İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/188 E. 2025/154 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/188
Karar No
2025/154
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/188 Esas - 2025/154

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/188 KARAR NO : 2025/154

DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 25/04/2024 KARAR TARİHİ : 28/04/2025 Yazıldığı Tarih : 26/05/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili .... Ltd. Şti.’nin diğer grup şirketleriyle birlikte Türk kahve ve kafeterya sektöründe öncü firmalardan birisi olduğunu, “....” markaları sektörde maruf hale getirdiğini, Davalı tarafın ... sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna karşı itirazlarda bulunduklarını, itirazlarının reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin .... sayılı "... " ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun anılan markaların devamı niteliğine haiz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket markaları ile karıştırılabileceğini, taraf markalarının faaliyet alanlarının tamamen aynı olduğunu, aynı sınıf ve emtialar yönünden başvuruda bulunduklarını, bu durumun tüketiciler tarafından markların birbirlerinin devamı olarak algılanma ihtimalini arttırdığını, taraf markalarının SMK m. 6/1 uyarınca iltibas riski taşıdığını, davalı markasının devamında yer alan “....”, “...” eklerinin küçük puntolarla farklı yazı karakterleriyle yazıldığını ve sektörel ibareler olduğunu, her iki tarafında esaslı unsurlarının aynı olduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde işaretler arasında iltibas riski oluşmasına neden olduğunu, Davalının kahve sektörünün bilindik markalarını taklit etiğini, “...” adına yapılan marka başvuruları incelendiğinde Kahve sektöründe maruf konuma ulaşan ve yıldızı parlayan markalarla iltibas oluşturacak nitelikte değişik marka başvuruları yaptığını, Davalının işyerindeki fiili marka kullanımlarında “... ” şeklinde tabela ve “...” ibareli fincanların yer aldığını, “...” ibaresinin fiili kullanımda yer almadığı gibi “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığını, davalının .... alan adında da ve sosyal medya hesaplarında da sadece “...” ibaresinin yer aldığını, Müvekkilinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, markasını aktif olarak kullandığını, “... - ...” markalarının kafeterya sektörüne kahve, şurup, süt tozu, bitkisel çaylar, içecekler vs ürünleri için kullanıldığını, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ile dava konusu ... sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının, ... sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna .... sayılı markalarına dayalı itiraz ettiği, başvuru sahibi tarafından, itiraz konusu davacı markaları hakkında kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, davacı tarafından itiraz konusu markaların çekişme konusu hizmetlerde kullandığına ilişkin yeterli delil sunulmadığını, davacının itiraz gerekçesi markalarının, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 19 uncu maddesinin 2 inci fıkrasında belirtilen Türkiye'de ciddi biçimde kullanma' şartını dava konusu emtialarda ispat edememiş olduğunu, bu nedenle davacı tarafından .... sayılı markalarına dayalı itirazlarının kabul edilemeyeceğini, başvuru markası ile davacı markaları arasında işaret benzerliği ve mal ve hizmet benzerliği incelemesinin yapılmadığını, Davacının tanınmışlığının davacının sunmuş olduğu belgelerin hem ..., hem de ... tarafından incelendiği halde tanınmışlığının ispat edilemediğini, Davacının, davalının başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediğini, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 maddesi kapsamında kullanım ispatının yerine getirilmediği yönündeki kurum değerlendirmesinin ... kararının iptali açısından yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı, TTK 54 ve devamı maddeleri göre haksız rekabet oluşturduğu iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı " ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı” "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9. maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi .... sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 18.08.2022 tarihinde söz konusu markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde sunulan delillerin yeterli bulunmadığından ...'nca söz konusu markaların Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığı tespit edilmiştir. Kurul da, sunulan faturalar ile itiraz sahibi arasında bağlantı kurulamaması ve ürün görseli dışında yeterli delil bulunmaması sebebiyle ... kararında kullanım ispatıyla ilgili olarak yapılan tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görüşünde olup itiraz konusu ... kararını bu yönüyle yerinde bulmaktadır. Bu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde SMK m. 6/1 incelemesine geçilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, kullanım ispat incelemesi neticesinde itiraza gerekçe markalar SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınmadığından SMK. 6/1 gerekçeli işbu itirazın reddi gerekmiştir. Somut olayda, sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet iddialarının kabulü için yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ....

Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "Davalının, kullanım ispatı def’inin yerinde olduğu, davacının .... sayılı "... " ibareli markaların tescilli olduğu tüm emtialar kapsamında ciddi kullanımının, yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatlanamadığı, bu yüzden de davacının itirazına mesnet göstermiş olduğu markalarına dayalı olarak, hem ... kararının iptali hem de hükümsüzlük talepli davalar yönünden, SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline bir engelinin/etkisinin olamayacağı, Davacının “kötü niyet” iddiasının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, Heyetimizin değerlendirmelerinin ...’nın ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeniden bilirkişi raporu alınması ve talimat yoluyla markanın kullanımına yönelik bilirkişi incelemesi yapılması talepleri HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek; ... kararının iptaline yönelik talepte kullanım ispatı hususu marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre değerlendirme yapılacağı, hükümsüzlük talebi açısından cevap dilekçesi davalı şahıs tarafından sunulmadığından ve kullanmama def'i ileri sürülmediğinden davacının mesnet markası açısından kullanım ispatı gerekmediği hususları gözetilerek yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali talebinde ; Davalının "...." ibareli marka başvurusu ile davacının ... sürecinde ileri sürdüğü " .... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; SMK 19/2 maddesine göre davalı şahsın ileri sürdüğü "kullanmama def" üzerine bu konuda ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi bu markaları açısından marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre yaygın kullanım ispatını yerine getirmediğinden (bilirkişi heyet raporunda bu husus " Davacının itirazına mesnet göstermiş olduğu “...” esas unsurlu markalarının tescil edilen tüm emtialar yönünden ciddi ticari etki yaratacak düzeyde kullanıldığına yönelik yeterli delile rastlanılmadığı, yani bahse konu 6 adet fatura, faturadaki ürünlerin satış hacimi ve diğer markasal kullanımlarına ilişkin sunmuş olduğu kullanımların kanunun aradığı şekilde piyasada bilinir hale geldiği, çekişme konusu “...” ibaresinin yoğun kullanıma sahip olduğu yönünde değerlendirme yapılabilmesi için yeterli olmadığı, belirtilen nedenlerle kullanımı ispatlanamayan davacı markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 incelemesi yapılmamıştır. " şeklinde izah da edildiği) SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markalara bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Hükümsüzlük talebinde ise ; Davalının "...." ibareli marka başvurusu ile davacının ... sürecinde ileri sürdüğü " .... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; (cevap dilekçesi sunulmadığından kullanmama def'i de ileri sürülmediği) Diğer yönden davalı şahsa ait ... sayılı markanın kapsamında yer alan 43/1, 43/3, 43/4 sınıfında kayıtlı tüm hizmetler ile 43/2 sınıfında kayıtlı "Geçici konaklama hizmetleri, Geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" yönünden aynı/benzer hizmetler olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda sayılan 43/1, 43/3, 43/4 sınıfında kayıtlı tüm hizmetler ile 43/2 sınıfında kayıtlı "Geçici konaklama hizmetleri, Geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" yönünden davalının "...." ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait ".... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında bir yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla yukarıda sayılan hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bunun dışında kalan hizmetlerde ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın KISMEN KABULÜ ile davalı şahsa ait ... sayılı markanın kapsamında yer alan 43/1, 43/3, 43/4 sınıfında kayıtlı tüm hizmetler ile 43/2 sınıfında kayıtlı "Geçici konaklama hizmetleri, Geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden bu hizmetler yönünden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 3-Hükümsüzlük talepli açılan davada diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalı şahıstan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı Kuruma verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı şahıstan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 11.000 TL bilirkişi ücreti, 970,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.397,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 6.198,80 TL nin davalı şahıstan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 28/04/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/188, K. 2025/154, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-188-e-2025-154-k-01053fa03dc4