Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2362 E. 2025/787 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2362
- Karar No
- 2025/787
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2362 KARAR NO : 2025/787
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :23/05/2023 NUMARASI :2022/494 Esas - 2023/520 Karar
DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... VEKİLLERİ :Av. ... :Av. ... DAVA :İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :12/04/2021 KARAR TARİHİ :30/04/2025 KR. YAZIM TARİHİ :05/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarınca 14/01/2020 tarihli ilamsız olarak İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takibine borçlu/davalı tarafından itiraz edildiğini, öncelikli olan yetki itirazı sebebiyle ilamsız olarak başlatılan icra takibinin borçlu tarafından gösterilmiş olan yetkili Gebze İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve yetkili icra müdürlüğünce borçlu tarafa ödeme emri tebliğ edildiğini, yetkili Gebze İcra Müdürlüğünden çıkarılan ödeme emrine borçlu tarafça "Yetkiye, takip konusu olan borcun zamanaşımına, faize ve tüm ferilerine" içerir şekilde matbu olarak itiraz edildiğini, davalı borçlunun her ne kadar zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de kambiyo takiplerine ilişkin kıymetli evrakta zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, davalı borçlu ile davacı müvekkilinin geçmiş dönemde ortaklık yapmış olup birlikte iş yeri çalıştırdıklarını, söz konusu senedin iş yerinin devri döneminde verildiğini, geçmiş sürelerdeki hukuklarına ve iş ortaklığına binaen müvekkili tarafından işleme konulmadığını, ödenmesi için iyi niyet gösterildiğini, davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde senedin zorla imzalattırıldığı, bu hususa ilişen şikayette bulunulduğu bildirilmiş ise de davalı borçlu tarafından borçtan kurtulmak amacıyla böyle bir iftira atıldığını ancak bu hususun C. Savcılığınca takipsizlik ile sonuçlandığını, ayrıca davalı borçlu tarafından bu senede ilişkin alınmış bir tedbir ve menfi tespit davasının da mevcut olmadığını, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz olarak ileri sürdüğü yetki, zaman aşımı, borca ve tüm ferilerine ilişkin itirazlarının iptali için işbu davanın açılmasının zaruretinin hasıl olduğunu belirterek; davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına / kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya her hangi bir borcu olmadığını, takip konusu bononun müvekkilinin beyanına göre alacaklı tarafından kendisinden zorla alındığını, müvekkili tarafından davacı hakkında senet yağması suçundan suç duyurusunda bulunulmuş olup yapılan savcılık soruşturmasında delil yetersizliğinden soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş verildiğini, borca ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, Kartal 6. Noterliğinin 30.04.2014 tarih ve ... yevmiye nolu limited şirket hisse devri satış sözleşmesi gereğince devreden olarak imzası bulunan davacının beyanında şirketteki hissesini bütün aktif ve pasifiyle hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte 67.500,00TL bedel karşılığı devir ettiğini, devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldığını imzalı beyanı ile belirttiğini, vadesi gelmiş fakat ödenmeyen bir bononun hamilinin, senedi düzenleyene karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatabileceğini, hamilin düzenleyene (asıl borçlu) karşı ileri sürebileceği talepler yönünden zamanaşımı süresinin Türk Ticaret Kanununda 3 yıl olarak düzenlendiğini, icra takibine konu bononun tanzim tarihinin 06.07.2014 vade tarihinin ise 30.12.2014 olduğunu, icra takibinin 14.01.2020 tarihinde yapıldığını, zamanaşımı süresini kesen bir işlemin bulunmadığını, bu sebeple zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından bononun kıymetli evrak niteliğini yitirdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 147. maddesine göre para alacaklarında zaman aşımı süresinin 5 yıl olup 149. maddesine göre zaman aşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını, dava konusu alacak talebi için her iki zamanaşımı süresinin de dolduğunu, davacı tarafça dava değerinin 25.000,00TL olarak belirlendiğini, dava harcını da bu miktar üzerinden ödediğini, davacının yapmış olduğu takipte asıl alacağın 25.000,00 TL olup 17.635,78 TL geçmiş döneme ilişkin faiz talebinde bulunduğu anlaşıldığından işbu davada faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir dava bulunduğundan söz edilemeyeceğini, bu sebeple davacın takibin tamamının devamına ilişkin talebi yersiz olup reddi gerektiğini, emsal Yargıtay içtihatları ve emsal Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu kararının da beyanlarını doğruladığını, takip konusu bononun zamanaşımına uğradığından kıymetli evrak niteliğini yitirdiğinden alacaklının takipte reeskont (avans) faizi talebinde de bulunamayacağını, nedenle davacı tarafın reeskont faizi talebinin de reddi gerektiğini, taraflar arasında ticari bir işten kaynaklanan alacak ilişkisi de bulunmadığından avans faizi talep edilebilmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle davacı tarafça talep edilen avans faizine de itiraz ettiklerini belirterek; davanın reddi ile davacı tarafından Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/2894 esas nolu dosyasında yapılan takibin durdurulmasına, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/2894 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, -Davalı borçlu itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 5.000,00 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kartal 6. Noterliği 30.04.2014 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi gereğince devreden olarak imzası bulunan davacı ... ''şirketteki hissesini bütün aktif ve pasifiyle hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte 67.500,00 TL bedel karşılığı devir ettiğini, devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldığını" imzalı beyanı ile belirtmiştir. Davalı müvekkilin bu devir nedeniyle davacıya borcu bulunmadığını, noter senedi yazılı bir delil olup aksinin tanıkla ispatlanmasına muvafakatleri bulunmadığını, dava konusu senette davacıya hisse devri nedeniyle verilmediği, hisse devir sözleşmesi 30.04.2014'te yapılmış olup dava konusu bononun tanzim tarihi 06.07.2014 olduğu, her ne kadar davacı taraf bu bononun hisse devri karşılığı verildiğini beyan etmiş ise hisse devrinden 3 ay sonra bu sebeple bono tanzim edilmesi hayatın olağan akışına aykırı ve davacı tarafın beyanlarının gerçek dışı olduğu buradan da anlaşılacağını ayrıca noter senedine karşı tanık dinlenmesi hatalı olduğundan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, HMK'nın 201. Maddesi; "(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." şeklinde olup Yargıtay kararları da bu yönde olduğunu (Yargıtay 3. HD2017/15332 E. , 2018/2591 K.)..., takip konusu bono zaman aşımına uğradığından kıymetli evrak niteliğini yitirdiğinden alacaklı takipte reeskont (avans) faizi talebinde de bulunamayacağı, bu nedenle davacı tarafın reeskont faizi talebinin de reddi gerektiğini, taraflar arasında ticari bir işten kaynaklanan alacak ilişkisi bulunmadığından avans faizi talep edilebilmesi de mümkün olmadığını, bu nedenle davacı tarafça talep edilen avans faizine de itirazlarını bildirmek zarureti hasıl olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkil lehine düzenleyip vermiş olduğu imzası inkar edilmeyen bir kıymetli evraktan doğan borç söz konusu olup her ne kadar söz konusu senet zamanaşımına uğramışsa da müvekkilin elinde bulunması, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilip, kambiyo senetleri sebebe bağlı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kambiyo senedine doğumuna neden olan olayın sakatlığı veya geçersizliği senedin geçerliliğini etkilemeyeceğini, davalı tarafın dilekçesinde belirtilen kararlar senede karşı tanıkla ispat sınırını ve zamanaşımına uğrayan senetlerle ilgili olup iddia edilen tüm bu hususlar yerel mahkemece yargılama aşamasında değerlendirilmiş ve müvekkilin alacağının haklılığı ispat edildiğini beyan ederek, davalının istinaf başvurusunun reddine, Yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih, 2022/494 Esas - 2023/520 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre; "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır [16-(4) md.]. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur. Takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK.'nın 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Eldeki davada; itirazın iptali davasının dayanağı ilamsız icra takibinde asıl alacak, işlemiş faiz alacağı takibe konu edilmiş olup, dava dilekçesinde harca esas değer 25.000 TL olan takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden peşin harç yatırıldığı; ancak, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında alacağın faizi de kapsar şekilde "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığı görülmektedir. Takibe konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece, işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28-(a) ve 32. maddeleri uyarınca, eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceği, (harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı) aksi halde, takip talebindeki asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırılan davada işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, bu şekilde kurulan hükmün hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren HMK.'nın 26. maddesine aykırı olacağı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesince; öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı olan 42.635,78 TL yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılmadan ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden eksik harç ile yargılamaya devam edilip karar verilmesi doğru bulunmamıştır (Benzer yönde Dairemizin 2023/914 esas 2024/1452 karar sayılı ilamı). 2-Zamanaşımı itirazı yönünden; Diğer yandan dava dilekçesinin davalıya tebliği üzerine, davalının cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu, ilk derece mahkemesince görevsiz Mahkemede yapılan ön inceleme duruşması sonrası değerlendirilmeyen zamanaşımı itirazı hakkında bir karar verilmediği sonraki duruşmalarda da zamanaşımı def'i hakkında karar verilmediği anlaşılmakla kararın kaldırılması gerekmiştir. 3-ispat Yönünden, İlk derece mahkemesince, dava konusu zamanaşımına uğramış bono delil başlangıcı (6100 s. HMK m.202) kabul edilerek, tanık dinlenmiş (6100 s. HMK m. 202/1) ve davacı tanığının beyanları hükme esas alınmıştır. Oysaki dava konusu bononun taraflar arasındaki hisse devri için verildiği iddia edilmiş, Kartal 6. Noterliği 30.04.2014 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi gereğince devreden olarak imzası bulunan davacı ... ''şirketteki hissesini bütün aktif ve pasifiyle hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte 67.500,00 TL bedel karşılığı devir ettiği imza altına alındığından, davacının bu belge uyarınca, hisse bedeli olarak bono düzenlendiğini tanık beyanı ile ispat edemeyeceği hususu gözden kaçırılmıştır. Bunun yanında Yemin delili, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. Somut olayda; tarafların her ikisinin de dilekçeler aşamasında açıkça yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece toplanan deliller sonucunda iddiasını ispat etmek zorunda kalan tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. O halde Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı olan 42.635,78 TL yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılması ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması, davalının zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi, tarafların hükme esas alınabilecek delillerinin değerlendirilerek ispat yükü üzerine düşen tarafın belirlenmesi, ispat yükü üzerine düşen tarafa yemin deliline dayandığının da hatırlatılması ve nihayetinde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/05/2023 tarih, 2022/494 Esas ve 2023/520 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 30/04/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*