İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/166 E. 2025/385 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/166
- Karar No
- 2025/385
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
BAŞKAN :*** ÜYE :*** ÜYE :*** KATİP :***
DAVACILAR : 1-*** 2-*** VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI :*** VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile hem müvekkili ..., hem de müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket aleyhine davalı yanca kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında arabuluculuk görüşmesinin de yapıldığını ancak anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, takibe dayanak teşkil eden kambiyo senedinin kötüniyetli olarak ve gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğini ve tahrif edildiğini, zira müvekkilinin esasında *** Bina Yönetimi'ne 90.000,00-TL borcu bulunduğunu, bu borcunu da senet ile ödemek istediğini, müvekkilinin söz konusu senede "90.000" ve "Doksan bin" ibaresini yazıp imzaladığını, söz konusu senedi de ablasının oğlu olan ve aynı zamanda birlikte iş yaptığı ...'a emanet ettiğini, ilgili bina yönetimine götürmesini istediğini, ancak ...'ın alacaklının senet ile ödemeyi kabul etmediğini belirterek senedi kendilerine teslim etmediğini ve imha ettiğini söylediğini, müvekkilinin de bunun üzerine söz konusu 90.000,00-TL'yi nakit ödemeye başladığını, müvekkilinin kendisine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibine ilişkin ödeme emri tebliğ edildiğinde söz konusu takibin dayanak belgesinin ...'a emanet edilen senet olduğunu gördüğünü, ancak ilgili senede müvekkilinin yalnızca rakamla "90.000" - yazıyla "doksan bin" yazılarını yazdığını ve imzaladığını, ...'ın ise ilgili senedi gerçeğe aykırı olarak kendi lehine düzenlediğini ve müvekkilinin ofisinde de kendisinin sıklıkla bulunduğundan şirketin kaşesini de senede bastığını, üstelik ilgili senedin TL senedi olmasına rağmen gerçeğe aykırı şekilde senedi tahrif ederek TL yazısını çizdiğini ve yerine "Avro" yazarak Euro senedi olarak takibe koyduğunu, icra takip dosyasının derdest olduğunu ve müvekkillerinin tacir olması dolayısıyla yapılan işlemlerden zarar gördüğünü, davanın sonunda haklı çıkması durumunda da telafisi imkansız zararlar meydana geleceğini, işbu sebeple Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek tedbiren takibin durdurulmasını talep ettiğini belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeniyle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça tüm dosya borcu açısından borçlu olunmadığı iddia ediliyorsa takip çıktısı 93.575,00-Euro alacağın dava konusunun değeri olarak belirlenerek dava tarihi 17/02/2023 itibariyle TCMB Efektif Euro satış kuru olan 20,1038 TL üzerinden (1.881.213,09-TL) harcı yatırılması icap ederken takip taleplerindeki yabancı para alacağının yalnızca takip tarihindeki peşin harcını belirlemeye ve devletin hükümranlık haklarını muhtel etmemeye dönük o dönemdeki Euro kuru üzerinden yazılmış harca esas değerini işbu dava konusunun değeri olarak gösterip harçlandırmak hatalı olup müteakip işlemlerin durdurularak işbu harç eksikliğinini tamamlattırılması aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ettiklerini, şayet davacı tarafça bildirilen kısım yönünden (1.036.604,14 / 20,1038 = 51.562,60-Euro) kısmi olarak menfi tespit davası açılmış ise bu hususta davacıların talep sonucunun açıklattırılması gerektiğini, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı ...'un müvekkilinin öz dayısı olduğunu, davacının sahibi bulunduğu diğer davacı *** Şirketi'nin ise müvekkilinin arsa sahipleri arasında bulunduğu Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, *** parselde kain taşınmaz üzerine yapılan *** isimli iş merkezinin müteahhidi olduğunu, davacı şirketin mezkur iş merkezi projesini yapmak üzere *** kredi kullandığını, söz konusu krediyi alabilmek için bankaya teminat vermesi gerektiğini, müvekkilinin maddi yahut manevi hiçbir menfaati olmadığını sadece arsa sahibi olmasına rağmen sırf davacı dayısının ricasını kırmamak için iş merkezi projesinde kendisi ve kardeşi adına isabet eden 34 adet gayrimenkullerini davacı şirket lehine ipotek gösterdiğini, gelinen noktada davacıların kredi borçlarını kimi zaman geciktirdiklerini, kimi zaman ödemediklerini, bu nedenle müvekkilinin ve kardeşinin müteaddit defa bazen nakden davacılara borç vererek bazen ipotekli taşınmazlarının satış bedelini davacı şirketin kredi borcu taksitlerine yatırmak suretiyle davacıların borçlarını ödediklerini, bugün itibariyle davacıların müvekkiline 4.500.000,00-Euro borçlarının bulunduğunu, halihazırda davacıların kredi borçlarını ödemediği için temerrüte düştüklerini, netice itibariyle davacıların müvekkiline 4.500.000,00-Euro borcu bulunduğunu, müvekkilinin alacağının banka kayıtları ile ve tapu kayıtları ile sabit olduğunu, bu kadar belgeli alacağı varken 90.000,00-Euro bedelli senette tahrifat yapmış olmasının akıl ve izanla kabul edilebilir bir tarafının olmadığını, davacıların hile yaparak kendilerini