İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/138 E. 2025/10 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/138
- Karar No
- 2025/10
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/138 KARAR NO : 2025/10 DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 14/02/2022 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında elektrik malzemeleri temin ve teslimi için anlaşma yapıldğını, davalı tarafa avans niteliğinde olmak üzere T.C...Bankası A.Ş., Şırnak Şubesinin ... seri numaralı 30.02.2022 keşide tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çek düzenlenerek teslim edildiğini, davalının davacı şirket adına 21.10.2021 tarihli... fatura numarası ile KDV dahil toplam 250.337,00-TLbedelli fatura tanzim edilerek davacı şirkete gönderildiğini ancak söz konusu faturada belirtilen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXMH kablo, 20.000 m CAT6 kablo'nun davalı tarafa gönderilen çeke ve fatura tanzim edilmesien rağmen davacı şirkete teslim edilmediğini, davalı tarafa 23.12.2021 tarihinde İzmir ...Noterliği'ni...yevmiye numaralı ihtarmame çekildiğini, faturada belirtilen malların ihtarın tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde müvekkili şirkete teslimi, 3 gün içerisinde teslimin mümkün olmaması halinde 250.000,00-TL bedelli çeki aynı 3 günlük süre içerisinde iadesinin istendiği, ihtarnamenin 06/01/2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ancak ihtarda belirtilen süre geçmesine rağmen davacı şirkete herhangi bir mal teslimi yapılmadığı gibi, davalı yana verilen ve bedelsiz kalan çekin de iade edilmediğini, müvekkili şirketin mağdur olduğunu, çekin ödeme gününün de yaklaşması sebebi ile davacı şirketin zor durumda kalmayla da karşı karşıya olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca, davalı yanın taahhüt ettiği hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı şirketin malların kendisine teslim edilmemesinden kaynaklı almış olduğu kamu ihalesi açısndan zamanında teslim edimini yerine getirememiş ve gecikme nedeni ile de cezai yaptırıma maruz kaldığını beyan etmekle, davanın kabulü ile dava konusu çekin iptali ile müvekkilinin çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalının eski adresini göstererek dava dilekçesinin davalıya tebliğini engellediğini, ihtarnamenin de "...Mah. ... Sok. No:... Buca/İZMİR" adresine tebliğ edildiğini, davacı tarafça davalının gerçek adresini bilmesine rağmen davalının eski adresini bildirdiğini, bu nedenle, "bilinen en son adres" olan ilgili adreslere tebligat çıkarılmadan Tebligat Kanununun 21/2. maddesinin uygulanarak mernis adresine tebligat yollanmasının hatalı olduğunu, davacı tarafın, her ne kadar ilgili çeki avans olarak verdiğini belirtmekteyse de, çek avans olarak değil ödeme olarak verilmiş olduğunu, davacı tarafın faturaya süresinde herhangi bir itirazı olmadığı gibi, taraf defterleri incelendiğinde faturanın defterlere işlenmiş olduğunun da görüleceğini, bu durumun ürünlerin teslim edildiğine karine teşkil etmekte olduğunu, davacı tarafın, İzmir-Karabağlar SGK binasının yapımına dair... numaralı kamu ihalesini aldığını, ilgili bina için ihtiyaç duyulan kabloları ve bu kabloların kurulumu işini davalıdan satın aldığını, davalı faturaya konu kabloların ilgili binaya kurulumunu yaptığını ve SGK denetmeni... tarafından gerekli incelemeler yapılarak kabloların kurulumunun yapıldığının tespit edilmiş olduğunu, halihazır durumun fotoğrafları çekilerek kurum dosyasına konulmuş ve bunun üzerine davacı tarafa ilgili kablolara ait hakediş bedelinin ödendiğini, ilgili kabloların kamu ihalesine konu binaya kurulumunun bile yapıldığı açık olup, ürünlerin teslim edilmediğinin söylenebilmesinin mümkün olmadığını, faturaya konu ürünlere ilişkin olarak hakediş dahi almış olmalarına rağmen davacı tarafça davalı aleyhine kötü niyetli olarak başlatılan hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmekle, davanın reddine, davacı taraf aleyhine dava esas değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER : 1-Davacı şirkete ait kuruluşundan itibaren şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, 2-Davalı ...'e ait ticaret sicil kayıtları, 3-Davalı ...'e ait vergi sicil kayıtları, 4-Davalı ...'e ait esnaf sicil kayıtları, 5-İzmir ... Noterliğinin 23/12/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakları, 6-Türkiye Cumhuriyet ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesinin... seri numaralı, 30/02/2022 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından hangi tarihte ibraz edildiği ve ibraz neticesinde tahsil işlemi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin kayıtlar, 7-İzmir İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü nezdindeki Karabağlar Sosyal Güvelik Kurumu binasının yapımına ilişkin ... numaralı İhale Dosyası kapsamında ... tarafından yapılan işe binaen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXHMH kablo ve 20.000 m CAT6 kablo ürünlerinin davalı tarafından teslim edilip kurulumunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı ve bahsi geçen ürünlerin kim tarafından kabul edildiği, ihale dosyası, ilgili ürünlere ait olarak düzenlenen hakediş raporlarının, kesin kabul tutanaklarının ve sair evraklar, 8-Davalı tanıklarının beyanları, 9-Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, 10-Bilirkişi heyetinin 05/05/2024 havale tarihli raporları, 11-Bilirkişi heyetinin 02/12/2024 havale tarihli ek raporları, 12-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacının, taraflar arasındaki elektrik malzemeleri temin ve teslimi amacıyla yapılan anlaşma çerçevesinde davalıya avans olarak verilen Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çek karşılığında davalı tarafından teslim edilmesi gereken malların kendisine teslim edilmediği iddiası neticesinde çekin bedelsiz kaldığından bahisle Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çekin tahsil edilmiş olması kapsamında çek bedelinin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Türkiye Cumhuriyet ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine müzekkere yazılarak... seri numaralı, 30/02/2022 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından hangi tarihte ibraz edildiği ve ibraz neticesinde tahsil işlemi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin kayıtlar dosya arasına konulmuştur. Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesinde; ''Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Eserin; sözleşmede kararlaştırılan niteliklerine ya da işsahibinin beklediği amaca uygun olmaması veya lüzumlu bazı vasıflardan bir ya da birkaçının bulunmaması halinde, ayıplı ifa edildiğinin kabulü gerekir. Ayıp, Kanun ya da sözleşme hükümleri gereğince bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalını yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda açık ayıplarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474., gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan haklardan yararlanabilir. Ancak, 475. madde gereğince eser sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanayamacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa eser sahibi bu eseri kabulden kaçınabilir. Ne var ki eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse eser sahibi eserin değerindeki eksiklik oranında bedeli indirebilir. Eğer kusurların giderilmesi büyük harcama gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir. Ancak 475. maddede eser sahibine tanınan haklardan birini kullanabileceği mahkemece uzman bilirkişi aracılığı ile yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek sureti ile takdir olunur. Kural olarak eser sözleşmesinde ayıbın varlığı her türlü delil ile kanıtlanabilir. (Yargıtay 15. HD 06/02/2002 tarih 4689/546 vb. kararlar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi hükmü gereğince iş sahibi eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplarda ise iş sahibi gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi takdirde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve 475. maddesi hükmünden yararlanamaz. Ne var ki sözleşmede eser için garanti verilmiş ise ayıp ihbarı sürelerine bakılmaksızın 475. madde hükümlerinden yararlanma olanağı mevcuttur. İzmir İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü nezdindeki Karabağlar Sosyal Güvelik Kurumu binasının yapımına ilişkin... numaralı İhale Dosyası kapsamında ... tarafından yapılan işe binaen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXHMH kablo ve 20.000 m CAT6 kablo ürünlerinin ... T.C. Kimlik numaralı ... tarafından teslim edilip kurulumunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı ve bahsi geçen ürünlerin kim tarafından kabul edildiği, ihale dosyası, ilgili ürünlere ait olarak düzenlenen hakediş raporlarının, kesin kabul tutanaklarının ve sair evraklar dosya arasına konulmuştur. Davalı tanığı ... 02/03/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında aynen; "Davalı uzaktan akrabam olur, dava konusu işe ilişkin inşaatta ben de çalıştım, o dönemde davalının yanında kalfa olarak çalışıyordum, ben zayıf akım işlemini gerçekleştiriyordum, bu zayıf akım işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için kabloların çekilmesi gerekmektedir, kabloları Salih Balta isimli bir çalışan ile birlikte çektik, kabloların ölçüleri ve miktarı hakkında bilgim yoktur, kabloları çektikten sonra SGK kurumundan ... isimli bir şahıs geldi ve kontrolleri gerçekleştirdi, kontroller gerçekleştirildikten sonra biz zayıf akım malzemeleri olan duman dedektörü, yangın ihbar butonu, hoparlör, siren, kamera gibi aletleri bağladık, işi tamamlamış bir şekilde teslim ettik, işi teslim ettikten sonra bize kabloların çalındığına ilişkin haber geldi, inşaat sahibi polisi aramış, polisle beraber biz de inşaata gitmiştik, kabloların çalındığı görüldükten sonra inşaat sahibi patronlarımıza kabloları tekrar çekmelerini söylediler, patronlarımız bizim zaten işi gerçekleştirdiğimizi, yeniden kablo çektirilmek isteniliyorsa, bedelin ödenmesi gerektiğini söylediler, sonradan iş sahibi ile patronlar arasında tekrardan kabloların ücretsiz çekilip çekilmeyeceği noktasında görüşmeler ve tartışmalar yaşandı, sonrasında ben askere gittim, akabinde gerçekleşen olayları bilmiyorum" şeklinde ifade vermiştir. Davalı tanığı ... 13/04/2023 tarihli duruşmada aynen; "Tarafları tanımam, halihazırda dava konusu uyuşmazlığa konu inşaatın yapım tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışmaktaydım, Karabağlar Sosyal Güvenlik Merkezi binasının yapımı işinde davacı şirket Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yüklenicisi idi, inşaatın elektrik işleri yüklenici firma adına başka bir firma tarafından yapıldı, bütün resmi yazışmalar asıl yüklenici üzerinden yürütüldüğü için diğer firmayı biz bilmiyoruz, hatırladığım kadarıyla 2021'in sonbaharında asıl yüklenici ile elektrik işlerini yapan firma arasında uyuşmazlık çıktığını biliyorum, o tarihlere kadar elektrik işleri normal seyrinde devam ediyordu, yüklenici firma ile elektrik işlerini gerçekleştiren firma arasında uyuşmazlık çıkması akabinde yüklenici firma elektrik işlerini başka bir firmaya yaptırmak üzere anlaşma sağladı, çalıştığım kurum tarafından inşaata getirilen malzemelere ilişkin teslim tesellüm tutanağı düzenlenmemektedir, davalı firma CAT6 kablolama işinin %80'ini, diğer aydınlatma işlerinin %85'ini tamamlamış durumdaydı, kurumumuz tarafından düzenlenen hakediş raporları bu hususları tam olarak yansıtmayabilir çünkü bu tarz işlerde test ve deneme süreçlerinin tamamlanması açısından işin tamamı bitirilse dahi paranın bir kısmı içeride tutulmaktadır, taraflar arasında uyuşmazlık çıkması akabinde şantiyede hırsızlık olayı meydana geldi, hırsızlık fiili sırasında NHXMH, NHMXMH ve CAT6 kabloların uçlarının kesilmesi sebebiyle bu kablolar yüklenici firmaya kurum tarafından yenilettirildi, akabinde de yüklenici firma elektrik işleri yönünden başka bir firma ile yoluna devam etti, bilgim görgüm bundan ibarettir, ...'yı tanırım, kendisi inşaatın devam ettiği süreçte elektrik işlerinin yapımı sırasında yüklenici firmanın ilk olarak anlaştığı elektrik işlerini gerçekleştiren firma adına inşaatta elektrik işlerini ekibi ile birlikte yapıyordu, ...'ü ise hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. Mahkememizin 21/09/2023 tarihli duruşması 1 ve 2 numaralı ara kararlar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline ve davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere taraflara ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, taraf vekilleri taraflara ait ticari defter ve belgelerin bulundukları yerleri verilen kesin süreler içerisinde mahkememize bildirmişlerdir. Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesine karar verilmiş ise de, Şırnak ilinde dosyanın çözümü açısından belirlenen bilirkişinin temin edilemediği, bu kapsamda talimat yazılamadığı, davacı vekilinin işbu celsedeki beyanında ticari defter ve belgeleri e-defter suretinde mahkememize sunacağını belirttiği göz önünde bulundurularak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından müvekkili şirket ait ticari defter ve belgeleri e-defter olarak mahkememize sunmuştur. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ile bir Elektrik Elektronik Mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdii ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, İzmir.... Noterliğinin 23/12/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakı, Türkiye Cumhuriyet ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait... seri numaralı, 30/02/2022 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çeke ait kayıtlar, Türkiye Cumhuriyet ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait ... seri numaralı, 30/02/2022 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çekin ibrazı ve ödenmesine ilişkin kayıtlar, İzmir İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü nezdinde Karabağlar Sosyal Güvelik Kurumu binasının yapımına ilişkin... numaralı İhale Dosyası kapsamında ... tarafından yapılan işe binaen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXHMH kablo ve 20.000 m CAT6 kablo ürünlerinin ... T.C. Kimlik numaralı ... tarafından teslim edilip edilmediği, kurulumunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı ve bahsi geçen ürünlerin kim tarafından kabul edildiğine ilişkin olarak bulunan ihale dosyası, ilgili ürünlere ait olarak düzenlenen hakediş raporları, kesin kabul tutanakları, davalıya ait ticari defter ve belgeler, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş Esas sayılı dosyası, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki elektrik malzemeleri temin ve teslimi amacıyla yapılan anlaşma çerçevesinde bahse konu mallara ilişkin olarak davalı tarafından düzenlendiği ve davacı şirkete gönderildiği belirtilen 21/10/2021 tarih ve GIB...numaralı 350.337,00-TL bedelli faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, davalıya avans olarak verilen Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ...numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çek karşılığında davalı tarafından teslim edilmesi gereken malların davacı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde herhangi bir kayıt yer alıp almadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere göre taraflar arasında borç alacak ilişkisi olup olmadığı, bahse konu mallara ilişkin olarak davalı tarafından düzenlendiği ve davacı şirkete gönderildiği belirtilen 21/10/2021 tarih ve GIB... numaralı 350.337,00-TL bedelli faturanın davalıya ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, davacı şirket tarafından davalıya avans olarak verilen Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ...numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çek karşılığında davalı tarafından teslim edilmesi gereken malların davacı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak davalıya ait ticari defter ve belgelerde herhangi bir kayıt yer alıp almadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere göre taraflar arasında borç alacak ilişkisi olup olmadığı, var ise hangi tarafından ne kadar alacaklı olduğu, asıl işverenin iş yerine ait ihale evrakları, geçici kabul ve hakediş tutanakları ile tanık beyanları ve tespit dosyası gözetildiğinde, davacı şirket tarafından davalıya verilen işin ne kadarının tamamlandığı, işin tümünün tamamlanıp tamamlanmadığı, iş çerçevesinde davalının davacı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacak bedelinin ne kadar olduğu hususları ve sair hususların belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulmasının istenilmiş olup, bilirkişi heyetinin 15/05/2024 havale tarihli raporlarında sonuç olarak; davalı ... işletmesine ait 2021-2022 yılları ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, 2021 yılına ait yevmiye kapanış onayının süresinde yaptırıldığı, 2022 yılı yevmiye kapanış onayının yaptırılmadığı tespitlerine varıldığından 2021 yılı için ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu hususu, davalı işletmenin 2021-2022 yılları muhasebe kayıtlarında davacı şirkete ait işlem kayıtları incelendiğinde, rapor ekinde defteri kebir kaydında 120 Alıcılar ana hesabı altında ....Madencilik İnşaat Taahhüt İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. alt hesabında kaydedilerek izlendiği, taraflar arasında ticari ilişkinin 21/10/2021 tarihinden başladığı defter kayıtlarından anlaşıldığı, davalı işletmenin 2021 yılına ait defter kayıtları incelemeye sunulan defteri kebir 23. sayfasında (EK-8) işaretlendiği üzere; 31/10/2021 tarihli,... yevmiye madde numaralı kayıt ile 21.10.2021 tarihli, GIB... numarıl 250.337,00-TL'lik faturanın davacıya borç kaydedildiği, 10/11/2021 tarihli,... yevmiye madde numaralı kayıt ile 01.11.2021 tarihli GIB...numaralı faturanın 250.000,00-TL tutarında davacıya borç kaydedildiği, rapor ekinde sunulan fatura içeriği tetkik edildiğinde, 540 KVA Jeneratör 1 Adet 211.864,41-TL+38.135,59-TL KDV olmak üzere 250.000,00-TL olarak düzenlenmiş olduğu, 2021 yılında davacı tarafından davalı tarafa tevdi edilen ve ödendiği tespit edilen 250.000,00-TL tutarındaki çek işlemine rağmen herhangi bir ödeme kaydı defterde bulunmamakta olup, neticesinde 31/12/2021 tarihli 187 madde numaralı kapanış fişi kaydında davacının 500.337,00-TL tutarındaki borç bakiyesi kapatılarak 2022 yılına devrettirildiği tespitlerine varıldığı, İzmir Karabağlar SGM Hizmet Binası yapım işi kapsamında Cat6 Kablo + 3x2,5 mm NHXMH + 3x1,5 mm NHXMH kablonun mevcut olduğu, ancak şantiye sahasına getirilen malzemelerin irsaliyelerin dosyaya sunulu olmaması nedeniyle gerek davaya konu kabloların gerekse diğer malzemelerin hangi firmadan ve ne miktarda getirildiğinin tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını mütalaa etmişlerdir. Taraf vekillerinin itirazları ve görülen lüzum üzerine dosyanın 15/05/2024 havale tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin itirazları ayrı ayrı ve gerekçeli olarak açık bir şekilde karşılanarak, ayrıca asıl işverenin iş yerine ait ihale evrakları, geçici kabul ve hakediş tutanakları ile tanık beyanları ve tespit dosyası kapsamında değerlendirme yapılarak, davacı şirket tarafından davalıya verilen işin ne kadarının tamamlandığı, işin tümünün tamamlanıp tamamlanmadığı, iş çerçevesinde davalının davacı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacak bedelinin ne kadar olduğu hususları ve sair hususların belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyetinin 02/12/2024 havale tarihli ek raporlarında sonuç olarak; davacı ile davalı arasında tanzim edilmemiş olması nedeniyle söz konusu kabloların davalı tarafından iş yerine getirildiğini ve işin yapımında kullanıldığını veya kullanılmadığı söylemek mümkün olmadığı, ayrıca dosyaya sunulu her iki hakediş içeriğinde metraj ve yeşil defter gibi gerçek imalat miktarını gösteren belgeler olmaması nedeniyle hakedişlere bakarak davaya konu kabloların ne miktarda imalata girdiğini (montajının yapıldığını) söylemenin teknik olarak mümkün olmadığı, davacı ile ihale makamı SGK İzmir arasında imzalanan sözleşmenin anahtar teslimi olduğu ve içeriği işlerin purtantaj usulü olduğu ve bu dosya içeriği “Yaklaşık Maliyet Cetvelinin” ihale öncesi idare tarafından yapımı planlanan işin yaklaşık olarak hangi mertebede olabileceğinin belirlenmesi açısında idare elemanları tarafından hazırlandığı, burada belirtilen imalat miktarlarının (kablo miktarlarının) her hangi bir ölçü sonucu belirlenmediği, tamamen takdire bağlı olarak belirlenmiş olması nedeniyle gerçek ölçü olmadığı, bu anlamda davaya konu edilen kablo miktarlarının çok fazla olduğunun görülmesine karşın yaklaşık maliyet cetvelinde miktarların bariz bir şekilde az olduğunun görülmesi (12250m,112m,100m) sonucuna göre bir yorum yapmanın teknik olarak doğru olmadığı, genel uygulama olarak şantiye sahasına getirilen tüm malzemelerin irsaliye ile veya irsaliyeli fatura ile getirildiğinin bilindiği, ancak davaya konu kablolara ait irsaliye fişlerinin sunulmamış olması nedeniyle imalatta kullanılan gerek davaya konu kabloların gerekse diğer malzemelerin hangi firmadan ve ne miktarda getirildiğinin tespit edilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, dosya içeriği beyanlardan davalının taşeron olarak iş yapıtığı anlaşılmakta ise de davaya konu edilen faturanın sadece malzeme faturası olduğu, işçilik bedeli içermediği, dolayısıyla faturanın sözleşmeye bağlı bir iş karşılığı (hakediş karşılığı) olmadığını mütalaa etmişlerdir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1). Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “... Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Davacı tarafça çek karşılığında teslim edilmesi gerektiği iddia edilen malzemelerin davalı tarafça kendilerine teslim edilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafça ise dava dilekçesinde iddia edilen hususların inkar edildiği ve ürünlerin teslim edildiğinin savunma olarak getirildiği, çekin illetten mücerret mahiyette kıymetli evrak vasfında bir ödeme aracı olduğu, çekin malzemelerin teslim ve kurulumuna binaen verildiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, bu kapsamda dava konusu çekin avans çeki olarak verildiği ve anlaşmaya konu malzemelerin teslim edilmediği iddiaları açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait kuruluşundan itibaren şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, davalı ...'e ait ticaret sicil kayıtları, davalı ...'e ait vergi sicil kayıtları, davalı ...'e ait esnaf sicil kayıtları, İzmir... Noterliğinin 23/12/2021 tarihli... yevmiye numaralı ihtarname ile ihtarnamenin muhataba tebliğine ilişkin tebligat evrakları, Türkiye Cumhuriyet ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesinin... seri numaralı, 30/02/2022 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise kim tarafından hangi tarihte ibraz edildiği ve ibraz neticesinde tahsil işlemi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin kayıtlar, İzmir İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü nezdindeki Karabağlar Sosyal Güvelik Kurumu binasının yapımına ilişkin... numaralı İhale Dosyası kapsamında ... tarafından yapılan işe binaen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXHMH kablo ve 20.000 m CAT6 kablo ürünlerinin davalı tarafından teslim edilip kurulumunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte yapıldığı ve bahsi geçen ürünlerin kim tarafından kabul edildiği, ihale dosyası, ilgili ürünlere ait olarak düzenlenen hakediş raporlarının, kesin kabul tutanaklarının ve sair evraklar, davalı tanıklarının beyanları, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi heyetinin 05/05/2024 havale tarihli raporları, bilirkişi heyetinin 02/12/2024 havale tarihli ek raporları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacının, taraflar arasındaki elektrik malzemeleri temin ve teslimi amacıyla yapılan anlaşma çerçevesinde davalıya avans olarak verilen Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çek karşılığında davalı tarafından teslim edilmesi gereken malların kendisine teslim edilmediği iddiası neticesinde çekin bedelsiz kaldığından bahisle Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan,... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan, ... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çekin tahsil edilmiş olması kapsamında çek bedelinin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, taraflar arasında Karabağlar Sosyal Güvelik Kurumu binasının yapımına ilişkin ...numaralı İhale Dosyası kapsamında ... tarafından yüklenilen işe binaen 7.000 m 3*2,5 mm NHXMH kablo, 5.000 m 3*1,5 mm NHMXHMH kablo ve 20.000 m CAT6 kablo ürünlerinin ... T.C. Kimlik numaralı ... tarafından teslim edilip kurulumunun yapılması amacıyla bir anlaşma yapıldığı, anlaşma çerçevesinde işin yapılması karşılığında davacı şirket tarafından davalıya Türkiye Cumhuriyeti ...Bankası Anonim Şirketi Şırnak Şubesine ait, keşidecisi ... olan,... numaralı, 30/02/2022 tarihli ve 250.000,00-TL bedelli çekin verildiği, davacı tarafça çek karşılığında teslim edilmesi gerektiği iddia edilen malzemelerin davalı tarafça kendilerine teslim edilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafça ise dava dilekçesinde iddia edilen hususların inkar edildiği ve ürünlerin teslim edildiğinin savunma olarak getirildiği, çekin illetten mücerret mahiyette kıymetli evrak vasfında bir ödeme aracı olduğu, çekin malzemelerin teslim ve kurulumuna binaen verildiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, her ne kadar davacı tarafça çekin avans çeki olarak verildiği ve malzemelerin davacı tarafa teslim edilmediği, bu sebeple davalının anlaşma çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve çekin bedelsiz kaldığı iddia edilmiş ise de, avans çeki olarak davalı taraf verildiğini ispata elverişli herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, çekin avans çeki olarak verildiği iddiasının davalı tarafça da kabul edilmediği, bunların yanında İzmir Sosyal Güvenlik Kurumundan temin edilen ihale evraklarından anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki anlaşmaya konu malzemelerin mevcut ve kurulumlarının yapılmış olduğu, keza davalı tanıklarından davalı yanında çalışan ... ile ihale sahibi kurum kontrolörü ... tarafından davalının taraflar arasındaki malzemeleri işin yapıldığı yere getirdiği ve kurulumunu yaptığını beyan ettikleri, belirtilen gerekçeler dahilinde ödeme aracı vasfında bulunan çekin avans çeki olarak verildiği ve anlaşmaya konu malların teslim edilmediği iddialarının usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, davacı tarafın kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir yazılı delilin mahkememize sunulmaması çerçevesinde kötü niyet iddiasının da davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla, açılan davanın ve davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı ...nden alınarak davalı ...'e verilmesi talebinin REDDİNE, 3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/01/2025
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır