İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/265 E. 2024/325 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/265
- Karar No
- 2024/325
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/265 Esas - 2024/325 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/265 Esas KARAR NO : 2024/325
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 31/05/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 31/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça tescili istenen “...” ibaresinin müvekkili şirketin “...” esas unsurlu seri markalarıyla iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların varlığı karşısında dava konusu markanın reddi gerekirken, aksi yönde verilen kararın iptali gerektiği, “...” ibareli ... sayılı markanın, müvekkiline ait markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, buna rağmen dava konusu “...” ibareli marka tescil başvurusuna yapılmış itirazların, ... kararı ile reddedilerek davalı taraf adına başvurusu yapılan markanın başvuru işlemlerinin devamına haksız ve hukuka aykırı olarak karar verildiğini, müvekkili firmaya ait “...” esas unsurlu ibareler ile davaya konu markanın hem görsel ve işitsel, hem de kavramsal unsurlar dâhilinde benzerlik gösterdiğini, dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkili firmaya ait “...” ibareli markalar ile görsel olarak ve bütünsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvuru markasının oluşturulmasında müvekkili şirkete ait markalardan esinlenilmiş olmasının kuvvetle muhtemel olup, markalar arasında benzerlik yaratıldığını, müvekkiline ait “...” ibareli markaların tamamının ya siyah ya da kırmızı renkli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun ise, siyah renk kullanılarak oluşturulmuş, marka kapsamına başka hiçbir şekil ya da renk/... unsuru eklenmemiş olduğu, ayrıca, müvekkili markalarında olduğu gibi, “...” sol tarafı, sağ tarafına göre daha kalın çizildiği, her iki markayı farklı zamanda görecek olan tüketicilerin, markaları zihinlerinde ilişkilendirip ve aynı işletme tarafından oluşturulmuş oldukları zannına kapılacaklarını, müvekkili şirkete ait markaların neredeyse tamamında “...” ibaresi esas unsur olarak kullanıldığını, “...” ibaresi baz alınarak bir seri marka ailesi oluşturulduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu durumun, markanın tek unsuru olarak konumlandırılması ile birlikte, markalar arasındaki benzerliği artırdığını, dava konusu marka başvurusunu, müvekkili şirket markalarından uzaklaştırmaya yarayacak hiçbir unsur/renk/şekil/... bulunmadığını, incelendiğinde, müvekkili şirkete ait markaların sol kısmının, sağ kısmına göre ön plana çıkarılmış markalar olduğunu, müvekkili markalarında kullanılan bu özelliğin dava konusu markada da aynen kullanıldığını, “...” harfinin çok çeşitli varyasyonlarının müvekkili adına kayıtlı olduğunu, bu sebeple “...” harfinin herhangi bir çeşidinin, özellikle de aynı renkte bir “...” harfinin, 3. kişilerce kullanılmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacağını, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet bulunduğunu ve dava konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin, müvekkili şirketin tanınmış olduğu elektronik ev aletleri sektörünü ifade ettiği de gözetildiğinde, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalı marka başvuru sahibinin kötü niyetli olduğu hususlarını beyan etmekte, markalarına ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve ....’nun 07.04.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini ve dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili 07/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı markanın “...+Şekil” şeklinde sözcük-şekil kombinasyonu ile oluşturulduğunu, markanın “...” harfi ile şekil unsuru iç içe geçirilerek farklı bir tasarımla sunulduğunu, davacı taraf mesnet markaları incelendiğinde sözcük ve harf kombinasyonlu markalar görüldüğü, salt “...” harfini içeren markaların şekil ve renk unsurlarıyla genel görünümünün değiştirildiğini, harf ve rakam gibi herkesin kullanımına açık ibarelerin tek bir kişinin tekeline verilmesinin mümkün olmadığını, ancak stilize edilmiş, özel biçim verilmiş ve özgün bir niteliği bulunan standart karakterlerle yazılmamış tek harfler ve rakamların ayırt edici nitelikte olduğunun kabul edildiğini, bu noktada davacı taraf markalarının “...” harfini farklı şekilde tasarlayarak ayırt edici niteliği haiz olsa da zayıf markalar olduğunu, bu açıdan doktrinde de kabul edildiği üzere “tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişi bunun sonuçlarına katlanmak zorundadır.” ilkesinin somut olaya uygulandığını, yapılacak değerlendirme sonucunda; markalar arasında çifte benzerlik ve iltibas şartlarının oluşmadığını, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığının bulunmadığını, davanın reddinin talep edildiğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmadığından 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin "..." ibareli 12.01.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 30.11.2023 tarih ve 486 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.03.2022 tarihinde SMK’nın m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında "..." ibareli markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 02.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 10.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 29.09.2023 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; ... kararının iptali bakımından yapılan incelemede davaya konu marka başvurusu kapsamında; 08. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 08. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 11. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 11. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 35. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait.... sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 37. sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait ...., sayılı markaların tescili kapsamındaki 37. sınıftaki hizmetler ile AYNI/ AYNI/AYNI TÜR olduğu, tespit edilmiştir. Davaya konu markanın hükümsüzlük talebi bakımından yapılan ilave incelemede davaya konu marka kapsamında; 11. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescilleri kapsamındaki 11. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 35. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescilleri kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, tespit edilmiştir. Dava konusu marka; beyaz zemine siyah renkle ve özel bir font ile yazılmış, sağ kenarı tek bir çentikten oluşan “...” ibaresinden oluşmaktadır. Söz konusu marka, stilize edilmiş tek harften oluşan bir markadır. Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar; "...+..." ibarelerinden oluşmaktadır. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; müşterek olan unsurun "..." harfi olduğu, davacıya ait "..." ibareli markaların yazım stili, tertip tarzı ve figüratif unsurları ile dava konusu markanın yazım stili ve tertip tarzının birbirlerinden oldukça farklı olduğu, .....Hukuk Dairesi'nin 11/12/2019 tarih .... sayılı kararı ile onanan .....Hukuk Dairesi'nin 14/12/2017 tarih .... sayılı kararında izah edildiği üzere; tek harften oluşan markalarla ilgili iltibas değerlendirmesinin diğer markalarla ilgili yapılan değerlendirmeden daha sert ölçülere göre yapılmasının gerektiği, zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımalarının mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de tek başına bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, bu hale göre somut olayda yapılan değerlendirmede; karşılaştırılan markalar arasında salt "..." harfinin müşterekliğinden kaynaklı olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede bir benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, karşılaştırılan markaların biçim, kaligrafi ve tertip tarzlarının birbirlerinden oldukça farklı olduğu, dolayısıyla, daha önce davacıya ait "..." ibareli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında herhangi bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; ... nezdinde "..." ibareli markanın ... sayı ile “...” ibareli markanın ... sayı ile “tüketici elektroniği ve beyaz eşya ürünlerinde” tanınmış marka olarak korunmakta olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu tanınmış markalar “...” harfini içermemektedir. Davacı şirket, dava dosyasına “...” harfinden oluşan markalarının tanınmışlığını destekler yeterli nitelik ve nicelikte delil ibrazında bulunamadığından, “...” harfinden oluşan markaların davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı ... veya şekil unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığının bulunduğu söylenememektedir. Diğer taraftan, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde “...”, “...+...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı tespit edildiğinden, işaret benzerliği bulunmaması nedeniyle de somut olayda SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluştuğu söylenememektedir. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı ...'un kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 7.550,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 400,00 TL yurtdışı tebligat harcı, 97,50 AVRO yurtdışı tebliğ masrafı, 90,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 13.925,40 TL ve 97,50 AVRO yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'un yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır