası ise tüm borçlulara gönderilmesi gerekirken yalnızca borçlulardan - -- gönderildiğini, ---- vekili tarafından ise icra dosyasına sunulan 27.07.2023 tarihli istihkak iddialarına yönelik itirazı üzerine ise 04.08.2023 tarihinde icra dosyası istihkak iddialarının incelenmesi amacıyla ----. İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderildiğini, -----İcra Hukuk Mahkemesi'nin -----. Sayılı dosyası ile yapılan inceleme neticesinde "istihkak iddia eden 3. Kişinin iddialarının ancak yargılama sırasında değerlendirilebileceği," tespit edilerek müvekkil şirkete kararın icra müdürlüğünce tebliğine ve İİK 97/6 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davası açılmadığı takdirde alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiğini, ancak icra müdürlüğü tarafından mahkeme kararı davacı şirkete tebliğ edilmeden ve istihkak davası açma süresi başlamamış olmasına rağmen, davalının 07.11.2023 tarihli istihkak iddiası devam eden mallara ilişkin haciz talebi usulsüz ve yasaya aykırı olmasına rağmen icra müdürlüğünce kabul edilerek fiili haciz işlemi için ---- icra müdürlüğüne talimat yazıldığını, bu talimat yazısı üzerine davalı şirketin adresine 16.11.2023 tarihinde yeniden gelinerek istihkak iddiası devam eden malların yeniden haczi yapılmaya çalışılmış ve muhafaza işlemine başlanıldığını, haczin usulsüz olduğunun belirtilmesine karşın haciz işlemine devam edilmiş ve muhafaza işlemlerinin durdurulması amacıyla haciz mahallinde ve haciz esnasında hem davacı şirketten hem de şirket yetkilisinde matbu bir borca katılma sözleşmesi imzalanması talep edildiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından ise hem kendi şahsına hem de şirkete ilişkin olarak haciz baskısı ve tehdidi altında ilgili sözleşme imzalandığını, usulsüz ve yasaya aykırı bir şekilde yapılan haciz işlemi sırasında haciz baskısı ve tehdidi altında davacı şirket tarafından haciz sırasında 150.000,00-TL nakit ödeme yapıldığını ayrıca yine haciz esnasında da ödeme tarihi 23.11.2023 tarihi olan senet düzenlendiğini, akabinde ise söz konusu senet borcu 23.11.2023 tarihinde davalı tarafa ödendiğini, dava dışı ----- tarafından dava dışı -----. aleyhine -----. İcra Müdürlüğünün -----Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin açılmasına müteakiben alacak ----- temlik edildiğini, akabinde icra dosyası ile hiçbir bağı/bağlantısı veyahut dosya tarafları ile hiçbir bağı/bağlantısı olmayan davacı şirketin-----' adresine fiili/menkul haczine gelindiğini, tarafların alım-satım üretim amacıyla bir dönem ticaret yapmalarının muvazaa ve/veya organik bağ olmadığı açık olduğunu, usulsüz ve yasaya aykırı bir şekilde yapılan haciz işlemi sırasında haciz baskısı ve tehdidi altında davacı şirket tarafından haciz sırasında 150.000,00-TL nakit ödeme yapıldığını ayrıca yine haciz esnasında da ödeme tarihi 23.11.2023 tarihi olan senet düzenlendiğini, akabinde ise söz konusu senet borcu 23.11.2023 tarihinde davalı tarafa ödendiğini, davacılardan ---- ile-----. İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı icra dosyası ve dosya tarafları ile hiçbir bağı ve bağlantısı bulunmadığı halde dosya alacaklısı-----vasıtası ile davacıya ait iş yerine hacze gelindiğini, akabinde ise İİK hacizde istihkak prosedürleri kanuna aykırı şekilde uygulandığını, davacılar dava konusu icra dosyasının borçlularından olmayıp bu hususta İİK Madde 99 hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dosyada mevcut pek çok usulsüz ve yasaya aykırı işlem neticesinde müvekkil şirketten borçlu ve sorumlu olmadığı halde usulsüz ve yasaya aykırı şekilde bir şekilde haciz baskısı ve tehdidi altına icra dosyası ödemesi olarak tahsilat yapılmış olması nedeniyle davalı sebepsiz şekilde zenginleştiğini ve bu nedenle ilgili ödemelerin istirdatı amacıyla huzurdaki davanın ikame edilme zorunluluğu ortaya çıktığını, açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle; davacı şirketin borçlu ve sorumlu olmadığı halde usulsüz ve yasaya aykırı şekilde bir şekilde haciz baskısı ve tehdidi altında ---- İcra Müdürlüğünün ----- Dosyasına ödenen tüm bedellerin fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL’sinin ödeme tarihi olan 16.11.2023 tarihiniden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı ----. tarafından borçlu hakkında-----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 10.09.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket varlık yönetim şirketi, Borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağı temlik alarak alacaklı sıfatını kazandığını, 19.06.2023 tarihinde ----. İcra Müdürlüğü ----- Tal dosyası ile ----- adresinde yukarıda yazılı takip dosyasında haciz uygulandığını, haciz sırasında davacı -----. adına haksız istihkak iddiasında bulunulduğunu, taraflarınca işbu iddia kabul edilmediğini, icra müdürlüğü yapılan hacze İİK m.97'de yer alan prosedürün uygulanmasına karar verdiğini ve dosyayı merci icra hukuk mahkemesine sevk ettiğini, ---- İcra Hukuk Mahkemesi ------sayılı kararı ile davacı yanın istihkak iddialarını reddetmiş ve takibin devamına karar verdiğini, aynı kararında davacı yana istihkak davası açılmak üzere süre verildiğini, davacıların icra dosya borcundan ibra edilmesi kaydı ve şartıyla bir kısım ödeme yapılması teklifi taraflarınca kabul edildiğini ve protokol çerçevesinde davacı yan herhangi bir ihtirazi kayıt düşmeden alacaklı vekilinin banka hesabına ödeme yaptığını, bu kez davacı yan, huzurdaki davayı ikame ederek; takip dosyası borçluları ile organik bağının olmadığını, ödemeyi haciz baskısı ve tehdidi ile yaptıklarını, yapılan ödemenin istirdadını talep ettiğini, işbu dava haksız ve dayanaksız olmakla reddini talep ettiklerini, davacı yan ile davalı şirket arasında imzalanan protokolün 12. maddesinde yetkili mahkeme ve icra daireleri, (-----) mahkemeleri ve icra daireleri olarak belirlendiğini, taraflar arasında imzalanan protokolde yetkiye ilişkin hüküm bulunduğundan, uyuşmazlığın görülmesinde kesin yetkili mahkeme------Mahkemeleri olduğunu, arz edilen Mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, huzurdaki dava yetkili mahkemede açılmadığından dosyanın yetki sözleşmesinde belirlenen yer olan ----) Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davacının icra dosyasında borçlu sıfatı bulunmadığından, İİK.md.72 gereğince icra dosya borcuna istinaden yapılan ödemelere ilişkin ancak dosya borçlusu tarafından istirdat davası açılabileceğinden, bu eksiklik Aktif Husumet Yokluğu sebebi teşkil ettiğinden;HMK.md.115 gereğince açılan davanın usulden reddine, aksi halde; işbu istirdat davası açısından tahsil edilen paranın istirdatını haklı kılabilecek bir hukuki dayanak ileri sürülmesi ve ispatlanması gerektiğinden, davacının işbu davada ileri sürdüğü iddialar ise, icra mahkemeleri nezdinde açılması gereken istihkak davalarında ileri sürülebilecek ve değerlendirilecek hususlar olduğundan ve bu nedenle bu iddiaların işbu istirdat davasında ileri sürülmesinin usuli ve hukuki dayanağı bulunmadığından, davacı tarafından istihkak davası açılmış olsaydı dahi; 'borçluyla ilgisi olunmadığına ve dolayısıyla haczedilen malların borçluyla ilgisi bulunmadığına dair ileri sürülen iddiaların ve dava sonucunda verilecek kararın, işbu istirdat davasının esasına hukuki dayanak olması mümkün olmadığından, ----. İcra Hukuk Mahkemesi-----sayılı dosyasından verilen takibin devamı yönündeki karar ile Mülkiyet Karinesi dosya borçlusu yararına ve dolayısıyla alacaklı müvekkil lehine kabul edildiğinden, icrai işlemler bu karara ve İİK'daki diğer müracaat haklarına dayalı olarak yürütülmek suretiyle davaya konu para tahsil edildiğinden, açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : ----. İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,---. İcra Hukuk mahkemesi'nin -----sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, -----.İcra Dairesinin------ Talimat dosyası, Haciz Tutanağı, 16/11/2023 tarihli protokol, Bono örneği, ----- dekontu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava, dava dışı üçüncü kişi aleyhinde yapılan takip nedeniyle davacılar nezdinde İİK'nin 89/3 maddesine göre yapılan fiili haciz sırasında TBK'nin 201.maddesi gereğince imzalanan 16/11/2023 tarihli protokol kapsamında düzenlenen bononun haciz tehdidi ve baskı alında verilmesi ve ödendiği iddiasına bağlı olarak TBK'nin 37. maddesi gereğince ödenen paranın iadesi (istirdat) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve/veya değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmıştır. Mahkememizce öncelikle resen incelemeye tabi genel ve özel dava şartları , taraf sıfatı, harç gibi hususlar incelenip değerlendirilmiş ve akabinde; davalı şirket vekili tarafından ileri sürülen yetki ilk