İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1001 E. 2025/277 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1001
Karar No
2025/277
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1001 Esas KARAR NO : 2025/277 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/12/2024 KARAR TARİHİ : 20/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili...'ın, petrol ofislerinde akaryakıt sektöründe tamir ve servis hizmeti sunma konusunda ticari faaliyet sürdüren bir şahıs olduğunu, müvekkilinin çağrı üzerine davalı ... Otomasyon Enerji Mühendislik İnşaat Petrol Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin Samsun, Sinop ve Ordu illerinde bulunan... de servis bakım hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki 03/11/2023 tarihinde imzalanmış bir adet yetkili ek servis sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin, davalı firma ile ekte yer alan sözleşmeyi imzalama sürecinde firma yetkilisi... ile iletişime geçtiğini, sözleşmeyi alıp müzakereler sonrasında imzaladıktan sonra teslim ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşmenin imzalı halinden de anlaşılacağı üzere 03/11/2023 tarihinde başladığını, müvekkilinin, davalı firma yetkilileri tarafından çağrıldığında giderek ilgili petrol ofislerinde gerekli servis hizmetini verdiğini, müvekkilinin 03/11/2023 tarihinden 11/09/2024 tarihine kadar davalı firmaya ticari hizmet sunduğunu, davalı firma yetkilisinden ne kadar tutarda fatura keseceğinin bilgisini aldığını, sonrasında faturayı kesip davalı firmaya gönderdiğini, itirazın iptali istenen icra dosyasında da 11/09/2024 tarihli 13.050 TL bedelli faturanın takip dayanağı belge olarak eklendiğini, davalı firma yetkilisi ... talimatları doğrultusunda, müvekkilinin vermiş olduğu hizmet karşılığında davalıya 04/01/2024 tarihli 42.108 TL bedelli, 15/03/2024 tarihli 52.530 TL bedelli, 07/06/2024 tarihli 31.185 TL bedelli, 18/07/2024 tarihli 20.430 TL bedelli, 11/09/2024 tarihli 13.050 TL bedelli faturaları kestiğini, davalı firmanın bu faturaları kendi talimatları doğrultusunda kestirmiş olmasına rağmen müvekkiline halen daha ödeme yapmakta direndiğini, müvekkilinin kestiği faturalara karşılık davalıdan sadece 20/02/2024 tarihinde 15.000 TL, 05/04/2024 tarihinde 15.000 TL, 19/07/2024 tarihinde 15.000 TL ödeme havalesi alabildiğini, müvekkilinin, davalıdan toplamda 159.303,00 TL fatura bedeli alacaklıyken sadece 45.000,00 TL ödeme alabildiğini, bu sebeple de fatura alacaklarına istinaden davalı tarafça yapılan ödemelerde ilk fatura alacağından düşülerek, kalan alacaklar için temerrüt tarihine göre TTK m.1530 gereği ticari temerrüt faizi de işletilerek İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takip dosyası açıldığını, davalı firmanın takibe haksız bir şekilde itiraz etmesi üzerine itirazın iptali dava açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, müvekkili...'ın, davalı... Otomasyon Enerji Mühendislik İnşaat Petrol Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'den işlemiş ve işleyecek faizler ve diğer feriler hariç olmak üzere toplamda 117.195,00 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, tarafların açılış kapanış onaylarını yaptırdıkları ticari defterlerinin bilirkişi aracılığıyla incelenerek hesaplanması halinde borçlunun borca haksız yere itiraz ettiği ve buna dayanarak takibin haksız yere durduğunun görüleceğini, fakat davalı borçlunun hem vadesi gelmiş borcunu ödemeyerek hem de müvekkili şahsa borçlu olduğunu bildiği halde aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini ve müvekkili...'ı zarara uğrattığını, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İzmir ... İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin asıl alacak, faiz ve tüm fer’iler yönünden devamına, kötü niyetli vaki itiraz sebebi ile alacağın %20’sinde az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının, davasına dayanak delil olarak imzasız ve geçersiz bir sözleşme sunduğunu, dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile davacı arasında 03/11/2023 tarihli bir yetkili ek servis sözleşmesinin bulunduğu iddia edilmekte ise de, dosyaya sunulan sözleşme incelendiğinde, belge üzerinde ne müvekkili şirket yetkilisinin ne de davacının ıslak imzasının yer aldığının görülmediğini, davacının akdi ilişkiyi