İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/270 E. 2024/532 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/270
- Karar No
- 2024/532
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/270 Esas - 2024/532 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/270 KARAR NO : 2024/532
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili DAVA TARİHİ : 28/02/2022
KARAR TARİHİ : 12/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizden verilen 09/07/2019 tarih ve .... sayılı kararı ..... Hukuk Dairesi'nin 22/04/2021 tarih ve .... sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş ve mahkememize iade edilmiş olmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... başvuru numaralı “...” ibareli marka hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’nin 8/1- b bendine aykırılık gerekçesiyle ret kararı verildiğini, yaptıkları itiraz üzerine de .... 21.11.2017 tarih ve ... kararının 21.11.2017 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin, ... numaralı “...” ibareli markasıyla, faaliyet gösterdiği ve tescil başvurusu esnasında da belirttiği emtianın tamamında tescile bağlanması gerektiğinden ve hakkında .... verilen itirazlar ve başvurunun reddi kararının haksız olduğunu, uyuşmazlık konu işaretler arasında ne görsel, ne işitsel ve ne de anlamsal bir benzerliğin bulunmadığını, .... 21.11.2017 tarih ve ... sayılı kararının iptalini, müvekkili şirketin ... numaralı marka tescil başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili, davacının tescilini talep ettiği, "..." markası ile müvekkili adına ... başvuru no ve ... başvuru no ile tescilli "..." markası arasında 556 sayılı KHK.nın 8. maddesi kapsamında benzerlik bulunduğundan ... kararı usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davada husumet yönünden hata bulunduğunu, davacı başvurusunun .... yayımının ardından iki itirazın dosyalandığını, bu itirazlardan birinin ..., diğerinin ise ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapıldığını, ancak ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ... kararı ile nihai olarak reddedildiğini, davacı başvurusunun ...'nin itirazı üzerine kötüniyet gerekçesi ile reddedildiğini, açıklanan nedenlerle davacı tarafından yanlış hasım gösterdiğini, öncelikle bu nedenle davanın husumetten reddinin gerektiğini, davanın esasına ilişkin olarak ise açılan davanın yerinde olmadığını, ... kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... 21.11.2017 tarih ve ... sayılı Kararının iptali ve davacı şirketin ... numaralı marka tescil başvurusunun kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Mahkememizce, 09/07/2019 tarih ve ..... sayılı karar ile; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iptalini talep ettiği ... iptali yönünden taraf gösterdiği ... Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin itirazının ... tarafından reddedildiği, ...'da da bu davalı yönünden itirazının reddedildiği, bu durumda bu davalı yönünden iptalini talep ettiği ... kararı ile davacı lehine reddolunduğundan 6100 Sayılı HMK'nın 114/h maddesi gereğince davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacı vekilinin HMK 124. maddesi kapsamında taraf değişikli yapılmasını talep etmiş ise de, yanlışlığın maddi hata olarak değerlendirilemeyeceği gibi itiraz edenlerin iki farklı şirket olmaları iki ayrı tüzel kişi olması nedeniyle yani davalının doğru gösterilmesi ve ancak unvanının yanlış gösterilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, iki ayrı şirket tarafından yapılan iki ayrı itiraz nedeniyle alınan karara karşı açılmış olduğu, HMK 124. madde kapsamında maddi hata olarak kabul edilemeyeceği, kabul edilebilir bir yanılgı olarak görülemeyeceği, zira ... kararının taraflara ayrı ayrı tebliğ edildiği, tebliğ edilen ... kararında da kimin itirazının kabul edildiği, kimin itirazının reddedildiğinin ayrı ayrı belirtilerek her bir itiraz yönünden ne karar verildiğinin açık olduğu, yine ...'nın da başvuru sahibine ve itiraz edenlere ayrı ayrı bildirildiği, davanın avukat aracılığı ile takip edilip açıldığı, avukatın hukuki bilgisi dahilinde tarafın kim olduğunu bu kararlar doğrultusunda bilebileceği ve dava açmak için bu dökümanları aldığının kabulü gerektiği, bu nedenle eldeki dökümanlara göre kabul edilebilir bir yanılgı olmayacağı, davalı tarafların açık muvafakatları da bulunmadığından HMK 124. üncü maddesinin uygulama olanağının da iş bu davada uygulanma olanağı bulunmadığı gerekçesi ile davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. ..... HD'nin 22/04/2021 tarih ve .... sayılı ilamıyla; ''Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacı tarafın "..." ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğu, başvurusunun Marka Bülteninde yayımının ardından bu başvuruya yönelik iki tane itirazın dosyalandığı, itirazlardan birinin ...., diğerinin ise ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapıldığı, ....'nin itirazının ... tarafından kabul edildiği, ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ise ... tarafından reddedildiği, ....'nin itirazının ... tarafından kabul edilmesine davacı başvuran tarafından itiraz edildiği, ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ise reddine ise yine ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından itiraz edildiği, bu itirazların ...'nın ... sayılı kararı karara bağlandığı, bu ... kararı ile davacı başvuran tarafından yapılan itiraz ile ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın reddine, yani itirazların ve başvurunun reddine karar verildiği görülmektedir. ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ... tarafından reddedilmiş olması ve bu karara yönelik bu şirket tarafından yapılan itirazın da ... tarafından reddedilmiş olması nedeniyle, davacı başvuranın marka başvurusunun reddine davalı ... Elektronik San. ve Tic. AŞ nin itirazının etkili olmadığı, davacı başvuranın başvurusunun dava dışı ... Inc.'nin itirazı nedeniyle reddine karar verildiği, yani davacının davasını ... yanında, ....'ya yöneltmesi gerekirken yöneltmediği, davasını başvurunun reddi ile ilgisi bulunmayan ve kendisine husumet düşmeyen ... Elektronik San. ve Tic. AŞ'ye yönelttiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf esasen ... sayılı ... kararının iptalini talep etmiş olup, sonuç itibariyle başvurusunun reddinin yanlış olduğunu ileri sürdüğüne göre, bu ... kararının tarafı olan ve itirazı nedeniyle davacının marka başvurusunun reddine neden olan ... Inc. Şirketinin iş bu davada davalı olarak bulunması gerekmektedir. Davacı tarafça iş bu hatanın düzeltilmesinin HMK'nın 124. maddesi anlamında iradi taraf değişikliği ile düzeltilebileceği ileri sürülmüş ve mahkemece de bu talep yerinde görülmemiştir. Esasen mahkemece somut uyuşmazlığa HMK'nın 124. maddesinin tatbik edilmemesi yerinde ise de, az önce açıklandığı üzere davacının marka başvurusunun reddine neden olan ... Inc. Şirketinin iş bu davada davalı olarak bulunması gerektiğinden, bu Şirkete karşı bu dava ile birleştirilmek üzere başka bir dava açılması ve sonrasında da iş bu dava ile birleştirilmesi yönünde davacı tarafa kesin süre verilmeden yargılamaya son verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacı tarafa, ... iptaline ilişkin iş bu davada zorunlu dava arkadaşı olarak bulunması gereken davalı ... Inc. Şirketine karşı başka bir dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesi, sonrasında da hasıl olacak duruma göre dosyanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp esas hakkında yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. şeklindeki gerekçesi ile; 1-HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile ..... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/07/2019 tarih ve ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, karar verilmiş dava mahkememizin .... E. Sırasına kaydedilmiştir. BİRLEŞTİRME: 22.02.2022 tarihli duruşmasında davacı vekiline itirazcı olan şirketi dosyaya davalı olarak ekleyerek dava açmak için süre verilmiş, davacı vekili .... E. Sayılı dosyası ile dava ikame ettiği ve 01/03/2023 tarihli karar ile anılan dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirildiği görülmüştür. Akabinde davalı ... şirketine yurt dışı tebligatı çıkarılmış,26/09/2023 tarihli celsede; Amerika Birleşik Devletlerine gönderilen tebligatın iade gerekçesi dikkate alınarak, yeniden gönderilmesi için gerekli işlemlerin kalemce takibine, giderlerin davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir. Davalı ... , INC. (Eski unvanı: ...) vekilinin davaya cevap verdiği, cevap dilekçesiyle; öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, öte yandan 2018 tarihinde müvekkilin itirazı üzerine davacının başvurusunun reddine dair ... kararı aleyhine ikame edilmiş bir dava bulunmadığını, İLGİLİ DAVANIN KONUSU FARKLI OLDUĞUNU, herhalükarda davacı 2018 tarihinde ikame ettiği dava konusu ile sınırlı olup, müvekkili ayleyhine ikame edilen birleşen dava kapsamındaki yeni iddia ve argümanlar ile deliller ibraz etmesi iddia ve savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan davacının huzurdaki davalar kapsamında yeni bir delil ibraz etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yeni bir delil ibrazına muvafakatlerinin olmadığını, ESASA İLİŞKİN OLARAK; müvekkil tanınmış “...” markasının gerçek hak sahibi olup, işbu markayı davacıya ait başvuru tarihinden önce ülkemiz dahil aktif olarak kullandığını, davacıya ait marka başvurusu müvekkilinin markasının birebir aynısı olup, müvekkili markalarının yurtdışında tescilli olduğunu ve ülkemiz dahil aktif olarak kullanıldığı aynı ve benzer mallar için tescile konu edildiğini, müvekkiline ait “...” markaları tanınmış markalar olduğunu, bu durumun ayrı bir ret sebebi olduğu gibi davaya konu başvurunun kötü niyetli bir şekilde gerçekleştirildiğini de ortaya koyduğunu, ... tarafından da isabetli olarak karar verildiğini, huzurdaki davaya konu marka kötü niyetli bir şekilde başvuruya konu edildiğini, davacının taraflar arasında imzalanmış olan birlikte var olma sözleşmesine yönelik argümanları eksik ve yanıltıcı olup, sayın mahkemece dikkate alınmamasını netice olarak davanın öncelikle usulden aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda özetle: Kötü niyetin varlığına delalet teşkil edebilecek hususlar rapora yansıtılmış olmakla birlikte bu anlamda nihai kararın hukuki bir yorum gerektirmesi nedeniyle mahkemeye ait olacağı, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; .... 