İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/93 E. 2025/228 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/93
- Karar No
- 2025/228
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/93 Esas KARAR NO : 2025/228
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 30/04/2024 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ...'in 1970 yılında temelleri atılan, Avrupa’nın 300 yılda ulaştığı kalite seviyesine 30 yılda ulaşmayı başaran bir firma olduğunu, müvekkillerinin "... " markaları ile birlikte "... " markalarının da oldukça bilinir olduğunu, davalının kullanımlarının müvekkilinin markasına ve kullanımlarına yönelik tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafın müvekkiline ait "..." ibaresini kullanmak ile birlikte "..." ibaresini müvekkilinin kullanım ve markalarında olduğu gibi "iç içe" bir şekilde tasarımlaştırdığını, davalı ... kullanımında "..." ibaresinde "..." harfinin son çizgisinin müvekkillerinin kullanım ve markalarında olduğu gibi "..." harfi ile birleştirildiğini, davalının kullanımın görsel olarak esas unsurunun müvekkillerinin kullanımlarında ve markalarında olduğu gibi "..." olarak tertip edildiğini, davalının kullanımında yer alan "..." yazısının, müvekkillerinin markalarında ve kullanımlarında yer alan "..." yazısındaki fonta benzerlik teşkil ettiğini, harfler arasında belirli bir boşluk mevcut olduğunu, davalının kullanımlarının müvekkilleri gibi ... üzerine ... font şeklinde olduğunu, davalı ... ait markaya yönelik hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalı tarafın müvekkilinin markasal hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, davalının ... numaralı markasının hükümsüzlüğüne, davalının ... numaralı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkiline ait şirketin 2020 yılında faaliyetine başladığını, aslen Afganistan kökenli uluslararası bir firmanın uzantısı olduğunu, davacı şirket grubunun bilinirlik iddiaları ile müvekkili şirkete bu bilinirlikten faydalanma amacının isnat edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin logosunda bulunan harflerin ''iç içe'' tasarlanmış olmasının tek başına benzerlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait ... numaralı markanın TPMK tarafından reddinin sadece KHK madde 8 açısından olup, tanınmışlık ve diğer fikri haklar açısından talepler haksız bulunduğunu, SMK madde 6/5 uyarınca hükümsüzlük iltibas derecesinde benzerlik ve Türkiye'de tanınmışlık gerektirdiğinden imkansız olduğunu, iş bu haksız dava ile ticari itibari zedelenen müvekkili firma hakkında tazminat alacağı doğduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurum'ndan davacı adına kayıtlı marka tescil belgeleri ve davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı marka tescil belgeleri ile ... başvuru numaralı işlem dosyası celp olunmuştur. Dosya, davalının davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağı, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, ... başvuru numaralı markanın tescil edildiği takdirde hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 05/02/2025 tarihli raporunda; "HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN; ... no.lu marka ile İŞARETSEL ve SINIFSAL BENZERLİĞİN SÖZ KONUSU OLDUĞU; Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu dolayısıyla ... tescil no.lu Davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında 35 ve 39. Sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu tespit edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda SMK'nın 6/1. Kapsamında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacının tanınmış markasının görselini içeren “...” ibareli marka olduğu, “...” asıl ve ayırtedici unsurunu içeren Davacı markalarının tanınmışlığının/Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinin değerlendirilebilmesi açısından DOSYA İÇİNDE YETERLİ BİLGİ VE DELİL YER ALMADIĞI, dolayısıyla SMK m.6/5 kapsamında bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamamış olup, mevcut duruma göre takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının kapsamının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET AÇISINDAN; Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, davacının marka haklarına tecavüzünün mevcudiyetine ilişkin, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Dava, davalının, davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, önlenmesi ve durdurulması; Davacı SMK m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 uyarınca davalı adına tescilli olan ... numaralı markanın hükümsüzlüğünü, Davalının ... numaralı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğünü” talep etmektedir. Davalı taraf “hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığını” savunma olarak ileri sürmektedir. Davaya konu “...” no.lu Davalı marka başvurusu, yapılan itiraz neticesinde “tam red” kararı ile tescil edilmediği anlaşılmaklaMarkanın hükümsüzlüğünün söz konusu olabilmesi için öncelikle ortada tescille koruma altında olan bir markanın bulunması gerekmektedir. Tescil edilmemiş bir markanın hükümsüzlüğünden söz edilebilmesi mümkün değildir.Bu sebeple Davalının ... tescil başvuru numaralı marka hakkında henüz tescil gerçekleşmediğinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir.Buna göre SMK’nın 5’inci ve 6’ncı maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması durumunda tescilli markanın hükümsüzlüğü istemi ile dava açılabilmesi mümkündür. Hükümsüzlük halleri SMK’nın 5. Maddesinde sayılan mutlak tescil engelleri ile SMK’nın 6. Maddesinde sayılan nispi tescil engellerinden oluşmaktadır. Bu haller, marka tesciline engel oluşturan haller olmasının yanında bir şekilde tescile bağlanmış markaların hükümsüzlüğüne de sebep olan hallerdir. Bu durumda markanın hükümsüzlüğü davasının koşulları arasında tescilli bir markanın bulunması ve bu tescilli markanın SMK’nın 5. veya 6. maddesinde sayılan hükümsüzlük hallerinden birini ya da birkaçını içeriyor olması gerekmektedir. SMK kapsamında nispi tescil engellerinin değerlendirilebilmesi açısından ilk olarak taraf markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında bir benzerliğin var olması gereklidir. Zira, SMK m.6/1 kapsamında, benzer olarak nitelendirilemeyen taraf markaları açısından ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi mevcut olmayacağından, diğer nisbi tescil engellerinin koşulları oluşmayacaktır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırılma ihtimali, bir ... işaretlerin, öte ... tescilli oldukları ya da tescil başvurusunun yapıldığı veya kullanıldığı mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının incelenmesini gerektirir. Bir başka anlatımla, karıştırılma ihtimalinin varlığı ve buna bağlı olarak doğacak markanın hükümsüzlüğü için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gereklidir. Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir. Tüm bu genel değerlendirmeler ve bilirkişi raporundaki taraf markalarına ait görseller bir arada değerlendirildiğinde,Somut olayda taraf markaları açısından sınıfsal ayniyet ile içerik ayniyeti söz konusu olmakla Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, ... tescil no.lu “...” markası 35 ve 39. sınıfta Davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ adına tescil edilmiş marka ile davacının dilekçesinde belirttiği ve bilirkişi raporunda detaylarına yer verilen ...'e ait, ..., ... ...'e ait markaları arasında işaretsel ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu; bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirme de dikkate alınarak belirtilen nedenlerle ... tescil no.lu Davalı markası açısından SMK m.6/1 kapsamında 35 ve 39. Sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu kanaatine varıldığı, bu yönüyle davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği Davacı aynı zamanda hükümsüzlük talepleri bakımından tanınmışlık iddiasında bulunmuştur. Tanınmışlık hukukumuzda SMK 6/4 ve 5. fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre: "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.", "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." Bir markanın tanınmış hale gelmesi zaman, emek ve yatırım isteyen önemli bir süreçtir. Bu sürecin sonucunda tanınmış markaya duyulan güven artmakta ve ilgili tüketici, markaya duyduğu güvenin etkisiyle refleks halinde bu markaya yönelmektedir. Bu durum daha çok tanınmış markanın tescil kapsamındaki emtiadan farklı bir emtia için tescilinin talep edilmesi söz konusu ise ortaya çıkmaktadır. Böylece tanınmış markanın reklam gücü kullanılarak, hiçbir reklam, tanıtım vs yapılmaksızın doğrudan tanınmış markanın müşteri kitlesine sahip olunmaktadır. Bunun sonucunda ise olağan şartlarda ulaşılamayacak bir tüketici kitlesine ulaşmak suretiyle haksız yarar elde edilmektedir. SMK m. 6/5’in uygulanabilmesi için haksız bir yararın sağlanması ihtimalinin bulunması dahi yeterlidir. Söz konusu yararın fiilen sağlanmış olması, anılan hükmün uygulanabilmesi için zorunlu değildir. SMK 6/5 maddesinde belirtilen tanınmışlık düzeyine ulaşılmış olmasından kaynaklı bir tescil engelinden söz edilebilmesi için; sonraki tarihli markanın önceki tarihli markanın ulaştığı tanınmışlıktan “haksız bir yarar sağlayacak olması”, “tanınmışlığa ulaşmış markanın itibarına zarar vermesi”, veya “ tanınmışlığa ulaşmış markanın ayırt edici karakterini zedelemesi” hallerinden birinin ortaya çıkması gerekmektedir. Bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti gerekli olmayıp bunlardan herhangi birisinin somut olayda bulunması SMK madde 6/5 anlamında nispi red nedeninin varlığı için yeterlidir. Somut olayda,sunulan deliller kapsamında davacının tanınmış markasının “...” ibareli marka olduğu, “...” asıl ve ayırtedici unsurunu içeren Davacı markalarının tanınmışlığının/Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinin değerlendirilebilmesi açısından dosya içinde yeterli bilgi ve delil yer almadığından, "..." asıl unsurlu markası açısından tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı, yerleşmiş içtihatlar uyarınca tanınmışlık iddiasında bulunan ...her somut olay bakımından bu iddiasını somut delillerle ispatlamak zorundadır. Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da, "..." asıl unsurlu markası açısından bu iddiasını ispata yarayacak yeterli delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığından SMK 6/4 ve 6/5 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar kötüniyetli tescil iddiasında bulunmuş ise de; kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrı değerlendirilmelidir. SMK'nun 6/9 maddesine göre kötüniyetle yapılan marka tescil başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Aynı kanunun 25.maddesine göre ise kötüniyetli tescil, aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebidir. "Kötüniyetli tescil" kavramından ne anlaşılması gerektiği, her somut olayda ve o olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı tesciller ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Marka tescilinin kötüniyetli olup olmadığı incelenirken, kötüniyetli olarak tescil ettirildiği iddia edilen markanın, kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait marka ile birebir aynı olup olmadığı, markanın özgünlüğü ve ne derece yaratıcı ve ayırt edici olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki, markanın piyasadaki konumu ve bilinirliği, tarafların faaliyet alanları diğer markadan habersiz olarak tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, tescilin diğer markanın tanınmışlığından ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olup olmadığı gibi hususlar yanında, asıl markanın asli ve tali unsurlarının birebir tescil ettirilip ettirilmediği gibi hususlar da gibi hususlar kötüniyet değerlendirmesinde dikkate alınacaktır.Ayrıca davalının davacıya şantaj yapmak, baskı altında tutmak yedekleme, marka ticareti yapma vb. sebeplerle marka tescilleri yaptığını ispat eder deliller dosyaya sunulmamış olmakla, kötüniyete dayalı hükümsüzlük koşulları olmadığından, Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı,davacının tanınmış markasının “...” ibareli marka olduğu, “...” asıl ve ayırtedici unsurunu içeren Davacı markalarının tanınmışlığının/Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinin değerlendirilebilmesi açısından dosya içinde yeterli bilgi ve delil yer almadığından, davacının tanınmışlığını ispatlayamadığı ve davalı ... kötüniyet olarak kabul edilebilecek bir eyleminin tespit edilemediği anlaşılmakla kötüniyetli tescil iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Marka hakkına tecavüz iddia ve talebi yönünden yapılan değerlendirmede; SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/1 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 mad.'si gereğince hem 5.mad.'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.mad.'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b mad.'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Davalı tarafın kullanımlarının dosya kapsamında ve bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup, markaya tecavüz değerlendirilecek olursa; Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli (hükümsüzlük),hem de bir tecavüz halidir. Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Karıştırılma ihtimali, bir ... işaretlerin, öte ... tescilli oldukları ya da tescil başvurusunun yapıldığı veya kullanıldığı mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının incelenmesini gerektirir. Bir başka anlatımla, karıştırılma ihtimalinin varlığı ve buna bağlı olarak doğacak markaya tecavüz ya da hükümsüzlük için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gereklidir. Bu yüzden Karıştırılma tehlikesi/olasılığının belirlenmesi için görsel, işitsel, anlamsal benzerlik incelemesini içerecek şekilde, 2 markanın bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakılmalıdır. Davacı dayanak markaları ile Davalı “...” fiili kullanımları karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan taraf markalarının esas unsur olan ... ibaresi ve bunun figüratif ifade edilişi açısından yüksek derecede benzer görünüm içerdikleri, dolayısıyla bu benzerlik nedeniyle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında bağlantı kurulabileceği, markanın hitap ettiği kesimin dikkat seviyesinin ortalama halkın göstereceği dikkat seviyesi olan ortalama düzeyde olacağı, bu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği, hizmetin aynı işletme tarafından sunulduğu ya da bunların üreticileri/hizmet sağlayıcıları arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünebileceği, kelime unsurunun davalı markasında da benzer şekilde yer almakta olduğu ve bu haliyle davalı markasının davacı markalarına yanaşma iradesi gösterdiği, ortalama tüketici nezdinde, taraf işletmeleri arasında bağlantı ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi doğurabileceği, markadaki öne çıkan ayırt edici unsurun ön planda olan “...” ibaresi olduğu, bu açılardan markaların karıştırılabileceği, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davalı markasının, davacı markaları ile bağlantılı bir marka olarak algılanması dolayısıyla iltibas ihtimalinin (karıştırılma tehlikesinin) mevcut olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK’nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikrî Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ). SMK’nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerliğin gerektiği göz önüne alınarak; Marka hakkına tecavüzden bahsedilebilmesi için; Davalının, ürünler ya da ürün ambalajlarında kullandığı kompozisyonun ya da sunulan hizmetin, ürünün nihai tüketicileri nezdinde, Davacı markaları ile iltibasa neden olacak şekilde düzenlenmiş olması, marka ve ambalajın kullanıldığı ürünlerin ya da sunulan hizmetin, tüketici tarafından algılanış biçimi ve bu algılama sonucunda karışıklığa sebebiyet verilmesi, Markaya tecavüz açısından, kullanımdaki sınır, “ilgili ibarenin aynı/benzer ibareyi taşıyan başkaca markalara yanaşma iradesi gösterip göstermediğine” ve “taraf markalarının birbirinden ne kadar ayrıştığına bakılarak” tespit edilebilir. Somut olayda bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere Davacı dayanak markaları ile Davalı “...” fiili kullanımları karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan taraf markalarının esas unsur olan ... ibaresi ve bunun figüratif ifade edilişi açısından yüksek derecede benzer görünüm içerdikleri, dolayısıyla bu benzerlik nedeniyle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında bağlantı kurulabileceği, markanın hitap ettiği kesimin dikkat seviyesinin ortalama halkın göstereceği dikkat seviyesi olan ortalama düzeyde olacağı, bu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği, hizmetin aynı işletme tarafından sunulduğu ya da bunların üreticileri/hizmet sağlayıcıları arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünebileceği Tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebeplerle, davalı tarafın eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, Davalının, davacılara ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün önlenmesine, durdurulmasına karar vermek gerekmiş Haksız rekabet yönünden Davalının, Davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği ve kümülatif koruma kapsamında haksız rekabet oluşturduğu tespit edilmekle haksız rekabetinin tespitine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan sebeplerle Davacının davasının KABULÜ ile Davalının ... numaralı markasının hükümsüzlüğüne, Davalının ... tescil başvuru numaralı marka hakkında henüz tescil gerçekleşmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, Davalının, davacılara ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve Hüküm özetinin ilanına dair karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalının, davacılara ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, -Davalının ... numaralı markasının hükümsüzlüğüne, -Davalının ... tescil başvuru numaralı marka hakkında henüz tescil gerçekleşmediğinden karar verilmesine yer olmadığına, -Hüküm özetinin masrafı davalı ... karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, davacılar tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen tecavüzün tespiti ve haksız rekabetin tespiti davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 324,36 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 11.179,56 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