İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/771 E. 2025/425 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/771
- Karar No
- 2025/425
- Karar Tarihi
T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2023/771 Esas - 2025/425 T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/771 Esas KARAR NO : 2025/425 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/11/2023 KARAR TARİHİ : 23/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/07/2025 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, 21/08/2022 tarihinde saat 19.45 sıralarında davacının ... ..... .... sevk ve idaresinde bulunan, davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın kendisine çarptıktan sonra arabanın altında kalması sonucu “hayati tehlikesi” olacak kadar ağır yaralandığını ve olay sonrası ilk müdahale ve ameliyat ile tedavilerin hastanelerde gerçekleştiğini, tedavilerin devam ettiğini ve defalarca ameliyat olduğunu, kaza tarihi olan 21/08/2022 tarihinden sonra uzunca bir süre yatağa mahkum şekilde yaşadığını olan davacının en temel ihtiyaçlarını dahi tek başına gideremediğini, aile fertlerinin yardım ve destekleri ile hayatını güçlükle idame ettirebilmiş olduğunu, yaşı itibariyle davacının çok zor günler geçirdiğini, kendisi ile ailesinin halihazırda kazanın etkilerinden kurtulamadıklarını, davacının maluliyet durumuna ilişkin henüz kati rapor alınmadığı gibi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurumunun tanzim etmiş olduğu 26/09/2022 tarihli raporda kaza sebebiyle yaralanmanın hafif ölçüde olmadığını, olayın davacı yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunu, hayat fonksiyonları üzerine etkisinin ağır olduğunu, 6 ayda bir değerlendirme ile 18 ay sonra ancak ortopedi muayene yapılması gerektiğinin belirtildiğini, davalı Süleyman Apak’ın site içinde seyrederken hızını düşürmemiş olmasının, hız limitlerini çok yüksek oranlarda aşmış olmasının, hiçbir surette frene basmamış olması hususları göz önüne alındığında, meydana gelen kaza sebebiyle tam kusurlu olduğunu, bu durumun ceza davasının münderecatı ve dava sonucu ile de sabit olduğunu, bedensel zarara uğrayan davacı lehine manevi tazminat istemi değerlendirilirken, davacının yaşam koşullarında ve değerlerinde tam anlamıyla olumsuz bir köklü değişime sebep olan tüm belirttikleri hususların ve davalının kişilik özellikleri ile sebep olduğu vahim hadise akabindeki tutum ve davranışının da göz önüne alınması ve hakkaniyet ile adalete uygun olan bir manevi tazminata karar verilmesini talep ettiklerini, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın Ercan Akkoyun adına kayıtlı olduğunu, Türkiye Sigorta A.Ş. tarafından hazırlanmış olan 513440296 No’lu ZMSS poliçesi kaza tarihinde geçerliliğini koruduğunu, geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği, bakıcı ve tedavi giderleri ödeneği ve kazadan kaynaklı olarak meydana gelen diğer tüm zararlar sebebiyle doğan maddi tazminat borcundan Karayolları Trafik Kanunu gereği söz konusu poliçe limiti kapsamında sigorta şirketinin, tüm zarar miktarı bakımından araç sahibi sıfatıyla davalı Ercan’ın sorumluluğu bulunduğunu, Uyap üzerinden sunulma imkanı olmayan olay anına ilişkin kamera kaydı, müvekkili tedavisine ilişkin tetkiklerin CD'lerini ve diğer delillerin fiziken mahkemeye sunulacağını, davacının uğramış olduğu zararlarının tazmini talebiyle 01/03/2023 tarihinde Türkiye Sigorta A.Ş.’ye başvuru yapıldığını, ödeme yapılmayacağı yönünde cevap verilmesi üzerine arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde de anlaşma sağlanamadığını, davanın ikame zorunluluğunun doğduğunu, ihtiyati haciz taleplerinin yasa ve içtihat hükümleri ve izah edilen tüm sebepler, hükmedilecek tazminatın güvence altına alınması ve hakkaniyet gereği davalılar Süleyman ve ...'ın taşınır ve taşınmaz mallarına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, izah olunmaya çalışılan ve re’sen dikkate alınacak hususlara binaen, ileride doğacak ve doğması muhtemel zararlar sebebiyle fazlaya ve başkaca sorumlulara karşı her türlü başvuru, talep, artırım, dava ve diğer tüm yasal hakları saklı olmak kaydıyla davalı Süleyaman Apak’ın sevk ve idaresinde iken müvekkile çarpan ve davalı ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalılar Sema ve Süleyman Apak’ın taşınır ve taşınmaz mallarının sorgulanarak, tespit olunanların üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalılar Süleyman ve ...’tan 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ve artırım yapmaya ilişkin haklarımızı saklı tutmak kaydıyla HMK m 107 kapsamında belirsiz, davacının maruz kaldığı kaza sebebiyle oluşan geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri ödeneğinin ve kaza sebebiyle meydana gelen tüm zararlarının (yaşam boyu kullanılacak protez, ilaç ve gereç giderleri, estetik zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar) davalılardan Türkiye Sigorta A.