İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/393 E. 2025/3 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/393
- Karar No
- 2025/3
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/393 KARAR NO : 2025/3
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2022 KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla tarafımızca-----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyası üzerinden -----hakkında araç satış bedelinin ödenmemesinden doğan bakiye cari hesap alacağına ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiği ve takibi durdurduğunu, taraflarınca cari hesaptan doğan alacak için icra takibine karşı itirazın iptali amacıyla --- Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunulduğunu ve ---- büro dosya numaralı, ----- arabuluculuk numaralı dosya ile arabuluculuk süreci taraflarınca işletildiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı ile davalı arasında,---- plakalı ----- şase numaralı ----- marka model aracın davalı yana satışının gerçekleştirileceği ve davalı yanca satış bedeli olarak 775.000,00 TL'nin davacıya ödeneceği hususunda anlaşma sağlandığı, müvekkili şirket tarafından davalı borçluya-----plakalı ---- şase numaralı ----- marka araç satışı gerçekleştirildiği, davalı yanın araç satış bedelini müvekkil şirkete ödemediği, bu hususta tüm çabalarına rağmen davalı yandan olumlu bir dönüş alamayan davacı şirket alacağını tahsil etmek için cebri icra yoluna başvurmak zorunda kaldığını, dava konusu icra takibi, davalı borçlunun haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sonucunda herhangi bir teminata bağlı olmaksızın durdurulduğunu, davacının haklı alacağına kavuşmasının engellendiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket yetkilisi tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında süresinde cevap dilekçesi verilmemiştir.Davalı vekili tarafından süresinden sonra sunulan 12/12/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirkete dava dilekçesi ve eklerinin gönderildiği iddia edildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, davalı şirket ilgili dava dosyasından tesadüfen 12.11.2024 tarihinde haberdar olduğunu, usulsüz tebligatlar nedeniyle davalı şirketin dava dosyasından haberdar olduğu tarihin 12.11.2024 olarak kabulüne ve akabinde sunulan cevap dilekçemizin süresinde sunulduğunun kabulü ile huzurdaki davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, tebliğ mazbatasına bakıldığında "muhatabın geçici olarak dışarıda gittiği, sebebiyle muhatap yerine konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşüne göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan eşi/yakını/daimi tarafından bildirilmiş olup tebliğ evrakı imzasına 23.03.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir." denildiğini, aynı mazbata da amiyane tabirle ok işareti çıkarmak suretiyle---- isimli şahsın adının yazıldığı ve kime ait olduğu belli olmayan bir imza bulunduğunu, bilindiği üzere Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebliğin selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılacağını, Aynı Kanun’un 13. maddesine göre de; tebliğ yapılacak bu kişiler her hangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağını, tebliğ alacak yetkili kişi o sırada işyerinde bulunmuyor ise, tebliğ evrakı işyerinde bulunan memur veya müstahdeme verilir ve bu husus tebligat belgesinde açıklamalı olarak belirtileceğini, mazbataya bakıldığında tebligatın " ----" isimli şahsa yapıldığı ve bu şahsın herhangi bir surette mezkur şirketteki sıfatının belirtilmediği görüleceğini, tebliğ mazbatasında belirtilen şahıs şirketin yetkilisi olmadığı gibi tebligatta şahsın sıfatına dair bile herhangi bir şerh düşülmediğini, davalı şirket yetkilisinin dışarıda olduğu iddiası nezdinde beyanın güvenilirliği açısından herhangi bir şekilde başkaca kişilere sorulmadığını, davacı yan her ne kadar ----.İcra Müdürlüğünün --- --dosyası ile araç bedelinin ödenmemesinden doğan cari hesap alacağına ilişkin davalı aleyhinde takip başlatıldığını ve borca yapılan itiraz neticesinde huzurdaki davayı açmak zorunda kaldığını iddia etse de söz konusu iddialar gerçekleri yansıtmadığını, davalının, davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı yanın iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte dava dilekçelerinde birçok delile dayanmış olmalarına rağmen fatura dışında araç satışı ve satış bedelinin ödenmediğine dair hiçbir delil sunulmadığını, davacı yanın dilekçesinde de araç satışına dair ne bir tarih ne de başkaca bir husustan bahsedilmiş olup davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla davacı yanın araç satış bedeli ödenmiş olmasına rağmen sebepsiz zenginleşme gayesi ile kestiği faturalar nezdinde başlattığı takip ve haksız ve mesnetsiz huzurdaki dava ile tüm taleplerinin reddini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklanan ve mahkeme tarafından re'sen gözetilecek nedenlerle her talepleri bakımından ayrı ayrı fazlaya dair tüm talep, ıslah, talep artırım ve haklarımız saklı kalmak üzere; haklı itirazların kabulü ile öncelikli olarak davalı şirkete gönderilen usulsüz tebligatlar nedeniyle davalı şirketin ilgili dava dosyasından haberdar olduğu tarihin 12.11.2024 olarak kabulü ile cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulüne, cevap dilekçesi kapsamında delillerin toplanılmasına ve akabinde yeniden bilirkişi raporu alınmasına, davacı yanın haksız ve mesnetsiz davası ile tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER :----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicili Kayıtları, --- Noterler Birliği ---- Plakalı araç Tescil Kayıtları, ----Noterliğinin 19/10/2021 tarih ----- yevmiye a-sıyılı Araç Satış Sözleşmesi, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi Kayıtları ve 2021 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ----İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2021 yılına ait BA/BS formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Taraflar TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ---- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında araç satış sözleşmesi kapsamında açık hesap alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde araç satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya süresinde yanıt vermediğinden HMK'nin 128.maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edildiği kabul edilerek sadece davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2021 yılına ait BA-BS formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ayrıca davalı şirkete ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir davetiye gönderilmiş ve işbu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmülmüştür. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM---- tevdi ve teslim edilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 03/08/2024 tarihli raporda özetle; A- Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Huzurda görülen davada, davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2021-2022 dönemi Envanter defterinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının 2021-2022 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2021-2022 dönemi Gib onaylı Ocak ayı açılış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, 2021-2022 dönemi Aralık ayı Gib onaylı Aralık ayı kapanış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2021-2022 dönemi ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür Davalı Yönünden; Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı ve kendisini vekil ile temsil ettirmediği, Sayın Mahkemece belirlenen inceleme gününde hazır olmaması, yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle davalının ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. B- İddia olunan alacağın/faturanın kayıtlı olup olmadığı, iade/fiyat farkı/indirim faturası bulunup bulunmadığı, ticari defter(ler)deki kaydın belgesinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davalı tarafın incelenen 2021 dönemi BA analiz formunda davacı adına 1 adet e-belge karşılığında KDV hariç 1.039.603,96 TL (KDV dahil 1.050.000,00 TL) alım bilgisinin yer aldığı, Davalı tarafın incelenen 2020 ve 2022 dönemi BA-BS analiz formlarında davacı adına herhangi bir alım satım bilgisinin yer almadığı, Davalı tarafın incelenen 2020-2022 dönemi BA-BS analiz formlarına yansıyan bilgilerin davacının ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu, Davacı tarafından takip konusu açık hesabı oluşturan--- plakalı ---- şase numaralı ---- marka model aracın -----.Noterliğinin 19.10.2021 tarih ----- yevmiye numaralı “ARAÇ SATIŞ SÖZLEŞMESİ” ile davalıya KDV dahil 1.050.000,00 TL bedelle satışının yapıldığı, ---- Noterler Birliği tarafından gönderilen cevabi yazısı ekinde ----- plakalı ---- şasi numaralı aracın tescil bilgilerine ilişkin tablo ve araç tescil özet raporunun gönderildiği, yapılan incelemede ---- plakalı ----- şasi numaralı aracın davacı tarafından 19.10.2021 tarihinde davalıya satışının yapıldığı, davalı tarafından ise aynı gün aracın dava dışı -----Şirketine satışının yapıldığı, Davacı tarafından satışı yapılan ---- plakalı ----- şasi numaralı araç için 19.10.2021 tarih ----- seri numaralı KDV dahil 1.050.000,00 TL bedeli e-fatura düzenlendiği, ilgili faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu kayıt öncesinde davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre daha önceki hesap hareketleri kapsamında davalıya 276.500,00 TL borçlu gözüktüğü, yapılan araç satışı ile birlikte davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi (22.02.2022) itibariyle davalıdan 773.500,00 TL alacaklı gözüktüğü, yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dosyaya davacı vekili tarafından beyan ve itirazlarını içeren dilekçe verilmiş davalı şirket yönünden ise bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan veya itiraz yansımamıştır. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki araç satış sözleşmesi ilişkisinin tarafların kabulünde ve delillerle sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Buna mukabil davalı şirkete usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren duruşma tutanağına havi davetiye tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemiş ve dolayısıyla üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil ileri sürülmediğinden dava konusu alacağın varlığının ve miktarının sabit kabul edilmesi gerekmiştir. (HMK, 222/2,3, 266, 281, 282,) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/2,3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında harçlandırılan dava değeri olan asıl alacak kısmına esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince talep gibi dava edilen miktar yönünden temerrütün icra takibiyle oluştuğu da anlaşıldığından davacının davasının talep gibi harçlandırılmış miktar üzerinden kabulü ile, davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 773.500,00 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 773.500,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1 vd, 117/1, 207, TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191,194, 198, 222, 266 vd. 282, ) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, vergi dairesi kayıtlarından (BA formu) anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan davaya konu asıl alacağın % 20'si olan 154.700,00 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 773.500,00 TL yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin 773.500,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle; hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 154.700,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 52.837,79 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta alınan 9.119,67 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 4.085,62 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 39.632,5 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 9.119,67 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 734,50 TL posta masrafı ve 4.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.196,37 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 120.025,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.