itirazı değerlendirilerek ön inceleme duruşması tamamlanmadan yetkisizliğe ilişkin doğrudan aşağıdaki şekilde hüküm verilmesi gerekmiştir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesi gereğince; '' (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı. b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı. c) (MÜLGA BENT ----: 28.07.2020 ---- NO: --- KANUN NO: -----) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 117. maddesi gereğince ise ; ''(1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez. (2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir. (3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.''6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendinde “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmü bulunmaktadır. 6100 Sayılı HMK 'nin 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Aynı yasanın 7. maddesinde ise, davalının birden fazla olması halinde, davanın bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, aynı kanunun 10.maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılması mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 17. maddesinde ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi yer almaktadır.Yetki sözleşmesi tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde HMK'nin 17. maddesi uyarınca geçerlidir. Yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir. Bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 19. maddesinin 2. bendi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir.Mahkemece re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan kesin yetki halleridir. 6100 sayılı HMK'nin 18. maddesi kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacaklarını açıkca düzenlemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi kesin yetkinin olduğu hallerde yapılamaz. Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da re'sen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar nezdinde somut olaya bakıldığında ; öncelikle davalı şirket vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile ilk itiraz olarak usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulduğu ve yetkili mahkemenin ----- () Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun öne sürüldüğü tespit edilmiştir. (HMK-116/1-a, 119/2) Bu kapsamda dosyada bir örneği bulunan taraflar arasında düzenlenen ve imzalanan 16/11/2023 tarihli protokolün 12.maddesinde aynen 'işbu protokol ve protokol bünyesinde verilen kıymetli evraktan kaynaklı doğan uyuşmazlıklarda ----- yerleşkesi) icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir.' düzenlemesi bulunduğu görülmüştür. İşbu sözleşmedeki yetki şartı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. ve 18. maddelerinde sayılan koşulları taşıdığından sözleşmenin tarafları bakımından geçerli ve bağlayıcı bulunmaktadır. Buna göre sözleşmede belirlenen ---- Mahkemelerinden/----- yerleşkisinden anlaşılması gerekenin ----- (----) Adliyesi Mahkemeleri olduğu maruftur. (HMK,187/2) Binaenaleyh, tacir olan taraflarca yetki sözleşmesi (şartı) ile münhasır olarak ---- Mahkemeleri yetkili kılındığından davalı vekilinin 6100 Sayılı HMK'nin 19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının kabulüyle; 6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince Mahkememizin yetkisizliğine, aynı yasanın 17 ve 19/3.maddeleri gereğince yetkili Mahkemenin ----- (----) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın hükümde açıklanan yasal prosedüre bağlı olarak belirlenen yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin, 6100 Sayılı HMK'nin 19/2, 116/1-a, 117/1 maddeleri gereğince cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazının kabulüyle; 6100 sayılı HMK'nin 6,117/3,164/2 maddeleri gereğince mahkememizin yetkisizliğine, 2-)6100 sayılı HMK'nin 19/3.maddesi gereğince aynı yasanın 17 ve 18/2 maddelerine göre yetkili mahkemenin ----- (----) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, 3-)6100 Sayılı HMK'nin 20.maddesi uyarınca taraflardan birinin süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği tarihten veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın ----- (----) Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, 5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/495, K. 2025/68, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-495-e-2025-68-k-18d5e24bc750