Ş. yönünden şirkete başvuru tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen şimdilik 10.000,00 TL olarak tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 22/11/2023 tarihli dilekçesinde maddi tazminat talebini somutlaştırarak, dava dilekçesindeki maddi tazminat talebini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 9.000,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 500,00 TL, geçici bakıcı gideri tazminatı yönünden 300,00 TL, tedavi gideri tazminatı yönünden 200,00 TL olarak açıklamıştır. CEVAP : Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, haksız ve dayanaksız davanın reddi gerektiğini, 45 P1188 plakalı aracın müvekkili şirkete, 03/08/2022- 03/08/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 513440296/0 numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının poliçe ile amaçlandığını, poliçeden dolayı sorumlulukların sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 1.000.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığınını, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekâlet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağı, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, davanın öncelikle “dava şartı eksikliği” sebebiyle usulden reddi gerektiğini, 2918 sayılı 97. Madde hükmü gereği 26.04.2016 yürürlük tarihli 6704 sayılı torba yasa ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki zararların dava yolu ile çözümü öncesi sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, sigorta şirketine mevzuata uygun yazılı başvuru ve başvuru tarihinden itibaren 15 günün geçmiş olması durumunun dava şartı olduğunu, başvuru sahibi tarafından mevzuata uygun olarak alınan bir maluliyet raporu sunulmaksızın yapılan başvurunun geçerli bir başvuru olmadığı ve davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ZMMS Genel Şartlarda 01/06/2015 tarihli değişiklikle sigorta şirketine başvuru yapılırken zorunlu olan evrakların kaza zaptı ve 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı resmi gazetede yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu İle Çocuklar İçin Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu olarak belirtildiğini, başvurucu taraflardan 14/03/2023 tarihinde eksikliklerin giderilmesi istendiğini ancak söz konusu eksiklikler giderilmeksizin davanın ikame edildiğini, KTK madde 97 ve Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca dava şartı olan müvekkili sigorta şirketine yapılması gereken ön başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, aksi durumda davacı çocuk Halil Bayram’ın ÇÖZGER raporunun yetkili kurumlardan alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatına ilişkin şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kaza tarihi ve poliçe başlangıç tarihi dikkate alınarak 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları hükümlerinin uygulanması ve davanın ilgili taleplerden dolayı esastan reddi gerektiğini, poliçe başlangıç tarihinin 03/08/2022 olduğunu başvuruya konu kazanın da 21/08/2022 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında, 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının yürürlükten kaldırıldığı 14 Mayıs 2015 tarihli 29355 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 01/06/2015 tarihinde geçerli olmak üzere yürürlüğe girdiğini, bu bağlamda 01/06/2015 tarihinden önce gerçekleşen trafik kazalarına önceki genel şartlar, 01/06/2015 tarihinden sonra gerçekleşen kazalara ise 14 Mayıs 2015 yayın tarihli genel şartların uygulanacağı, 01/06/2015 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartlarının, (A.5.) no.lu maddesinin (b) bendi gereği 01/06/2015 sonrası poliçeler bakımından müvekkili sigorta şirketinin Geçici İş Göremezlik, Geçici Bakıcı Gideri Tazminatı ve Tedavi Giderleri ile diğer talepler bakımından herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, genel şartların atıf yapmış olduğu, 13/02/2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 98.maddesi ve 6111 sayılı Kanun 59. maddesi ile 6111 Sayılı Kanun’un Geçici 1. Maddesinde, trafik kazalarından kaynaklanan sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağının düzenlendiğini, bu bağlamda, sigorta şirketlerinin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi tedavi teminatı kalmadığından iş bu teminattan ödenen geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve diğer tüm zararlar bakımından sorumluluğu kalmadığını, yasa ve genel şart hükümleri doğrultusunda geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin poliçe teminatı dışında kaldığından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı tazminat miktarının, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlarınca (yeni genel şartlar) benimsenen TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplanması gerektiğini, yeni genel şartlar uyarınca Maluliyet Tazminatı hesaplamalarının Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre hesaplanamayacağını, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiği, KTK 86. madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, her ne kadar davacı taraf sigortalı araç sürücüsünün işbu kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu iddia etse de bu iddiaya katılmalarının mümkün olmadığını, zira Gölmarmara Polis Merkezi Amirliği'nde alınan şüpheli ve bilgi alma tutanaklarında Süleyman Apak'ın hem de tanık Zehra Erdoğan'ın ifadesi ile çocukların, kurallara aykırı bir şekilde caddede oynadıklarını, Halil Bayram’ın sağını solunu kontrol etmeksizin yola atlamış olduğunun görüldüğünü, davacı Halil Bayram’ın işbu kazanın oluşumunda kusurunun bulunduğunun izahtan vareste olduğunu, dosyanın savcılık evrakları ile birlikte Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınması gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, kaza sebebiyle yapılan ödemelerin daha sonradan müvekkili şirketçe ödeneceğinden bu konuda herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını, varsa rücuya tabi ödemelerin hesaplanabilecek tazminat miktarından mahsubu gerektiğini, ceza soruşturması esnasında uzlaştırma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, uzlaştırma sağlanmış ise açılan davadan feragat edilmiş sayılacağından davanın esasına girilmeden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirkete işbu başvuru öncesi yapılmış geçerli ve eksiksiz bir başvuru bulunmadığını, dosyanın sağlıklı bir şekilde inceleme imkânı tanınmadığını, şirketin temerrüde düşmediğini, başvuru tarihinden itibaren faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Süleyman Apak 23/11/2023 tarihli dilekçesinde, 21/08/2023 tarihli kaza ile ilgili olarak kaza yaptığı çocuğun Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinde yattığı bilgisi üzerine eşi ile birlikte hastaneye ziyarete gittiğini, davacı çocuğun babası Hüseyin Bayram’ı telefon ile aradığını ve çocuğun yattığı yeri öğrenmek istediğini ancak kendisine gelmemesinin, ailesinin hastanede olduğunun ve ailesinin olaydan dolayı çok kızgın olduklarının ve hastanede kavga çıkabileceğinin bildirilmesi üzerine geri dönmek zorunda kaldıklarını, bu durumu anlayışla karşıladığını, daha sonra tekrar aradığında Hüseyin Bayram’ın telefonlarını açmadığını, ancak kendisinin maddi ve manevi yanlarında olmak istediğini fakat kendisinin istenmediğini ve acılarının taze olduğunu bilmesiyle fazla rahatsız etmek istemediğini, arama kayıtlarını sildiğini, ancak arama yaptığına dair arama kayıtlarının mahkemece araştırılarak dosyaya eklenmesini talep ettiğini, tanık beyanları ve doktor raporu ile çocuğun belinde yol parke taşlarının bağlandığı plastik palet ipinin olduğunu, kazadan önce ipi fark etmediği çünkü ipin ince olduğununu, gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı sürekli gözlük kullandığından da ipi fark edemediğini, arkadaşının çekebileceğini de düşünemediğini, kaza mahallinin avukatın beyan etmiş olduğu gibi site içerisinde olmadığını, iki şeritli yol olan Hamzacık Caddesi üzeri olduğunu, çocuğun aracına doğru geldiğini görünce kaçmak için frene basıp diğer şeride geçmek zorunda kaldığını, kazadan sonra olay yerinden yaralı çocuğu alıp hastaneye kendi aracı ile götürdüğünü, çocuğun yaralanmasından dolayı hayati tehlikesinin bulunması sebebiyle mevcutlu olarak adliyeye çıktığını ve adli kontrol şartı ile serbest kaldığını, yaklaşık 2 yıl kadar imza attığını, imzalarını aksatmadığını, olay sebebiyle gelecek maddi ve manevi tazminat cezalarından kaçmak için taşınır ve taşınmaz mal satışı yapmadığını, kendisi hakkında sürekli alkol alındığının beyan edildiğini ancak kendisinin alkol sürekli alma durumu olmadığını, olayda kastinin bulunmadığı şartlar ve koşullardan dolayı olayın gerçekleştiği bu olaydan dolayı üzgün olduğunu verilecek cezaya razı olduğunu, mahkemenin ... ilinde olduğunu, kendisinin emekli olduğunu ve emekli maaşı ile ... iline gidip gelecek durumunun bulunmadığından Akhisar ilçesinde bulunan adliyede ifadesini vermek istediğini beyan etmiştir. Davalı ... davaya karşı cevap vermemiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ZMMS sigorta poliçesi örneği, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, eksper raporu, davacıya ait tedavi belgeleri, bilirkişi raporları, araç ve sigorta bilgilerini gösteren belgeler, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının tespitine ilişkin yapılan araştırmalar, dava dosyasında bulunan diğer deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacının sürekli iş görmezlik, geçici iş görmezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi zararının tazmini istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi tarafından davacının yaralanmasına sebebiyet veren ... plakalı araç için 03/08/2022 ilâ 03/08/2023 tarihlerini kapsar şekilde ZMMS poliçesi düzenlendiği, poliçenin araç başına 1.000.000,00 TL maddi teminat sağladığı, 21/08/2022 olay tarihinde ... plakalı aracın davacıya çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı vekilinin, davacının uğradığı sürekli iş görmezlik, geçici iş görmezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve manevi zararının tazmini istemi ile bu davayı açtığı görülmektedir. İşletenin sorumlu olduğu zararların belirlendiği 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi, aynı Kanun'un 91/1. maddesinde ise "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır. 2918 sayılı KTK'nun "Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde ZMMS kapsamı dışında kalan hususlar sayılmış olup, bu haller dışında sigortacı, sigortalı aracın sebep olduğu zararlardan sigorta sözleşmesi kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve sigorta limiti ile sorumludur. 6098 sayılı TBK'nun 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesi hükmüne göre bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan o aracın işleteni sorumlu olur. Bu maddede düzenlenen sorumluluk hali tehlike sorumluluğudur. TBK'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde bedensel zararlar "(1) Tedavi giderleri, (2) Kazanç kaybı, (3) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, (4) Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" olarak belirtilmiş, bedensel zarara uğrayan kimsenin tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir. Bu zararlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile, geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. 05/02/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda, sürücü Süleyman Apak, sevk ve idaresindeki otomobil ile iki yönlü yolda seyir halinde iken olay yerine geldiğinde, ön ilerisinde yol kenarında oynayan çocuklara yaklaşımında muhtemel bir olayı önlemek bakımından varlığını belli edecek şekilde uyarıda bulunmayıp müteyakkız seyretmemiş olup yanlarından geçişi sırasında seyir yoluna giren yayaya önlemsizce çarptığı olayın oluşumunda kusurlu olduğu, 2017 doğumlu davacı yaya Halil BAYRAM'ın can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolu üzerinde oynayıp yaklaşan vasıtaya rağmen kontrolsüz hareketle aracın seyir yoluna girmekle sebebiyet verdiği olayın oluşunda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleriyle davranış faktörleri olayın oluşu üzerine etken olduğu, sonuç olarak davalı sürücü Süleyman Apak’ın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, 2017 doğumlu yaya Halil Bayram’ın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleriyle davranış faktörlerinin oluş üzerine %70 (yüzde yetmiş) oranında etken olduğuna oy birliğiyle karar verildiği belirtilmiştir. 05/07/2024 tarihli Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda, 20/02/2019 gün ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” için düzenlenen cetvelde mağduriyetin karşılığında oran belirtilmediği, özel gereksinim gerektiren hastalıklar için bir kılavuz içerdiğinden dolayı 20.02.2019 gün ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik”in 14/1. maddesinde yer alan “30.03.2013 gün ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ilgili mülga mevzuat hükümlerine çocuk bakımından yapılan atıflar bu yönetmelik hükümlerine göre yapılmış olur” hükmünce davacı çocuktaki yaralanmanın; 1. Yaralanmasının Sürekli Engellilik Oranının %5 (yüzdebeş) olduğu, 2. Geçici iş göremezlik süresinin tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 180 (yüz seksen) gün olduğu, 3. Kaza nedeniyle tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğu belirtilmiştir.
07/03/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacı küçüğün olay tarihinde on sekiz yaş altında olduğu, olay tarihinden itibaren 180 (yüz seksen) gün geçici iş göremezlik dönemi olduğu ve olayın meydana gelmesinde %70 oranında kusuru yönünde dosya kapsamındaki rapor tespit ve kanaatleri, ayrıca tarafların iddia ve savunmaları ile yasa ve içtihat hükümleri hakkında hukuki takdir mahkemeye ait olmak üzere yapılan hesaplama neticesinde 11,343.73 TL gerçek net zararı hesaplandığı, kaza tarihini kapsayan yönetmelik hükümleriyle davacı küçüğün %5 oranında maluliyeti ve olayın meydana gelmesinde %70 kusuru tespitine, herhangi bir ifa amacını sağlayan zarar ödemesi veya rücuya tabi Sosyal Güvenlik ödemesi olmadığına, sigorta poliçesi teminat tutarına itibarla yapılan hesaplama neticesinde 268,094.25-TL daimi iş göremezlik gerçek net zararı hesaplandığı, dosyaya mübrez ZMMS poliçesi teminat limitinin aşılmadığının tespit edildiği, davacı küçüğün kaza tarihinden itibaren 1 (bir) ay süreli bakıma ihtiyaç durumu, olayın meydana gelmesinde %70 kusuru tespit doğrultusunda 1.941,30 TL geçici bakıcı gideri zararı hesaplandığı, davalı ... .... .... A.Ş. nezdinde dava konusu olaya konu ... plakalı “otomobil” aracın 513440296/0 poliçe numaralı, 03/08/2022 başlangıç ve 03/08/2023 bitiş tarihli şahıs başına ölüm/sakatlık 1.000.000,00 TL ve kişi başı sağlık 1.000.000,00 TL teminat bedelli, Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi (“ZMMS”) olduğu ve poliçede sigortalının ... olarak görüldüğü, davacı tarafın tedavi gideri, manevi tazminat, faiz iddia ve talebi, davalılar savunma ve delilleri hakkında hukuki takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 21/08/2022 tarihinde davalı sürücü Süleyman Apak yönetimindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaya davacıya çarpması sonucu davacının sürekli engellilik oran %5, geçici iş göremezlik süresi 180 gün, bakıcı ihtiyaç süresi 1 ay olacak derecede yaralandığı, olayda davalı sürücü Süleyman Apak'ın otomobil ile iki yönlü yolda seyir halinde iken olay yerine geldiğinde, ön ilerisinde yol kenarında oynayan çocuklara yaklaşımında muhtemel bir olayı önlemek bakımından varlığını belli edecek şekilde uyarıda bulunmayıp müteyakkız seyretmemiş olması nedeni ile, yanlarından geçişi sırasında seyir yoluna giren yayaya önlemsizce çarptığı olayın oluşumunda %30oranında kusurlu olduğu, davacı yaya Halil Bayram'ın can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolu üzerinde oynayıp yaklaşan vasıtaya rağmen kontrolsüz hareketle aracın seyir yoluna girmekle sebebiyet verdiği olayın oluşunda %70 oranında etken olduğu, 07/03/2025 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının geçici iş görmezlik zararının 11.343,73 TL, daimi iş görmezlik zararının 268.094,25 TL, geçici bakıcı giderinin 1.941,30 TL olmak üzere toplam 281.379,28 TL hesaplandığı, davacı vekilinin davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğuna dair 14/05/2025 tarihli dilekçesi ve ekindeki makbuz, ibraname ve feragatname başlıklı belgeye göre işlemiş faiz, ilam ve icra vekalet ücreti ve yargılama gideri de dahil olmak üzere maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğu ve bu itibarla maddi tazminat konusunun kalmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat talebi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, TBK'nun 56/1. maddesinin "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." ve aynı Kanun'un 58/1. maddesinin "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." hükümleri uyarınca hem bedensel bütünlüğü zedelenen hem de kişilik hakları saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat miktarının takdirinde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının sürekli engellilik oranının %5 olması, 180 günde iyileşmesi ve 1 ay bakıcıya ihtiyaç duyması, dava konusu olayda davacının %70, davalı sürücünün %30 oranında kusurunun bulunması dikkate alınarak 60.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi huzurunu doyurmaya yetecek ancak zenginleşmesine de yol açmayacak miktarda olduğu kabul edilerek bu değer üzerinden manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Konusuz kalması sebebiyle maddi tazminat talebi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile takdiren 60.000,00 TL manevi tazminatın 21/08/2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Süleyman Apak ve ...'tan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, 3-Maddi tazminat talebi yönünden dava konusuz kalmakla, alınması gereken 615,40 TL harçtan, 269,85 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 345,55 TL harcın müteselsilen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Maddi tazminat talebi yönünden davacının yatırdığı 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin harç toplamı 539,70 TL'nin müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Maddi tazminat talebi yönünden yapılan diğer yargılama giderleri sulh protokolüne göre davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Manevi tazminat talebi yönünden kabul edilen 60.000,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 4.098,60 TL karar ve ilam harcının, HMK'nun 326/3. maddesi uyarınca davalılar Süleyman Apak ve ...'tan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Manevi tazminat talebi yönünden karşılanan 150,50 TL yazışma gideri ile sulh protokolü dışında kalan 2.345,00 TL Adli Tıp Kurumu Başkanlığı rapor ücretinin davalılar Süleyman Apak ve ...'tan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı manevi tazminat davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 60.000,00 TL üzerinden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin, HMK'nun 326/3. maddesi uyarınca davalılar Süleyman Apak ve ...'tan müteselsilen lınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekili ile davalılar ... ve Süleyman Apak'ın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2025 15:28:17
¸ e-imzalıdır