İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/508 E. 2026/403 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/508
- Karar No
- 2026/403
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/508 Esas KARAR NO :2026/403
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 31/07/2023 KARAR TARİHİ:02/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı sigortalı ... arasında 18.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 başlangıç, 26.08.2022 bitiş tarihli, .../4 numaralı, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi akdedildiğini, anılan poliçe ile ... plaka numaralı araç sigortalandığını, 23.11.2021 tarihinde, maliki ... SAĞLIK HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın sebebiyet verdiği kaza neticesinde, ... Sigorta A.Ş. tarafından 6/... numaralı hasar dosyası ile kazada zarar gören araç malikine 87.320,00-TL tazminat ödendiğini, ... plakalı aracın trafik sigortasından 8.777,28-TL ve davalıdan ise 44.607,00 TL tahsil edildiğini, trafik sigortası teminat limitini aşan ve davalının kısmi ödemesinden kalan tutar olan 33.935,72 TL için davalıya rücu edildiğini ve bu alacağa ilişkin .... İcra Dairesi 2023/... E. Sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, haksız itirazın iptali ile davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kusursuz olduğunu, kaza sonucu traktörün sadece sol ön kısmında maddi hasar oluştuğunu, kaza tespit tutağında müvekkilinin sol şeride geçtiğine ilişkin hususlar hatalı ve eksik incelemeye dayandığını, müvekkilinin sol şeritten sağ şeride geçtiği varsayımında sol şeride sıkıştırılan bir aracın sağ şeritten yoldan çıkması, bariyerlere doğru sıkıştırılan bir ağır vasıtanın önüne doğru yönelen traktöre sadece sol ön kısmında bir hasar oluşacak şekilde vurması ve traktörün de darbeye bağlı devrilmemesi mümkün olmadığını, davacının varsayımları ile traktörün de ağır maddi hasarlı olması ve aynı zamanda yük taşıyan tırın, traktörü de devirmesi gerektiği hususları göz önünde bulundurulmasını, 6/... numaralı hasar dosyası ile davacı sigorta şirketin sigortalısına 87.320,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirket müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın trafik sigortasından 43.000,00 TL tahsil edildiğini geriye kalan 44.320,00 TL'nin ise davalılardan rücu edileceği belirtildiğini, davacı taraf davet mektubunda ... plakalı aracın sigortasından 43.000,00 TL tahsil ettiğini belirtse de dava dilekçesinde ... plakalı aracın sigortasından 8.777,28 TL tahsil edildiğini beyan ettiğini, Davacının rucü hakkı bulunmadığını, icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının sigortalısına ödemiş olduğu bedelin halefiyet kapsamında davalılardan tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile dava dışı sigortalı ... arasında akdedilmiş olan Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalanmış olan ticari- yük nakli amacıyla kullanılan ... plakalı araç ile davalılardan maliki ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi olan, diğer davalı sürücüsü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 23.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde oluşan hasar sebebiyle davacı tarafından dava dışı sigortalısına 87.320,00-TL ödeme yapılmış olduğu, dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde dava dışı sigortalı ...'e 13.04.2022 tarihinde 80.660,00 TL ödeme yapılmış olduğu, bu tutarın vergi dahil miktarının ise faturada 87.320,00 TL olarak gösterilmiş olduğu, davacının rücuen tahsilini talep ettiği işbu bedelin 8.777,28-TL'sinin 30.05.2022 tarihinde davalı ... şirketine ait ... plakalı aracın trafik sigortasından; 44.607,00 TL'sinin ise 5 eşit taksit halinde- icra takibinden önce davalılardan tahsil edildiğini, trafik sigortası teminat limitini aşan ve davalının kısmi ödemesinden kalan tutar olan 33.935,72 -TL'nin tahsili için .... İcra Dairesi 2023/... Esas sayılı dosyasından 33.935,72 TL asıl alacak- rücu bedeli, 3.884,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.820,04 TL üzerinden takibe girişildiği, davalıların itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Anılan bu düzenleme kapsamında da borca itiraz dilekçesi ile birlikte borçlunun açıkça yetki itirazında bulunması ve yetkili olduğunu iddia ettiği icra dairesini açıkça bildirmesi gerekmekte olup bu kapsamda dosyadaki icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelendiğinde "Müdürülüğünüz dosyasında borçluların ikametleri bakıldığında Konya ve Ankara icra daireleri yetkilidir" şeklinde itirazda bulunulduğu, söz konusu itirazın usulüne uygun olmadığı; nitekim davacının yerleşim yerinin de İstanbul icra dairelerinin yetki alanı içerisinde kaldığı anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacının halefiyet ilkesi uyarınca dava açmış olduğu, dava dışı sigortalının aracının kullanım şekli de nazara alındığında davalının da tacir olması sebebiyle mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm evraklar, ibraz edilen deliller bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen kök ve ek rapor alınmış ise de rapora karşı sunulan itirazlar da dikkate alındığında dosyamız arasına celp edilenmiş olan Ceza Dosyası ve savcılık tarafından alınan raporlar arasında farkılıkların bulunduğu görülmekle çelişkilerin giderilmesi amacıyla mahkememizce İTÜ'de görevli 3kişilik heyetten yeni bir rapor alınmış olup hükme esas alınan raporda özetle; OLAY : 23.11.2021 günü saat 08:38 sürücü ... yönetimindeki ... plakalı çekici aracı ve buna bağlı ... plakalı yarı römorku ile Adana yönünden gelip Konya ili yönüne seyir halindeyken km 41 + 500 noktasına geldiğinde aracının sağ ön kasa kısımları ile yine aynı yönde yolun sağ şeridinde seyir halinde bulunan davalı sürücü ... yönetimindeki traktörü ... plakalı aracının sağ şeritten sol şeride geçmesi esnasında traktörün sol ön tekerlek kısmı ile 42 GR 062 plakalı çekicinin sağ ön köşe kısımları ile çarpışması sonucu çekici ve dorsenin yola ve yol dışına devrilmesi ve traktörün de sağdan çıkması sonucu meydana gelen kaza yaralanma ve maddi hasarlı sonuçlanmıştır. ... Dolayısıyla heyetimizce yukarıda özetlenmiş olan Trafik Kazası Tespit Tutanağında yapılan açıklamalara itibar ederek kazanın traktör sürücüsünün hatalı şerit değiştirmesi ile solunda araç varken sola yönelmesi sonucu çarptığı TIR aracının devrilmesi şeklinde meydana gelmiş olduğu ve dolayısıyla davalı traktör sürücüsü ...'nın tedbirsiz ve dikkatsiz seyri ile trafiği kontrol etmeden sağ şeritten sol şeride yönelerek sol şeritte seyir halinde bulunan araca çarpmış olması ile 2918 sayılı KTK'nın karayollarında trafiğin akışını açıklayan madde 46 ile tanımlı “Karayollarında trafik sağdan akar. Aksine bir işaret bulunmadıkça sürücüler: .. a) Araçlarını, gidiş yönüne göre yolun sağından, çok şeritli yollarda araçların emniyetle geçişini beklemek, .. zorundadırlar.” kuralının ihlali ve aynı kanunun trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan halleri kapsayan madde 84 ile tanımlı “Araç ileri trafik kazalarında; .. f) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, .. Hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” nedeniyle %100 asli kusurlu olduğu, çekici sürü mer Faruk AKARSEL'e affedilecek bir kusur bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dava dosyasında bulunan 13.04.2022 tarihli Mahsup Fişinde hasar tazminatı olarak 87.320 TL ödeme yapılmış olduğu görülmektedir. Dekontlarda görülen ödemelerin tutarı : 44.320 TL Davacının trafik sigortasından tahsil etmiş olduğunu belirttiği 8.777,28 TL ile birlikte almış olduğu ödeme tutarının: 44.320 + 8.777,28 = 53.097,28 TL olduğu ve dolayısıyla kalan zarar tutarının: 87.320 - 53.097,28 = 34.322,72 TL olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu heyet raporunda mahkememizin önceki bilirkişi raporları, ceza dosyası ve savcılık dosyasında alınan tüm raporlar bir bütün halinde irdelenmiş olduğundan rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiş ve rapor hükme esas alınmıştır. Yargılama esnasında davacı vekiline davadaki taleplerine ilişkin olarak verilen süre kapsamında sunulan beyan dilekçesinde "Tarafımızca, itirazın 33.935,72 TL alacak yönünden iptali ile 13.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. 13.04.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiz de talep edilmiş olup, buna ilişkin takip talebinde de yer alan 3.884,32 TL tutar yönünden eksik harç tamamlanmıştır." şeklinde beyanda bulunulduğu, bu hali ile davalının talebinin itirazın tümden reddine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, eksik harcın yatırılmış olduğu, tüm dosya kapsamı itibari ile davacının davalılardan bakiye 34.322,72 TL alacağının kaldığı ancak icra takibinde asıl alacak olarak 33.935,72 TL isteminde bulunulduğu görülmekle taleple bağlı kalınarak davacının davalılardan icra takip tarihi itibari ile 33.935,72 TL isteyebileceği, davalıların asıl alacağa yönelik yapmış oldukları itirazların haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının sunmuş olduğu dekont sureti incelendiğinde 13.04.2022 tarihinde ödeme yapılmış olması sebebiyle ödeme tarihi ile takip tarihi olan 22/02/2023 tarihi arasında geçen sürede faiz talebinde bulunabileceği, talep gibi yasal faiz işletilerek yapılan hesaplama uyarınca takip öncesi 2.635,83 TL işlemiş faiz talebi ile birlikte toplam 36.571,55 TL talep edebileceği kanaatine varılmış olup bu hali ile davalının icra takibine yönelik itirazının bu miktar üzerinden kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalıların .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 33.935,72 TL asıl alacak, 2.635,83 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.571,55 TL üzerinden kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, 3-Alınması gerekli olan 2.498,20-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 390,44-TL, tamamlama harcı olarak alınan 66,35-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.041,41-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 390,44-TL peşin harç ile 66,35-TL tamamlama harcı olarak alınan toplam 456,79-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 308,25-TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 339,00-TL, bilirkişi ücret olarak alınan 23.000,00-TL olmak üzere toplam: 23.647,25-TL yargılama giderinin %96,6 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 22.843,24-TL davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 36.571,55-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.248,49-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin %96,6 kabul red oranı üzerinden hesaplanan 3.091,20-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, kalan 108,80-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır