İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/206 E. 2025/198 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/206
Karar No
2025/198
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/206 Esas - 2025/198

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/206 KARAR NO : 2025/198

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/05/2020 KARAR TARİHİ : 21/05/2025 Yazıldığı Tarih : 16/06/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının uzun süredir kesintisiz ve fasılasız kullanılıp meşhur hale getirilen 19.04.1999 tarih ... sayılı 32. sınıfta tescilli ... ... markasının sahibi olduğu; “... ” ibareli başvuru markasının asıl unsurunun ... ibaresi olduğu ve SMK 5/1-c kapsamında coğrafi kaynak veya malların üretildiği yere işaret ettiği; Davalının ... Dağından ... çıkartma yetkisi olmadığından ve markadaki ... ibaresi gazozlarda kullanılan suyun ... dağı kaynaklı olduğu algısı yaratacağından, SMK 5/1-f uyarınca da ... ve ... içeren ürünler bakımından mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konularında halkı yanıltıcı işaret niteliği taşıdığı; keza, ....’nin 02.03.2016 tarih .... sayılı kararında “... ibareli başvurunun ... ürünü içermesi zorunlu olan 32/1, 3. sınıf emtiaların, ... ürünleriyle meşhur bir yer ismi olan sadece ... tanıtım işaretiyle kamuya sunulmasının 556 s. KHK 7/1-c uyarınca ürünün coğrafi kaynağına işaret edeceği ve bu haliyle başvuru konusu işaretin ayırtediciliğinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve kararın onandığı; “... ... ...+...”, “ ...” ibareli başvuruların 556 s. KHK 7/1-f kapsamında yanıltıcı olduğundan reddi gerektiğine dair yargı kararlarının da bulunduğu; markadaki ilave “...” ibarelerinin başvuruya ayırtedicilik kazandırmadığı ve başvuru markasıyla davalının ... bölgesinin adını kendi adına tescil ettirmek istemiş olduğundan, başvurunun 5/1-a, b ve d bendlerine göre de reddi gerektiği; başvurunun “... ... ...” markasıyla ayırtedilemeyecek kadar benzerliğinin başvurunun SMK 5/1-ç uyarınca reddini gerektirdiği ve markaların ayırtedilemeyecek derecede benzer görülmemesi halinde başvurunun SMK 6/1 gereği reddedilmesinin gerektiği; ... markası tanınmış marka statüsünde olduğundan, ... ... markasının da tanınmış marka korumasından faydalanacağı ve başvurunun SMK 6/4 ve 6/5 gereğince tüm mal ve hizmetler bakımından reddedilmesi gerektiği; ... markasının tanınmışlığından ve ... Dağının bilinirliğinden faydalanacağı için başvurunun kötüniyete dayandığı; markayı tescil ettirmeden ilk kullanan kişinin aynı markanın aynı mal ve hizmetler için başka kişi tarafından tesciline itiraz edebileceği ve ... ... markasının yoğun bir şekilde kullanılması sebebiyle başvurunun SMK 6/3 uyarınca da reddinin gerektiği” gerekçeleri öne sürülerek, 02.03.2020 tarih ve ... sayılı ... Kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının ...’da kuruluşundan bu yana ... adı altında faaliyetlerini sürdürdüğü; 01.04.... yılından itibaren ... üretimine devam ettiği; Davalı başvurusunun doğal kaynak suyuna ilişkin olmadığından, başvuru markasının ... kelimesini içermesinin tüketiciyi yanıtıcı bir hususu olmadığı ve tanımlayıcı işaret olarak değerlendirilemeyeceği; başvuru markası ile tanınmışlığı ileri sürülen ... markası arasında ilişkilendirilebilecek bir husus olmadığından, ... markasına dayalı tanınmışlık ve haksız avantaj sağlanacağı iddiasının da yerinde olmadığı; her iki taraf markasında da ... kelimesinin yeralmasından bahisle ayırtedilemeyecek kadar veya karıştırılabilecek kadar benzer olduğunun ileri sürülemeyeceği, Davalının, Davacının itiraza mesnet markalarından çok daha önce ... ibaresini ticari faaliyetlerinde kullandığı, markaların farklı olduğu ve SMK 6/3 itirazının dinlenemeyeceği” gerekçelerini öne sürülerek birleşen davanın reddi talep etmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka,......... her türlü işaretten oluşabilir", 5.nci maddede ise "a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. f) Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler." ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre; SMK 5/1-a maddesi yönünden; 4.ncü maddede sayılan ve marka tanımına uygun olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. SMK 5/1-b maddesi yönünden; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. SMK 5/1-d yönünden ; Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adlar ve işaretler markanın esas unsuru olarak alınamazlar. Maddenin lafzından, bu tür ibarelerin markalarda yardımcı unsur olarak alınabileceği anlamı çıkmaktadır. Banka, finans, ekonomi, para, döviz, kambiyo, borsa, sarraf, market, bakkal gibi kelimelerin tescili mümkün değildir. Ancak, bunların önüne veya arkasına ayırt edici bir işaret konulduğunda, bu tasvir edici ibarelerin kullanılması mümkündür. Örneğin, ‘’....’’ gibi. (....) Bu kelimeler ve simgeler, söz konusu alanda herkes tarafından kullanılabilecekleri için bir kişinin tekeline verilemezler. Bu sebeple örnek gösterilen işaretler bir markanın içinde yer alabilir, onun bir parçasını oluşturabilir, ancak tek başına marka olamayacakları gibi, bir markanın esaslı unsurunu da teşkil edemezler. SMK 5/1-f yönünden ; Buna göre ,başvuruya konu olan işaret kapsamı açısından Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltıyorsa yine marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. SMK Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasının SMK 5/1-a-b-c-ç-d-f maddelerine göre mutlak red sebepleri nedeniyle davalı başvurusunun red edilmesinin gerektiği iddiası ile yine davacı tarafın kurum nezdinde ileri sürdüğü markaları ile davalı başvurusu arasında SMK 6/1 maddesi açısından iltibas oluştuğu, başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanım, markalarının yurt içi, yurt dışı tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönünde davacı taraf iddiasının SMK 6/3, 6/4-5, 6/9 maddeleri açısından yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 05/03/2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02/05/2020 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "... ..." ibareli başvurunun ilanma yapılmış olan itirazın reddi yönündeki .... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ve "... ... ... ..." ibareli marka ile kanştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışhk, diğer fikri haklaı ve kötii niyet gerekçelerine dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyannca ve aynca 5/l-(a), (b), (c), (d) ve (f) bentleri uyaıınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan incelemede, başvuruda yer alan "..." ibaresinin Türkçe'de "testi" anlamına geldiği, öte yandan .... ilçesi sınırları içerisinde bulunan ... çıkan memba suyunun adı olduğu tespit edilmiştir. . "..." ibaresinin bu anlamı ve başvuruda yer alan '..." ve "..." ibare ve tarihlerinin yanısıra krrmızı zemin iizerine beyaz renkte stilize edilmiş "m" harfinin bir bütününden oluşan işbu marka örneği ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamış olup bu itibarla başvuru ile muteriz markası arasında başvuru kapsamındaki mallar bakımından karıştınlma veya ilişkilendirilme ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 6769 s. SMK 6/l maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Diğer taraftan başvuruya konu "... ..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açsından 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek diizeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye'de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 SMK'nın 6/1V ve 6V maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülrnemiştir. Diğer taraftan yine 6769 s. SMK 6/VI maddesi itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir. Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde "... ..." ibaresinden oluşan işbu başvurunun ... kararı neticesinde "...'' malları haricinde kalan mallar açısından 6769 s. SMK 5/l - (f) kapsamında reddedilmiş olduğu, ancak başvurunun eşya listesinde kalan "..." mallarının 6769 s. SMK 5/l- (a), (b), (c), (d) ve (f) bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı , tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

Davalı başvuru Markası Davacı Markası ....

