İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/424 E. 2024/676 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/424
Karar No
2024/676
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/424 Esas - 2024/676 T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/424 Esas KARAR NO : 2024/676

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/06/2022 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin asansör ve asansör parçaları ticaretiyle iştigal ettiğini, davalının uzunca bir süre müvekkili şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını, sonra 03.01.2022 tarihinde iş akdini istifa suretiyle sonlandırdığını, davalının çalışma döneminde müvekkilinin pek çok ticari sırrına vakıf olduğunu, davalının arkadaşları ... ile ...'nun da müvekkil şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını, ...'nun çalışması 08.03.2022 tarihinde ...'nun çalışması 31.05.2019 tarihinde sona erdiğini, davalı iş akdi sona erdikten sonra ... A.Ş.'de işe başladığını, mezkur şirketin müvekkili şirketle aynı alanda iştigal ettiğini, buna dair ... kayıtlarını sunduklarını, ayrıca müvekkili şirketle mezkur şirket arasında rekabet dışında bir çok husumet de bulunduğunu, taraflar arasında derdest bir çok dava ve icra takibi bulunduğunu, davalının iş akdi sona erdikten sonra ...'nun davalı ve ...'ya müvekkil şirketin müşterilerine dair detaylı bir e-posta gönderdiğini, davalının da ... ve ...'ya yeni işvereni nezdinde yaptığı harcamaya dair makbuzu e-posta yoluyla gönderdiğini, ayrıca tanık beyanıyla, banka kayıtlarıyla ve sair delillerle de davalının mezkur şirkette çalıştığının ispat edileceğini, davalının pozisyonu nedeniyle müvekkil şirketle akdettiği iş sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğü öngörüldüğünü, iş sözleşmesinin 12. maddesinin "s" bendine göre davalı; "iş sözleşmesi sona erdikten sonra 2 yıl süreyle, .... il sınırları içerisinde müvekkiline rekabet edecek bir iş yapamaz, şirket kuramaz, şirkete ortak olamaz, başka bir sıfatla çalışamaz, aynı sektörde çalışan bir iş yerinde her ne sıfatla olursa olsun çalışamaz, bu hükme aykırılık halinde son brüt ücretinin 5 katı tutarında cezai şart ödemelidir" maddesi bulunduğunu, davacının yaptığı işin niteliği, edindiği ticari sırlar, ticari sırların müvekkili şirkete verdiği/verebileceği zarar gözetildiğinde sözleşme maddesinin makul olduğunu, cezai şarta dair hükümde zaman, coğrafi bölge ve sektör kısıtlamaları da bulunduğunu, davalının son brüt ücretinin 10.490,70 TL olduğunu, iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle iş sözleşmesinde öngörülen cezai şartın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ise de davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, takibe itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, .... numaralı dosyasına vaki itirazın şimdilik 20.000 TL'lik kısmının iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06.02.2024 tarihli dava değer arttırım dilekçesiyle davasını ıslah etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasını kısmi açtığını, ancak itirazın iptali davasının kısmi açılmasının mümkün olmadığını, davanın öncelikle bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esasına gelince; müvekkilinin davacı işveren tarafından işten çıkartılmış olduğunu, iş akdindeki rekabet yasağı hükümlerinin BK 447/2 maddesi uyarınca sona erdiğini, ... işten ayrılış bildirgesi sunulduğunu, müvekkilinin iş akdinin "04" işveren tarafından fesih numaralı kod ile sonlandırıldığının açıkça görüldüğünü, müvekkilinin iş akdinin fesih şekli bizzat davacı iş veren tarafından kuruma bildirildiğini, her ne kadar davacının dava dilekçesinde müvekkilinin istifa ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, nitekim istifa iddiasında bulunan davacının ne bir istifa dilekçesi ve ne de bu yönde bir başka somut belge veya delil sunmadığını, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede yer alan rekabet yasağı ve bağlı sonuçları genel işlem koşulu olup müvekkili yönünden bu nedenle de geçersiz olduğunu, genel işlem koşulu niteliğinde olan sözleşmedeki rekabet yasağı ve sonuçlarına dair düzenlemenin hükümsüz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmedeki rekabet yasağı, tür yönünden sınırlama getirmemiş olduğunu, bu nedenle de geçersiz olduğunu, TBK 445/1 maddesinde rekabet yasağı hükümlerinin işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte olamayacağı vurgulandığından, kabul anlamına gelmemek kaydıyla rekabet yasağına ilişkin hüküm başta geçerli bile olsa, iş akdinin işveren davacı tarafından feshi esnasında gelişen sağlık koşulları nedeniyle sonradan geçersiz hale geldiğini, davacı şirketin TBK 444/2 maddesinde sayılan müşteri çevresi, üretim sırları ya da yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı olan birisi olmadığını, müşteri bilgilerinin TBK 444/2 maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için söz konusu müşterilerin davacıdan muntazam mal alan kişiler olmasının zorunlu olduğunu, davacının hem haksız rekabet fiilini ve hem de zararı ispatlaması zorunlu olup bu zararın alelade zarar olması ve davanın kabulü için yeterli olmadığını, müvekkilinin, şirket kurmamış, işletme açmamış, bir şirkete ortak olmamış, sadece kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak için tek bildiği işi yapmak üzere yeni bir iş bulmak zorunda kaldığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddine, mümkün görülmez ise haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edildiği, iddiasına dayanarak tazminat talebi ile başlatılan icra takibine, itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. (....) Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış; Ticaret Sicil'den şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının geldiği, ...'den davalı hesap hareketlerinin gönderildiği, davalının ... kaydının geldiği, .... sayılı dosya sureti, .... sayılı soruşturma dosya sureti, davacı vekilince delil listesi ve tanıklarının bildirildiği, davalı işçiye ait Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, .... Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi rapor suretinin sunulduğu, davacı şirketin ana sözleşmesinin sunulduğu, ... A.Ş'nin gelir beyannamesinin geldiği görülerek, bilirkişilerden aldırılan raporlar dosyaya kazandırılmıştır. .... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; Davacı tarafından davalı aleyhine 25.04.2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde; 52.453,50 TL haksız rekabet nedeniyle cezai şart istendiği, ödeme emrinin davalıya 09.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının aynı tarihli dilekçesi ile borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, eldeki davanın yasal süresi içinde açıldığı görülmüştür. Mahkememizin 29/11/2023 tarihli duruşmasında dinlenen davalı tanığı ...'nun beyanında; "Ben davacı şirkette bölge müdür yardımcısı olarak görev yapıyordum satış temsilcilerinin amiri idim 4-5 yıl önce davacı şirketten ayrılmak durumunda bırakıldım. Bildiğim kadarı ile davalı başarılı bir çalışandı ancak beni telefon ile arayarak iş akdine sonu verildiğini bildirdi, kendisinin o dönemde çocuğu da rahatsızdı, iş bulmak durumunda idi. Birlikte ... firmasında bir kaç ay çalıştık o işi bıraktı ve internet üzerinden serbest çalışmaya devam etmektedir " şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 29/11/2023 tarihli duruşmasında dinlenen davalı tanığı ...'nun beyanında; "Ben de davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalışıyordum ben kendim istifa ederek ayrılmak zorunda kaldım biz davacı adına asansör malzemeleri satıyorduk, davalının işine son verildiğini biliyorum ancak hangi nedenle son verildiğini bilmiyorum davalı davacı şirketten ayrıldıktan sonra 4-5 ay çocuğunun sağlığı ile ilgilendi çocuğunun diz kapağının kırıldığını duymuştuk daha sonra da bizimle aynı firma olan ... firmasında çalıştı, bu ... firması .... firması idi, davalı orada da satış temsilcisi olarak çalışmaya başladı, böylece seyahat işinden kurtulmuştu. Davalı davacı firmada çalışırken .... yöresinin işlerine bakıyordu sonraki girdiği firmada ise ....'daki işlere bakmaya çalıştı sonraki firmada 1,5 - 2 ay kadar çalıştıktan sonra ... firması ile anlaşamadığından kendisi ayrıldı kendi işi kurmak istedi, biz asansör malzemelerini montaj firmalarına satıyoruz montaj firmaları da piyasada açıkça iş yapan firmalardır ve piyasada kimin malı onlara uygun ise oradan almaktadır " şeklinde beyanda bulunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi uyarınca yapılan incelemede, davalının işten ayrılma tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. BK'nun 348. maddesi,“İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.”hükmünü içermektedir. Madde metninde açıkça “…akdin hitamından sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere BK’nun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi son bulduktan sonra geçecek döneme ilişkin olup, bu madde ile, sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmaması, rakip bir müessesede çalışmaması ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmaması düzenlenmiştir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresinde yapılmaması gereken bir hususa değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususa ilişkindir. Somut davada, davacı taraf davalıların, akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemleri nedeniyle tazminat istemektedir. Görevli Mahkeme Ticaret Mahkemesidir. Taraflar arasındaki 16/09/2014 tarihli iş sözleşmesinin 12.s maddesinde "Personel, hem İş Sözleşmesinin devamı süresince, hem de iş Sözleşmesi sona erdikten sonra, 2 yıl süre ile .... ili sınırları içerisinde işverenle rekabet edecek bir iş yapamaz, şirket kuramaz şirkete ortak olamaz veyahut başka bir sıfatla görev alamaz, aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerinde, hangi unvan ve görevle olursa olsun çalışamaz. Bu hükme aykırı hareket halinde işçi, işverene bu işyerinde çalıştığı sürede aldığı son brüt ücretin, 5 katı tutarında tazminat eder. İşveren zararı cezai şart miktarını aşmışsa işçi fazlasını tazminle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmesi yer almıştır.

... kayıtlarına göre taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 03.01.2022 tarihinde işveren tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın (04 kodu ile) feshedildiği, bilirkişi raporlarına göre işletmenin gelir hasılat yönünden bir zarara uğramadığı, TBK nın 444. Maddesine göre rekabet yasağının sona erdiği, davalının 13.04.2022 tarihinde yeni bir iş yerinde işe başladığı anlaşılmıştır. Haksız rekabet haksız fiildir. Haksız fiiller, Borçlar Kanunu’nun 41 ila 60. Maddelerinde düzenlenmektedir. BK’nın 41. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; “Gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye zarar veren şahıs bu zararın tazminine mecburdur”. Davalının aynı il sınırları içinde, aynı sektörde faaliyeti olan iş yeri açtığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Borçlar Kanunu 445. Maddesinde rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresinin özel durum ve koşullar dışında 2 yılı aşamayacağı düzenlenmiştir. Mahkememizce Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'dan 25.01.2024 tarihinde aldırılan bilirkişi raporundan özetle; "Taraflar arasındaki sözleşmede davacının işveren, davalının işçi olduğu, Sözleşmede davalı işçi aleyhine haksız rekabet yasağının düzenlendiği, koşullarının Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında düzenlendiği, Davalının, rekabet yasağı süresi içerisinde rakip bir firmada çalışmaya başladığı, Davalının, davacı ile aynı sektörde olmayan bir firmada daha önce de çalışmış olduğu, Davacının söz konusu sözleşmenin 12.s maddesine istinaden 52.453,50 TL üzerinden ceza-i şarta ilişkin takip yaptığı, Davacının bu takipteki alacağının sadece 20.000,00 TL için itirazın iptalini talep ettiği, Bu miktardaki ceza-i şartın davalı açısından fahiş olup, olmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu, Davacının avans faizi talep edebileceğinin tespit ve hesaplandığı." bildirilmiştir. Mahkememizce Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ... ve SMM bilirkişisi ...'tan 13.05.2024 tarihinde aldırılan bilirkişi ek raporundan özetle; "Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davalı yanın işyerinden ayrılmasından sonra davacının gelir/hasılat yönünden herhangi bir kayba uğramadığı, Kök raporda belirtildiği üzere; Taraflar arasındaki sözleşmede davacının işveren, davalının işçi olduğu, Sözleşmede davalı işçi aleyhine haksız rekabet yasağının düzenlendiği, koşullarının Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında düzenlendiği, Davalının, rekabet yasağı süresi içerisinde rakip bir firmada çalışmaya başladığı, Davalının, davacı ile aynı sektörde olmayan bir firmada daha önce de çalışmış olduğu, Davacının söz konusu sözleşmenin 12.s maddesine istinaden 52.453,50 TL üzerinden ceza-i şarta ilişkin takip yaptığı, Davacının bu takipteki alacağının sadece 20.000,00 TL için itirazın iptalini talep ettiği, Bu miktardaki ceza-i şartın davalı açısından fahiş olup, olmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu, Davacının avans faizi talep edebileceği Davacının davasını ıslah ederek talebini 52.453,50 TL çıkarttığı, Sözleşmenin uygulanması halinde cezai şart miktarının 5 aylık ücret karşılığı (7.500*5=) 37.500 TL olabileceği, tespit ve hesaplandığı. " bildirilmiştir. Mahkememizce Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişisi ...'ten aldırılan 08.07.2024 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "Hukuki durumun değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere, 1. Türk Borçlar Kanunu Rekabet Yasağı'nı düzenleyen m.444 vd. Hükümleri gereğince haksız rekabetin oluşması için, işçinin hizmet ilişkisinden kaynaklı olarak işletmenin müşteri çevresine ve ticari sırlarına vakıf olması gerektiği ve bu bilgileri kullanması ile işletmenin zarara uğramış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, ayrıca işveren tarafından işçinin sözleşmesi haklı bir sebebe dayanılmaksızın feshedilmesi halinde veya işçi tarafından işverene yüklenebilecek bir nedenle sözleşmesinin feshedilmesi halinde rekabet yasağının sona ereceği, 2.Taraflar arası iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın (04 kodu ile) feshedildiği,13.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda işletmenin gelir hasılat yönünden bir zarar uğramadığının tespit edildiği, 3. Davacının talebinde haklı olduğuna kanaat getirilmesi halinde taraflar arsasında akdedilen sözleşme gereği cezai şarta ilişkin hesabın 5 aylık brüt ücret hesabına göre yapılması gerektiği davacının bu kapsamda talep edebileceği toplam cezai şart miktarının 52.453,50 TL olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığını." bildirmiştir. Son bilirkişi raporu bilimsel verilere uygun, yeterli ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmıştır.

Dosya içerisinde toplanan deliller, icra dosyası, ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; Taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağının süresinin 2 yılı aşmadığı ancak dosyamızda aldırılan bilirkişi raporuyla da belirlendiği üzere davacı şirketin asansör ve asansör parçaları ticareti yaptığı, .... ilinde davacı şirket ile aynı sektörde yüzlerce firmanın ve binlerce işçinin çalıştığı, iş sözleşmedeki aynı ilde çalışamayacağı yönündeki, rekabet yasağı şartının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu, ayrıca davalının çalıştığı bölümler itibariyle davacı şirkete ait ticari sır sayılabilecek bilgileri elde etmesinin dinlenen tanık beyanlarıyla da tespit edildiği üzere mümkün olmadığı, davacı şirkette satış temsilcisi olarak çalışan davalının bu görevde çalışırken elde ettiği bilgilerin iş verene Borçlar Kanunu 444/2 maddesi gereğince önemli bir zarar verecek nitelikte ise rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olacağı belirtildiğinden davalının tanık beyanlarıyla da belirtildiği üzere bu işyerinde ticari sır sayılabilecek ve işverene önemli ölçüde zarar verebilecek bilgiler edinmesi söz konusu olmayıp, davalının sadece tedarikçi firmalara ilişkin bilgi sahibi olabileceği, bu durumun da davacı işvereni aşırı zarara sokabilecek nitelikte olmadığı, davalı işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme durumunun kanıtlanamadığı gibi davaya konu uyuşmazlıkta ispat yükü üzerinde bulunan davacı işverence önemli bir zarar uğrama ihtimalinin de somutlaştırılmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin geçerli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Davanın REDDİNE, Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 635,70 TL harçtan mahsubu ile fazla kalan 208,10 TL harcın davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan 15,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Talep halinde artan avansın iadesine, Dair, taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 02/10/2024

Katip .... e-imzalı

Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/424, K. 2024/676, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-424-e-2024-676-k-2c97b17b8f2c