İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/491 E. 2025/715 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/491
Karar No
2025/715
Karar Tarihi

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2024/491 Esas - 2025/715 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/491 Esas KARAR NO : 2025/715 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 17/07/2024 KARAR TARİHİ : 22/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/11/2025 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ...'un 29/10/2022 tarihinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu ağır şekilde yaralandığını, felç kalarak sürekli bakım ihtiyacı doğduğunu, kazaya karışan aracın kaza tarihi itibarıyla 527888487 poliçe numarası ile davalı ... A.Ş. nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunduğunu, müvekkilinin tedavisi devam ederken, sürekli iş göremezlik oranı ve bakım ihtiyacı tespit edilmemişken, davalı sigorta şirketinin müvekkilin kaza sonrası içinde bulunduğu zor durumdan, bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanarak ihtiyari arabuluculuk sürecine dahil ettiğini, bu süreç sonunda Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2023/420043 sayılı dosyası üzerinden 09/08/2023 tarihli İhtiyari Arabuluculukta Anlaşma Belgesi'nin imzalandığını, bu anlaşma ile müvekkile 775.000,00 TL maddi tazminat ödendiğini ancak bu ödemenin fahiş derecede eksik ve yetersiz olduğunu, zira müvekkilin 24 yaşında yatağa bağımlı hale geldiğini, kaza sırasında hamile olup erken doğum yaptığını ve bebeğini kaybettiğini, bu süreçte yaşadığı ruhsal çöküntü ve ekonomik güçlükler nedeniyle davalının teklifini kabul etmek zorunda kaldığını, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'nin 01/02/2024 tarihli raporuyla müvekkilin %91 oranında iş göremezliğe uğradığının ve tam bağımlı hale geldiğinin tespit edildiğini, kaza tarihindeki poliçe limitlerinin sakatlık için 1.000.000,00 TL ve sağlık giderleri için 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000.000,00 TL olmasına rağmen yapılan 775.000,00 TL'lik ödemenin edimler arasında açık bir oransızlık teşkil ettiğini, bu durumun Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanma (gabin) teşkil ettiğini, ayrıca arabuluculuk sürecinde müvekkilin hakları ve sürecin sonuçları hakkında Arabuluculuk Kanunu'nun 11. maddesine aykırı olarak yeterince aydınlatılmadığını, arabulucu Av. ...'un davalı sigorta şirketi vekili Av. ...'un birinci dereceden yakını olup aynı büroda çalıştığını ve bu durumun usule aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, adli yardım talebinin kabulü ile Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2023/420043 sayılı dosyası üzerinden düzenlenen 09/08/2023 tarihli İhtiyari Arabuluculukta Anlaşma Belgesi ve Son Tutanağının gabin ve hata nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının avukat ile temsil edildiği bir arabuluculuk süreci sonunda imzalanan anlaşma tutanağının iptali için dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve davanın bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2022/1021 E. sayılı kararına göre avukat yardımından yararlanan bir kişinin gabin iddiasında bulunamayacağını, ayrıca gabin ve hatanın aynı davada ileri sürülemeyeceğini, esasa ilişkin olarak ise davacının avukatının imzasını taşıyan usulüne uygun bir anlaşma belgesinin gabin veya hataya konu olmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/17185 E. sayılı emsal kararının da bu yönde olduğunu, somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesinde düzenlenen gabin şartlarının (edimler arasında açık oransızlık, bir tarafın zor durumu ve diğer tarafın sömürme kastı) kümülatif olarak gerçekleşmediğini, avukat ile temsil edilen bir tarafın hata veya yanılma iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, öncelikle davanın usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : İhtiyari abuluculuk son tutanağı, ZMMS sigorta poliçesi örneği, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, eksper raporu, davacıya ait tedavi belgeleri, bilirkişi raporu, araç ve sigorta bilgilerini gösteren belgeler, dava dosyasında bulunan diğer deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ihtiyari abuluculuk son tutanağının iptali istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi tarafından, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç için ZMMS poliçesi düzenlendiği, 29/10/2022 olay tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, 09/08/2023 tarihli ihtiyari arabuluculukta anlaşma belgesi ile davacıya 775.000,00 TL maddi tazminat ödendiği, davacı vekilinin müvekkilin %91 oranında iş göremezliğe uğradığının ve tam bağımlı hale geldiğinin tespit edildiğini, poliçe limitlerinin sakatlık için 1.000.000,00 TL ve sağlık giderleri için 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000.000,00 TL olmasına rağmen yapılan 775.000,00 TL'lik ödemenin edimler arasında açık bir oransızlık teşkil ettiğini, ayrıca arabuluculuk sürecinde müvekkilin hakları ve sürecin sonuçları hakkında Arabuluculuk Kanunu'nun 11. maddesine aykırı olarak yeterince aydınlatılmadığını, arabulucu Av. ...'un davalı sigorta şirketi vekili Av. ...'un birinci dereceden yakını olup aynı büroda çalıştığını ve bu durumun usule aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2023/420043 sayılı dosyası üzerinden düzenlenen 09/08/2023 tarihli İhtiyari Arabuluculukta Anlaşma Belgesi ve Son Tutanağının gabin ve hata nedeniyle iptali istemi ile bu davayı açtığı görülmektedir. İşletenin sorumlu olduğu zararların belirlendiği 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi, aynı Kanun'un 91/1. maddesinde ise "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı KTK'nun "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde ZMMS kapsamı dışında kalan hususlar sayılmış olup, bu haller dışında sigortacı, sigortalı aracın sebep olduğu zararlardan sigorta sözleşmesi kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve sigorta limiti ile sorumludur. TBK'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde bedensel zararlar "(1) Tedavi giderleri, (2) Kazanç kaybı, (3) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, (4) Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" olarak belirtilmiş, bedensel zarara uğrayan kimsenin tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir. Bu zararlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile, geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. TBK'nun 28/1. maddesinde "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrasına 7036 sayılı Kanunla eklenen düzenlemeye göre, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” Bu madde gereğince dava açma yasağı, dava şartlarından olan hukuki yarar bulunması (HMK m. 114/1, h) şartının özel bir görünümüdür. Daha açık bir ifadeyle özel bir dava şartıdır. Anlaşma belgesinde yer alan hususlarda dava açılmasının mümkün olduğu haller de mevcuttur. İrade fesadı halleri buna örnek olup; anlaşma belgesinin ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebeplerle mutlak butlanla sakatlanması da düşünülebilir. Bu anlamda TBK'nun 27. maddesindeki Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüne dayanılabilir. Aşırı yararlanma da bu kapsamdadır. Anlaşma belgesinin sahte olması, anlaşmanın geçersizliği, anlaşma hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç bulunması, icra edilebilir bir anlaşma bulunmaması gibi durumlarda da dava açılması ve bu hususların mahkemece incelenip karara bağlanması mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 25/01/2014 tarihli 28893 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuculuk Kanununa ilişkin 10/07/2013 tarih, 2012/94-2013/89 karar sayılı kararında da "Yine icra edilebilirlik şerhi verilmesi sürecinde hata, hile ve ikrah gibi irade fesadı hallerinin taraflarca ileri sürülebileceği" belirtilmiştir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih, 2019/3697 Esas, 2019/13043 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu ihtiyari arabulucuk tutanağının, davacı tarafından iradesi sakatlanarak imzalanıp imzalanmadığı, aşırı yararlanma bulunup bulunmadığı önem kazanmaktadır. Dosya kapsamına göre, dava konusu anlaşma belgesinin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, tutanağım iptalini gerektirecek ölçüde yasanın emredici kurallarına haykırılığın bulunmadığı, davacının medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olduğu, belgenin ahlaka veye kişilik haklarına aykırı şekilde düzenlenmediği, davacının buna yönelik iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak; Adli Tıp Kurumu ... Adli Tıp Grup Başkanlığı ... Trafik İhtisas Dairesinin 27/12/2024 tarihli kusur raporunda dava konusu tarihli olayın meydana gelmesinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27/03/2025 raporunda, davacının arızalarının “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre değerlendirilmesinde engel oranının sürekli olarak %94 (yüzdedoksandört) olduğu, geçirmiş olduğu kaza nedeniyle kişinin sürekli olarak bakıcıya muhtaç olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. 23/09/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, 18/07/2023 ihtiyari arabuluculuk tarihi itibarı ile davacının 175.651,55 TL geçici iş göremezlik zararının, 6.868.637,82 TL daimi maluliyet zararının, 8.803.197,05 TL daimi bakıcı gideri zararının bulunduğu belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 29/10/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının engel oranı sürekli olarak %94 olacak ve sürekli bakıcıya muhtaç olacak, iyileşme süresi 18 aya kadar uzayabilecek ölçüde yaralandığı, kazada sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, 18/07/2023 ihtiyari arabuluculuk tarihi itibarı ile davacının 175.651,55 TL geçici iş göremezlik, 6.868.637,82 TL daimi maluliyet, 8.803.197,05 TL daimi bakıcı gideri zararı bulunduğu halde anlaşma belgesi uyarınca kendisine 775.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu itibarla TBK'nun 28/1. maddesi uyarınca edimler arasında açık bir oransızlık olduğu, kaza nedeni ile %94 oranında sürekli olarak malul kalan, 29/10/2022 kaza tarihinden itibaren 18 ay iyileşme süresine göre 18/07/2023 anlaşma belgesi tarihinde rahatsızlığı devam eden davacının zor durumda olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle davacının 09/08/2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi-son tutanağının iptali talebinde haklı olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2023/420043 sayı ve 09/08/2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi-son tutanağının iptaline, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harcın 13.236,00 TL peşin harçtan düşümü ile artan 12.620,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 13.236,00 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 13.751,10 TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 12.620,60 TL harcın düşümü ile kalan 1.130,50 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 438,50 TL yazışma gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.900,00 TL Adli Tıp Kurumu Başkanlığı rapor ücreti olmak üzere toplam 9.338,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2025

¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/491, K. 2025/715, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-491-e-2025-715-k-145cdba9964b