Bilirkişi heyetinden alınan 08/05/2021 tarihli raporda ÖZETLE: "1) Davaya konu ... sayılı “... ” ibareli başvuru markasının, SMK md.4 ve 5/1.a anlamında baskı yoluyla çoğaltılıp, çizimle görüntülenebilen ve soyut ayırtediciliği bulunan marka olma vasfına haiz bir işaret olduğu ve SMK 5/1.a uyarınca tescil engelinin bulunmadığı; 2) Davaya konu markanın kapsadığı sözlük anlamı TESTİ olan ... ibaresinin, markanın tescil edildiği “...” emtiası ile sıkı ilişki içerisinde bulunmadığı, ... emtiasının ismi, cinsi veya çeşidi olmadığı ve ortalama düzeydeki yararlanıcı/tüketicilere hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan veya bir başkasının hatırlatmasına gerek olmadan refleks halinde derhal doğrudan ... emtiasını hatırlatmayan, tanımlayıcı olmayan, başvuru markasının tescil edildiği “...” emtiası açısından SOMUT AYIRTEDİCİLİK taşıyan ve marka olarak algılanabilen bir işaret olduğu ve SMK 5/1-b kapsamında tescil engelinin bulunmadığı; 3) ... Baba Dağı’nın davaya konu başvurunun tescil edildiği “...” emtiası ile özdeşleşmiş coğrafi bir bölge olmadığı, ... üretiminde kullanılan “...” emtiasının ...olması zorunluluğunun bulunmadığı ve ... Kararında da belirtildiği gibi ... kelimesinin sözlük anlamının TESTİ olduğu dikkate alındığında; başvuru markasının ... emtiası için coğrafi kaynak belirtmediği ve SMK 5/1-c kapsamında tescil engelinin bulunmadığı; 4) Her ikisi de İÇECEK emtiası olan uyuşmazlığa konu ... ve ... mallarının, SMK 5/1-ç kapsamında aynı tür mal ve SMK 6/1 kapsamında benzer mal niteliği taşıdığı; 5) Taraf markalarının bütünsel genel izlenim yönünden görsel, fonetik ve kavramsal bakımdan mukayeselerinde ise; “ ... ” markası ile “... ” markası arasında SMK 5/1-ç “ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin” mevcut olmadığı; 6) Taraf markalarının bütünsel genel izlenim yönünden görsel, fonetik ve kavramsal bakımdan mukayeselerinde; “ ... ” markası ile “... ” markasının SMK 6/1 kapsamında ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzerlik taşımadığı; 7) Dosya münderecatında, Davacı tarafından, davalının başvuru tarihinden önce, uyuşmazlığı konu ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden bir markayı herhangi bir mal veya hizmet için tescilsiz olarak markasal etki yaratacak şekilde kullandığına ve böylece SMK 6/3 kapsamında önceye dayalı markasal kullanımından bahisle ... ibaresi üzerinde üstün hakkının bulunduğuna dair somut olgu veya delile rastlanmadığı; 8) Dosya münderecatında SMK 6/4 ve 6/5’de belirtilen kriter ve koşullarının mevcut olduğuna dair somut olgu ve delille rastlanmadığı; 9) Davacının SMK 6/9 hükmüne dayalı kötüniyet itirazının takdirinin mahkemeye ait bulunduğu, bu itiraza ilişkin taraf iddia ve delillerinin yukarıda belirtildiği; 10) Sözlük anlamı TESTİ olan ... kelimesinin, markanın tescil edildiği ... emtiası için ticaret alanında, herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret niteliği taşımadığı ve SMK 5/1-d kapsamında tescil engelinin bulunmadığı; 11) Dosya münderecatı yargı kararlarına çerçevesinde, “... ibaresinin, ... sayılı coğrafi işaret olarak tescilli ... Dağından çıkartılan meşhur bir kaynak suyunun adı olması, ... (....) mallarının- da ... içermesinin zorunlu bulunması, ortalama tüketicilerin bu içeceklerin ... coğrafi yerinden kaynaklı ... içeren ve bu sebeple rakip firmaların ürünlerine nazaran daha lezzetli ve kaliteli ... olduğu algısına kapılma ve bu algı/intiba/yanılgı ile satın alma tercihlerine yön verme olasılığının bulunduğundan SMK 5/1-f kapsamında halkı yanıltıcı nitelikte işaret olarak değerlendirilebileceği; " şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 18/10/2021 tarih ve .... sayı ile " dava konusu markanın SMK'nın 4. maddesi kapsamından hareketle marka tanımına uygun olduğu; başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "..." malları açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında, marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiği algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu; cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanmayacağı; ticaret alanında herkes tarafından kullanılan bir ad olmadığı; “...” ibaresinin, ülkemizde yerleşik olarak bilinen, belli bir coğrafya ile bütünleşmiş bir dağın ve ... adına ... sayılı coğrafi işaret olarak da tescil edilmiş olan ... Dağı'ndan çıkartılan meşhur bir kaynak suyunun adı olduğu ve bu açıdan 32. sınıfa konu ”Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar” malları bakımından tanımlayıcı, coğrafi kaynak ve kalite belirten, ister esas unsur ister yardımcı unsur olarak bahsedilen mallar bakımından kullanımı halinde yanıltıcı olabileceği ileri sürülse de davalının markasının kapsamında "..." emtiasının bıkakıldığı, marka kapsamında ... veya soda malı olmadığı, diğer yönden, başvuru markası "... (...) ..." ibaresini içerdiği ve markanın bütünselliği açısından "..." kelimesinin markada tek başına yer almadığı, ... Dağı ve bölgesinin gazozlarının ünlü olduğu da söylenemeyeceğinden bu ibarenin halkı yanıltacak nitelikte olmadığı, yani SMK'nın 5/1-f maddesindeki koşulun oluşmadığı (aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesindeki "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği, tüm bu gerekçelerle somut olayda mutlak red sebeplerinin oluşmadığı; nispi ret sebepleri açısından; davalının "... (...) ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "... ... ...+..." ibareli tescilli markası arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik oluşmadığı gibi davalı marka başvurusunun "..." davacı markasının ise "..." içerdiği; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, her iki markada yanılgı yaşamayacağı, taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmadığı, bu açıdan SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığı; davacı tarafın dava konusu başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin 08/04/2024 tarih ve .... karar sayı ile " Davacı taraf, davalı şirketin "..." ibaresini içeren marka başvuruna itiraz etmiştir. "..." ibaresi, .... ilçesinde bulunan ... Dağı'ndan çıkartılan meşhur bir kaynak suyunun adıdır. Aynı zamanda, coğrafi işaret olarak ... sayı ile ... tarafından kaynak suları için coğrafi işaret tesciline konu edilmiştir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı şirketin başvuruya itiraz gerekçelerinden biri de SMK'nın 5/1 maddesinin (f) fıkrasıdır. Söz konusu fıkra uyarınca mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler marka olarak tescil edilemez. Her ne kadar söz konusu coğrafi işaret kaynak suyuna ilişkin ise de, .... Dairesi'nin 08.07.2019 tarih ve ..... sayılı kararından da anlaşılacağı üzere, "Biralar, bira yapımında kullanılan preparatlar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)" mallarının niteliği itibariyle içerisine ... katılabilecek emtialardan olmaları nedeniyle, bu mallar üzerinde "..." ibaresinin kullanılabilmesi için kullanımın yanıltıcı nitelikte olmaması gerekir. Somut uyuşmazlık yönünden, mahkemece davalı markasının tescilli olduğu emtianın "..." olduğu gerekçesiyle, SMK'nın 5/1. maddesinin (f) fıkrasının uygulanmayacağı yönünde karar verilmiş ise de, "..." emtiası da ... kullanılmak suretiyle üretildiğinden, "..." ibaresinin ... emtiası için kullanılması SMK'nın 5/1-f maddesi anlamında yanıltıcı olabilecek niteliktedir. Yargılama sırasında davacı tarafça davalı şirketin ... Dağı'ndan ... çıkarmaya yetkili olup olmadığı yahut davalının dava konusu markanın kapsadığı mal ve hizmeti nereden temin ettiği hususlarının belirlenmesi amacıyla müzekkere yapılması talep edilmiş, ilk derece mahkemesince sadece davalı şirketin ... çıkarmaya yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Davalı şirketin de bu hususta bir iddiası bulunmamakta ise de, davalının .... ilçesinde faaliyet gösterdiği de gözetildiğinde, "..." ibareli markayı taşıyan ürünlerinde ... Dağı'ndan çıkartılan suyu kullanıp kullanmadığı hususunda bir araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesi 18/10/2021 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. GEREKÇE: ... yukarıda belirtilen kararında geçtiği üzere "Davalı .... ŞİRKETİ 'nin iliniz ÇİNE ilçesinde faaliyet gösterdiğinden bu firmanın ... ibareli markayı taşıyan ... (ve diğer) ürünlerinde ... DAĞINDAN ÇIKARTILAN SUYU KULLANIP KULLANMADIĞININ, KULLANIYOR İSE NE ZAMANDAN BERİ ve BUNA İLİŞKİN ALINAN BİR İZNİ OLUP OLMADIĞININ (bu konu ile ilgili gerektiğinde tüm yerel resmi kurumlardan da sorularak) TESPİTİ; ... sayılı