İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/338 E. 2025/282 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/338
Karar No
2025/282
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/338 Esas - 2025/282 T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/338 Esas KARAR NO : 2025/282

BAŞKAN :.... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ....

DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- .... VEKİLİ : Av. ... : 2-.... DAVA : Ticari Şirket Yöneticisinin Azli DAVA TARİHİ : 09/05/2023 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 G. KARARIN YAZIM TARİHİ: 27/04/2025

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili iddiasın özetle; Müvekkilinin Irak vatandaşı olduğunu, 2015 yılından itibaren Türkiye'de bulunduğunu, Türkiye'de yaşamak arzusu içinde olan müvekkilinin eczacı olmasından dolayı hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda ticaret yapmak fikrini öğrenen davalı yanın birlikte ortak olabileceklerini teklif etmesi üzerine müvekkilinin davalıya duymuş olduğu güven üzerine 27.01.2021 tarihinde .... sicil numarasına kayıtlı olan şirketin ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, şirketin kurulması esnasında davalı yan ile ortak haklara ve paylara sahip olunacağının belirlenmesine rağmen, davalı yanın hile ile kendi lehine %51 hisse tekabül edecek şekilde müvekkiline ortaklı sözleşmesi imzalattığını, sonrasında davalının müdür olarak seçildiğini ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğuna dair karar aldırdığını, tarafların ortak oldukları şirket üzerine kayıtlı ... ili Gölbaşı ilçesi Kızılcaşar Mahallesi 223 ada 15 parselde kain 1 adet gayrimenkul bulunduğunu, davalının şirket adına müdür yetkisini kullanarak, mevcut taşınmazı müvekkilinin bilgisi ve icazeti olmaksızın satışa çıkardığını, davalı ortağın yönetim yetkisini kötüye kullandığı, kendi hesabına, şirketin zararına işler yaptığını, ortaklık işlerinde gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini, şirketin kuruluşundan bu yana şirketin ödemek zorunda kaldığı borç ve cezalar ile vergi ve diğer masraflara katlanmaktan imtina ettiğini, şirketin ticari faaliyetlerinin yürütülmesindeki görevlerini hiçbir zaman ifa etmediğini, şirketin demirbaşlarının bir kısmını müvekkilinin bilgisi ve rızası haricinde satarak haksız kazanç sağladığını, ayrıca müvekkilinin .... Cumhuriyeti vatandaşlığı edinmek için resmi araştırmalar yaptığı sırada davalı yanın kendisinin tanıdıkları olduğunu, bir miktar para karşılığında vatandaşlık hakkını kazandıracağını, bu hususta kendisine danışmanlık yapacağı yönünde vaatte bulunması üzerine müvekkilinin davalıya duyduğu güven üzerine Eylül 2021'de müvekkilinin davalıya elden 2.500 USD teslim ettiğini, ancak sonradan davalının hiçbir işlemde bulunmadığının öğrenildiğini, hile ile müvekkilinden para alarak kendi adına menfaat sağlayan davalı yan hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/105416 numaralı soruşturma dosyası ile dolandırıcılık suçundan şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın halen devam etmekte olduğunu belirterek, davalı ortak .... .. davalı şirketteki yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, kaldırma kararının ticaret sicilinde tescil ve ilanına, davalı.... parselde kain 1 adet gayrimenkule ait satış ve devir işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA: Davalı ... .... vekili savunmasında özetle; Davacı tarafın iddialarının ve taleplerinin soyut varsayımlara dayalı olduğunu, somut bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin, şirketi kurallara ve usulüne uygun yönettiğini, şirketi zarara sokacak bir davranışta bulunmadığını, davacının azınlık hisseye sahip olduğu halde şirketin yönetimini ele geçirmek istediğini, taraflar arasındaki diğer husumetlerin bu dava ile ilgisi bulunmadığını, şirket yönetiminin kötüye kullanıldığı iddiasının doğru olmadığını, mevcut durumda müvekkilinin de şirketin devam etmesini istememekte olduğunu bu nedenle aktif ve pasifler toplanarak tasfiye hazırlıklarına başlanmış olduğunu, bu kapsamda gayrimenkulün değeri de tespit edilerek tasfiye işlemlerine başlanacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, yasal sürede davaya cevap verilmeyerek, HMK.'nin 128. Maddesi uyarınca dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkar etmiştir.

GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 maddesi uyarınca haklı sebeple, limited şirket müdürünün azli taleplidir. Tarafların dayandığı tüm deliller, ticaret sicil dosyası getirtilmiş, davacı tanıkları dinlenmiş, şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı tanıkları yeminli ifadelerinde özetle; Davacı tanığ...; "Ben davacı ile daha önceden tanışıyorum, zaman zaman kendisine Türkiyede yaptığı işlemlerde yardımcı oluyorum, zaman zaman tercüme konusunda yardımcı oluyorum, bende ikili arasındaki görüşmelerde zaman zaman yüz yüze zaman zaman da telefonla tercümanlık yaptım, her iki taraf birlikte ticaret yapmaya ve şirket kurmaya karar verdiler, davacı Türk vatandaşı olmadığından davalı ... bey buna istinaden kuracakları şirkette kendisinin %51 hisseye sahip olması gerektiğini, bunun mevzuattan kaynaklı zorunluluk olduğunu söyledi, ben buna itiraz ettim ama taraflar %51-%49 oranında hisse paylaşımı ile şirketi kurdular, şirket 2019-2020 yıllarında kurulmasına rağmen ticari faaliyette bulunmadığı, benim bulunduğum ortamda davalı ... bey piyasa şartlarının kötü olduğunu bu sebeple faaliyette bulunamadıklarını belirtti, davacı kendisine kar payı verilmediğinden dolayı davalıya itirazlarını benim yanımda iletti, davalı da piyasa şartlarını gerekçe göstererek bu talebi yerine getiremediğini söyledi, bunun üzerine davacı yasal yollara başvuracağını davalıya iletti, davacı ve ailesi Irak vatandaşıdır, Türk vatandaşlığına geçmek istemektedirler, davalı ben bu konuda işlemlerin yapılması hususunda danışmanlık yapabilirim diyerek davacıdan 80.000 USD ücret talep etti, davacı kabul etmedi, sonrasında 22.500 USD ödendi, bu para benim yanımda davalıya davacı tarafından ödendi, sonrasında vatandaşlık işlemleri gerçekleşmedi, alınan para da iade edilmedi, bunun üzerine taraflar arasındaki ilişkiler bozuldu, davalı davacıya, davalı şirkete ait olan ve şirket merkezi olarak kullanılan taşınmazı satacağını, davacının şirkete giremeyeceğini, kendisinin %51 hissesi olduğu için yetkisinin bulunduğunu davacıya söyledi, davacı taşınmazın satışına rıza göstermedi, bu yıl mart yada nisan gibi şirket merkezinde taraflar ve ben bir araya gelerek taşınmazın satılması, şirketin tasfiyesi ve davacının davalıya verdiği paranın iadesi hususunda görüştük, davalı vatandaşlık için verilen parayı başka kişilere verdiğini, bunun karşılığında 17.500 USD bedelli senet aldığını, bu sebeple iade edemeyeceğini, davacınında herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını söyledi, senedi bize gösterdi, daha sonra şirkete ait taşınmazın satış ilanını gördük, tekrar tarafları bir araya getirdim, şirketin tasfiyesi, davalının davacıdan aldığı paranın iadesine yönelik bir protokol düzenledim, tarafları uzlaştırmaya çalıştım, davalı önce imzalayacaktı, daha sonra bunu imzalamaktan vazgeçti, davalı davacıyı 17.500 USD üzerinden anlaşalım diye ikna etmeye çalıştı, hatta bu miktar 16.500 USD'ye kadar düştü, ancak varılan anlaşmayı davalı imzalamadı, sonrasında yasal süreç başladı, davalı davacının şirkete girmesine izin vermiyordu, davacı davalıdan korkuyordu, bunu bana söyleyince birlikte şirkete gittik, hatta ben gitmeden önce davalıyı aradım, davacı ile geleceğimizi, zorluk çıkarmamasını söyledim, davalı siz bunu mahkemeye taşıyacaksınız, kameralar var sıkıysa gelin dedi. Davalı, davacıyla birlikte gittiğimizde ve şirket faaliyetlerini sorduğumuzda şirket faaliyetleri hakkında bilgi vermiyordu, sadece vergi ve şirkete gelen faturalara ilişkin giderlerden bahsediyordu, ben bütün süreçte davalının davacıyı dolandırmaya çalıştığı kanaatine vardım, ben davacıya sadece arkadaşım olduğum için yardımcı oluyorum, bunun dışında ücret karşılığı herhangi bir hizmette bulunmadım" , Davacı tanığı ....; " Ben davacı kızımla birlikte 2015 yılında Türkiye'ye geldim. Davalı ...'in eşi benim torunum olan davacının çocuğunun okulunda öğretmendi. Bu vesileyle ... ile tanıştık. Yaklaşık olarak 2022 yılında davalı tarafından kızıma ticari iş kurma konusunda teklifte bulunuldu. Kızımla birlikte şirket kurdular, ofis açtılar. Kızımın vatandaşlık alması için para aldı. Davalı kızımın şirkete gitmesini engelliyordu. Tüm işlemleri davalı yapıyordu. Kızım davalıya güvendiği için para istediğinde ona istediği paraları verdi. İade edeceğini söylemesine rağmen aldığı paraları iade etmedi. Şirkete ait taşınmaz olup olmadığı konusunda tam bilgi sahibi değilim. Şirketin ofis olduğunu davalı adına ya da şirket adına kayıtlı olduğunu, davalının hissesinin davacıdan daha fazla olduğunu biliyorum. Biz taşınmazın satışını istedik. Ancak davalı kabul etmedi. Şirketteki her şeyi kendisi almak istiyor. Davalı şirket yönetimiyle ilgili tüm kararları kendisi alıyor. Şirketle ilgili kızımın karar almasını, karara katılmasını engelliyor. Başkaca kimseyi tanımadığımız için davalı bu şekilde hareket ediyor. Kendisine olan güvenimizi kötüye kullandı. Bizim aile dostumuz İbrahim Ahder davalı konusunda bizi uyardı. Ancak biz davalıya güvenerek hareket ettik" Şeklinde beyanda bulunmuştur. Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti 15/01/2025 tarihli raporunda özetle; "Davalı şirketin 27.01.2021 tarihinde faaliyetlerine başladığı, kurulduğu tarihten bugüne kadar sadece 2023 yılında 1.670.847,46 TL tutarında net satış gerçekleştirdiği, diğer yıllarda herhangi bir faaliyeti bulunmadığı, 2021 yılında 15.132,27 TL, 2022 yılında 51.177,32 TL zarar ettiği, 2023 yılında 28.102,47 TL kâr ettiği, 2024 yılının ilk 9 aylık kısmında ise 12.997,72 TL zarar ettiği, yapılan bu tespitler neticesinde dava dışı şirketin gayrifaal bir şirket olduğu, dava dilekçesinde ifade edilen ... parselde kâin 1 adet gayrimenkulün 2021 yılından bu tarafa dava dışı şirketin aktifinde kayıtlı olduğu, kurulduğu tarihten bu tarafa dava şirketin aktifinde kayıtlı olan herhangi bir gayrimenkul veya demirbaşın satışına rastlanılmadığı, davalı şirket müdürünün şirket yetkisini kötüye kullandığına ilişkin somut bir bulguya ulaşılmadığı" belirtilmiştir. Somut olayda, iddia, savunma ve deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davacı ortak, davalı şirket müdürü olan davalı ortağın, şirket kuruluşundan itibaren, davacıyı aldattığını, doğru bilgi vermediğini, şirket adına kayıtlı taşınmazı davacının bilgisi ve icazeti olmaksızın satışa çıkarttığını, yönetim yetkisini kötüye kullandığını, kendi hesabına, şirketin zararına işler yaptığını, ortaklık işlerinde gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini iddia ederek, davalı ortağın, davalı şirketteki yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmiş, davalı ortak ise iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Dosyada bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin, davacının %49 oranında, davalı ortağın ise %51 oranında hisse sahibi olduğu 2 ortaklı yapıda olduğu anlaşılmıştır. "Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması" başlıklı TTK.'nin 630/2. maddesinde; "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu yasal düzenlemeye göre bir ortağın, şirket müdürünün haklı sebeple azlini isteyebilmesi için haklı sebebin varlığının davacı tarafça ispatlanması gerekir. Tanık beyanlarına göre şirket ortakları arasında ihtilaflar yaşansa da, bilirkişi raporundaki tespitler ve dosyaya sunulan beyan ve kayıtlara göre, şirket faaliyetlerine yönelik, bilgi alma, inceleme, gerektiğinde özel denetçi atanması gibi hiç bir hukuki yola başvurmayan davacı ortak, soyut iddiaları dışında, davalı şirket müdürü/ortağın azlini gerektirecek haklı sebepleri ispatlayamamıştır. Bu sebeple davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 435,50 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan .... E imzalıdır Üye ... E imzalıdır Üye ... E imzalıdır Katip .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/338, K. 2025/282, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-338-e-2025-282-k-15faf230ab00