İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/957 E. 2026/8 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/957
Karar No
2026/8
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/957 KARAR NO : 2026/8

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı ----Şirketi'nin 3 ortaklı şirket olduğu, davacının payının %45 olduğu, davalı ...'ün payının %71 olduğu, davalı ...'ın payının %24 olduğu, dava dışı şirketin konkordato infaz sürecinde olduğunu, her iki ayda bir kayyım raporu sunulduğunu, davacının dava dışı şirkette müdürlük görevini yaptığını ancak iş bu görevin 2022 yılının haziran ayından itibaren davalılar tarafından engellendiğini, davacının iş bu tarihten itibaren şirketin kayıt ve defterlerini inceleyemediğin, dava dışı şirketin üç adet makinesinin 02.12.2022 tarihli bir karar ile 8.778.272,23.-TL'sına satıldığını davacının kayyım raporu ile öğrendiğini, iş bu satış tutarının dövize çevrildiğini, davalıların müşterek imzaları ile 23.01.2023 tarihinde 368.800 Euro ve 41.100 USD tutarında nakit para çekildiğini, davacının iş bu tutarın ne amaçla çekildiğini ve akıbetinin ne olduğunu bilmediğini, davacının davalılara ihtarname gönderdiğini ancak bilgi alamadığını, davalıların şirkete ağır ölçüde zarara uğrattıklarını, dava dışı şirketin tüzel kişi ve gerçek kişilere olan borçlarının yüksek miktarda olduğunu yanı sıra yüksek tutarda kamu borçlarının bulunduğunu, davalıların şirket kaynaklarını kullanarak menfaat elde ettikleri ve yöneticilerin özen ve sadaka yükümlüğüne aykırı davrandıkları, davalılar tarafından dava dışı şirkete verilen zararının bilinmediğini, sonuç ve istem: davanın kabulünü; Şirket'e ödenmesine karar verilmesi gereken zarar tutarının miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmadığından bu alacakların HMK'nin 107. Maddesi uyarınca (belirsiz alacak davası), verilecek bilgi ve yapılacak tahkikat sonucu ortaya çıkacak asıl alacak miktarları belirlendiğinde arttırmak üzere asgari değer olarak; 1. Şirket'in Euro olarak uğradığı zararın şimdilik 500 (beş yüz) EURO olarak fiili ödeme tarihindeki tutarı üzerinden ve zararın meydana geldiği tarihten itibaren devlet bankalarının EUR para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla (3095 sayılı kanun madde 4/a kapsamında) birlikte Şirket'e ödenmesine, 2. Şirket'in Amerikan Doları olarak uğradığı zararın şimdilik 500 (beş Amerikan Doları olarak fiili ödeme tarihindeki tutarı üzerinden ve zararın meydana geldiği tarihten itibaren devlet bankalarının USD para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla (3095 sayılı kanun madde 4/a kapsamında) birlikte Şirket'e ödenmesine, 3. Şirket'in Türk Lirası cinsinden uğradığı maddi zararın şimdilik 10.000 Türk Lirası olarak zararın meydana geldiği tarih itibarıyla işletilecek ticari avans faiziyle davalılar tarafından----- şirketi'ne ödenmesine; TTK'nin 630. maddesi uyarınca şirket müdürü sıfatına haiz davalıların yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılması ve denetim/yönetim kayyımı atanması dahil şirket'in yönetimiyle ilgili koruma tedbirleri alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar'a yükletilmesine, dava sonucunda, müvekkilinin bırakılacak bir yargılama gideri ya da vekalet ücreti olması halinde bu yargılama masrafi ve vekalet ücretinin tamamının TTK m. 555 f.2 uyarınca, ---- Şirketi'ne yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP; Davalı vekili tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın arabuluculuk dava şartı eksikliğinden reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği zararını ve alacağının kesin ve net şekilde belirlediğini ancak belirsiz alacak davacı açtığını dolayısıyla hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddini gerektiği, davacı tarafın esasa ilişkin iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Kayyım raporunda 30/09/2022 , 31/12/2022 , 31/03/2023 ve 30/06/2023 