21.11.2017 tarih ve ... sayılı Kararının iptali ve davacı şirketin ... numaralı marka tescil başvurusunun kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, iptali istenen ... kararının gerekçesinin anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın Geçici 1. Maddesine göre bu kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacağından, kanunun yayım tarihi olan 10.01.2017 tarihinden önceki başvurular ve eldeki davada 556 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerekmiştir. “Marka tescilinde red için nispi nedenler” başlığı altında düzenlenen 556 sayılı KHK'nın 8. maddesi; "Madde 8 – Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez: a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa, b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa. Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir. Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez. a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise, b)Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa, Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir. Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir. Ortak ve garanti markalarının sona ermesinden itibaren üç yıl içinde ortak marka veya garanti markası ile aynı veya benzeri olan marka tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir. Bir markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın, aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Yukarıda ayrıntısı yazılı 8/1-b maddesinde geçen düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 556 sayılı KHK'nın 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca 556 sayılı KHK'nın 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda genel ölçü olarak; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketici kitlesinin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi; “Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez: a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise, b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa.” hükmünü içermektedir.
556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesine göre; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.” Bu düzenlemedeki nisbi red sebebi, mevcut şahsiyet, fikri veya sınaî mülkiyet haklarını korumak maksadıyla getirilmiştir. Bu hakkın kapsamına; Medeni Kanun’daki şahsiyet haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak ve FSEK kapsamındaki telif hakları ile sınai mülkiyet hakları girer. Sınai mülkiyet hakları ise, markalar dışında, patent ve faydalı modeller, endüstriyel tasarımlar ile ticaret unvanı, işletme adı, alan adı (domain name) vb. ayırt edici işaretler üzerindeki haklardır (....). 556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca, başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazları ....'nce nihai olarak reddedilen kişilerin aynı KHK'nin 53. maddesine göre kesinleşen kararın bildirim tarihinden itibaren iki aylık süre içerisinde yetkili mahkemede dava açma hakları bulunmaktadır. 556 sayılı KHK'nin açıklanan hükümleri itibariyle tescil başvurusunun kötü niyetle yapıldığını iddia eden ilgili kişilerin itiraz yoluyla Enstitü nezdinde, itirazın reddi halinde ise yetkili mahkemede marka başvurusunun reddedilmesini istemek hakları bulunmasına karşın, aynı KHK'nin 42. maddesinde markanın hükümsüzlük sebepleri sınırlı olarak sayılırken KHK'nin 35/1. fıkrasında itiraz sebebi olarak belirtilen "başvurunun kötü niyetle yapıldığı" iddiasına yer verilmemiştir. MK’nın 2. maddesi uyarınca hukuk düzeninin kötü niyeti koruması mümkün olmayıp, bu durumun KHK'nin 42. maddesinde sayılmamış olması halinde dahi kötüniyetin bir tescil engeli oluşturduğu hususunun göz önüne alınması zorunludur. Nitekim, bu benimseme aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın marka hakkının korunmasına ilişkin genel sistematiğine de uygun düşmektedir. Tescil başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması halinin 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde düzenlenmemiş olmasına karşın başlı başına bir hükümsüzlük nedeni sayılması hususunda öğretide de görüş birliği mevcuttur. ( ....). 556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nın amacına uygundur. Çünkü, KHK'nin 35/1. ve 42/1-a maddelerindeki düzenlemeler de, esasen, MK’nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nın 2. maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması KHK'nin ruhuna da uygundur.
Celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... kod numaralı ... şekil ibareli marka başvurusunun 31/08/2015 tarihinde ... adına 09. sınıftaki mallar için yapıldığı, 13/11/2015 tarihli ... Kararı ile başvurunun 14/12/2015 tarih ve .... Sayılı .... ilanına karar verildiği, ilana 29/02/2016 tarihinde ... A.Ş vekili tarafından (benzerlik, karıştırılma ihtimali, tanınmışlık) gerekçeleri ile ve 14/03/2016 tarihinde ... tarafından eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddiası ile itiraz edildiği, 28/04/2016 tarihinde başvuru sahibi tarafından karşı görüş sunulduğu, 05/01/2017 tarihli ... Sayılı ... kararı ile, 556 Sayılı KHK 35. Maddesi kapsamında yapılmış ve itirazların incelenmesi sonucunda KHK 8. Maddesi hükmünce marka tescil başvurusunun reddine karar verildiği, 05/01/2017 tarih ve ... Sayılı ... kararı ile, yapılan 8/1 ve 8/4 kapsamındaki itirazın reddine karar verildiği, 05/01/2017 tarih ve ... Sayılı ... kararı ile, yapılan 8/3, 8/4 ve 35 maddeleri kapsamındaki itirazların incelemesi sonucunda başvurunun reddine karar verildiği, ... A.Ş 'nin itirazına gerekçe yaptığı .... ve ... sayılı ... ibareli markalarının başvuru ile benzer bulunmadığı ve ... A.Ş'nin itirazının reddine karar verildiği, ancak aynı tarihli ...'da başvuruya itiraz eden diğer şirket ... (....) şirketinin 8/3, 8/4 ve 35 maddeleri kapsamında yaptığı itirazın haklı bulunarak itirazın kabul edilerek başvurunun reddedildiği, 7 Ağustos 2017 tarihli hata düzeltme formu ile başvuru sahibinin bir kısım eşyaları başvurudan çıkarttığı, ... ... A.Ş vekili tarafından ... kararına itiraz edildiği ve dava konusu 21/11/2017 tarih ve ... tarihli kararıyla; ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun 556 s. KHK'nın 8 inci maddesi uyarınca kötü niyet gerekçeli reddi kararına başvuru sahibi tarafından ve .... sayılı/başvuru numaralı ve ".... ibareli markalara dayanılarak 556 s. KHK’nın 8 inci maddesi uyarınca reddi reddi talebiyle ... AŞ tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/1-(b) maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. ... AŞ tarafından yapılan itirazın incelenmesi neticesinde Kurul, ihtilaf konusu .../... markalarında ortak sözcük bulunuyor olmasının, başvuru kapsamındaki mallar bakımından, tek başına, markaların birbiriyle karıştırılması veya ilişkilendirilmesi sonucuna yol açmayacağı, itiraz konusu malların oldukça spesifik mallar olduğu ve nihai tüketicisinin dikkat düzeyi yüksek olduğu hususları da dikkate alındığında ibarelerin ihtiva ettiği farklılıkların iltibas ihtiamalini bertaraf edeceği görüşüne varılmıştır. Belirtilen nedenlerle itirazın tüm gerekçeleriyle birlikte reddi gerekmiştir.Başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın ncelenmesi neticesinde Kurul, başvurunun kötü niyet gerekçeleri ile reddini gerektirecek yeterli bilgi ve belgelerin itiraz sahibi tarafından sunulmuş olduğu; başvuru sahibinin sunmuş olduğu birlikte var olma anlaşmasının Türkçe çevirisinin olmadığı tespitiyle birlikte yapılan değerlendirmede Kurul, salt bu anlaşmanın, başvurunun tescili için gerekli hukuki zemini sağlamayacağı görüşündedir. belirtilen nedenle başvuru sahibi itirazının reddi gerekmiştir.'' gerekçesiyle ''İtirazların ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar tesis edildiği anlaşılmıştır. ... kaldırma kararında da isabetli olarak izah edildiği üzere; davacı tarafın "..." ibareli markanın tescili için başvuruda bulunduğu, başvurusunun .... yayımının ardından bu başvuruya yönelik iki tane itirazın dosyalandığı, itirazlardan birinin ...., diğerinin ise ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapıldığı, ....'nin itirazının ... tarafından kabul edildiği, ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ise ... tarafından reddedildiği, ....'nin itirazının ... tarafından kabul edilmesine davacı başvuran tarafından itiraz