İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/701 E. 2026/612 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/701
Karar No
2026/612
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/701 Esas KARAR NO :2026/612

DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/11/2022 KARAR TARİHİ:15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ... ... Şirketi adına keşide edilen ... Türk Anonim Şirketi ... Şubesine ait ... numaralı 31.10.2022 tarihli 18.500-TL bedelli çekin, lehtar şirkete gönderilmek üzere 23.05.2022 tarihinde ... Kargo ...-... Şubesine teslim edildiğini, ancak çekin kargo sürecinde çalındığını, bu duruma ilişkin 2022/... soruşturma numarasıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunulduğunu, ayrıca kargo şirketi tarafından ... Polis Merkezine 24.05.2022 tarihinde 2022/... evrak numarasıyla başvurulduğunu, lehtar şirketin çekin kendilerine teslim edilmediğine dair yazısının mevcut olduğunu, ... Kargo şirketinin iç soruşturmasının devam ettiğini, icra takibine konu çekteki lehtar cirosunun sahte olduğunu, gerçek kaşe ve imza incelemesi yapıldığında ciro silsilesinin kopuk olduğunun açıkça anlaşıldığını, bu nedenle çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, lehtar şirket tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2022/... E. sayılı imzaya itiraz davası açıldığını, davalı şirketin yetkili hamil olmadığını, çekin bedelinin keşideci tarafından lehtar şirkete ödendiğini, buna rağmen .... İcra Müdürlüğü tarafından 2022/... E. sayılı icra takibi başlatıldığını, takibin devam etmesi halinde müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını belirterek öncelikle ve ivedilikle .... İcra Müdürlüğü nezdindeki 2022/... E. sayılı icra takibinin teminatsız veya teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına, icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine, konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil finans şirketi adına ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/.... iş ve 2022/.... sayılı ilamı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu kararın ....İcra Müdürlüğü'nün 2022/.... sayılı icra dosyasından 11/11/2022 tarihinde infaz edildiğini, dava dışı ... ... Şirketi tarafından 11/11/2022 tarihinde 26.166,35-TL tutarında ödeme yapılarak hacizlerin fek edildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilemeyeceğini, davacı borçlu tarafından ilgili icra dosyasına yapılan bir ödeme bulunmadığını, dava dışı borçlu tarafından yapılan ödeme üzerine ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/.... sayılı dosyasından tedbir kararı verildiğini, müvekkil şirketin alacağına ulaşmasının engellenerek menfaat dengesinin zedelendiğini, 6100 sayılı HMK'nın 395. maddesi uyarınca aleyhe verilen tedbir kararının kaldırılmasını veya teminat mektubu ile değiştirilerek icra dosyasına yatan tutarın müvekkile ödenmesini talep ettiğini, davacı tarafın lehtarın imzasının sahte olduğu iddiasına muvafakat etmediklerini, müvekkilin iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, ödeme yasağı bulunmasının icra takibi yapılmasına engel teşkil etmediğini, TTK'nın 711/3. maddesinin keşideciyi korumak amacıyla getirildiğini ancak hamilin haklarını kısıtlayamayacağını, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/117 K. 2021/178 sayılı ve 15.2.2021 tarihli ilamında da belirtildiği üzere ödeme yasağının ihtiyati hacze engel olmadığını, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, müvekkilin yetkili hamil olduğunu, keşideci imzasının davacıya ait olduğunun ikrar edildiğini, lehtar imzasının sahteliğine ilişkin itirazların dinlenemeyeceğini, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği şahsi def'ilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilin faktoring şirketi olarak gerekli kontrolleri yaptığını, davacının kötü niyeti ispatlayamadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2008/1677 K. 2008/3416 ve 2016/8709 K. 2016/15664 sayılı kararlarında da bedelsizlik def'inin ancak taraflar arasında ileri sürülebileceğinin vurgulandığını, bu nedenlerle davanın reddini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi halde teminat karşılığı tedbirin değiştirilerek icra dosyasına yatan tutarın müvekkile ödenmesini, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak 2022/... - 2022/... soruşturma sayılı dosyalarının akıbetinin araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2023/... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2022/... esas sayılı dosyanın UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiştir. .... İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2022/... esas sayılı dosyasının Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. .... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2022/... esas sayılı dosyasına davacı tarafından herhangi bir yapılmış ödemenin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarınıda gösterir tüm bilgi ve belgelerin mahkememizin 2022/701 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiştir. GEREKÇE: İcra İflas Kanunu md. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Menfi tespit davasının sonucuna göre davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir. Borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ise icra takibinin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir. Dava konusu takip ... .... ... Şubesine ait ... seri numaralı 31.10.2022 tarihli ve 18.500 TL bedelli çeke dayanmaktadır. Kanunlarımızda kambiyo senetleri olarak poliçe, bono ve çek düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerinin kanunlarımızda öngörülen ve hem uygulamada hem de doktrinde kabul edilen ortak özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan biri TTK md. 724 uyarınca müteselsil sorumluluktur. Senette imzası bulunan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur (Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, B.19, Turhan Kitabevi, Ankara 2015, s.70; Hasan PULAŞLI, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, B.1, Adalet Yayınevi, Ankara 2011, s.104). Kambiyo senetlerinin ikinci özelliği imzaların istiklâli ilkesidir. TTK md. 677'ye göre, senette sahte, hayali veya herhangi bir sebeple imzalayanı bağlamayan bir imzanın bulunması, diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Dolayısıyla geçerli bir imzası bulunan kişiler, kambiyo senedinin geçersiz olduğunu veya diğer imzaların geçersiz olduğunu öne sürerek sorumluluktan kurtulamaz (ÖZTAN, s.70-71; PULAŞLI, s.105). Kambiyo senetlerinin üçüncü özelliği sebepten soyut olmalarıdır. Bu ilkeye göre, kambiyo senetleri temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Senedin ihtiva ettiği alacak hakkı temel ilişkiden ayrı olarak doğrudan senedin kendisinden kaynaklanmaktadır (ÖZTAN, s.71-72; PULAŞLI, s.105). Son olarak kambiyo senetleri kamu güvenine mazhar senetlerdir. Yani senette yazılı olduğu şekilde hakkın varlığı kabul edilir. İyi niyetli herkes senetteki hakkın varlığına güvenmekte haklıdır. Senette görünüşe güven ilkesinin kabul edilmesi hem hukukî hem de ticari yaşantıda güvenlik ve hız açısından önemlidir (PULAŞLI, s.106). Yargıtay HGK 2014/19-806 Esas ve 2016/298 Karar sayılı ilamında "İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir." şeklinde, imzasını inkâr etmeyen keşidecinin, lehtarın imzasının sahte olduğu yönündeki def'iyi hamile karşı öne süremeyeceğine ve çekteki sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 11. HD 2020/4965 Esas ve 2021/2322 Karar sayılı ilamında "...dava konusu bononun keşidecilerinin davacılar olduğu, keşideci imzalarının inkar edilmediği, TTK 677. maddede düzenlenen imzaların istiklali prensibi gereği lehtar imzasının geçersizliğinin davacı keşidecilerin sorumluluğunu etkilemeyeceği, dava konusu bonoda lehtar imzası sahte olsa dahi ciro zincirinde kopukluk bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davalının bonoda ciro yoluyla yetkili hamil olduğu, mahkemece davanın esastan reddi gerekirken usulden reddinin yerinde olmasa da davalı tarafın temyizinin bulunmaması nedeniyle bu hususa değinilmekle yetinildiği, davanın reddi kararının sonucu itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş..." gerekçesi ile verilen ret kararını onamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aynı içtihadını 2022/811 Esas ve 2023/294 Karar sayılı ilamı ile de devam ettirmiştir. İstanbul BAM 16. HD 2021/723 Esas ve 2023/194 Karar sayılı ilamında "Kambiyo senetlerinde imzaların istiklali prensibi geçerli olup, çekte keşideci olan asıl davanın davacısı, lehtar cirantanın imzasının sahteliğine dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunamayacaktır." şeklinde karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan tüm ilkeler ve içtihatlar doğrultusunda, imzaların istiklâli ilkesi uyarınca senette imzası bulunan herkesin kendi imzasından sorumlu olduğu, başkasının imzasının sahteliğine dayanarak menfi tespit talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda somut olayın değerlendirilmesinde dava konusu takibe dayanak çekin ciro zincirinin muntazam olduğu ve ciro zincirinde kopukluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde kesintisiz ciro zinciri, hak sahipliğine karine teşkil etmektedir. Davacının iddia ettiği şekilde lehtarın imzasının geçersiz, sahte olduğunun ileri sürülmesi ciro zincirini koparmaz. Yukarıda açıklandığı üzere, imzaların bağımsızlığı ilkesi ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak davacı keşidecinin menfi tespit davası açmasına olanak sağlamaz. Lehtarın imzasının sahteliği, lehtar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def’idir. Ancak davacı keşideci, kendisine başvuran alacaklıya karşı lehtarın imzasının sahteliği def'ini öne süremez. Aksinin kabulü halinde kambiyo senetlerinin kamu güvenine mazhar olma özelliği ortadan kalkacak olup, senetteki görünüşe güven ilkesi anlamsız hale gelecektir. Böylece kambiyo senetleri ile sağlanan hukukî ve ticari güven ile hız prensibi ortadan kalkacaktır. İmzasını inkâr etmeyen davacı keşidecinin senetten dolayı borçlu olduğu aşikârdır. Lehtarın imzasının sahteliği keşidecinin borcunu ortadan kaldırmayacaktır. Dolayısıyla keşidecinin borçlu olmadığına karar verilmesi halinde, keşidecinin sebepsiz zenginleşmesine neden olunacaktır. Senetteki borcun ödenmesi durumunda senede dayalı borç sona erecek olup; senedin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden lehtarın, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kendisinden sonraki kişilere başvurma hakkı saklı kalacaktır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davacı lehtarın imzasının sahteliğine dayanarak menfi tespit talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 315,94 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 416,06 TL'nin Davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 18.500,00-TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/701, K. 2026/612, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-701-e-2026-612-k-2df91a0a6626