dönemlerinin her birisinde Şirket'in karlarının ve kar yedeklerinin toplamının Şirket'in geçmiş yıllar zararının çok üzerinde olduğu görüldüğünü, şirketin sermayesinin ödenmemiş sermayesinin olmadığı, TTK 358 inci maddesindeki sınırlama şartlarının oluşmadığını, kayyım raporunda satışı yapılan makineden elde edilen gelirin dava dışı şirket kasa hesaplarına alındığı iş bu sebepten dolayı davacının davasının hukuki bir dayanağının yada somut bir karşılığının bulunmadığı, davacıya amme alacakları kapsamında yüklenecek herhangi bir mali sorumluluk, yükümlülüğün bulunmadığını, davacının kendisine bilgi ve belge verilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, talep sonucu; davanın usulden ve esastan ayrı ayrı reddini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 644/1-a bendi atıf yoluyla 553.vd maddeleri uyarınca Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklı Tazminat talebidir.Davacı şirket ortağı ile davalı şirket ortaklarının dava dışı -----ortağı aynı zamanda da müdürlük sıfatına haiz oldukları, şirket ortak ve müdürü olan davacı tarafından diğer müdürler aleyhine şirketi zarara uğrattıkları gerekçesiyle TTK 644/1-a maddesine atıf yoluyla TTK 553 vd. Maddeleri uyarınca şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine yönelik tazminat davası açılmıştır. Uyuşmazlık; davacının 08.11.2023 tarihinde istifa ettiği belirtilmekle, bu konu hakkında karar alınıp alınmadığı, istifanın geçerli olup olmadığı, dava dışı şirket hakkında ---- ATM 'nin -----sayılı dosyası ile Konkordato Talebi sonucu Kayyım raporu uyarınca Konkordato Projesi gereği 02.12.2022 tarihli karar ile 8.778.272,23 TL bedel karşılığı satıldığı ve akabinde bu bedelin davalıların müşterek imzaları ile 23.01.2023 tarihinde banka hesaplarından 368.800 Euro ve 41.100 USD çektikleri belirtilmekle, bunun yanında hem kendi hem de aile efradı yararına tasarruf sağladıkları iddiaları olup bu belirtilen eylemlerin yapılıp yapılmadığı ve bu eylemlerin TTK 644/1-a bendi atfı ile TTK 553 ve devamı maddeleri uyarınca davalıların sorumluluğunu gerektirip gerektirmediği ve davacının dolaylı zararının olup olmadığı hususlarıdır. 6102 Sayılı TTK'nın 644/1-a bendi atfı yolu ile TTK'nın 553/(1). Maddesi uyarınca; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, Kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.( ---- BAM ---- HD ----- Bilindiği üzere bu tür davalarda, sorumluluk davası açan ortağın ortaklık sıfatının dava süresince kesintisiz olarak devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmaz. Davanın başında ortaklık sıfatı bulunup yargılama sırasında bu sıfatı kaybeden davacının, tekrar pay sahibi olması halinde de aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilmesi olanaksızdır. Nitekim Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin ---karar sayılı ve ---- sayılı ilamında da ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu tür davalarda davacının davanın başından sonuna kadar bu sıfatının mevcut olması gerektiği hususu vurgulanmıştır.Yöneticinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Yani, şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı alacaklı açısından ise dolaylı zarardır. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağından alacaklı dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir ----TTK 553 maddesi kanundan ya da esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu işlem ve eylemleriyle ihlal eden YK üyelerini (kurucuları ,diğer yöneticileri ve tasfiye memurlarını) verdikleri zararlardan dolayı şirkete ,ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu tutulmaktadır. YK üyelerinin sorumluluğunun müeyyidesi tazminattır. Zarar doğurucu işlem ve eylem YK üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacı aittir. Davacı YK üyesine bir kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde ,YK üyesi ,zarar doğuran işlemlerden kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. YK üyelerinin şirkete karşı sorumluluğu akdi nitelik taşır. YK üyelerinin kanun veya esas sözleşmesinin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemeleri , ----- ile aralarındaki vekalet sözleşmesinin bir ihlalini teşkil eder. Ortaklar ve alacaklılarda tazminatın şirkete ödenmesi talebiyle açacakları dolaylı zarara ilişkin davalarda sözleşmeye aykırılık sebebine dayanabilirler. Ortakların ve alacaklıların doğrudan doğruya zararlarının tazmini için (tazminatı kendilerine ödenmek üzere ) açacakları davanın temelini haksız fiil oluşturur. Zararın varlığın ve miktarını kanıtlama yükü davacıdadır. YK üyeleri şirkete ,ortaklara ve alacaklılara doğrudan doğruya verdikleri zararlardan olduğu gibi dolaylı zararlardan da sorumlu tutulmuşlardır. Davacı gördüğü doğrudan zararın kendisine ödenerek tazmin edilmesini talep edebilir,buna karşılık şirketin gördüğü zararlar nedeniyle dolaylı olarak zarara uğrayan ortaklar ( şirketin iflas etmesi koşulu ile TTK 557 maddesi uyarınca ) alacaklılar şirkete ödenmesini isteyebilirler. Sorumluluk davasında asıl dava hakkı şirkete ait olup şirketi idare ve temsile yetkili YK tarafından açılır Dolayısıyla zararlara dayanan davalar için ;YK üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışları ,ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmesine yol açar. Şirketin gördüğü doğrudan doğruya zarar ,ortaklar ve alacaklılar açısından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir. Ortaklar veya alacaklılar davada tazminatın kendilerine değil ,ortaklığa verilmesini istemelidirler. (TTK 555.556 (1). TK ‘ da ortakların ve alacaklıların dava hakları arasında önemli bir fark olup TTK 556. madde uyarınca alacaklıların dava hakkı şirketin iflas etmesi ön koşuluna bağlanmıştır. Dolayısıyla zaralar nedeniyle açılan davanın hukuki dayanağı akde aykırılıktır. Gerçekte ortaklar ve alacaklılarla YK üyeleri arasında bir sözleşme bağı yoktur. Sözleşme ---- ile YK üyeleri arasındadır. Ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararlara dayalı dava haklarının ortaklığın dava haklarından kaynaklanmasından dolayı ,sözleşmeye aykırılık temeline dayandığı kabul edilmiştir. Ortaklık ve alacaklılık sıfatını kaybetmiş olanların dava hakları yoktur. Ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesin talep edemezler. Doğrudan doğruya zararlara dayanan davalar yönünden ise; YK üyelerinin fiillleri sonucu ortakların veya alacaklıların ,şirketin zararından bağımsız olarak gördükleri zararlardır. Bu fiillerin ayrıca şirketi zarara sokmuş olup olmadığı önem taşımaz. Doğrudan doğruya uğranılan zararlar nedeniyle açılan davalarda ortaklar veya alacaklılar ,tazminatın kendilerine verilmesini isteyebilirler. Dava ,yine TTK 553. vd ‘daki kurallara tabidir. Bu davalarda ,şirketin zararı ile bir ilişki olmadığı ve hükmolunacak tazminat kendilerine verileceği için ,ortakların ve alacaklıların açacakları sorumluluk davasında şirketle YK üyeleri arasındaki sözleşmeye dayanma imkanı yoktur. ,ortakların ve alacaklıların üçüncü kişi sıfatıyla açacakları sorumluluk davasının hukuki temeli haksız fiildir. Şirket alacaklıları YK üyelerinin ,kendilerine verdikleri alacaklı sıfatıyla ilişkili olmayan zararları ,şirketin iflas etme önkoşulu aranmaksızın haksız fiil uyarınca TK 371 (5) maddesi uyarınca talep edebilir .----- Olaya ilişkin dosya içerisine hükme esas alınan 13.01.2025 tarihli heyet raporu ile 02.07.2025 tarihli ek rapor alınmıştır. Yapılan Yargılama Sonucu; davacının, dava dışı ---- Şirketinin ortağı ve aynı zamanda yetkilisi olduğu, diğer davalılarında ortak ve aynı zamanda yetkilisi olduğu, şirket müdürlerinin şirketi zarara uğrattıkları gerekçesiyle TTK 644/1-a bendi atıf yoluyla 553.maddesi uyarınca tazminat davası açılmıştır. Şirket yöneticilerinin şirketi kanundan yada esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri durumunda meydana gelen zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Teknik bilirkişi tarafından hükme esas alınan rapor uyarınca dava dışı ----- uyuşmazlık yılları olan 2022-2023 ticari defter ve kayıtları incelenmiş TTK madde 64,66 VUK madde 220-226. ve 1 Sıra No'lu Elektronik Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olduğu ancak Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine uygun olmadığı, mesnetsiz kayıtların bulunduğu tespit edilmiştir. Dava dışı şirketin ticari defterlerinde mesnetsiz kayıtların olması nedeniyle şirketin banka hesapları incelenmiş ve davalı şirket müdürü tarafından 23.01.2023 tarihinde 369.000 Euro çekildiği tespit edilmiş olup paranın çekilmesine ilişkin hesap görüntüsü de rapora ilave edilmiştir. Çekilen bu miktarın muhasebe kayıtlarında yer almadığı, 01.04.2023 tarihinde kasa hesabına alındığı ancak bu rakamın fiziki olarak şirket kasasında olmadığı yani 23.01.2023 tarihinde davalı şirket müdürü ... tarafından çekilen miktarın şirket kasasında gibi gösterilmesine rağmen şirket kasasında olmadığı tespit edilmiştir. Yine bunun yanında 23.01.2023 tarihinde davalı ... tarafından 41.100 USD çekildiği bu miktarında TL olarak şirketin kasa hesabında ortaklar cari hesabına aktarıldığı ancak fiziki olarak şirket kasasında olmadığı diğer bir deyişle yine davalı ... tarafından çekilen 41.100 USD'nin şirket kayıtlarında olmadığı tespit edilmiştir. 31.12.2022 tarihi itibariyle dava dışı---- kaydi olarak ortaklara borç hesabının "0" olarak tespit edildiği, 31.12.2023 tarihi itibariyle ise şirketin ortaklara borç hesabının 4.534.218,07 olduğu, ortakların dava dışı şirketten alacaklarının "mesnetsiz" kayıtlar ile oluşturulduğu ve bu alacağın geçerli olmadığı tespit edilmiştir. Alacağın sebebinin hangi belgeye dayandığına ilişkin herhangi bir tespit yapılamamıştır. Bu haliyle şirket kayıtlarının "mesnetsiz" olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirket müdürünün 23.01.2023 tarihinde 369.000 Euro ile 41.100 USD dava dışı ----- hesabından para çektiği tespit edilmiş ancak çektiği paraları dava tarihi itibariyle şirket hesabına geri iade etmediği anlaşılmıştır. Davalı şirket müdürlerinden ...'ün TTK'nın 626.maddesinde düzenlenen müdürlerin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ederek şirket hesabından para çektiği ve iade etmediği anlaşılmış olup bu haliyle şirketi kendi eylemi ile zarara uğrattığı eylem ile zarar arasında para çekmenin tespit edilmesi suretiyle illiyet bağının kurulduğu anlaşılmakla davalılardan şirket müdürü ... tarafından dosya içerisine sunulan 29.12.2025 tarihli talep artırım dilekçesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalılardan diğer şirket müdürü ---- hakkında şirketi zarara uğratttığına ilişkin herhangi bir delil veya emare bulunamadığından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; Açılan Davanın Talep Arttırım Dilekçesi uyarınca KABULÜ İLE; - 169.000,00 Euro ve 41.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren TC Kamu Bankalarınca 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Euro ve USD için 1 yıllık vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan ...den alınarak dava dışı ----- verilmesine, 2- Davalılardan ... hakkında açılan davanın REDDİNE, 3- Alınması gerekli karar harcı 457.926,58 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 699,86 TL peşin harç ve 114.012,17 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye eksik kalan 343.214,55-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 699,86 TL peşin harç ve 114.012,17-TL tamamlama harcı toplam 114.712,03-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 887 TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.156,85-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 812.292,30-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/957, K. 2026/8, T. 07.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-957-e-2026-8-k-34cba3a592ae