İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/225 E. 2025/69 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/225
- Karar No
- 2025/69
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/225 KARAR NO : 2025/69
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2022 KARAR TARİHİ : 23/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ve davalı şirket arasında iş güvenliği uzmanlığı hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede hizmet başlangıç tarihinin 01.01.2022 hizmet bitiş tarihinin ise 31.12.2022 olarak belirlendiğini, tarafların hizmet süresini bu şekilde belirlemiş olup imza ile taahhüt altına aldıklarını, ancak davalı tarafın, sözleşmeyi bitiş tarihinden evvel haksız ve sebepsiz olarak feshetmiş olduğundan müvekkili şirketin zararı doğduğunu, ayrıca müvekkili şirketin bünyesinde çalışmakta olan ... isimli iş sağlığı ve güvenliği uzmanının, sözleşmenin haksız feshi sonrası davalı şirketin yeni hizmet aldığı iş sağlığı ve güvenliği firması bünyesinde ancak davalıya ait iş yerinde çalıştırılmaya devam ettirilmiş olduğundan davalı şirketin rekabet hukukundan doğan yükümlülüklerini de ihlal ettiğini, davayı açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, müvekkili şirketin hizmet sunduğu davalıya ait iş yeri ---- bulunduğundan işbu davanın ----- ikame edildiğini, müvekkil şirket ve davalı şirket arasında imzalanan "İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi" ile davalı şirketin ----Tesisine ilişkin iş sağlığı ve güvenliği hizmet süresi 1 yıl olarak belirlendiğini ve hizmet başlangıç tarihi sözleşmenin 3. Maddesi uyarınca 01.01.2022, bitiş tarihi ise 31.12.2022 şeklinde düzenlendiğini, müvekkili şirketin hizmet süresi boyunca sözleşmede belirlenen yükümlülüklerine uygun davrandığını, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, ancak davalı şirketçe gönderilen---Noterliği'nin 21.07.2022 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu sözleşmenin tek taraflı ve sebepsiz olarak feshedildiğini, ihtarnamenin içeriğinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14.3. maddesi uyarınca feshedildiğinin belirtildiğini, eğer sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin mevcut olduğu iddia edilecekse bile feshin haklı nedene dayandığı iddiasının ispat yükünün davalı şirkette olacağını, fakat fesih ihtarnamesinde yalnızca sözleşme maddesi dayanak gösterilip herhangi bir fesih sebebi belirtilmediğinden ve davalı tarafın, sözleşmenin feshi bakımından, kendi ihtarnamesi ile bağlı olduğundan şu aşamada haklı veya geçerli olduğunu düşündüğü fesih sebebi ileri sürmesinin de mümkün olmayacağını, taraflara sözleşme ile sebepsiz fesih hakkı verilmiş olsa dahi fesih hakkının kullanılmasında özellikle iyi niyet kurallarına dikkat edilmeli ve sebepsiz fesih hakkının kullanılması karşı tarafın zararına sebep olmaması gerektiğini, sebepsiz fesih hakkının varlığının, taraflardan birinin karşı tarafı maddi zarara uğratabilmesi anlamına gelecek şekilde yorumlanamayacağını, zira aksi durumun kabulünün iyi niyet kuralı ve dürüst davranma ilkelerinin ihlali anlamına geldiğini, somut olayda da hizmet süresinin taraflarca 1 yıl olarak belirlendiğini ancak belirlenen hizmet süresinin 7. ayı itibariyle davalı tarafça sözleşmenin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiğini, zira gönderilen ihtarnamede de müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir sebepten bahsedilmediğini, davalı tarafın haksız ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle müvekkili şirketin maddi zarara uğradığı gibi iş ağının da zayıfladığını ve uzun vadede zarara uğradığını, müvekkili şirketin, haksız fesih sebebiyle hizmet bedelinden de mahrum kaldığını, ancak davalı tarafça sözleşme iyi niyet kurallarına aykırı şekilde sebepsiz ve haksız olarak feshedildiği için müvekkilinin sözleşme bedeli kapsamında uğradığı zarara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik (HMK m.107'ye göre belirlenecek) 15.000,00 TL tazminat talep etmeleri gerektiğini, açıklanan ve resen gözetilecek sebepler doğrultusunda; davanın kabulü ile, sözleşmeden doğan hizmet bedeli alacağı olan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.000,00 tl'nin bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, rekabet hukukunun ihlali sebebiyle 20.000,00 tl maddi tazminatın bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, rekabet hukukunun ihlali sebebiyle 100.000,00 tl manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında tanzim edilen 01.01.2022 başlangıç tarihli "İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesinin "İhtilafların Çözümü ve Yetkili Merci" başlıklı 15. maddesinde ihtilafların çözümünde -----Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, HMK.'nun 17 (1) maddesinde tacirlerin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın yalnız sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılabileceğinin düzenlendiğini, huzurdaki davada, taraflar arasında varlığı ve içeriği tartışma konusu olmayan uyuşmazlığın dayanağı sözleşmenin 15. maddesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde ----- Mahkemelerinin yetkili kılındığı, tarafların ticaret şirketi olup yetki sözleşmesinin HMK'nun 17(1) maddesi gereği tarafları bağlayacağının izahtan vareste olduğunu, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında tarafların, her türlü uyuşmazlığın hallinde ----- Mahkemelerini kesin yetkili makam olarak belirlemiş olmalarına nedeniyle mahkememizin huzurdaki davanın yargılamasında yetkisiz olduğunu, bu nedenle, mahkemenizin yetkisine karşı yapmış oldukları itiraz doğrultusunda mahkememiz tarafından yetkisizlik kararı verilerek yargılama dosyasının yetkili -----Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin -----sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında yükümlülüklerini yerine getirebilmek adına davacı-----. ile tanzim edilen 01.01.2022 başlangıç tarihli " İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi" tanzim edildiğini ve davacı şirketın, müvekkili şirketine tahsis etmiş olduğu B sınıfı İş Güvenliği Uzmanı kanalıyla, müvekkilinin----- kurulu bulunan üretim tesislerine İş Sağlığı ve Güvenliği hizmeti tedarik ettiğini, taraf Şirketler arasında tanzim edilen İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi gereğince davacı şirketten hizmet alımı devam ederken, Müvekkili Şirket Yönetimleri tarafından alınan karar doğrultusunda İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetinin başka bir tedarikçi şirketten alınmasına ve davacı ---- ile tanzim edilen sözleşmenin feshedilmesine karar verildiğini, müvekkili şirketin yönetim tarafından alınan bu karar doğrultusunda, davacı şirkete hitaben keşide edilen ----. Noterliği'nin 21.07.2022 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile; "Taraflar arasından tanzim edilen İş Güvenlik Uzmanı Hizmet Alım Sözleşmesi’nin 14.3. maddesinde “… taraflardan herhangi birinin 15 günlük bildirim süresi sonunda işbu sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak her zaman fesih etme hakları bulunmaktadır.” şeklinde taraflara fesih hakkı tanınmıştır. Şirket Yönetimi olarak yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, taraflar arasında tanzim edilen İş Güvenlik Uzmanı Hizmet Alım Sözleşmesi’nin feshedilmesine karar verilmiştir. Bu sebeple, taraflar arasında tanzim edilen İş Güvenlik Uzmanı Hizmet Alım Sözleşmesi’ni işbu fesih ihbarımızın muhatap şirkete tebliğini takip eden 15 gün sonra geçerli olmak üzere feshettiğimiz" davacı şirkete T.T.K.'nun 18. Maddesinde düzenlenen hükümler kapsamında ihtaren bildirildiğini, açıklanan nedenlerle; mahkememiz tarafından yetki itirazları doğrultusunda, öncelikle inceleme yapılarak, yetkisizlik kararı verilmesini ve yargılama dosyasının yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın usulden ve esasdan reddine, huzurda görülmekte olan işbu davanın Müvekkil Şirkete yöneltilmesi tamamen usul ve hukuk kurallarına aykırı olarak ikame edilmesi nedeniyle HMK'nın 329 Maddesi gereğince Mahkememizce ----- Barosu'nun tavsiye niteliğindeki ücret tarifesi esas alınarak Müvekkili taraflarına ödeyeceği vekâlet ücretini ödemeye mahkum edilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Ticaret Sicili Kayıtları, İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi, --- Noterliğine Ait ----- yevmiye numaralı işlem örneği, Davacı ve Davalı Şirket Arasındaki İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi Örneği, -----. müzekkere cevabı, ----- SGK Hizmet Dökümü ve kayıtları, Faturalar, Fotoğraflar, Tanık, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler. TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; 'Ben davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapıyorum, davalı şirkete ve onun taşeron firmalarına iş güvenliği uzmanlığı hizmeti veriyoruz, bu hususta şirketler arasında yazılı sözleşme mevcuttur, sözleşmede süreler bellidir, yıl sonunda ücret konuşularak tekrar eder, Davalı şirket 2022 yılı Temmuz ayında hiç bir gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshetmiştir, ... isimli personelimizi sözleşme feshedilince geri çağırdık, kendisi ---- bünyesi yani davacı şirkette çalışmak istemediğini davalı izocam şirketi ile devam edeceğini söyledi, sonradan öğrendiğimize göre ---- rakip firma olan ----- firması aracılığıyla ...'ı kendi bünyesinde hizmet vermeye devam ettirmiştir, ---- Hanıma mail atacak iken bize mail attı biz bu durumu ordan farkettik, yanlış hatırlamıyorsam mailde biz kaldığımız yerden devam ediyoruz, şeklinde idi, davalı şirketin bizimle olan sözleşmesini fesih ihbarnamesinin yazılı olarak yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ancak ---- isimli personelin değişikliği ile ilgili bize bilgi vermedi, ...'ın ----- olmayacaksa ben başka yerde çalışmak istemiyorum diye bize söyledi ancak --- sağlığı şirketine geçmiştir.'şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; 'Davacı şirkette İş güvenliği uzmanlığı ve yöneticilik yapmaktayım, Davalı --- ve ----- alt teşeronlarına iş güvenliği hizmeti veriyorduk, 3 yıldan beri iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veriyorduk sözleşmelerimiz yazılı ve süreleri bellidir, 2022 yılı sözleşmeni yıl sonu gelmeden temmuz sonu Ağustos ayı gibi biz başka bir şirketle anlaştık diyerek sözleşmemizi feshettiler, fesih ihbarnamesi yazılı olarak yapıldı, ... bizim bünyemizde sigortalı olduğu için ve davalı tarafla sözleşmemizi feshettiği için geri çağırdık, ---- ise bana ---- ile aracı kılınmaksızın yani herhangi bir ---- bünyesine dahil olmadan doğrudan fabrikasında çalışmak üzere anlaştığını bundan sonra herhangi bir ----- bünyesinde çalışmak istemediğini söyledi ve istifasını mail ile iletti, ayrıca bana ---- çalışmayacaksa da bundan sonra başka bir bakacağını söyledi. ---- bizim vermiş olduğumuz fiyatı rakip firmamız olan ----- ile paylaşmış, biz bu durumunu ---- bize yanlışlıkla mail atmalarından öğrendik, ----- atacakları maili bize attılar bu mailde ...'ın ----- başlaması için özlük dosyası evrakları isteniyordu, ...'ın ------ çalıştığını sosyal medya üzerinden de takip ettim buna ilişkin fotoğraflar dosyada vardır, Benim bilgim görgüm bundan ibarettir'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava ,6102 Sayılı TTK'nin 56 (1)-d) maddi zarar ve zıyanın tazminini ve 6102 Sayılı TTK'nin 56/1,e maddesi yollamasıyla 6098 Sayılı TBK'nin 58.maddesi gereğince manevi tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada; mahkememizce yetkisizlik kararı sonucunda gelen dosyada tensip zaptı hazırlanarak usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmış ve yetkisizlik kararı veren mahkemece dilekçeler aşamasının tamamlandığı ve ön inceleme duruşmasının yapılığı tespit edilerek sonra resen incelemeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olamak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç ve taraf sıfatına ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak başkaca bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve işin esasına ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlığın temelini teşkil eden haksız rekabete ilişkin hükümler dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 54/2.maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin. 55.maddesinde ise; başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i ,ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nin 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte, haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nin 50/2 maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir.6102 Sayılı TTK'nin 56. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseye, TBK'nin 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, manevi tazminat isteme hakkı da tanımış bulunmaktadır. TTK'nin 58. maddesi daha geniş bir mefhum olan şahsi menfeatin ihlali esasına dayandığı halde TTK'nin 56. maddesi ekonomik menfaat bakımından zarar uğranılmasına ve hatta böyle bir tehliye maruz kalınması esasına dayanmaktadır. Her iki kanun maddesinin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre; haksız rekabet eylemi nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterlidir. Kişilik hakkının zedelenmesi başlıklı 6098 sayılı TBK'nin 58.maddesinde; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. düzenlemesi bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; davacı şirketin iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösterdiği tartışmasızdır. Davanın tarafları arasında 01/01/2022 - 31/12/2022 tarihli iş güvenliği hizmet sözleşmesi yapıldığı da tarafların kabulünde olup bir örneği dosyaya mübrezdir. Yine taraflar arasındaki işbu sözleşmenin davalı şirket tarafından-----Noterliğinin 21/07/2022 tarihli ----- yevmiye numaralı fesih beyanıyla sözleşmenin 14.3 maddesi gereğince "taraflardan herhangi birinin 15 günlük bildirim süresi sonunda işbu sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak her zaman fesih etme hakları bulunmaktadır.” düzenlemesi gereği fesih edildiği ortadadır. Taraflar arasındaki bütün mesele sözleşmenin feshedilmesine müteakip davalı şirketin dava dışı ----- unvanlı şirketten iş güvenliği hizmeti almaya başlaması ve daha önce davacı şirketin işçisi olarak davalı şirket bünyesinde görev yapan dava dışı ...'ın da iş güvenliği sözleşmesinin yeni tarafı şirket işçisi olarak yine davalı şirket bünyesinde çalışmaya devam etmesinden çıkmıştır. Öncelikle kuşkusuz her hak gibi sözleşmenin feshinin de dürüstlük kuralına uygun davranması esastır. Ne var ki somut olayda taraflar tacir olup sözleşme oldukça kapsamlı olarak düzenlenmiş ve fesih hakkı de her iki tarafa da aynı şekilde tanınmıştır. Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkemizde basiretli bir tacirin sözleşmeye konulan hükmün sonuçlarını öngörmesi ve buna göre davranması gerekir. Zira fiyat performans, ticari ve sosyal ilişkiler, ekonomik ve teknolojik gelişmeler ile kuşkusuz yönetimsel değişiklerin ticari şirketlerin farklı kararlar almasını ve faaliyetlerini doğal olarak karlılık ve büyüme esasına göre yürütmesini gerekli kılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında davalının sözleşmeyi tek taraflı ve somut bir sebep göstermeden feshetmesine hukuki bir sonuç bağlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Öte yandan dava dışı iş sağlığı ve güvenliği personeli ...'ın davacıdan sonraki işvereni davalı şirket olmayıp; davalı şirketin iş güvenliği hizmeti için başka bir şirketle yaptığı sözleşmenin bu personele bağlanması iş ve çalışma hürriyeti de düşünüldüğünde haksız rekabet unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Çünkü bu tür eylemlere dahi hukuki sonuç bağlanması halinde ticari hayatın doğal akışının bozulacağı ve hareket kabiliyetinin sınırlandırılacağı, bunun da piyasaya aşırı bir müdahale niteliğinde olacağı aşikardır. Mahkememizce alınan 25/10/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da; davacı ve davalı taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaba ilişkin bir ihtilafın bulunmadığı, davacı tarafın, davalıya bağlı Taşeronlara da hizmet verildiği, davalının sözleşmeyi feshettikten sonra, taşeronlarında fesh ettikleri, bu nedenle zararlarının bulunduğu iddialarına