İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/289 E. 2024/635 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/289
Karar No
2024/635
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/289 Esas KARAR NO : 2024/635

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2016 KARAR TARİHİ : 02/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sinema sektöründe hizmet verdiğini, davalı şirkete faturaların keşide edildiği 2012 yılında birtakım hizmetler sunduğunu, iş bu hizmetlerin karşılığı olarak keşide ettiği faturaları davalı şirkete tevdi ettiğini, davalı şirket yetkililerinden fatura bedelleri talep edildiğini, davalı şirketin ödeyeceğini beyan etmesine rağmen herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, bunun üzerine keşide edilen faturaya istinaden 30/03/2016 tarihinde ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esasında kayıtlı dosyası ile davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket vekili aracılığıyla itiraz dilekçesi ile UYAP sistemi üzerinden borca itiraz edildiğini, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptaline, takibin ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında sürekli ticari ilişki mevcut olduğunu, karşılıklı kesilen faturalar gereği müvekkili şirketin ödeme yaptığını, davacı taraf haksız ve kötüniyetli olarak sebepsiz zenginleşmesine neden olacak talep ettiğini, müvekkili ticari defterleri ve cari hesabı incelendiğinde icra takibinden önce müvekkili tarafından davacıya ödeme yapıldığının görüleceğini, ayrıca davacı taraf açmış oldukları icra takiplerinden haksız olarak faiz de talep ettiğini, takipten önce herhangi bir temerrüt oluşmadığını, geçmişe yönelik faiz isteminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının davasının reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; Mahkememizce kaldırma ilamı öncesinde; "...Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (6100 sayılı HMK. 120/1) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması dava şartlarındandır. (HMK. 114/1-g) Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartlarından birinin yokluğu halinde davanın esasına girilmeden davanın usulden reddine karar vermek gerekmektedir. HMK 25. Maddesi " Kanunda öngörülen istisnalar dışında ,hakim ,iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında hakim ,kendiliğinden delil toplayamaz." ve HMK 30. Maddesi " Hakim ,yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükümlerini ihtiva etmektedir. Davacı vekili 20/06/2017 tarihli dilekçe ile ön inceleme duruşmasına katılamayacağını, mazeretinin kabulü ile duruşma gününün uyaptan öğrenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 21/06/2017 tarihli ön inceleme duruşmasında bilirkişi incelemesi için gerekli 400 TL gider avansının 2 haftalık kesin süre içinde davacı vekili tarafından depo edilmesi ihtarı yapılmış, HMK 25 gereği davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak yine HMK 30 gereği tebligat çıkarılmamış, aradan geçen süreye rağmen davacı vekili tarafından duruşma günü uyaptan öğrenilmesine rağmen gider avansının 07/02/2018 tarihli duruşma gününe kadar yatırılmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın HMK 114/1-g ve HMK 115/2 maddeleri gereği usulden reddine karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 03/03/2021 tarih ve ...Esas - ... Karar sayılı ilamında; "...6100 sayılı HMK'nun 355/1 maddesi uyarınca, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece 6100 Sayılı HMK'nun 114-1-g ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. HMK'nın 114. madesinin "g" bendinde gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, bu koşulun mevcut olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrası, harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında ise; "Taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında, tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. (HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2017 tarih ... Esas ... Karar, 20/10/2015 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararları). 325. maddeye göre ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”. Hukuk Muhakemeleri Kanunun 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinde ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması gerekir. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’un 324. Maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilinin 21/06/2017 tarihli ön inceleme duruşmasına mazeret dilekçesi sunduğu, mahkemece mazeretin kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen davacının yokluğunda ön inceleme duruşmasına geçildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, 400,00 TL bilirkişi ücretinin davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, ticari defterlerin inceleme gününde hazır edilmesine, aksi halde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı hususu davacı vekilinin yokluğunda ihtar edildiği, davacı vekilinin duruşma gününün uyaptan öğrenileceği beyanı üzerine duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edilmediği gibi bilirkişi ücretinin yatırılması hususunda davacı vekiline usulüne uygun ihtar çıkartılmadığı, 07/02/2018 tarihli duruşmada bilirkişi ücreti yatırılmaması sebebi ile HMK 114/1-g ve HMK 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamına göre davacı vekili, dava açılırken adliye tevzi bürosunca düzenlenen form ile harçların yanı sıra "155,00 TL" gider avansını adliye veznesine yatırmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere delil avansı gider avansı içerisinde gösterilemez. Mahkemece, gider avansı dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır. Bu nedenle davacının dava açarken gider avansını yatırdığından mahkemece yanlış değerlendirmeyle bahsi geçen 400,00 TL bilirkişi ücretinin delil ikame avansı olarak değil de dava şartı olan gider avansı olarak değerlendirilmesi hatalıdır. Kabule göre; davacı vekili ön inceleme duruşmasına mazeret dilekçesi sunmasına ve mazeretin kabul edilmesine rağmen yokluğunda ön inceleme duruşmasına geçildiği, bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı vekiline usulüne uygun ihtar çıkartılmadığı gibi kesin sürenin sonuçları da ihtar edilmediği bu nedenle davacının savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır. Savunma hakkı, Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. ( Yargıtay 22. H.D. 22/06/2020 tarih .. E. ... K. Sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." denilerek Mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir. Dosya, rapor alınmak üzere SMMM Bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 02/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Dava dosyası, ibraz edilen davacı ticari defterleri ve yardımcı kayıt belgelerin incelenmesi neticesinde; Davacı taraf davalıdan. alacağını tahsil edemediği gerekçesi ile 30.03.2016 tarihinde ... 19.İcra Müdürlüğünün ... E. dosya numarası ile 77.558.73 ası alacak ve 33.376,82.-TL işlemiş Taiz toplam 110,935,55.-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takibe geçtiği, davalı, borcu kahul etmedikleri bu icra takibine, takip miktarına. Borca. İaiz ve ferilerine itiraz ettiği. bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin devamı için 110.935,55.- TL üzerinden huzurdaki davayı açtığı tespit edildiği, Davacı taraf, 2012-2013-2014-2015-2016 yılı ticari defterlerini tarafımıza ibraz ettiği. Davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup. mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin TTK 64 ve HİMK 222 maddelerine göre kendi İchine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, Davalı taraf ise ticari defter ve belgelerini incclenmek ve değerlendirme üzere ibraz etmediği, Konu hakkında takdir ve değerlendirme sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının ibraz edilen ticari defterinde icra takip tarihi itibariyle davalıdan 167.113,43.-TL cari hesap alacağı ve 126.401,49.-71. davalı adına yapılan masraf alacağı olduğu tespit edildiği, Davacının icra lakibine konu cttiği 01.10.2012 tarih ... nolu ve “7. Barış Ve Karderşlik Spor Oyunları “Erbil Heyeti Karşılama Ve Organizasyon Bedeli .. açıklamalı ve 77.558,73.-TL tutarlı fatura davacının ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu ve icra takip tarihi itibariyle söz konusu faturanın ödenmediği ticari detterler üzerinden tespit edildiği, Davalının icra takibine konu edilen faturayı ödediği yönündeki iddiasının somut olarak ispata muhtaç olduğu, Davacının .... 19.İcra Müdürlüğünün ...dosya numarası ile davalından 77.558,73.-TL asıl alacağının olacağı değerlendirildiği. davalının 77.558,73.-TL kadar icra dosyasına yaptığı itirazın ispata muhtaç olduğu, Davacının icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin ispata muhtaç olduğu değerlendirildiği. tarafların icra - inkâr tazminatları ve benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı. şeklinde bilirkişi görüşüne ulaşılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi ... 17/07/2024 tarihli duruşmada ve YEMİNLİ beyanında: '' ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında hem bu dosya sebebiyle hem de icra takibine dayanak teşkil eden 01/10/2012 tarihli KDV dahil 77.558,73 TL bedelli fatura sebebiyle davalı şirket tarafından yetkisi olduğum davacı şirkete hiçbir ödeme yapılmamıştır, halen takip dosyası ve bu fatura sebebiyle davacı şirketten fatura tutarı olan 77.558,73 TL asıl alacak miktarı kadar alacaklıyım '' şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava, hizmet fatura bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf ilamı ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, davacının 01/10/2012 tarihli KDV dahil 77.558,73 TL bedelli faturaya dayanarak 77.558,73 TL Asıl Alacak, 33.376,82 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 110.935,55 TL Alacak üzerinden davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, Vergi Dairelerinden celp edilen kayıtlar uyarınca davaya ve takibe konu fatura hakkında davacının BS formu davalının ise BA formu verdiği, başka bir anlatımla vergisel yönden dava konusu fatura hakkında taraflar arasında çekişme bulunmadığı, davalının ticari defterlerine işlenmek üzere Maliyeye dava konusu fatura için BA formu beyan ettiği, bu halde yerleşik içtihatlar uyarınca BA formu beyan eden davalının dava konusu faturada belirtilen "..." hizmeti almış olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu çerçevede faturaya esas hizmeti alan davalının fatura bedelini ödemesi gerektiği, mahkememizce alacak hesabı yapılması bakımından ticari defter ve belgeler üzerinde mali bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılmasına karar verildiği, ancak davalının defter ve belgelerinin zayi olduğundan ve bununla ilgili zayi belgesi verilmesi davası açıldığından defterlerini ibraz etmediği, bu aşamada belirtmek gerekir ki davalının zayi belgesi verilmesi istemli davasının .... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. ... K. sayılı kararı ile "davalının basiretli tacir olarak defterlerini koruyamadığı ve gerekli tedbirleri de almadığından" davasının reddine karar verildiği, yine işbu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13. HD. ... E. ... K. sayılı ilamı ile "davalı ticari defter ve belgelerinin zayi olmasına kendi kusuru ile sebep olduğundan" gerekçesi ile istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verildiği, bu bağlamda istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararı ile davalının ticari defter ve belgelerinin zayi olmasında ve incelenememesinde kendi kusurunun mevcut olduğu ve eldeki dava dosyası bakımından davalının defter ibrazından kaçındığı, mali bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ve mahkememizce gerekçeli ve denetime elverişli olduğu için hükme esas alınan 02/10/2023 tarihli raporda belirtildiği üzere davacının ticari defter ve belgelerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı lehine TTK 64. Ve HMK 222.maddeleri uyarınca delil vasfına sahip olduğu, davacının defter ve belgeleri uyarınca icra takip tarihi itibariyle davacının dava konusu fatura sebebiyle davalı taraftan 77.558,73 TL alacaklı olduğu, davacı defterlerinde dava konusu faturanın ödendiğine dair davalı lehine herhangi bir muhasebesel kaydın bulunmadığı belirlenmiş ve sübuta ermiştir. Öte yandan, davalı taraf cevap dilekçesinde taraflar arasında sürekli bir ticari ilişkinin bulunduğunu ve dava konusu fatura sebebiyle borcun davacıya ödendiğini savunmuştur. O halde, dava konusu fatura bedelinin ödendiği savunan davalı taraf, ödeme itirazını TMK 6. Ve HMK 190.maddesi uyarınca ispatlamakla yükümlü olup, bu hususta ispat külfeti davalı üzerindedir. Ayrıca, fatura bedelinin miktarı gözetildiğinde, davalı ödeme savunmasını ancak HMK 200. vd. maddeleri uyarınca yazılı ve kesin delillerle ispatlamak zorundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde her ne kadar bir kısım banka dekontları sunmuş ise de yapılan incelemede bu ödemelerin dava konusu faturaya ilişkin olmadığı, davacı tarafından davalıya verilen başkaca hizmetler sebebiyle düzenlenen faturalara ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defter ve belgelerini kendi kusuru neticesinde ziya ettiğinden defterleri üzerinde inceleme yapılamamış, ödeme savunmasını ticari defter ve belgeler ile ispatlayamamıştır. Diğer taraftan, davacı defterlerinde yapılan incelemede ise dava konusu fatura bedelinin tamamen veya kısmen ödendiği noktasında davalı lehine herhangi bir muhasebesel kayıt / veri bulunmamaktadır. Nitekim, ödeme savunmasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemeyen davalı taraf, son çare yemin deliline dayanmıştır. Mahkememizce yemin işlemleri usulünce yerine getirilmiş, 17/07/2024 tarihli 9.celsede davacı şirket yetkilisi ... 19. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında hem bu dosya sebebiyle hem de takibe dayanak teşkil eden 01/10/2012 tarihli KDV dahil 77.558,73 TL bedelli fatura sebebiyle davalı tarafından yetkilisi olduğu davacı şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, takip dosyası ve dayanak fatura sebebiyle fatura bedeli olan 77.558,73 TL tutar kadar davalıdan alacaklı olduğunu yeminli beyanlarında ifade etmiştir. Hasılı, davlı taraf ödeme savunmasını yemin delili ile de ispat edememiştir. Nihayetinde, mahkememizce hükme esas alınan 02/10/2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının dava ve takibe esas fatura sebebiyle icra takip tarihi itibariyle davalıdan 77.558,73 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından fatura bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davacı icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmakla birlikte takip öncesinde davalının temerrüte düşürüldüğüne yönelik herhangi bir delil (ihbar, ihtarname vs..) ibraz edilmediği ve ispat edilemediği, dolayısıyla davalının icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğü ve davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmakla, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 77.558,73 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, ayrıca alacağın faturadan kaynaklanması sebebiyle likit ve muayyen olduğundan İİK 67.maddesi uyarınca davacı lehine yasal şartları oluşmakla icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 77.558,73 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın (77.558,73 TL) %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri (77.558,73 TL) üzerinden alınması gereken 5.298,03 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.617,84 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 3.680,19 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.617,84 TL peşin harç, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti ile 541,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.409,34 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.082,71 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (77.558,73 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/10/2024

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/289, K. 2024/635, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-289-e-2024-635-k-3fa7597e63ee