edildiği, ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ise reddine ise yine ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından itiraz edildiği, bu itirazların ...'nın ... sayılı kararı karara bağlandığı, bu ... kararı ile davacı başvuran tarafından yapılan itiraz ile ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın reddine, yani itirazların ve başvurunun reddine karar verildiği; ... Elektronik San. ve Tic. AŞ tarafından yapılan itirazın ... tarafından reddedilmiş olması ve bu karara yönelik bu şirket tarafından yapılan itirazın da ... tarafından reddedilmiş olması nedeniyle, davacı başvuranın marka başvurusunun reddine davalı ... Elektronik San. ve Tic. AŞ nin itirazının etkili olmadığı, davacı başvuranın başvurusunun dava dışı ... Inc.'nin itirazı nedeniyle reddine karar verildiği, yani davacının davasını ... yanında, ....'ya yöneltmesi gerekirken yöneltmediği, davasını başvurunun reddi ile ilgisi bulunmayan ve kendisine husumet düşmeyen ... Elektronik San. ve Tic. AŞ'ye yönelttiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle eldeki davada ilk olarak husumet itirazının değerlendirilmesi gerekmiş, davacı markasının reddine dayanak yapılan itiraz ....'nin itirazı olduğu, bu itirazın da kötüniyet gerekçesine dayanılarak reddedildiği, bu durumda eldeki davada davalı olarak gösterilen ... San. Ve Tic. AŞ yönünden pasif husumet nedeniyle reddi gerekmiştir. Devamla; Marka başvuruları ile ilgili verilen ... kararları, işlem dosyasına sunulan sav ve savunmalar ile deliller çerçevesinde yapılan incelemeler sonucunda verilen kararlar olduğundan salt bu kararın iptali istemiyle açıldığı görülen davalarda, ... karar gerekçesi ötesinde bir inceleme yapılması mümkün olmayacaktır. Somut uyuşmazlıkta da ... kararı ile dava konusu başvurunun reddi yönündeki gerekçenin temeli kötü niyetle yapılmış başvuruya dayanmakta olup salt bu hususta bir inceleme yapılması gerekmiştir. Kötüniyetli tescil başvurusunun korunamayacağına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ....sayılı kararı; “…Tescil başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması halinin 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde düzenlenmemiş olmasına karşın başlı başına bir hükümsüzlük nedeni sayılması hususunda öğretide görüş birliği mevcuttur. ( .... ). Diğer taraftan, Yerel Mahkemenin direnme kararında da belirtildiği üzere .... Markalar Yasası'nda da kötü niyetle marka tescili bir hükümsüzlük nedenidir. Yine, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi kararları gereğince .... ile Türkiye arasındaki fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin mevzuatın uyumlu hale getirilmesi kapsamında 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin mehazını oluşturan 89/104 sayılı ... Marka Yönergesi'nin 3/2. ve 40/94 sayılı Topluluk Marka Tüzüğü'nün 51/1-b maddelerinde de kötü niyetli marka tescil başvurusu mutlak ret ve hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, gerek öğretide ileri sürülen görüşler, gerekse mukayeseli hukuk ve mehaz ... mevzuatında yer alan hükümler itibariyle; markalar hukukundaki ülkesellik ve başvuru ve tescilde öncelik ilkelerinin yanında başvuru ve tescilde kötü niyetin himaye edilmemesine ilişkin temel ilkenin de aynen korunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de, 556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de KHK'nin amacına uygundur. Çünkü, KHK'nin 35/1. ve 42/1- ( a ) maddelerindeki düzenlemeler de, esasen, MK.nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK.nun 2. Maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından aynı sonuca ulaşılması KHK'nin ruhuna da uygundur. '' şeklindedir. Buradan hareketle; dava konusu marka başvurusunun tarihi 31.08.2015 olup bu tarih itibariyle başvurunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı hususu incelenebilir. Birleşen dosya davalısı firmanın dava konusu edilen “...” esas unsurlu markanın birçok dünya ülkesinde 2011 yılından itibaren tescil sahibi olduğu, tescilleri kapsamında 09. Sınıf emtiaların bulunduğu, “...” ibaresinin yaratım bir kelime olduğu, davacı firmanın ise en eskisi 2015 yılında “...” ibaresini .... menşeli olarak başvuru konusu ettiği, davalı firma ile davacı firma arasında davacı yanın ... nezdinde gerçekleştirdiği .... sayılı marka başvurusu ile ve yine davacı yanın ...’de “...” markasına yönelik cep telefonu ürünlerinde fiili kullanımları bulunduğu gerekçesiyle davalı firma adına vekil firması tarafından .... firmasına 02.07.2015 tarihli uyarı mektubu gönderildiği, dolayısıyla taraflar arasında dava konusu başvurudan önceki tarihli olarak da hukuki bir iletişimin var olduğu görülmektedir. Bu bağlamda davacı firmanın tesadüfi olarak tercih etmesi beklenebilir işaretlerden olmayan “...” markasının, davalı markalarının da genel anlamda tescilli olduğu 09. Sınıf emtiaları kapsar şekilde ve esasen doğrudan davalı yanın temel faaliyet alanına yönelik olan “elektrikli izleme cihazları” başta olmak üzere davalı faaliyetlerine konu emtialar benzer nitelikteki elektronik ürünleri kapsar şekilde gerçekleştirildiği görülen başvurunun günümüz koşullarında ve teknolojinin sağladığı imkanlar ve özellikle de firmaların internet üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerin boyutu gözetildiğinde ticaret hayatında aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların ve marka sahiplerinin birbirlerinden haberdar olduklarının kabulü gerekecektir. Kaldı ki somut uyuşmazlıktaki bu beklentinin esasen fiili haberdarlığa evrildiği de anlaşılabilmektedir. Taraflar arasında imzalandığı belirtilen Marka Anlaşması’nın ise ... kararında da belirtildiği üzere işlem dosyasına sunulan nüshasının sadece İngilizce olduğu, bununla birlikte anılan anlaşmanın dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraki tarihli olarak (davacı yanca 24.01.2017 ve davalı tarafça 10.02.2017) imzalandığı, dolayısıyla başvuru anında ortada böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığı, kaldı ki sözleşme içeriği incelendiğinde de davacıya yeni başvurular yapma konusunda değil mevcut başvuruları sınırlandırma ve bu sınırlandırma doğrultusunda kullanıma yönelik karşılıklı birtakım anlaşmaların sözleşmeye yansıtıldığının da görülebildiği; ancak her halükarda, ilgili sözleşmenin başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğu; nihayetinde dava konusu başvuru değerlendirildiğinde, davalı adına 2011 yılından beri yurtdışında ... başta olmak üzere pek çok ülkede 09. Sınıf malları kapsayacak şekilde tescilli “...” markası ile birebir aynı ibareyi içerir şekilde yine 09. Sınıf emtialarda başvuru konusu edilmiş dava konusu markanın, dosya kapsamına yansıtılan deliller ışığında taraflar arasındaki ilişki de gözetildiğinde davacı yanca tesadüfi olarak tercih edilmiş bir işaret olduğu yorumunun yapılmasının uygun olmayacağı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince, onca seçenek özgürlüğü varken davacının itibar sahibi olduğu sektöre yönelik olarak ''...'' sözcüğünün ön planda olduğu ''...'' ibaresinin seçilerek marka olarak tescili yönünde başvuru yapılmasının davalının kötü niyetli bir başvuru yaptığına delalet ettiği kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle tüm dosya kapsamına göre; Asıl Dava Bakımından Davalı ... ... A.Ş bakımından pasif husumet yokluğundan reddine, Asıl dava ve birleşen davanın davalılar ... ve ... ... bakımından REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Asıl Dava Bakımından Davalı ... ... A.Ş bakımından pasif husumet yokluğundan reddine, Asıl dava ve birleşen davanın davalılar ... ve ... ... bakımından REDDİNE 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024
Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır