İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/167 E. 2025/151 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/167
- Karar No
- 2025/151
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/167 KARAR NO : 2025/151
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat, Unvan Terkini, Haksız Rekabet DAVA TARİHİ : 14/09/2023 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan haklara Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat, Ünvan Terkini, Haksız Rekabet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil şirketin, kurulduğu günden bugüne kadar aralıksız olarak ''... ...'' ibaresini/ismini kullandığını, "... ...'' ile tanındığını, müvekkili şirketin "..." unvanını 1999 yılından beri ve ... ... markasını ise 2004 yılından beri kullandığını, davalı şirketin ise müvekkili ile aynı alanda faaliyette bulunduğunu, "... ..." ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde fiili olarak kullandığını, davalı tarafından kullanılan ... ... ibaresinin, müvekkil firma tarafından kullanılan ve tescil edilen ... ... ile aynı olup iltibasa sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, gerek yazılış, gerek söyleyiş ve gerekse logo kullanımı bakımından birbiri ile aynı olduğunu, bu durumun, yasalarla korunan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca da açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Beyoğlu .... Noterliği ... yevmiye numaralı ve 30/03/2021 tarihli ihtarname ile müvekkiline ait "... ..." markasının kullanımının sonlandırılmasının ihtar edildiği, davalının işletme ismini değiştirmediğini, "..." markasını tescil ederek kullanımlarına bu şekilde devam ettiğini, daha sonraki görüşmelerde ise "... ..." markası ile ilgili TPE'den marka tescil aldıklarını ve bu şekilde kullanmaya devam edeceklerini belirttiklerini, bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve Bakırköy .... Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde ... esas sayılı dosyada ceza davası açıldığını, müvekkili şirketin markasından haberdar olan davalının, haksız rekabet yarattığını ve müvekkili nezdinde geri dönüşü olmayan zararlara sebebiyet verdiğini, müvekkilinin, davalının kullanımlarından zarar gördüğünü, davalı tarafça kullanılan "..." unvanının ticaret sicilinden terkin edilmesine, davalının, müvekkiline ait markayı izinsiz kullanması nedeniyle gerçekleşen fiilleri sonucu, müvekkilinin yoksun kaldığı kazanç da dahil uğradığı maddi zararlarına karşılık HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 60.000,00 TL tutarında manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin davalı taraf markasına herhangi bir tecavüzü olmadığını, müvekkiline ait "... ..." markasının tescilli marka olduğunu, müvekkilinin SMK hükümleri doğrultusunda tescile dayalı olarak markasını kullandığını, müvekkilinin 2019 yılından itibaren ... Mah. ... Bulvarı No: 242 Esenyurt/İSTANBUL adresinde oto galeri olarak ... ...'u işlettiğini, işletme adını SMK kapsamında da korumak istediğini, ... "..." ve ... "... " markalarının tescil edildiğini, müvekkilinin 19/04/2023 tarihinde ... ibareli marka için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka başvurusunda bulunduğunu, .... tescil numarası ile ilgili markanın tescil edildiğini, müvekkilinin ... ibareli markalar ile seri marka yarattığını, davacının tescile itirazda bulunmadığını, markalar arasında iltibas tehlikesi olmamakla beraber, davacının müvekkilinin markasından haberdar olması, buna rağmen kendi isteğiyle belli bir süreyle hakkını ileri sürmemesi, sessiz kalınan sürenin uzun bir süre olması, müvekkilinin markasını iyi niyetli bir şekilde kullanıyor olması ve müştekinin müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğüne dair herhangi bir kanıt ve iddia sunamıyor olması birlikte değerlendirildiğinde işbu davanın kötü niyetle açıldığını, markalar arasında ortak olan zayıf ... ibaresin zayıf ayırt ediciliğe sahip olup, müvekkilinin davalı taraf ile aynı ibareye sahip herhangi bir markası bulunmadığını, ayırt edicilik seviyesi zayıf olan bir marka ile ilgili olarak karıştırma ihtimalinin önlenebilmesi için, sonraki markada ufak bazı değişikliklerin yapılmış olmasının yeterli olacağını, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak, kendi markasını diğer markalar ile iltibasa sebep vermeyecek şekilde oluşturduğunu, gerekli farklılıkları sağlayarak kendi ayırt ediciliğini kendi yarattığını, logosunu tamamen farklı olacak şekilde özenle tasarladığını ve marka hukukuna uygun şekilde markasını tescil ettirmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumunda olduğunu, markalar arasında emtia/sınıf ortaklığı olsa dahi, yalnızca zayıf unsurun ortak olmasından dolayı iltibas oluşacağına dair bir yorumun marka hukukuna aykırı olacağını, davacı tarafından dava dilekçesi ile birlikte sunulan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, mahkeme tarafından dikkate alınmaması gerektiğini, davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak işbu davayı yönelttiğini, müvekkilinin tescilli markalarının dikkate alınmaması hususunda anayasal haklarının zedeleneceğini ve müvekkilinin ticari faaliyetinin sonlandırılarak hem maddi hem de manevi açıdan telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dosya, davalının davacıya ait ...tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunup bulunmadığı, davalının unvan terkini ile maddi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, tazminat koşulları oluşuyor ise miktarı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 01/11/2024 tarihli raporlarında; "a) Davacı Yönüyle İnceleme; https://.... linki kontrol edildiğinde mevcut durumda link içerisinde ...– ... - .... 17. Yıl yazdığı, inceleme esnasında toplamda 35 adet ilan olduğu, örnek olarak açılan bir ilanda şeklinde kullanım olduğu, Ekibimiz Menüsünde ... – ... – ... – ... bilgisinin olduğu, b) Davalı Yönüyle İnceleme; https://.... linki kontrol edildiğinde mevcut durumda https://.... linkinin açıldığı ve link içerisinde 1 adet ilan olduğu, link içerisinde ... ibaresinin olmadığı, .... arama motorunda re’sen yapılan incelemeler sonucunda ... ... ibaresi ile arama yapılmış olup, ... Mah. ... Bulvarı ... No:1 Kapı No : 242 Esenyurt / İSTANBUL – ... bilgilerinin olduğu, ulaşılan görselde ... isimli kullanıcı tarafından paylaşılan görselde şeklinde kullanım olduğu, Dosyaya sunulan ekran görüntüleri incelendiğinde .... linkinde şeklinde kullanım olduğu, dosyada bulunan bilirkişi raporunda https://.... linkinin kontrol edildiği ve şeklinde kullanım olduğu, Dosya kapsamı ve açık kaynaklardan elde edilen veriler dışında Davacı linki olduğu belirtilen https:... linki ve davalı linki olduğu belirtilen https://.... linki ....’a sorularak hesapların açılış tarihleri, hesap yöneticileri bilgilerine ulaşılabileceği, Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği dolayısıyla yukarıda belirtilen tespitler ışığında karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanım yönünden TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Tarafların faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, Davalının ünvanındaki ek’in gerek davacı markaları gerekse de ünvanı arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, aynı faaliyet alanlarında benzer çekirdek unsur ihtiva eden ticaret unvanlarının karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m52/1 uyarınca terkin şartlarının mevcudiyeti ve terkinine ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Mahkemece davacının maddi tazminat talep etme hakkı olduğu kabul edilecek olursa, mali yönden yapılan incelemede; davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş ve inceleme yeri için beyanda bulunmamış olması nedeniyle, Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, davacının cirosu üzerinden, cironun markadan etkilenme oranı %15 uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamada; 6769 sayılı SMK 151/2-a) maddesi; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.” uyarınca, talep edebileceği maddi tazminat miktarı 362.512,48 TL olarak hesap edildiği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davalı vekili 19/11/2024 tarihli dilekçesi ile, raporda yer alan aleyhe hususların hiçbirini kabul etmediklerini, müvekkiline ait "... ..." markasının tescilli marka olduğunu, müvekkilinin kanun hükümleri doğrultusunda tescile dayalı olarak markasını kullandığını, müvekkilinin tescilli markasını kullanmasının tazminat sorumluluğunu doğurmadığını, müvekkiline tescilli markasını kullanmasından kaynaklı herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini, kural olarak marka hakkına tecavüzün varlığının doğrudan tazminat ödenmesini gerektirmeyeceğini, zararın somut olarak doğmadığı hallerde tazminattan bahsedilemeyeceğini, maddi tazminata hükmedilebilmesi için bu değerlendirmenin olumlu sonuçlanmasının yanında marka sahibinin tecavüz sonucu oluşan zararını ispatı gerektiğini, davacı tarafın müvekkiline ait markanın kendi marka isminden yararlanacağını ve bu vesile ile haksız kazanç sağlayacağına dair iddialarına yönelik somut, inandırıcı ve kesin deliller ortaya koyamadığını, bilirkişi raporunda yer alan tazminat hesabının eksik incelemeye dayalı olduğunu, markalarda ortak olarak yer alan ... ibaresinin tek başına görsel, işitsel yahut anlamsal iltibası doğurmayacağı açık iken aksi yönde değerlendirmeyi havi raporun açıkça hukuka aykırı olduğunu, "..." ibaresinin zayıf bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, bilirkişi raporunun usule aykırı olduğunu, itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmasına, mahkeme aksi kanaatte ise itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 12/03/2025 tarihli dilekçesi ile, Dava dilekçesinde 10.000,00 TL talep edilmiş olan maddi tazminat taleplerini 352.512,48 TL arttırılarak 362.512,48 TL'ye artırdıklarını beyan etmiş ve eksik harcı ikmal ettiği görülmüştür. Dava, davalının, davacıya ait markasından doğan haklarına tecavüzü nedeniyle maddi ve manevi tazminat, ünvan terkini ile haksız rekabetin tespiti talebine yöneliktir. SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/2 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir. Yukarıda anılı kanuni düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede; Davacının davaya dayanak ...tescil numaralı markası ... zemin üzerine, tüm harfleri büyük karakter ile yazılmış ... renkte "... ..." ibaresi ve bina görseli şekil unsurlarından; davalının tecavüze konu ... tescil numaralı markası ... zemin üzerine, tüm harfleri büyük karakter ile yazılmış, "..." harfi ..., diğer harfleri ... renkte "... ..." ve "..." harfini andırır şekil içinde yer alan siyah renkli at figürü şekil unsurlarından oluşmaktadır. Davacı markasındaki "..." ibaresi İngilizce kökenli olup Türkçede "...." anlamlarına gelmektedir. Bu kelime yapılan işi, hizmeti belirtmekte olup tasvir edici, tanımlayıcı nitelik arz etmektedir. Ayrıca şekil unsurunun somut olaydaki niteliği itibarı ile kelime unsuruna baskın gelebilecek orijinallik ve dikkat çekicilikte ayırdedici niteliği olmadığından, davacı markasında asli ve ayırdedici unsurun "..." ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Davalı markasında ise "..." ibaresinin, "..." ibaresine göre daha büyük olacak şekilde yazıldığı, "..." ibaresinin, "..." anlamına geldiği, her ne kadar şekil unsuru kısmi bir ayırdedicilik katmışsa da markada öne çıkan, asli ve ayırdedici unsurun "..." ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Davalının tescilli ve fiili markasal kullanımlarının, davacı dayanak markası ile sınıfsal ayniyet oluşturacak şekilde asli ve ayırdedici unsurunu aynen kullanması, benzerlik ve karıştırma ihtimalini oluşturacak mahiyette olup hitap olunan tüketici nezdinde işletmeler arası idari veya ekonomik bağlantı kurma ihtimalini oluşturduğu, bu hali ile davacının markalarından doğan haklarına tecavüzün hukuki koşullarının meydana gelmiş olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Her ne kadar davalı kullanımlarının ... tescil numaralı markasına dayalı olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiş ise de SMK'nun 155.maddesine göre: "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.". Bu durumda ceza yargılaması bakımından tescilli kullanım savunması beraat sebebi olarak kabul edilse dahi hukuk yargılamasında marka hakkına tecavüzü ortadan kaldıran bir durum olmadığından davacının önceki tarihli markasına tecavüz oluşturacağı anlaşılmıştır. Davalı yan "..." ibaresinin zayıf nitelikte olduğunu beyan etmiştir. Zayıf marka, hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde fikri çaba gerektirmeden kullanıldığı hizmet veya emtia grubunu çağrıştıran, ilgili sınıflarda güçlü, orjinal, akılda kalıcı değil, ayırd ediciliği düşük düzeyde olan markadır. Markasına asli unsur olarak zayıf ibare seçen marka sahibi, bu markasının koruma kapsamının dar olmasına, ticari rakiplerinin esaslı olmayan değişikliklerle marka benzerini kullanmasına katlanmak zorundadır. Buna göre "..." kelime unsurunu asli unsur olarak barındıran davacı markasının davaya konu motorlu kara taşıtları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri bakımından tanımlayıcı ya da vasıf bildiren sözcüklerden türetilmiş düşük ayırt edicilikte olmadığı ve zayıf olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Ticaret ünvan terkini talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise; SMK'nun 7/3-e md'sine göre "işaretin(markanın) tic. Ünvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" marka hakkına tecavüz hallerinden biridir ve marka hakkı sahibine bu fiillerin önlenmesini (terkinini) isteme hakkı doğurur. Davacının "..." çekirdek unsurlu ticaret ünvanını 31/10/2018 tarihinde tescil ettirdiği, davalı şirketin ise "..." çekirdek unsurlu ticaret ünvanını 23/07/2019 tarihinde tescil ettirdiği, bu haliyle ünvan tescilinde öncelik hakkının davacıda olduğu, ayrıca tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının benzer olduğu anlaşılmakla yukarıda anılı ilkeler doğrultusunda marka tecavüzü yanında ticaret unvan terkini koşullarının da oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davalının sessiz kalma yolu ile hak kaybı yönünden yapılan değerlendirmede ise; Sessiz kalma yoluyla hak kaybı SMK'nun 25/6 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre "Marka Sahibi sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez" yasal düzenleme sessiz kalma yolu ile hak kaybının hükümsüzlük davalarına ilişkin olarak kaleme alınmış ise de Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre marka tecavüzü davalarında da sessiz kalma yolu ile hak kaybının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Sessiz kalma yolu ile hak kaybından bahsedebilmek için marka hakkı sahibinin, davalı kullanımına 5 yıl süre ile sessiz kalması, yani markasının kullanımına karşı harekete geçmemesi gerekir. Burada "harekete geçmek" yalnızca dava açmayı değil, daha geniş bir anlamda, hukuki yollara başvurmak; tespit ya da tedbir talebinde bulunmak, ihtarname göndermek gibi durumları da kapsar anlamında yorumlanmalıdır. Somut olayda davalı şirketin tescil kaydının 23/07/2019, marka tescili ile markasal kullanımlarının 17/08/2021 tarihi olarak tespit edildiği, cevap dilekçesi ile davalının 2019 yılından beri faaliyet gösterdiğinin beyan edildiği, davacı tarafça 29/03/2021 tarihinde markasal kullanımların sona erdirilmesi talebiyle ihtarname gönderdiği ve bu ihtarname tarihinden itibaren 5 yıllık süre dolmadan, 14/09/2023 tarihinde huzurdaki davayı açtığı, anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğramadığı, hak düşürücü sürenin koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Hesap uzmanı bilirkişi tarafından ticari defter ve kayıtları ile tüm deliller ışığında tespit olunan 362.512,48 TL maddi tazminatın, toplanan deliller, ihlal edilen hakkın boyutu ve davalının ticari hacmi ile uyumlu ve usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır. İhlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 60.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, ... esas ve ... karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalının, davacıya ait ...tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüz ettiği anlaşıldığından 362.512,48 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalının ticaret ünvanından "..." ibaresinin terkinine, -Davacının haksız rekabet davasının reddine, 2-Alınması gereken 28.861,83 TL ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 6.020,04 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 22.571,94 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 58.002,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen unvan terkini davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen haksız rekabet davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 15.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.587 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 16.587,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 12.440,25 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 6.020,04 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 6.559,74 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