kanıtlamak zorunda olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetleri sırasında, yalnızca geçerli ve tarafların açıkça mutabık kaldığı sözleşmelere dayalı iş ve hizmet ilişkileri kurulduğunu, davacının, müvekkili şirket ile bağlayıcı bir sözleşme bulunduğunu ileri sürdüğünü ancak bu iddiasını ispatlayamadığını, sözleşme ilişkisinin varlığı kanıtlanamadığı gibi iddia edilen hizmetlerin detayları ve dayanağının da belirsiz olduğunu, dosyaya sunulan dekontların söz konusu sözleşmeye ilişkin olduğuna dair kesin bir delil niteliği taşımadığının açık olduğunu, her ne kadar müvekkili şirket, ticari faaliyeti çerçevesinde ihtiyaç duyulan hizmetleri almış ve bunların bedelini zamanında ödemişse de, söz konusu ödemelerin taraflar arasında geçerli bir sözleşmeye dayanmaksızın gerçekleştiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin, alınan hizmetlerin karşılığı olduğunu, taraflar arasında herhangi bir borç-alacak ilişkisinin kalmadığını gösterdiğini, bu durumun, davacı tarafından ileri sürülen alacak iddialarını dayanaktan yoksun kıldığını, davacının, davanın temel dayanağını imzasız bir sözleşmeye dayandırdığını, ancak bu sözleşmenin müvekkili şirket açısından bağlayıcı olduğunu ispatlayamadığını, davacı tarafından davaya dayanak gösterilen faturaların kabul edilemez nitelikte olduğunu, tek başına faturanın düzenlenmesinin taraflar arasında akdi ilişki olduğunun kanıtı olmadığını, davacının mahkeme dosyasına sunmuş olduğu mesajların delil niteliği teşkil etmediğini, borca itirazlarının hukuka uygun olduğunu belirterek öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanunu'nun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur. Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır. 6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir. Davanın, mutlak ticari dava niteliğinin bulunmaması nedeniyle, yalnız nispi ticari dava niteliğinde olması halinde asliye ticaret mahkemesinde, ticari dava olarak görülmesi mümkündür. Uyuşmazlığın, nispi ticari dava olarak görülebilmesi için, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması koşullarının bir arada bulunması zorunludur. Samsun Defterdarlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısında; davacı...'ın 18/01/2021 tarihinden itibaren "Akışkan Gücü İle Çalışan Ekipmanlar, Pompalar, Kompresörler İle Valflerin Ve Vanaların Bakım Ve Onarımı (Akaryakıt Pompalarının Tamiri Dahil)" faaliyetinden dolayı gelir vergisinden muaf olmayıp ticari kazanç elde ettiği, işletme hesabı esasına tabi olduğu, VUK' nun 178. maddesine göre ikinci sınıf tüccar olduğu ve 2023 yılına ait Gelir Vergisi Beyannamesinde 88.344,08- TL ticari kazanç elde ettiği bildirilmiştir. Buna göre davacının işletme hesabına göre defter tutan ikinci sınıf tüccar olduğu görülmektedir. İkinci sınıf tüccar, tacir sayılmamaktadır. Davalının tacir olmaması nedeni ile eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı görülmüştür. Somut olayda, davacının İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Müdürlüğünü... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 117.195,00-TL asıl alacak ve 17.205,40-TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplam 134.400,40-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davacının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Samsun Vergi Dairesine, Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, makine kurulumu ve onarımı mesleği çerçevesinde esnaf siciline kayıtlı olduğu, yine davacının Akışkan Gücü İle Çalışan Ekipmanlar, Pompalar, Kompresörler İle Valflerin Ve Vanaların Bakım Ve Onarımı (Akaryakıt Pompalarının Tamiri Dahil) faaliyetinden dolayı gelir vergisinden muaf olmayıp ticari kazanç elde ettiği, işletme hesabı esasına tabi olduğu, VUK' nun 178. maddesine göre ikinci sınıf tüccar olduğunun mahkememize bildirildiği, açıklanan hususlar dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının tacir sıfatının ve ticari işletmesinin bulunmadığı ve bu sebeple uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili de olmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/03/2025

Katip... ¸e-imza

Hakim...¸ e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/1001, K. 2025/277, T. 20.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1001-e-2025-277-k-c6dc71de13f3