karşın, sözleşme üzerinde taşeronların da çalışacağı ve kendilerine de İş güvenliği verildiğine dair herhangi bir madde bulunmamıştır. Bu hususta davacı tarafından varsa taşeronların feshine dair keşide edilmiş ihtarnameler sunulmamıştır. Taraflar arasında 01.01.2022 - 31.12.2022 dönemi için akdedilmiş, incelenen sözleşmenin sözleşmenin, tarafların uyması gereken ve onayladığı konular başlıklı 8.13 maddesi işveren, ayrıca taşeron/müteahhit çalışanı varsa ve taşeron/müteahhiti sözleşmeye dahil edecekse bunu belirtmek zorundadır. Aksi halde taşeron/müteahhit çalışanlar bu sözleşme kapsamında değildir. sözleşmenin feshi Başlıklı 14.3 maddesi "Tüm yukarıda belirtilenlerin dışında, taraflardan herhangi birinin 15 günlük bildirim süresi sonunda işbu sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak her zaman fesih etme hakları bulunmaktadır." şeklinde yazılı olduğu, incelenen sözleşmede görülmüştür. Bilindiği üzere TTK m.18/2 uyarınca "her tacir ticaretine ilişkin bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır", taraflar tüzel kişi tacir olup mezkur sözleşmeyi sözleşmenin "taraflardan herhangi birinin15 günlük bildirim süresi sonunda işbu sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak her zaman fesih etme hakları bulunmaktadır" hükmünü taşıyan 14.3 maddesini bilerek akdetmişlerdir. Belirtelim ki dava dışı davacı çalışanı ...davacı şirketten istifası taraflar arasındaki sözleşmenin davalıca feshi ile ilişkilendirilmediği gibi davalının anılan sözleşmeyi feshinde TTK m. 54 vd hükümlerinin işbu dava ile irtibatlandırılamayacağı düşünülmektedir" şeklinde rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu ışığında olaya tekrar bakıldığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen sözleşmeye aykırılık üzerinde yoğunlaştığı, ancak yukarıda açıklandığı üzere sözleşme serbestliği ve tarafların konumu ve piyasa koşullarına göre sözleşmenin feshinin sözleşmeye aykırılık olarak kabul edilemeyeceğinden davacının, varsa bile örneğin sözleşmesi süresine göre kalan hizmet bedeli alacağı gibi zararlara katlanması gerektiği sonucunda varılmıştır. Davacının iddiasına göre davalının sözleşmeyi feshinin ve sonuçlarının haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında ise, tarafların iş güvenliği sektöründe rakip olmadığı, sözleşme ilişkisi çerçevesinde sadece hizmet alan ve veren konumunda oldukları, bu anlamda davacının esasen TTK'nin 55.maddesinde sayılan hususlara dayanıp bunlardan birini veya bir kaçını ispat edemediği gibi, işin niteliği gereği aslında anılan maddede sayılan hususların somut olay üzerinde gerçekleşmesinin de mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıdan beri açıklanan yasal nedenlen ve hususlara göre olayların gerçekleşme biçimi, süreci ve tarafların konumuna göre dosyadaki deliller nazarında davacı şirketin; sözleşmeye aykırılık/sözleşmenin haksız feshi ve/veya haksız rekabet iddiasına bağlı olarak, ekonomik faaliyetlerini ve menfaatlerini münhal ve muhtel edecek şekilde davalıya atfedilebilecek bir eylem ve işlem bulunmadığı, buna göre gerek sözleşmeden gerekse haksız rekabetten dolayı davalı aleyhinde maddi ve esasen maddi tazminat taleplerine bağlı olarak gerçekleştiği iddia edilen manevi tazminat taleplerinin koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. (AY, 36, 138/1,141/4, TMK,1/1, 2, 6, TTK. 16/1, 18/2, 54,55,56, TBK.1 vd.26, 49, 50, 51,58, 74, HMK, 25,26, 27, 29,30.33,146, 187/2, 190,194,198,266 vd. 282, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacının maddi tazminat davalarının reddine, 2-)Davacının manevi tazminat davasının reddine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.305,47 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 589,00 TL harçan mahsubuyla bakiye 2.279,07 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, maddi tazminat talepleri yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, manevi tazminat talebi yönüden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.10/3 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.