coğrafi işaret belgesinin hangi alanla ilgili olduğu ve hangi tarihten itibaren geçerli olduğu konusunda ilgili bilgilerin gönderilmesi için tescil belge örneği dahil .... müzekkere yazılmasına; Dosya içeriğinde geçen ... DAĞI mülki sınırlar olarak hangi ilçe hudutlarını kapsadığı, hangi ilçe sınırları içerisinde yer aldığı hususunun tespiti için ilgili Mülki İdare Kurumlarına müzekere yazılmasına, .... müzekkere yazılarak 25/12/2024 tarihli yazıda belirtildiği üzere ... Dağının hangi ilin /ilçenin veya ilçelerin mülki sınırları içerisinde kaldığı tereddüt oluşturmadan tespit ve araştırma yapılarak harita gönderilmesi yerine açıkça hangi sınırlarda kaldığı belirtilmesi konusunda müzekkere yazılmasına, " şeklinde ara kararları oluşturulmuştur. .... yazılan müzekkereye cevap verildiği, davalı firmanın ... ibareli markayı taşıyan gazozun .... adresinde faaliyet gösteren ... firmasından fason üretim yaptırdığı şeklinde bir tespit yapıldığı görülmüştür. .... yazılan müzekkereye cevap verildiği, gelen yazıda ... ilçe hudutlarında kaldığı belirtildiği ( ... olarak bilinen yerin 1/25000 ölçekli memleket haritasında ... Tepe, orman tahdit haritalarında ... Dağı olarak gösterilen yöreye isabet ettiği, sözkonusu yörenin .... İlçesine bağlı kadastro çalışmaları yapılmamış olan .... Mahalleleri sınırlarında kaldığı belirlenmiştir. ) görülmüştür. .... sayılı Coğrafi işaret belgesi (başvuru sahibi .... ) hakkında yazılan müzekkereye cevap verildiği, başvurunun reddedildiği, geçersiz olduğu ifade edildiği görülmüştür. Bütün bunlardan sonra ; Davalı firmanın "... " ürününe ait emtia sınıfında ... başvuru sayılı " ... (...) .... " ibareli markasına karşı yapılan itirazla ilgili ; ... iade kararında "..." emtiası da ... kullanılmak suretiyle üretildiğinden, "..." ibaresinin ... emtiası için kullanılması SMK'nın 5/1-f maddesi anlamında yanıltıcı olabilecek niteliktedir. şeklinde geçtiği üzere mahkememizce yapılan araştırmada yukarıda değinilen " ... Dağı olarak bilinen yerin 1/25000 ölçekli memleket haritasında ... , orman tahdit haritalarında ... Dağı olarak gösterilen yöreye isabet ettiği, sözkonusu yörenin ....İlçesine bağlı kadastro çalışmaları yapılmamış olan ... Mahallesi ile .... İlçesi ... ve .... Mahalleleri sınırlarında kaldığı" anlaşıldığı; Davalının ise ... ibareli markayı taşıyan gazozun .... adresinde faaliyet gösteren ... firmasından fason üretim yaptırdığı yukarıda geçen .... yazısı ile anlaşıldığı; Buna göre davalı firmanın ... dağında bulunduğu belirtilen suyu kullanma yetkisi bulunmadığı gibi "..." ibareli markayı taşıyan ürünlerinde ... 'ndan çıkartılan suyu kullanmadığı, ... adresinde faaliyet gösteren ... firmasından fason üretim yaptırdığı sonucuna varılarak SMK 5/1-f maddesindeki " Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretler." ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. hükmünden hareketle dava konusu ... başvuru sayılı " ... (...) .... " ibareli markanın kapsamındaki ... ürünlerinde ... dağından çıkan ... ile üretimi ilgisi olmadığından ve buna rağmen başvuru markasında ... ibaresini kullanmak halkı yanıltıcı niteliği taşıdığından dava konu başvuruda SMK 5/1-f maddesindeki mutlak red sebebi oluşması nedeniyle davanın kabulüne , aksi yöndeki ... kararının iptaline ,markanın da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir. Diğer yönden ise davacının, davalı başvurusu hakkında SMK 5/1-a-b-c-ç-d-maddelerine göre mutlak red sebepleri ile SMK 6/1,3,4-5, 9 maddeleri açısından ileri sürdüğü nisbi red sebepleri somut olayda oluşmasa da bu durum yukarıda açıklanan davalı başvurusundaki SMK 5/1-f maddesinde halkı yanıltma şeklindeki oluşan mutlak red sebebi nedeniyle sonuca etkisi olmadığı değerlendirilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu .... sayılı ... kararının iptaline, 3-Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye 561,00 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 224,10 TL tebligat ücreti, 54,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 2.078,50 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 21/05/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/206, K. 2025/198, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-206-e-2025-198-k-29b7fa4210e2