İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/481 E. 2025/235 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/481
- Karar No
- 2025/235
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/481 Esas - 2025/235 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/481 Esas KARAR NO : 2025/235
.............. ................ ...... ................. DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2017 KARAR TARİHİ : 11/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-DAVA DİLEKÇESİ: 1.Davacı şirket vekili, taraflar arasında 22/10/2014 tarihli sözleşme ile Türkiye geneli paralı otoyollarda serbest akışı sağlamak amacıyla RFID teknolojisi kullanılarak geçiş kontrol sistemi ile ücret toplamaya yönelik kullanılacak olan hızlı geçiş sisteminde kullanılmak üzere, pasif RFID etiket ve katların araç içi her türlü ekipmanının konsinye usulü müvekkili şirketten temin edilmesi, temin edilen etiketlerin PTT işyerlerinde ve HGS müşterilerine konsinye usulü satışa sunulması ve satış tutarlarının PTT'de açılacak bir posta çek hesabı vasıtası ile müvekkili şirkete aktarılması konusunda anlaşma yapıldığını, sözleşmenin 3.1.4.maddesine göre, etiketlerin siparişinin davalı tarafından ihtiyaç duyuldukça yazılı olarak verileceği, siparişten en fazla 250.000 adet olması koşulu ile yine sözleşmenin 3.1.5 maddesine göre %20 azaltma-artırma yapılarak en geç iki hafta içerisinde PTT'nin bildireceği yere teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin 19/01/2014 tarihli HGS ürün siparişine konu yazı ile 2.500.000 Adet yapışkan tipi HGS ürününün hepsi birinci sınıf olmak üzere 2015 yılı Ocak ayından 2015 yılı kasım ayına kadar her ay 200.000 adet, 2015 yılı aralık ayı ise 300.000 adet olacak şekilde sipariş verildiğini, müvekkilince ürünlerin temin edilerek sipariş doğrultusunda karşı tarafa teslim edilmeye başlandığını, Sözleşme gereği ve muhattabın talebi üzerine son kalan 300.000 Adet etiketin müvekkili şirket tarafından temin edilip, 250.000 Adedinin muhattabın bildirdiği adreslere teslimatın yapıldığını, müvekkili şirket elinde kalan 50.000 Adet etiketin davalıya teslimat konusunda yapılan sözlü uyarıların sonuçsuz kalması üzerine, 09/09/2016 tarihinde yazılı başvuru yapıldığını, cevap verilmemesi üzerine Ankara 32. Noterliğinin 07/10/2016 tarih ve 21059 yevmiye nolu ihtarnamesi ile karşı tarafın almaktan imtina ettiği 50.000 Adet etiketin teslimatı için karşı tarafa teslimat adresi bildirmesi için 15 gün süre verildiğini ancak, adres bildirilmeyerek davalı tarafça sözleşmenin hükümsüz hale getirilerek müvekkilinin zararına hareket edildiğini belirterek, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 1.500,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-CEVAP DİLEKÇESİ: 2.Davalı şirket vekili, taraflar arasında mevcut 22/10/2014 tarihli sözleşme kapsamında müvekkili şirket satın alma daire başkanlığınca 27/10/2016 tarih, 4942 sayılı yazı ile dava konusu 50,000 Adet yapışkan tip etiketin alınmasından sarfı nazar edilmesinin uygun görüldüğünü, yine sözleşmenin 3.1.5.maddesinde müvekkili şirketin ihtiyaç duyulması halinde sipariş miktarının %20 azaltma ve artırma hakkına sahip olduğunu, bu hüküm çerçevesinde müvekkili şirketin son kalan 300,000 Adet etiketin %20'ni yani 60.000 Adetini eksiltme hakkına sahip olduğunu, bu kapsamda 50,000 adet etiketin alımından sarfınazar edilmesinin hukuka uygun olduğunu, ayrıca davacının 50,000 adet yapışkan tipi etiket teslimatının nereye yapılacağına ilişkin talebinde belirttiği adrese sözleşmenin verdiği yetkiye dayanarak, alım yapılmayacağı hususunda 17/11/2016 tarihli resmi yazı ile bildirim yapıldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. III- HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: 3.Eldeki dava, satım akdine dayalı olarak uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. 4.Davanın esasına geçmeden önce dosyanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, yargılamanın ilk olarak Mahkememizin 2017/47 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, yargılama sonunda 2018/832 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi için dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, anılı Daire'ce verilen 2019/1743 Esas, 2022/583 Karar sayılı kararla Mahkememizin kararının kaldırıldığı ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderildiği görülmüştür. 5.Davanın esası yönünden dosya incelendiğinde, davacının taraflar arasında akdedilen 22/10/2014 yürürlük tarihli sözleşme kapsamında imal ettiği etiketlerden son olarak elinde bulunan 50,000 adedinin davalı tarafından teslim alınmaması nedeniyle alacaklı temerrütünün oluştuğunu, bu nedenle zarara uğradıklarını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istediği görülmüştür. Davalı ise, davacının iddialarının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında haklı olmadığını, 50.000 adet etiketin sözleşmenin kendilerine verdiği yetkiye dayanılarak teslim alınmadığını, bu nedenle alacaklı temerrütü şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 6.Bu kapsamda eldeki davanın satım akdine dayalı olarak uğranılan zararların tazmini istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı alacaklının temerrütünün söz konusu olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğradıysa miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. 7.Taraflar arasında etiket alımını konu alan 22/10/2014 tarihli sözleşme akdedildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında akdedilen bahsi geçen sözleşme incelendiğinde, davacının birim fiyatı ve sınıf dağılımı belirtilen 2.500.000 adet yapışkan tür etiketi üreteceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. 8.Sözleşmenin 3.1.4. maddesi uyarınca, "Etiketlerin siparişi PTT tarafından ihtiyaç duyuldukça yazılı olarak verilecektir. Siparişler en fazla 250.000 adet olması koşuluyla en geç iki hafta içerisinde PTT'nin bildireceği yerlere teslim edilecektir". Sözleşmenin 3.1.5. maddesinde ise, "PTT sipariş miktarının % 20 azaltma ve artırma hakkına sahiptir. Ayrıca, PTT, ihtiyaç duyulması halinde yukarıda belirtilen ürün tipleri arasında toplam sözleşme bedeli tutarı aşmamak kaydıyla değişiklik yapabilecektir. Bu şekilde ihtiyaç duyulması halinde yapışkan tip etiket ve kart tipi etiket dağılımda karşılıklı değişiklik yapabilecektir" hükmü yer almaktadır. 9.Davalı PTT tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye binaen 19/12/2014 tarihinde davacı şirkete hitaben yazılan yazı ile sözleşmede kararlaştırılan tüm yapışkan tip ve kart tipi HGS ürünlerinin teslim ayları ve sayıları da belirtilmek suretiyle sipariş edildiği anlaşılmaktadır. Davacı yan 50.000 adet yapışkan tip HGS ürününün davalı alıcı tarafından teslim alınması için 09/09/2016 tarihinde doğrudan davalıya başvuruda bulunmuş, akabinde noter kanalı ile 07/10/2016 tarihli ihtarname ile sözkonusu ürünlerin teslim alınması gerektiğini bildirmiş, davalı PTT ise davacıya yönelik 17/11/2016 tarihli yazı ile teslim almamanın sözleşme hükmüne dayalı olarak gerçekleştirildiği, zira sözleşmenin 3.1.5. maddesi uyarınca % 20 oranında siparişi azaltma hakkının kendilerine verildiğini ileri sürmüş ve 50.000 adet yapışkan tipi etiketin bu nedenle teslim alınmayacağını bildirmiştir. Ancak sözleşmede kaç adet HGS ürününün alınacağının kararlaştırıldığı ve yine 3.1.4. maddesinde siparişlerin ihtiyaç duyuldukça davalı PTT tarafından yazılı olarak davacıya bildirileceği, siparişlerin en fazla 250.000 adet olabileceği açıkça düzenlenmiş olup, bu anlamda Sözleşmenin 3.1.5. maddesinde belirtilen % 20 siparişin azaltılması ile anlaşılması gereken, toplam alınması kararlaştırılan (2.500.000 adet etiket tipi, 100.000 adet kart tipi) ürün adeti değil, aksine Sözleşmenin 3.1.4. maddesinde yer alan ihtiyaç duyuldukça sipariş edilecek 250.000 adetlik ürün miktarıdır. Bu nedenle davalı alacaklının 50.000 adet etiketi teslim almamakta haksız olduğu değerlendirilmiştir. 10.Bilindiği üzere, alacaklının borçları ve temerrüdü genel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK olarak kısaltılacaktır) 106 vd. maddelerinde, özel olarak ise 232 ile 236. maddelerinde düzenlenmiştir. Alacaklının edimi kabul etmemesi, çoğunlukla sorumluluğuna yol açmamakla birlikte, bazen edimi kabul, alacaklı için bir borç da teşkil edebilmektedir. Alacaklı borçlu tarafından usulüne uygun yapılan ifa teklifini haklı bir nedene dayanmaksızın kabul etmez ise, alacaklı temerrüdü meydana gelir. Bu durumda ifa engeli, alıcının hareketsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda alıcı temerrüdünün borçlu ve alıcıya dönük iki şartı mevcuttur. Borçlu tarafından edimin ifaya uygun olarak arz edilmesi gereklidir. Zira ifa edime uygun değilse, alıcı buna kabule mecbur olmadığından temerrüt olgusu gerçekleşmez. Alıcı bakımından gereken şart ise, ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedilmesi ya da ifa için hazırlık hareketlerinin yapılmasından kaçınılmasıdır. Satış sözleşmelerinde alıcının borcu, sözleşmede kararlaştırıldığı biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmaktır (TBK m. 232/I). Bu bağlamda, somut uyuşmazlıkta, davacı borçlu tarafından edimin ifaya uygun olarak arz edildiği, ancak davalı alacaklı tarafından sözleşme hükmünün yanlış yorumlanması nedeniyle ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedildiği açık olduğundan, alacaklı temerrütünün gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. TBK’nın 236. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararları gidermekle yükümlüdür. 11.Bu bakımdan TBK'nın 236/2 ve 236/3. maddelerinde, öğretide somut ve soyut yöntem olarak ifade edilen zararın hesaplanma yöntemi açıklanmıştır. TBK'nın 236. maddesinin birinci fıkrası gereğince alıcının temerrüdü hâlinde satıcının uğradığı zararın, öğretide somut yöntem olarak adlandırılan hesaplanma tarzına göre belirlenmesi düzenlenmektedir. Hem adi satışlarda hem de ticarî satışlarda alıcının temerrüdü hâlinde, satıcıya somut yönteme göre hesaplanacak zararını alıcıdan isteme hakkı tanınmıştır. Bu hükme göre, alıcının temerrüdü hâlinde satıcı, sözleşme konusu taşınır malı, başka bir alıcıya, dürüstlük kurallarına uygun olarak, "ikame satımı" yoluyla satmışsa, ilk alıcının ödemeyi üstlendiği bedele göre, yeni alıcıdan elde ettiği satış bedeli farkından doğan zararının, alıcı tarafından giderilmesini isteyebilir. İkinci fıkrada ise, alıcının temerrüdü hâlinde satıcının uğradığı zararın, öğretide "soyut yöntem" olarak adlandırılan hesaplanma tarzı ile belirlenmesi düzenlenmiştir. Buna göre, satılanın borsaya kayıtlı veya piyasa fiyatı (cari fiyatı) bulunan mallardan olması koşuluyla, ikame satımı yapmak zorunda olmaksızın satıcı, alıcıdan satış bedeli ile malın ödeme günündeki fiyatı arasındaki farktan doğan zararının giderilmesini isteyebilecektir. 12.Mahkememizce davacının zararının hesaplanması açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK olarak kısaltılacaktır) 31. maddesi uyarınca davacı vekiline alacaklının temerrüdü neticesinde talep ettiği zararın TBK'nın hangi hükmüne dayalı olduğu yönünde beyanda bulunmak üzere verilmiş ve davacı vekilince soyut yöntemin tercih edildiği yönünde beyanda bulunulduğu görülmüştür. Davacının beyanının ardından çeşitli bankalara müzekkere yazılarak uyuşmazlık konusu yapışkan tipi etiket (HGS) ile kart tipi etiketin (HGS) 2016 yılı itibariyle fiyatlarının bildirilmesi istenmiş, akabinde dosya zarar hesabı için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca, taraflar arasında akdedilen sözleşmede yapışkan tipi etiketin fiyatı 1,90-USD olarak belirlendiği, malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatının ise 1,40-USD olduğu dikkate alındığında, davacının zararının 25.000,00-USD, yani 95.165,00 TL olarak hesaplandığı görülmekle, davacının taraflar arasındaki satış sözleşmeleri uyarınca davalı tarafından sipariş verilen etiketleri teslim noktasındaki edimini ifaya uygun olarak teklif ettiği ancak davalı alacaklı tarafından sözleşme hükmünün yanlış yorumlanması nedeniyle ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedildiği, bu nedenle davalı alacaklının temerrütünün somut uyuşmazlık açısından gerçekleştiği, davacının TBK’nın 236. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borcunu ifa etmeyen alıcıdan, bu yüzden uğradığı zararları talep edebileceği, davacının denetime açık, anlaşılır, gerekçeli bilirkişi raporu uyarınca talep edebileceği tazminat miktarının 95.165,00 TL olduğu anlaşılmakla, Mahkememizce davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. 13. Öte yandan davacının 50.000 adet etiketin teslimi ediminin sözleşmeye ve ifaya uygun olarak gerçekleştirileceği, teslime hazır oldukları yönünde davalıya yazı gönderdiği, bu yazının 09/09/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafça ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedildiği görülmekle, alacaklı temerrütünün gerçekleştiği bu tarihten itibaren davacının faiz talep edebileceği değerlendirilmiş ve faiz bu tarihten işletilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 95.165,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 2-Alınması gerekli 6.500,72 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 1.631,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.869,32 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.631,40 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 2.639,00 TL (31,40 TL başvurma harcı, 4,60 TL vekalet harcı, 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 231,70 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/04/2025