İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/485 E. 2024/636 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/485
- Karar No
- 2024/636
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/485 Esas KARAR NO : 2024/636
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2016 KARAR TARİHİ : 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sinema sektöründe hizmet verdiğini, müvekkil şirket davalı müvekkili şirkete ihtilaf konusu faturaların keşide edildiği 2012 yılında birtakım hizmetler sunduğunu, iş bu hizmetlerin karşılığı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. Maddesi uyarınca tacirlerin ücret isteme hakkından istifade etmek maksadıyla keşide ettiği faturaları davalı şirkete tevdi ettiğini, ticari münasebet gereği davalı şirket yetkililerinden fatura bedelleri talep edildiğini, davalı şirketin ücreti ödeyeceğini beyan etmesine rağmen herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, bunun üzerine keşide edilen faturaya istinaden 28/03/2016 tarihinde ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ... esasında kayıtlı dosyası ile davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket vekili aracılığıyla 07/04/2016 tarihli itiraz dilekçesi ile UYAP sistemi üzerinden borca itiraz edildiğini, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptaline, takibin ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası üzerinden devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, karşılıklı kesilen faturalar gereği müvekkili şirketin ödeme yaptığını, davacı taraf haksız ve kötüniyetli olarak sebepsiz zenginleşmesine neden olacak talep ettiğini, müvekkili ticari defterleri ve cari hesabı incelendiğinde icra takibinden önce ödeme yapıldığının görüleceğini, ayrıca davacı taraf açmış oldukları icra takiplerinden haksız olarak faiz de talep ettiğini, takipten önce herhangi bir temerrüt oluşmadığını, geçmişe yönelik faiz isteminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tanık deliline kabul etmediklerini, bu nedenlerle davacının davasının reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, mahkemenin ..., ..., ..., ... esas sayılı dosyaları aralarında hukuki ve fiili bağ bulunduğundan birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; Mahkememizce kaldırma ilamı öncesinde; "...Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (6100 sayılı HMK. 120/1) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması dava şartlarındandır. (HMK. 114/1-g) Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartlarından birinin yokluğu halinde davanın esasına girilmeden davanın usulden reddine karar vermek gerekmektedir. HMK 25. Maddesi " Kanunda öngörülen istisnalar dışında ,hakim ,iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında hakim ,kendiliğinden delil toplayamaz." ve HMK 30. Maddesi " Hakim ,yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükümlerini ihtiva etmektedir. Davacı vekili 20/06/2017 tarihli dilekçe ile ön inceleme duruşmasına katılamayacağını, mazeretinin kabulü ile duruşma gününün uyaptan öğrenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 21/06/2017 tarihli ön inceleme duruşmasında bilirkişi incelemesi için gerekli 400 TL gider avansının 2 haftalık kesin süre içinde davacı vekili tarafından depo edilmesi ihtarı yapılmış, HMK 25 gereği davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak yine HMK 30 gereği tebligat çıkarılmamış, aradan geçen süreye rağmen davacı vekili tarafından duruşma günü uyaptan öğrenilmesine rağmen gider avansının 07/02/2018 tarihli duruşma gününe kadar yatırılmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın HMK 114/1-g ve HMK 115/2 maddeleri gereği usulden reddine karar vermek gerekmiştir ..." şeklinde karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 10/06/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamında; "...Dava, hizmet fatura bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından davalı aleyhine ... 19. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında 14.132,28 TL asıl alacak ve 5.671,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.793,51 TL alacağın tahsili amacıyla 28/03/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirketin yasal süre içerisinde ödeme emrine ve borca itiraz ettiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 3.kısmında yazılı yargılama usulü düzenlenmiştir. Düzenlemenin ilk maddesi 118.madde olup, üst başlığı davanın açılma zamanıdır. 139.maddede ön inceleme duruşmasına davet, 140.maddede ise ön inceleme duruşmasına yer verilmiştir. 144.maddede ise tahkikat aşamasında mahkemenin her iki tarafı usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebileceği belirtilmiştir. Somut davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu taraflar arasında çekişmesizdir. Dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin 20/06/2017 tarihli dilekçesi ile mesleki mazeret beyanında bulunduğu ve duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin 21/06/2017 tarihli duruşmasında, ön inceleme gerçekleştirildiği, celse ara kararının 2 nolu bendinin son kısmında hazır olmayan tarafa ihtarat yerine geçmek üzere iş bu duruşma zaptının tebliğine dair karar oluşturulduğu, aynı celsenin 4 nolu ara kararında ise bilirkişi incelemesi ile birlikte gerekli gider avansına karar verildiği ve davacı vekiline inceleme gününün tebliğine dair ara karar oluşturulduğu, dosya içerisinde davacı vekiline söz konusu ara kararların tebliğine dair tebligat parçasının mevcut olmadığı, duruşma zaptının ön inceleme duruşmasında hazır bulunan davalı vekiline tebliğ edilmiş olduğu, tebligatın 30/06/2017 tarihinde gerçekleştirildiği, 07/02/2018 tarihli bir sonraki celsede ise davacı vekilinin kendilerine tebligat yapılmadığı, bu nedenle yeniden süre verilmesini, masrafı yatıracaklarını ifade ettiği, mahkemece celse ara kararı gereğince davacı vekilinin mazeret dilekçesinde yeni duruşma gününü UYAP'tan öğrenileceğini belirttiği, ayrıca muhtıranın tebliğ edilmediği, duruşma tarihininde tebliğ edilmediği, davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu, iş bu duruşma tarihinden haberdar olduğu, ihtardan haberdar olduğu, süresinde bilirkişi masrafını yatırmamış olduğu gerekçesiyle yeniden inceleme yapılması talebinin ve diğer taleplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilerek açık yargılamaya devam edildiği ve davanın aynı celsede yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden usulden reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Usul kuralları uyarınca, mahkemece, taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması bir zorunluluktur. Yukarıda ifade edildiği üzere mahkemece gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasını iki ayrı ara kararında davacı vekiline davetiye tebliğine şeklinde ara karar oluşturulmasına rağmen söz konusu ara kararlar yerine getirilmemiştir. Duruşmada hazır bulunan davalı vekiline duruşma zaptının tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Resmî Gazetenin 29437 sayısında 6 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan ve yayın tarihinde yürürlüğe giren “ Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik “ in kapsamı 2. maddede, bölge adliye mahkemesi başkanlığı, başkanlar kurulu, daireleri, Cumhuriyet Başsavcılığı ve adalet komisyonu ile adli yargı ilk derece mahkemesi, hakimliği, Cumhuriyet Başsavcılığı ve adalet komisyonu ile müdürlüklerde tutulacak kayıtlar, kartonlar, yapılacak idari işlemler, yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun uygulama alanını kapsayacağı şeklinde ifade edilmiştir. Yönetmeliğin üçüncü bölümünün üst başlığı “Çeşitli Hükümler “dir. 212. madde başlığı ise “ Tebligat İşlemleri “ olup maddede,” Tebligat işlemleri ... tarihli ve ... sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılır “ düzenlemesine yer verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun “ Tebligatın yapılması “ başlıklı 1. maddesinde, yapılacak elektronik ortamda dahil tüm tebligatın, bu kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı belirtilmiştir. 11.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 28.02.2018 tarihli, 7101/50. madde ile değiştirilen ,değişikliğin 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girdiği yasanın 7/a maddesinin üst başlığı ise “Elektronik tebligat” tır. Elektronik tebligat, elektronik tebligat yönetmeliği, tebligat kanunu, tebligat yönetmeliği ve diğer yasal düzenlemelerde duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanacağına yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebligat yapılmaksızın hüküm tesisi isabetli olmamıştır. ( Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar ve 24.05.2018 tarihli bozma ilamı - Yargıtay ilamında Yargıtay HGK ‘nun 17.01.2018 günlü ve ... Esas,... Karar sayılı ilamına atıf yapılmıştır ). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun söz konusu ilamında, duruşma gününü UYAP’tan öğreneceğine dair beyanda bulunan davacının kendisine duruşma gün ve saati bildirilmediğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralı gereği kabul edilemeyeceği, bu nedenle direnme kararının bu gerekçe ile onanması görüşleri ileri sürülmüş ise de bu görüşlerin kurul çoğunluğunca benimsenmediğine yer verilmiştir. Kabul şekline göre ise; davacı vekiline bilirkişi ücretine dair gider avansını karşılaması için ara kararda kesin süre verilmiş olmasına rağmen, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında söz konusu ara karar usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiştir. Sonuç olarak davacı tarafa geçerli bir sürenin verilmiş olmasından söz edilemeyecektir. Mahkemece her ne kadar davanın 114/1-y bendinde yer alan dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de HMK'nın 114.maddesinde "y" bendi olmadığı gibi maddede yer alan "g" bendinde belirtilen davacının yatırması gereken gider avansını yatırmamış olması davanın açılma aşamasında geçerli olan dava şartları arasında yer almakta olup, somut davada olduğu gibi bilirkişi ücretine dair gider avansı dava şartları arasında yer alan gider avansı değildir. Aynı yasanın 324.maddesinde belirtilen delil ikamesi için avanstır. Söz konusu maddenin birinci fıkrasında, tarafların her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorunda olduğuna yer verilmiştir. Bu durumda, mahkemece verilen hüküm sonucunun da