borçtan kurtarmak ve müvekkilini cezai tahdir altında bırakmaya çalıştıklarını belirterek öncelikle harç eksikliğinin ikmal ettirilmesine; aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin ve kötüniyetli ve hileli tahrifat iddiasına dayanan menfi tespit davasının reddine, kötüniyetli borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyetli tazminatına ve alacağın %10'u tutarında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ve dosya içerisinde bulunan senet aslına, *** Bina Yönetimi nezdindeki ödeme ve borç kayıtlarına, ödeme bilgi ve belgelerine, yazı incelemesine, Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyasına, banka kayıtlarına, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** Soruşturma numaralı dosyasına, arabuluculuk tutanağına, emniyet ve savcılık kayıtlarına, tanık anlatımlarına, yemin ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, Kocasinan Tapu Müdürlüğü'nün 13/06/2014 tarihli ve *** Yevmiye numaralı resmi senedine, ipoteği devam eden Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, *** bağımsız bölümlerin aktif pasif tapu kayıtları ile takyidat bilgilerine, ipoteği fek edilmiş Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, *** numaralı bağımsız bölümlerin aktif pasif tapu kayıtları ile takyidat bilgilerine, Ankara 62. Noterliği'nin 21/02/2022 tarihli ve *** Yevmiye numaralı ihtarnamesine, Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyasına, Kayseri 10. Noterliği'nin 22/05/2013 tarihli ve *** yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesine, tanık beyanlarına ve bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının ve takibe konu senet aslının mahkememize gönderilmesi istenmiştir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** Esas, ***Esas, *** Esas, *** Esas ve *** Esas sayılı dosya akıbetleri sorulmuş, bu dosyaların Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** soruşturma sayılı dosyasının akıbeti sorulmuş, dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak *** Soruşturma sayılı dosya akıbeti sorulmuş ve bu dosyanın Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. *** Bina Yönetimi'ne müzekkere yazılarak davacılar tarafından ... aracılığı ile 90.000,00-TL bedelli senet gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise bu senedin teslim alınıp alınmadığı ayrıca davacı tarafça 90.000,00-TL'nın nakit olarak ödenip ödenmediğine ilişkin ödeme ve borç kayıtlarına konu bilgi ve belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. 28/03/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin***Esas sayılı dava dosyasının Uyap kayıtları dosyamıza eklenmiştir. Davacı tarafa takibe dayanak senedin tanzim tarihine yakın tarihlerde atılmış, tercihen senedin düzenleme tarihinden önce olan davacının ıslak yazı ve imzalarının bulunduğu bankalar, noterlikler, resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, oda dernek, sendika gibi yerleri ve ıslak imzalı belgelerin bulunduğu yerleri bildirmesi için süre verilmiştir. Davacılarca celbi hususunda gerekli bilgileri sunduktan sonra, davacı ...'un imzası bulunan belge asıllarının istenmesi için yazılar yazılmıştır. Davacı ...'un T.C. kimlik numarası belirtilerek Kayseri Erciyes Kartal Hastanesi ve Kayseri Erciyes Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne ayrı ayrı müzekkere yazılarak 2021 yılında bu davacının kanser hastalığı nedeni ile bu hastanelerde gördüğü tedavi varsa hastaneye giriş, çıkış, yatış ve taburcu edilme tarihlerinin sorulmasına, varsa tıbbi rapor, kayıt ve belge örneklerinin gönderilmesi istenilmiştir. Erciyes Kartal Hastanesi 06/10/2023 havale tarihli yazı ile, Kayseri ERÜ Araştırma Hastanesi ise 10/10/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap vermiştir. Kocasinan Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Kocasinan İlçesi, *** bağımsız bölüm ve *** bağımsız bölüm üzerindeki ipotek tesisi ve fekkini gösterir şekilde aktif, pasif tapu kayıt örneğinin takyidatlarıyla birlikte gönderilmesi istenilmiştir. 29/09/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Kocasinan Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Kocasinan İlçesi, *** bağımsız bölüm, *** bağımsız bölüm üzerindeki ipotek şerhlerini gösterir takyidatlarıyla birlikte aktif ve pasif tapu kayıt örneklerinin gönderilmesi istenmiştir. Kocasinan Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Kocasinan İlçesi, *** parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümlere ilişkin 18/06/2014 tarih ve *** yevmiye sayılı resmi senedin ekleriyle birlikte örneğinin gönderilmesi istenmiştir. Davacı ...'a isticvap davetiyesi çıkarılmasına, davetiyeye "*** vade tarihli 90.000,00-Avro bedelli ekte gönderilen senetteki inkar edilen yazıların size ait olmadığı konusunda ısrar ediyor olmanız halinde bu konuda beyanda bulunmanız ve inkar edilen yazılar ile karşılaştırma yapma, gerekli görülürse bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere yeterli sayıda oturarak, ayakta, sağ el ve sol eliniz ile yazı ve imza örneklerinizin alınması için işbu davetiyede yazılı gün ve saatte fotoğraflı kimlik kartı ve imza sirküleriniz ile birlikte mahkememizde hazır olmanız, HMK'nun 171. maddesi gereği davetiyede belirtilen gün ve saatte geçerli bir mazeretiniz olmaksızın mahkememizce görülecek duruşmaya gelmez, gelip de yukarıda sözü edilen sorulara cevap vermez, ve/veya yazı ve imza örneği vermezseniz inkar edilen senetteki tüm yazıların kendinize ait ve kendi el ürününüz olduğunu kabul etmiş sayılacağınız tebliğ ve ihtar olunur." şeklinde ihtarat yazılmasına karar verilmiştir. 10/06/2024 tarihli duruşmada hazır olan davacı ..., "Bana göstermiş olduğunuz *** ödeme tarihli, 90.000,00-Euro bedelli senet örneğini gördüm, inceledim. Bu senette atılı imza benim imzamdır. Yine bu senette rakamla ve yazıyla 90.000,00 (Doksanbin) yazıları bana aittir. Bunları ben yazdım. Bunun dışındaki yazıların hiçbiri bana ait değildir. Örneğin senet üzerinde yazan avro kelimesi, ... kelimesi, senedin tanzim tarihi ve vade tarihi, senedin tanzim tarihinin altında yazılı Kayseri kelimesini ben yazmadım bunlar benim el ürünüm değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yargılama sırasında taraflarca bildirilen tanıklar usulünce dinlenmişlerdir. Davacı tanığı ... duruşmada; "Davacı ... benim ağabeyi olur. Davalı ... yeğenim olur. Biz neticede aileyiz. Bu konu aile içerisinde konuşulduğu gündeme geldiği için biliyorum. Bu senet aslında 90.000,00-TL bedelli bir senetmiş. ... bu senedi bina yönetimine verilmesi için davalı ...'a vermiş. ... bu senedin üzerine kendi adını yazmış. ... aile ortamında bize maksadının bu senedi tahsil etmek değil davacı ...'un ticaret hayatını etkilemek hareket alanını daraltmak için yaptığını kendi söyledi ve ben bu nedenle ...'dan bunu duydum. Bu senetten dolayı gerçekte Tanju'nun ...'dan alacağı yoktur. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben davacı *** Ltd. Şti.'nde ofisboy gibi tüm ayak işlerini yapardım. Ben bu işyerinde çalışırken dava konusu olan ... vade tarihli senedi bana ... verdi, "bunu ***'ne götür ver" dedi. *** Abi dediği kişi ***'dır. Hemen bizim çalıştığımız ofisin çaprazında bulunan *** Ltd. Şti'.nin sahibidir. Ben senedi aldım ve *** Ltd. Şti.'nin ofisine gittim. Orada bana kapıyı ... açtı, senedi ...'a teslim edip çıktım. ...'ın bu senedi ***'a teslim edeceğini düşündüm. Bu 90.000,00-Euroluk bir senetdi. Ben senedi götürürken üstünde 90.000,00-Euro yazıyordu. Benim bildiklerim bunlardır. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmada; "Ben *** Ltd. Şti.'nde çalışıyorum. ... benim çalıştığım ofise geldi. ...'ı sordu, ne için sorduğunu kendisine sordum. O da, "Bana ... senet verdi, onu kendisine vereceğim" dedi. Ben de "... burada yok, bana ver dedim" senedi ...'den ben teslim aldım. "Ben ...'a veririm" dedim. Senedin üzerine baktım 90.000,00-Euro yazıyordu. Ben bu senedin niye verildiği konusunda hiçbir bilgi sahibi değilim. ...'a biz *** diye hitap ederiz. Senedi ...'den teslim aldıktan sonra ...'a söyledim oda kasaya koy dedi. Ben de dediği gibi yaptım dedi. Benim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava konusu senet aslı dosyamız arasına alındıktan ve davacı şirket karar defteri aslı da geldikten sonra HMK'un 266. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereği bir sahtecelik ve grafoloji uzmanı bilirkişinin resen seçilmesine ve görevlendirilmesine, HMK'nun 273. maddesi gereği tarafların iddia ve savunmaları doğrultusundaki davaya konu edilen *** keşide tarihli, *** ödeme tarihli, 90.000,00 Euro bedelli senetteki davacı ...'un bu duruşmada kendisine ait olduğun söylediği kısımlar dışındaki diğer yazıların ve rakamların davacı ...'un el ürünü olup olmadığı, senet metnindeki yazıların farklı kalemleri ile yazılıp yazılmadığı, senet üzerinde değişiklik/tahrifat yapılıp yapılmadığı konularında teknik donanıma sahip laboratuvar ortamı kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle, incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultusu gibi yönlerde taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması, sonuçta imza ve yazının adı geçen davacıya ait olup olmadığının ve değişiklik/tahrifat olup olmadığı konularında dayanakları gösterilmiş, karşılaştırılan imza ve yazının hangi nedenlerle aynı veya farklı kişinin el ürünü olduğunun fotoğraf ve diğer görüntü yöntemleriyle desteklenmiş hüküm vermeye ve denetimine elverişli olarak rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Görevlendirilen Bilirkişi Dr. *** tarafından düzenlenen 02/01/2025 tarihli raporda özetle; "Tetkike konu senedin ön yüzündeki tanzim yazılarının kalem mürekkebi ve yazan şahıs yönünden yapılan incelemede; inceleme konusu senet üzerindeki "#90.000#, Doksan bin_" rakam ve yazıları ile borçlu ve kefil adına atılı bulunan imzaların bir mavi mürekkepli kalem, inceleme konusu senet üzerindeki "***, AVRO - ***, ..., AVRO, m, nakten, KAYSERİ, m, ..., ***, KAYSERİ, ..." yazı ve rakamlarının ikinci bir farklı mavi mürekkepli kalem, ile FARKLI şahıslar tarafından yazılmış olduğu müşahede ve tespit edilmiştir. Adı geçen şahsın içeriği kapsayan mukayese yazılarının olmaması nedeniyle aidiyet yönünden karşılaştırma yapılmamıştır. İnceleme konusu senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılamadığı yönünden yapılan incelemede; yukarıda raporun 1. maddesinde inceleme konusu senedin iki farklı mürekkepli kalem ve şahıs tarafından yazılmış olduğu tespitinde bulunulmuştur. yapılan tespitte inceleme konusu senedin imzalandığı kalem ile senedin değerinin hem rakam hem de yazı ile yazılmış olduğu, ancak para biriminin ise matbu olarak senet üzerinde bulunan TL olduğu görülmektedir. Senet üzerinde evvelce yazılmış bir yazı veya rakam üzerinde değişiklik tespit edilememiş ise de, farklı bir mavi mürekkepli kalem ile farklı bir şahıs tarafından "AVRO" ibaresinin yazıldığı ve "TL" ibaresinin üzeri çizilmesi suretiyle inceleme konusu senedin değeri "90.000 TL" iken farklı kalem ile tahrifen "90.000 AVRO"ya dönüştürülmesi suretiyle senedin miktarının para birimi karşılığı yönünden farklı mürekkepli kalemler ile eklenerek değişiklik/tahrifat yapıldığı müşahede ve tespit edilmiştir." şeklinde inceleme ve değerlendirmelerde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibi nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Dava değeri dikkate alınarak 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyeti tarafından yazılı yargılama usulüne göre yürütülmüştür.
Dava dilekçesinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit davası açıldığı, dava değerinin ise 1.036.605,14-TL olarak gösterildiği, uyuşmazlık konusu icra takibinde ise 93.575,00-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden alacak tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, mahkemenin davacının dava dilekçesinde belirttiği hakkın niteliği ve değeri ile bağlı olmadığı gibi hakkın niteliği ve değerinin re'sen araştırılmasının gerekli olduğu, bunun 492 sayılı kanunun 30. maddesinden kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, eldeki davada dava değerinin borçlu olmadığı iddia edilen icra takibindeki döviz alacağının dava tarihi itibari ile TL karşılığına göre tespit edilmesinin gerektiği, zira uyuşmazlıkta dava değerinin dava tarihi itibari ile belirlenmesinin lüzumlu olduğu değerlendirilmiş olmakla; takip çıkışı 93.575,00-Euro'nun dava tarihi olan *** tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru olan 1,00-Euro = 20,1038-TL üzerinden yapılan hesaplamada dava değerinin 1.881.213,08-TL olduğu, harçlar kanunu tarifesi üzerinden yapılan hesaplamada 32.126,41-TL peşin dava harcı alınması gerektiği, dava açılırken alınan 17.702,63-TL peşin dava harcının bundan mahsubu ile bakiye 14.423,78-TL peşin dava harcını yatırması için davacılara 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddesi uyarınca gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içinde eksik nispi dava harcının yatırılmaması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri ile HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosyanın geçici olarak işlemden kaldırılmasına, HMK'nun 150. maddesinde belirtilen 3 aylık yasal süre içinde eksik harcın ikmal edilerek yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacılar tarafından 15/12/2023 tarihli makbuz ile eksik harcın yatırıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce 22/02/2023 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacıların senedin gerçeğe aykırı doldurulduğu, bedel hanesi TL iken gerçeğe aykırı şekilde tahrif edilerek Avro yazılmak suretiyle sahtelik iddiasına dayanarak icra takibinden sonra açtığı menfi tespit istemli eldeki davada, takibinin tedbiren durdurulmasını talep ettiği, yukarıda izah edildiği üzere sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davasının icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı, HMK'nun 209. maddesinin İİK'nun 72/3. maddesine göre özel hüküm taşımadığı, İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ve ihtiyati tedbir talebi hakkında davacıların iddialarını yaklaşık ölçüde ispat edici delil bulunmadığı nedenleriyle icra takibinin durdurulması yönündeki davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık ana başlıklarıyla: Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan kambiyo senedinin gerçeğe aykırı şekilde düzenlenip düzenlenmediği, tahrif edilip edilmediği, bu senet ve icra takibi nedeni ile davacıların davalıya borçlu olup olmadığı konularında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır: Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK'nun 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nun 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 645. maddesi gereğince içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Basım, Ankara 1997, s.173, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2001, s.25). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu kambiyo senedinin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde: Davalı ... tarafından davacılar ... ve ... aleyhine 03/11/2021 tarihinde *** keşide tarihli, *** ödeme tarihli, 90.000,00-Euro bedelli bono senedine dayalı olarak fer'ileriyle birlikte 93.575,00-Euro toplam alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı ve takibin derdest olduğu görülmüştür. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde: Davacı müşteki ... vekilin sunmuş olduğu 13/01/2023 havale tarihli şikayet dilekçesinin ardından müştekinin alınan ifadesinde özetle; "... benim yeğenimdir, benim ofisim*** Yönetimi'ne aidat borcum vardı, nakit param olmadığı için senet düzenleyerek, bedel kısmında 90.000,00-TL yazan, alacaklı kısmı boş olan senedi, yeğenime bina yönetimine götürmesi için verdim, ancak yeğenim bana daha sonra, senedi kabul etmediklerini nakit para istediklerini söyledi, senedi sorduğumda yırtıp attım dedi, Daha sonra ben bu borcu nakit olarak ödemeye başladım. Ben kanser hastası oldum, bu dönemde bana bir icra takibi başlatıldığını öğrendim, dosyayı incelediğimde ...'a verdiğim 90.000,00-TL bedelli senedin, aslında imha edilmeyip, kendi lehine düzenleyerek TL ibaresini de Euro'ya çevirerek icra takibi başlattığını öğrendim, bu dönemde senedin iptali için dava açsam da durumum ağırlaştığı için davayı takip edemedim, şuan iyileştiğim için ancak şikayet yapabildim. Ben 90.000,00-TL yazan kısmı çizgi işaretleri ile kapatmıştım, ancak sonrasında yanlarına gerçeğe aykırı olarak Euro yazıldığını gördüm, Euro yazma iradem olsa idi rakam ve yazıları kapatmaz oralara yazardım. Yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı ...'dan şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunduğu, alınan 01/09/2023 tarihli uzmanlık raporunda borçlusu ..., alacaklısı ... olan, ... düzenleme ve ... vade tarihli, "90.000 (Doksanbin)" Avro değerinde (1) adet senet ile alakalı olarak özetle; "1- Tetkik konusu senedin değerli kâğıtlardan olmayıp, matbu olarak hazırlanmış belgelerden olması, herhangi bir güvenlik unsuru içermemesi, özel baskı teknikleri yerine, ofset(düz) baskı yöntemiyle matbaalarda kolayca oluşturulabilen belgelerden olması, orijinal/sahte ayrımına imkân verecek güvenlik unsurlarınş taşımaması nedeniyle, sahteliği hususunda herhangi bir görüş beyanında bulunulması mümkün olamamıştır. Ayrıca inceleme konusu senedin tarihlerinin ve değerinin belirtildiği bölümlerde tahrifat yapıldığını gösterir nitelikte herhangi bir bulgu tespit edilememiştir. Bir diğer husus; bir belgenin aldatma kabiliyetinden söz edebilmek için, belgenin; gerçekte olmayan bir belge şeklinde düzenlenmiş olması (külliyen/tamamen sahtecilik), gerçek bir belge üzerinde tahrifat yapılması ve/veya bu belgenin kullanılması (kısmi sahtecilik) ya da başkası adına imza atmak suretiyle sahte olarak düzenlendiğinin tespiti gerekmektedir. Bu itibarla bahse konu senedin aldatma kabiliyetini haiz olup/olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılması mümkün olamamıştır. 2- Tetkik konusu senet üzerindeki yazılar ve borçlu imzaları ile ... ve ...'ın mukayese yazı ve imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; -Ortak harf ve rakamların tersimi, -Yuvarlak harf ve rakamların başlama ve bitim noktaları, -İmzaların genel yapı ve genel şekilleri, -İmzaların başlangıç ve bitiriliş karakteristikleri, -İmzaları oluşturan gramaların yapısı ve tersim tarzı, -Kaligrafik özellikler ve itiyadi hususiyetler yönünden, a) Tetkik konusu senedin ön yüzündeki “#90.000#” ile “Doksan bin” ibareli yazılar ve ... adına atılı bulunan borçlu imzaları ile ...'un mukayese yazı ve imzaları arasında uygunluk görülmüş, belirtilen yazıların ve borçlu imzalarının, ... elinden çıktığı kanaatine varılmıştır. b) Tetkike konusu senet üzerindeki diğer yazıların, mevcut mukayese yazılarına kıyasen, ... ve ... elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlikte uygun kaligrafik bulgular tespit edilememiştir," hususlarının belirlendiği, şüphelinin alınan savunmasında özetle; müştekinin ve şirketinin kendisine 4.500.000,00-Euro borcunun olduğunu, borca karşılık bahse konu senedi aldığını belirterek hakkındaki suçlamayı reddettiği, dosya arasına celbedilen ve soruşturmaya konu senedin konu edildiği Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dosyasına davacı olan müşteki tarafın son oturum olan celseye gelmediği için dosyanın işlemden kaldırıldığının belirtildiği, bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan değerlendirmede, atılı suçun açığa imzanın kötüye kullanılması değil; resmi belgede sahtecilik suçu olarak kabul edilmesi gerektiği, bu suç kapsamında yapılan değerlendirmede; belge/senet altında müştekinin imzası olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, soruşturmaya konu senet üzerinde şüphelinin tahrifat ya da ek yaparak TL ibaresini Avro yaptığına dair müştekinin, soyut iddia dışında kesin ve net, her türlü şüpheden uzak bir delil elde edilemediği, zira müştekinin iddiasının kriminal rapor ile de desteklenmediği, kaldı ki aksi düşünülse bile kriminal raporda bahse konu belgenin aldatma (iğfal) kabiliyetine haiz olup olmadığına dair değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı belirtildiğinden suçun yasal unsurlarının her halükarda oluşmayacağı anlaşılmakla; kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde: Davacılar ... ve ...'nin dava dilekçesinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin dayanağı kambiyo senedine itiraz ettiklerini belirterek bu yargılama bitinceye kadar durdurulmasına, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin dayanağı kambiyo senedine itirazlarının kabulüne ve takibin iptaline, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri, davacıların duruşma gün ve saatini bildiği halde son oturum olan 18/01/2022 tarihli celseye gelmediğinden dosyanın işlemden kaldırılma tarihi olan 18/01/2022 tarihinden itibaren 3 aylık yasal süre içinde yenilenmediği anlaşıldığından HMK'nun 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Bilirkişi Dr. *** tarafından düzenlenen 02/01/2025 tarihli raporda özetle: "Tetkike konu senedin ön yüzündeki tanzim yazılarının kalem mürekkebi ve yazan şahıs yönünden yapılan incelemede; inceleme konusu senet üzerindeki "#90.000#, Doksan bin_" rakam ve yazıları ile borçlu ve kefil adına atılı bulunan imzaların bir mavi mürekkepli kalem, inceleme konusu senet üzerindeki "*** , AVRO - 15 Eylül 2019, ..., AVRO, m, nakten, KAYSERİ, m, ..., *** , KAYSERİ, ..." yazı ve rakamlarının ikinci bir farklı mavi mürekkepli kalem, ile FARKLI şahıslar tarafından yazılmış olduğu müşahede ve tespit edilmiştir. Adı geçen şahsın içeriği kapsayan mukayese yazılarının olmaması nedeniyle aidiyet yönünden karşılaştırma yapılmamıştır. İnceleme konusu senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılamadığı yönünden yapılan incelemede; yukarıda raporun 1. maddesinde inceleme konusu senedin iki farklı mürekkepli kalem ve şahıs tarafından yazılmış olduğu tespitinde bulunulmuştur. yapılan tespitte inceleme konusu senedin imzalandığı kalem ile senedin değerinin hem rakam hem de yazı ile yazılmış olduğu, ancak para biriminin ise matbu olarak senet üzerinde bulunan TL olduğu görülmektedir. Senet üzerinde evvelce yazılmış bir yazı veya rakam üzerinde değişiklik tespit edilememiş ise de, farklı bir mavi mürekkepli kalem ile farklı bir şahıs tarafından "AVRO" ibaresinin yazıldığı ve "TL" ibaresinin üzeri çizilmesi suretiyle inceleme konusu senedin değeri "90.000 TL" iken farklı kalem ile tahrifen "90.000 AVRO"ya dönüştürülmesi suretiyle senedin miktarının para birimi karşılığı yönünden farklı mürekkepli kalemler ile eklenerek değişiklik/tahrifat yapıldığı müşahede ve tespit edilmiştir." şeklinde inceleme, tespit ve değerlendirmelerde bulunmuştur. Bilimsel nitelikli bu raporun dosya kapsamında bulunan delillerle ve savcılık soruşturması sırasında alınan kriminal raporla örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu görülmekle mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Somut olay, yukarıda sözü edilen ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; davacıların takip dayanağı yapılan bono senedinin sahteliği iddiasına dayalı olarak eldeki menfi tespit davasını açtığı görülmektedir. Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, Yargıtay HGK'nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK’nun 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerinin senetle ispatını zorunlu kılmış olup bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri bir delille ispatı mümkün olmayacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukukî işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukukî işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda davacı taraf önce senedin düzenlenmesini gerektiren bir sebebin bulunduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini ya da ortadan kalktığını ispatla yükümlü olacaktır. 12/04/1933 tarihli ve 30/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda "Borç ikrarını mutazammın beyyine aleyhine delil ikamesi caiz olup, ancak ikrarda borcun sebebi musarrah ise; müddealeyh bu sebebin tahakkuk etmediğini ispat edebilir. Eğer borcun sebebi tayin olunmamış ise, müddealeyh evvela ikraren bir sebebi muayyeni bulunduğunu, saniyen bu sebebin tahakkuk etmediğini isbat hakkını haizdir. Şu hale göre senede müstenit iddiaya karşı yukarıda yazılı def'i dermeyan edip bu def'ini alelusül isbat edemeyen müddealeyhin hasmına bir yemin teklifine hakkı olduğu takarrur etmiştir." denilmektedir. 6100 sayılı HMK'nun 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK'nun 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun'un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "... Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. ..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Eldeki davada mahkememizce taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasının ve Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava dosyasının Uyap kayıtları celp edilmiştir. Davacının sahtecilik iddiası ile ilgili olarak uzman bilirkişiden rapor almak suretiyle inceleme yapılmıştır. Mahkememizce alınan uzman bilirkişinin raporuna göre davaya konu ve takibe dayanak yapılan bono senedi altında davacıya atfedilen imzaların davacının el ürünü olduğu, bu senetlerde tahrifat ve sahtecilik tespit edilemediği görülmektedir. Davalı tarafından mahkememizde yapılan yargılama sırasındaki savunmalarında, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki kovuşturma aşamasında yapmış olduğu savunmalarında özetle; davacı müştekinin ve davacı şirketinin kendisine 4.500.000,00-Euro borcunun olduğunu, borca karşılık bahse konu senedi aldığını belirterek hakkındaki suçlamayı ve açılan davayı kabul etmediğini ileri sürmüştür. Davalının savunmalarına dayanak yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapu kayıtları, banka kredi ipotek sözleşmesi ile ilgili deliller de dosyamız arasına celp edilmiştir. Davacı ise davaya konu ve takibe dayanak yaptığı bono senedini Ofisim Kayseri Bina Yönetimi'ne 90.000,00-TL borcu bulunduğundan ve bu borcunu da senet ile ödemek istediğinden dolayı, söz konusu senede "90.000" ve "Doksan bin" ibaresini yazıp imzalayarak, ablasının oğlu olan ve aynı zamanda birlikte iş yaptığı davalı ...'a teslim ettiğini ve Ofisim Kayseri Bina Yönetimi'ne götürmesini istediğini iddia etmiştir. Davacının dava konusu senedin düzenlenme nedenleriyle ilgili bu iddiaları üzerinde durularak buna yönelik delilleri de toplanmıştır. *** Bina Yönetimi'nin 28/03/2023 tarihli cevabi yazısında özetle "... Kayıtlarımızın tetkikinde davacılar tarafından davalı ... aracılığıyla bina yönetimimize verilmiş 90.000,00-TL bedelli herhangi bir senet kaydına rastlanmamıştır. Yine taraflara ait ödeme kayıtlarında 90.000,00-TL tutarlı bir senet ile ödeme yapılmadığı gibi 90.000,00-L tutarlı nakit bir ödemeye de rastlanılmamıştır. Binamız ortak gider aidatı, elektrik, su ve demirbaş alacakları nedeniyle davacılar ve davalısın da tarafı bulunduğu ve birlikte hareket ettikleri kişi ve şirketler aleyhine aşağıda ek-1 de listesi verilen icra takipleri başlatılmış olup bir kısım hacizler yapılmıştır. İcra listesinde belirtilen taraflar borç ve tahsilat açısından binaya karşı birlikte harekel ettiklerinden icra takiplerine konu borçların tahsili ile işleyecek aidat ve diğer giderlere ait borçlarının yapılandırılması için davacılar, davalının ve birlikte hareket ettikleri kişileri de kapsayacak şekilde Ek-2 de sureti sunulan borç yapılandırma protokolü tanzim edilmiştir. İlgili protokole göre bir kısım tahsilatlar yapılmış olup tahsilat bilgileri ek-3 de sunulmuştur. Binamız kayıtlarında davacılar ..., ... ortak hesapta, davalı ... ise *** Müh. Ltd. Şti., *** , ... olarak ortak bir hesapta takip edilmektedir. ..." şeklinde bilgi verilmiştir. Bu cevap davacının iddialarının tersi yönünde bilgi içermektedir. Az yukarıda açıklandığı üzere, Bilirkişi *** tarafından düzenlenen 02/01/2025 tarihli raporda; "davaya konu senedin ön yüzündeki tanzim yazılarının kalem mürekkebi ve yazan şahıs yönünden yapılan incelemede; inceleme konusu senet üzerindeki "#90.000#, Doksan bin_" rakam ve yazıları ile borçlu ve kefil adına atılı bulunan imzaların bir mavi mürekkepli kalem, inceleme konusu senet üzerindeki "*** , AVRO - ***, ..., AVRO, m, nakten, KAYSERİ, m, ..., *** , KAYSERİ, ..." yazı ve rakamlarının ikinci bir farklı mavi mürekkepli kalem, ile FARKLI şahıslar tarafından yazılmış olduğu müşahede ve tespit edilmiştir. Adı geçen şahsın içeriği kapsayan mukayese yazılarının olmaması nedeniyle aidiyet yönünden karşılaştırma yapılmamıştır. İnceleme konusu senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılamadığı yönünden yapılan incelemede; yukarıda raporun 1. maddesinde inceleme konusu senedin iki farklı mürekkepli kalem ve şahıs tarafından yazılmış olduğu tespitinde bulunulmuştur. yapılan tespitte inceleme konusu senedin imzalandığı kalem ile senedin değerinin hem rakam hem de yazı ile yazılmış olduğu, ancak para biriminin ise matbu olarak senet üzerinde bulunan TL olduğu görülmektedir. Senet üzerinde evvelce yazılmış bir yazı veya rakam üzerinde değişiklik tespit edilememiş ise de, farklı bir mavi mürekkepli kalem ile farklı bir şahıs tarafından "AVRO" ibaresinin yazıldığı ve "TL" ibaresinin üzeri çizilmesi suretiyle inceleme konusu senedin değeri "90.000 TL" iken farklı kalem ile tahrifen "90.000 AVRO"ya dönüştürülmesi suretiyle senedin miktarının para birimi karşılığı yönünden farklı mürekkepli kalemler ile eklenerek değişiklik/tahrifat yapıldığı" şeklinde müşahede ve tespitlerde bulunulmuştur. Davaya konu edilen takibe dayanak yapılan bono senedindeki imzanın davacının el ürünü olduğu tüm dosya kapsamı ile sabit hale gelmiştir. Bu husus davacı ...'un da kabulündedir. 10/06/2024 tarihli duruşmada hazır olan davacı ... tarafından bono senedindeki imzanın kendi el ürünü olduğu beyan edilmiştir. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddianın değerlendirilmesinde: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir (Yargıtay 19. H.D. 27/9/2011 tarihli ve 2011/8731 Esas, 2011/11501Karar sayılı emsal kararı). 6100 sayılı HMK'nun 201. maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Eldeki uyuşmazlıkta dava konusu bono senetlerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ise yazılı delillerle ispatlanamamıştır. Senet sebepten mücerret olmakla, davacıların bu yönde ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir. Ancak davacılar bono senedinin sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Senedin üzerindeki matbu "TL" ibaresinin çizilip, yerine "Avro" yazılması ile ilgili iddianın değerlendirilmesinde: Davaya konu ve takibe dayanak yapılan bono senedinin TTK'nun 776. maddesinde sayılan unsurları içermekte olduğu, senet üzerinde herhangi bir kazıntı veya silinti olmadığı, bono senedi üzerindeki matbu "TL" ibaresinin çizilip, yerine "Avro" yazıldığının görüldüğü, takibe konu senette yazılan rakamın veya borcun türünün silinmesinin söz konusu olmadığı, senet doldurulurken matbu olarak gösterilen Türk Lirası kelimesinin çizilip "Avro" olarak yazıldığı, senet metninde yazı ile olan kısımda matbu olan Türk Lirası ibaresi çizilmeden "Avro" yazılmış ise de bu durumun rakamla yazılan kısımla çelişkili olmadığı, yazıyla yazılan kısımda matbu Türk Lirası ibaresi silinmeden "Avro" yazılmasının senet üzerindeki diğer kayıtlar dikkate alındığında borçlanmanın Türk Lirasıyla yapıldığını göstermeyeceği, aksi kabulün aşırı şekilcilik olacağı, senet matbu olduğundan matbu kayıtlarda yapılan değişikliğin tahrifat olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/9441 Esas ve 2023/2146 Karar sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin *** Esas ve ***Karar sayılı karar ilamı). Yargılama sonunda iddia, savunma, toplanan tüm deliller, özellikle mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** Soruşturma sayılı dosyası ve Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin *** Esas sayılı dava dosyası, ticaret sicili kayıtları, tapu kayıtları, kredi ve ipotek sözleşmeleri, bina yönetimi şirketinin cevabi yazısı ile taraflarca sunulan ve toplanan diğer deliller incelendiğinde davacıların iddiasını kesin delillerle ispat edemediği görüş ve kanaatine varılmıştır. Yemin delili hakkında yapılan değerlendirmede: Dava dosyası içeriğine göre; davacıların dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmüştür. HMK'nun yemine konu olamayacak vakıalar başlıklı 226/1-c maddesinde; "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar." hükmü yer almaktadır. HMK'nun 226/1-c hükmüne göre, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacaktır. HMK'nun 226/1-c maddesi kapsamında dava konusu bono senetlerinin sahte olduğunda dair yemin edilmesinin yemine konu olmayacak vakalar kapsamında kaldığı dikkate alındığında davacıların ispat hususunda yemin deliline başvurulamayacağı değerlendirilmiştir. Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Dava dosyasındaki belgelere, toplanan delillere göre dava konusu bono senedinin üzerindeki imzanın davacı ...'a ait olduğu, davacıların senedin anlaşmaya aykırı olduğuna ve senette tahrifat ve sahtecilik nedeniyle bu bono senedine dayalı takipten dolayı davalıya borçlu olmadıklarına ilişkin iddialarını yasal deliller ile ispatlayamadığı, davacı tarafın bahse konu bono senedi yönünden savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ancak takipsizlikle sonuçlandığı, yargılama sonunda dosya kapsamına göre davacıların iddialarının soyut mahiyette olduğu değerlendirilmiş ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Kötüniyet tazminatı ve para cezası uygulanması istemi hakkında yapılan değerlendirmede: İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle 05/07/2012 tarihinden itibaren %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda davacılar, dava dilekçesi ile icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkememizce 22/02/2023 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediğine göre, ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararı bulunmadığı açıktır. Dolayısı ile bu durumda, İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleşmediğinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Aynı şekilde eldeki menfi tespit davasında, davacıların alacağın %10'u tutarında para cezasına mahkum edilmesinin yasal koşulları gerçekleşmediğinden davalının para cezası uygulanması isteminin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı ve para cezası uygulanması istenmelerinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL karar harcının peşin alınan 17.702,63-TL ve yine peşin harç olarak yatırılan 14.423,78-TL olmak üzere toplam 32.126,41-TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 31.511,01-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Kararın mahiyeti gereği davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 84,00-TL posta giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Kararın mahiyeti gereği davacılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davanın reddi nedeniyle hesap ve taktir olunan 266.933,44-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/04/2025
Başkan *** E-imzalıdır Üye *** E-imzalıdır Üye*** E-imzalıdır Katip*** E-imzalıdır