İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/354 E. 2024/499 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/354
Karar No
2024/499
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/354 Esas - 2024/499 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/354 KARAR NO : 2024/499

DAVA : Markaya Tecavüzün Men'i, Kullanımın Engellenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı DAVA TARİHİ : 15/10/2021 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün Men'i, Kullanımın Engellenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin uzun yıllardır eğitim-öğretim alanında “...” markası ile ... denetiminde dershane, kurs, kişisel gelişim kursu işlettiğini, “...” markası ile farklı il ve ilçelerde ... verdiğini, ders kitapları, zeka geliştirici etkinlik kitapları bastırarak satışını yaptığını, müvekkili şirketin “...” ibareli tescilli markasının eğitim camiasında ünlenmiş bir marka olduğunu, davalının “...’in ...” ya da “... ...” ibareli ile 41. sınıfta eğitim-öğretim faaliyeti gerçekleştirdiği, ... verdiği ve gelir elde ettiğinin internet kayıtlarında ve reklamlarda bu markayı kullandığının tespit edildiğini, davalının tecavüz teşkil eden fiillerinin devam ettiğini, müvekkili tarafından bu hususta .... suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının uzlaştırma aşamasında müvekkili markasına ait levhaları kaldırdığını ifade ettiğini, 24.03.2021 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğundan bu tarihteki delillerin mahkemece esas alınması gerektiğini, davalı tarafça “...’in ...” markasını tescil ettirmek üzere yaptığı marka başvurusunun müvekkili itirazı üzerine reddedildiğini, davalı kullanımının müvekkili markası ile iktibas ve iltibas yarattığını, haksız rekabet oluşturduğunu, haksız rekabet sebebiyle müvekkili kazancının artmasının engellendiği ve elde edeceği kardan yoksun kaldığının tartışmasız olduğunu, ayrıca müvekkili markasının itibarının da zedelendiğini beyanla müvekkili markasına tecavüzün men’i ve haksız rekabet kuralları gereğince davalının haksız olarak kazandığı gelirlerin belirlenerek müvekkili lehine şimdilik 10.000,-TL maddi, 10.000,-TL manevi ve 5.000,-TL itibar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının ... ibaresini kullanıp kullanmadığı kullandı ise davacının marka hakkına tecavüz haksız rekabet koşulları ile tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07/09/2022 tarihli raporda özetle: 1) Davacı ...’a ait tescilli marka ile davalının kullanımına konu işaretin benzer olduğu, davalının markasal kullanımını gerçekleştirdiği hizmetin davacı ...’a ait ... sayılı markasında aynen yer aldığı, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 2) Yoksun kalınan kazanç bakımından tazminat hesabı yapılabilmesi için davacının seçimlik hakkını kullanması halinde tazminat hesabı yapılabileceği, seçime göre belge taleplerinin bildirilebileceği, itibar tazminatının ise itibar kaybının delillendirilmesi durumunda hesaplanabileceği takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 1.ek raporda özetle: Yoksun kalınan kazanç bakımından tazminat hesabının 4.000 USD olacağı ek raporumuzun değerlendirme kısmında yer alan açıklamalarımız çerçevesinde tespit edildiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 2.ek raporda özetle: Yoksun kalınan kazanç bakımından tazminat hesabının, davacının .... E. Dosyası gerekçeli kararı ile ilişkilendirilmesi sayın mahkemece uygun görülmesi takdirinde 108 000 USD olacağı ek raporumuzun değerlendirme kısmında yer alan açıklamalarımız çerçevesinde tespit edildiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. ISLAH DİLEKÇESİ: Fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile; müvekkiline ait markaya yapılan tecavüzün tespiti ile 130.065,60 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep edilmiştir. GEREKÇE: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir. SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.” 6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup; (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. 6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti., b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi., c) Tecavüz fiillerinin durdurulması., ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. Marka hakkı sahibinin, markaya tecavüz sebebiyle uğradığı maddi zararın, fiili zarar ve yoksun kalınan kazancı kapsadığı SMK m.151/1’de açıkça düzenlenmiştir. Fiili zarar marka hakkı sahibinin malvarlığında meydana gelen net azalmadır. Fiili zarar hali aktiflerin azalması şeklinde olabileceği gibi pasiflerin artması şeklinde de meydana gelebilir. Fiili zarar hali dışında kalan yoksun kalınan karın hesaplanmasında marka hakkına sahip kişiye 3 farklı seçenek sunulmaktadır. Bu seçenekler, SMK m.151/2’de düzenlenmiş olup “a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, b) Marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, c) Marka hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” seçenekleridir. Markaya tecavüz dolayısıyla uğranılan "manevi zarar" ise KHK'da başkaca bir hüküm bulunmadığından borçlar Kanunun 49. Maddesindeki şartlar dairesince tanzim edilir. Markaya tecavüz, çoğunlukla bir kişinin ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verir. Manevi tazimanata hükmedilebilmesi için failin kusuru gerekmekle birlikte, kusurun ağırlığı herhangi bir rol oynamaz. Markaya tecavüz halinde kişilik değerlerinden biri olan ticari itibarda vukua gelen kayıpları karşılamak için manevi tazminat isteyebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davacının Geçerli Markası ...+... (41. sınıf) Örnek Davalı Kullanımları .... (41. sınıf)

Dosya kapsamında yeralan bilirkişi raporları ve sair delillerden de anlaşıldığı üzere, Davalıya ait olduğu iddia olunan marka kullanımının, eğitim öğretim hizmeti sunulması hizmetine ilişkin olup, ... tarafından yayınlanan Sınıflandırma Tebliği’nde “41. Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri” alt sınıfı kapsamında yer aldığı, bu hizmet sınıfının, davacı ...’a ait ... sayılı marka kapsamında aynen yer aldığı, davalının kullanımlarının davacı ...’a ait marka kapsamında yer alan hizmet ile örtüştüğü, kullanımlar bakımından benzerlik şartının sağlandığı; davacı ...’a ait tescilli markanın, “...” ibaresi ile bu ibarenin sol kısmında yer alan bir ... unsurundan oluşan karma nitelikte bir marka olduğu, marka kapsamında hem ... hem kelime unsuru bulunduğu, “...” ibaresi yazıldığı gibi okunan bir ibare olup, “...” ve “...” ibarelerinin oluşturduğu bir tamlama olduğu, “...” ibaresinin, ... online sözlüğünde “.... gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye. Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı.” şeklinde tanımlanmış olup, “...” ibaresi ise “Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Dış, çevre, ortam. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Herkes.” olarak tanımlandığı, “...” ve “...” ibareleri, ayrı ayrı anlamları olan kelimeler olmakla birlikte, birlikte kullanılan ibareler olmadığı, kelimelerin anlamından yola çıkılarak, “...” ibaresini, “matematikten/... derslerinden/... öğrenenlerden oluşan bir topluluk” olarak tanımlanmasının mümkün olduğu, davacıya markanın esas unsurunu “...” ibaresi oluşturduğu, davalının eylemli kullanımı ise “...” ibaresinden oluştuğu, davalının kullanımında yer alan “...” ibaresinin, markasal kullanımın esaslı unsurunu oluşturduğu, davacı markası ile davalının eylemli kullanımında, “...” ibaresi esas unsur olarak yer aldığı, “...” ibaresini benzer şekilde esas unsur olarak içermeleri nedeniyle, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davacı markasında yer alan hizmet ve davalının eylemli kullanımı "eğitim ve öğretim sağlanması” hizmeti olması nedeniyle, “aynı tür” hizmetler olduğu, açıklanan nedenlerle; davacı ...’a ait ... sayılı marka ile davalının kullanımına konu işaret benzer olup, davalının kullanımlarının davacının tescilli markasında yer alan aynı/aynı tür hizmet üzerinde gerçekleştiğinden, davalının kullanımının davacı yanın tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiği, davalının eylemli kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir. Marka hakkı sahibinin, markaya tecavüz sebebiyle uğradığı maddi zararın, fiili zarar ve yoksun kalınan kazancı kapsadığı SMK m.151/1’de açıkça düzenlenmiştir. Fiili zarar marka hakkı sahibinin malvarlığında meydana gelen net azalmadır. Fiili zarar hali aktiflerin azalması şeklinde olabileceği gibi pasiflerin artması şeklinde de meydana gelebilir. Fiili zarar hali dışında kalan yoksun kalınan karın hesaplanmasında marka hakkına sahip kişiye 3 farklı seçenek sunulmaktadır. Bu seçenekler, SMK m.151/2’de düzenlenmiş olup “a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, b) Marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, c) Marka hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” seçenekleridir. Davacı vekili seçenek hakkını SMK 152/2-c fıkrasına göre kullanmıştır. Dosya kapsamındaki emsal lisans sözleşmesinde 5 yıl olan emsal lisans bedelinin 20.000 USD olduğu, marka hakkına tecavüz nedeniyle 2021 yılı için söz konusu olduğu göz önüne alındığında davalının bu markayı bir lisans sözleşmesine tabi olarak kullanması durumunda bu lisans bedelinin 4.000 USD olacağı; bu durumda davacının yoksun kalınan kazancının 130.065,60 TL olacağı kabul edilmiştir. Bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının haksız rekabet eylemi sonucu davacı marka sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar ile uzun süren çabalarla yaratılan marka imajının zedelenmesi nedeniyle davalının eyleminin MK ve TTK hükümlerine aykırı bir haksız eylem niteliğinde olması, davacının manevi ticaret varlığında meydana gelen kayıp ve zararlar nedeniyle manevi tazminat talebinin yerinde olduğu kabul edilerek bir taraf için zenginleşme amacı ve diğer taraf içinde önemli bir zarar doğurmayacak şekilde 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Davacının itibar tazminatı talebi de bulunmaktadır. Ticari itibar tazminatı SMK m.150/2’de düzenlenmiştir: “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.” görüleceği üzere itibar tazminatı düzenlemesinde ne fiili zarar ne de yoksun kalınan kar söz konusudur. Öğretide itibar tazminatı hem maddi hem de manevi tazminat özelliği taşıdığı ve bu tazminat taleplerinin anında istenebilen bir tazminat türü olduğu belirtilmiştir. Somut olay açısından SMK 150/2. Maddesi kapsamında “hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi” şartını sağlar nitelikte dosya kapsamında örneğin taklit ürün vb. bir somut delil bulunmadığından “kötü şekilde kullanılması” veya “üretilmesi”, “bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi” yahut “uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi” tespit edilmediğinden talep ispatlanamamıştır. İtibar tazminatı talebinin sübut bulmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı adına tescilli “..." markasına davalı tarafça yapılan tecavüzün menine, 130.065,60 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, İtibar tazminatı talebinin reddine, davalının kullandığı “..." markası ile ilgili emvale el konulmasına markanın silinmesine mümkün değilse imhasına, davalının “..." markasını kullanımının engellenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davacı adına tescilli “..." markasına davalı tarafça yapılan tecavüzün menine, 130.065,60 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine İtibar tazminatı talebinin reddine, Davalının kullandığı “..." markası ile ilgili emvale el konulmasına markanın silinmesine mümkün değilse imhasına, Davalının “..." Markasını kullanımının engellenmesine, 2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 9.567,88-TL karar harcından (peşin harç + ıslah harcı) olmak üzere alınan toplam 4.219,15‬-TL’nin mahsubu ile bakiye 5.348,73‬TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Markaya tecavüz talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Manevi tazminat talebinin kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 10.000,00-TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 12.991,75‬-TL yargılama giderinin takdiren 8.500,00‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024

Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 2.664,75-TL GİDER AVANSI : 8.345,00-TL ISLAH HARCI : 1.982,00-TL TOPLAM :12.991,75‬-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/354, K. 2024/499, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-354-e-2024-499-k-366b3c7ccb82