yerinde olduğu kabul edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK'nın yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen yazılı yargılama usulüne dair kuralları ve Tebligat Kanunu ile ilgili diğer mevzuat gereğince, mahkemece davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebligat yapıldıktan ve diğer usulü işlemler yerine getirildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, kabul şekline göre davanın usulden ret kararı usul ve yasaya uygun düşmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." denilerek Mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir. Dosya, rapor alınmak üzere SMMM Bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 01/10/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Dava dosyası, ibraz edilen davacı ticari defterleri ve yardımcı kayıt belgelerin incelenmesi neticesinde; Davacı taraf davalıdan, alacağını tahsil edemediği gerekçesi ile 28.03.2016 tarihinde ... 19.İcra Müdürlüğünün ... BE. dosya numarası ile 14.132,28.-TL asıl alacak ve 5.661.23.-TL işlemiş faiz toplam 19.793.51.-TI. toplam alacak üzerinden ilamsız takibe geçtiği, davalı, borcu kabul etmedikleri bu icra takibinc. takip miktarına. borca, faiz ve ferilerine itiraz etliği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin devamı için 19.793,51.- TL üzerinden huzurdaki davayı açlığı tespit edilmiştir, Davacı taraf, 2012-2013-2014-2015-2016 yılı ticari defterlerini tarafımıza ibraz ettiği Davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve delier kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut lespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin TTK 64 ve HMK 222 maddelerine göre kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, Davalı taraf ise ticari defter ve belgelerini incelenmek ve değerlendirme üzere ibraz etmediği, Konu hakkında takdir ve değerlendirme sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının ibraz edilen ticari defterinde İcra takip tarihi itibariyle davalıdan 167.113.43.-TL cari hesap alacağı ve 126.401,449-TL davalı adına yapılan masraf alacağı olduğu tespit edildiği, Davacının icra takibine konu ettiği ... tarih ... nolu ve * erak Projeleri Hazırlık Masraf Bedeli (Ekim - Kasım) açıklamalı ve 14.132,.28.-TL tutarlı fatura davacının ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu ve İcra takip tarihi itibariyle söz konusu faturanın ödenmediği ticari defterler üzerinden tespit edildiği, Davalının icra takibine konu edilen faturayı ödediği yönündeki iddiasının somut olarak ispata muhlaç olduğu, Davacının ... 19 İcra Müdürlüğünün ... FE, dosya numarası ilc davalından 14.132,28.-TL. asıl alacağının olacağı değerlendirildiği. davalının 14.132.28.-TL kadar icra dosyasına yaptığı itirazın ispata muhtaç olduğu, Davacının icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin ispata muhtaç olduğu değerlendirildiği, Tarafların mahkeme masrafları, vekâleti ücreti, icra - inkâr lazminalları ve benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı, şeklinde bilirkişi görüşüne ulaşılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi ... 17/07/2024 tarihli duruşmada ve YEMİNLİ beyanında: '' ... 19. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında hem bu dosya sebebiyle hem de icra takibine dayanak teşkil eden 30/11/2012 tarihli KDV dahil 14.132,28 TL bedelli fatura sebebiyle davalı şirket tarafından yetkisi olduğum davacı şirkete hiçbir ödeme yapılmamıştır, halen takip dosyası ve bu fatura sebebiyle davacı şirketten fatura tutarı olan 14.132,28 TL asıl alacak miktarı kadar alacaklıyım '' şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava, hizmet fatura bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf ilamı ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, davacının 30/11/2012 tarihli KDV dahil 14.132,28 TL bedelli faturaya dayanarak 14.132,28 TL Asıl Alacak, 5.661,23 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.793,51 TL Alacak üzerinden davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, Vergi Dairelerinden celp edilen kayıtlar uyarınca davaya ve takibe konu fatura hakkında davacının BS formu davalının ise BA formu verdiği, başka bir anlatımla vergisel yönden dava konusu fatura hakkında taraflar arasında çekişme bulunmadığı, davalının ticari defterlerine işlenmek üzere Maliyeye dava konusu fatura için BA formu beyan ettiği, bu halde yerleşik içtihatlar uyarınca BA formu beyan eden davalının dava konusu faturada belirtilen "Irak Projeleri Hazırlık Masrafları (Ekim-Kasım)" hizmeti almış olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu çerçevede faturaya esas hizmeti alan davalının fatura bedelini ödemesi gerektiği, mahkememizce alacak hesabı yapılması bakımından ticari defter ve belgeler üzerinde mali bilirkişi vasıtası ile inceleme yapılmasına karar verildiği, ancak davalının defter ve belgelerinin zayi olduğundan ve bununla ilgili zayi belgesi verilmesi davası açıldığından defterlerini ibraz etmediği, bu aşamada belirtmek gerekir ki davalının zayi belgesi verilmesi istemli davasının ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. ... K. sayılı kararı ile "davalının basiretli tacir olarak defterlerini koruyamadığı ve gerekli tedbirleri de almadığından" davasının reddine karar verildiği, yine işbu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13. HD. ... E. ...K. sayılı ilamı ile "davalı ticari defter ve belgelerinin zayi olmasına kendi kusuru ile sebep olduğundan" gerekçesi ile istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verildiği, bu bağlamda kesinleşen mahkeme kararı ile davalının ticari defter ve belgelerinin zayi olmasında ve incelenememesinde kendi kusurunun mevcut olduğu ve eldeki dava dosyası bakımından davalının defter ibrazından kaçındığı, mali bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ve mahkememizce gerekçeli ve denetime elverişli olduğu için hükme esas alınan 01/10/2023 tarihli raporda belirtildiği üzere davacının ticari defter ve belgelerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı lehine TTK 64. Ve HMK 222.maddeleri uyarınca delil vasfına sahip olduğu, davacının defter ve belgeleri uyarınca icra takip tarihi itibariyle davacının dava konusu fatura sebebiyle davalı taraftan 14.132,28 TL alacaklı olduğu, davacı defterlerinde dava konusu faturanın ödendiğine dair davalı lehine herhangi bir muhasebesel kaydın bulunmadığı belirlenmiş ve sübuta ermiştir. Öte yandan, davalı taraf cevap dilekçesinde taraflar arasında sürekli bir ticari ilişkinin bulunduğunu ve dava konusu fatura sebebiyle borcun davacıya ödendiğini savunmuştur. O halde, dava konusu fatura bedelinin ödendiği savunan davalı taraf, ödeme itirazını TMK 6. Ve HMK 190.maddesi uyarınca ispatlamakla yükümlü olup, bu hususta ispat külfeti davalı üzerindedir. Ayrıca, fatura bedelinin miktarı gözetildiğinde, davalı ödeme savunmasını ancak HMK 200. vd. maddeleri uyarınca yazılı ve kesin delillerle ispatlamak zorundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde her ne kadar bir kısım banka dekontları sunmuş ise de yapılan incelemede bu ödemelerin dava konusu faturaya ilişkin olmadığı, davacı tarafından davalıya verilen başkaca hizmetler sebebiyle düzenlenen faturalara ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davalı ticari defter ve belgelerini kendi kusuru neticesinde ziya ettiğinden defterleri üzerinde inceleme yapılamamış, ödeme savunmasını ispatlayamamıştır. Öte yandan, davacı defterleri üzerinden yapılan incelemede ise dava konusu fatura bedelinin tamamen veya kısmen ödendiği noktasında davalı lehine herhangi bir muhasebesel kayıt / veri dahi bulunmamaktadır. Nitekim, ödeme savunmasını yazılı ve kesin delillerle ispat edemeyen davalı taraf, son çare yemin deliline dayanmıştır. Mahkememizce yemin işlemleri usulünce yerine getirilmiş, 17/07/2024 tarihli 8.celsede davacı şirket yetkilisi ... 19. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında hem bu dosya sebebiyle hem de takibe dayanak teşkil eden 30/11/2012 tarihli KDV dahil 14.132,28 TL bedelli fatura sebebiyle davalı tarafından yetkilisi olduğu davacı şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, takip dosyası ve dayanak fatura sebebiyle fatura bedeli olan 14.132,28 TL kadar davalıdan alacaklı olduğunu yeminli beyanlarında ifade etmiştir. Hasılı, davlı taraf ödeme savunmasını yemin delili ile de ispat edememiştir. Nihayetinde, mahkememizce hükme esas alınan 01/10/2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 14.132,28 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından fatura bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davacı icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmakla birlikte takip öncesinde davalının temerrüte düşürüldüğüne yönelik herhangi bir delil (ihbar, ihtarname vs..) ibraz edilmediği ve ispat edilemediği, dolayısıyla davalının icra takibiyle birlikte temerrüte düştüğü ve takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmış, bu itibarla davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının ... 19. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 14.132,28 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine, ayrıca alacağın faturadan kaynaklanması sebebiyle likit ve muayyen olduğundan İİK 67.maddesi uyarınca davacı lehine yasal şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının ... 19. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 14.132,28 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın (14.132,28 TL) %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri (14.132,28 TL) üzerinden alınması gereken 965,37 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 239,06 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 726,31 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 239,06 TL peşin harç, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti ile 606,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.095,56 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.210,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (14.132,28 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin kabul edilen dava değerini geçmemek koşuluyla belirlenen 14.132,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-HMK'nın 333.maddeesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/10/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır