İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/261 E. 2021/29 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/261
- Karar No
- 2021/29
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/261
KARAR NO : 2021/29
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2020
KARAR TARİHİ: 19/01/2021
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi ...E. - ...K. sayılı dosyada da anlatıldığı üzere, davalı ..., arkadaşlık yapmakta olduğu ... ile arasının bozulmasından dolayı, ... ile aynı evde kalan müvekkili ...'a gelerek aralarını düzeltmesini istediği, bunu kabul etmeyen müvekkilini silahla tehdit etmek suretiyle daha önce vermiş olduğu 1500 TL borca karşılık boş senet imzalattığı, bilahare onun bilgisi ve rızası dışında gerçek borç miktarının çok üzerinde miktar (50.000 TL) yazmak suretiyle senedi doldurarak müvekkili hakkında İzmir ...İcra Dairesi'nde ... E. dosya numarasıyla icra takibi yaptığı, bu eylem neticesinde müvekkilinin davalıdan şikayetçi olduğu, yapılan yargılama sonunda davalı ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209.maddesi 1.fıkrasına göre "Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması" suçundan 4 ay 5 gün hapis cezasına çarptırıldığını ve HAGB kararı verildiğini, bu davayı açmakta müvekkilinin hukuki yararı olduğunu, açığa imza atan, imzayı borçlanma iradesiyle atmadığını, kambiyo taahhüdüne girmek iradesi bulunmadığını, bir mutlak def’i olarak iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın kendisine başvuran herkese karşı ileri sürülebileceğini, dava konusu senedin tahsili halinde müvekkilinin ileride telafisi imkânsız maddi ve manevi zararlara uğrayacağının muhtemel olması, söz konusu senedin bir suç ürünü olması, HMK m.392 (İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.) hükmünce kesin bir delile dayanmamız sebebiyle işbu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, dava konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ayrıca Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması suçunun Türk Ceza Kanunu'nda Kamu Güvenine Karşı Suçlar başlığı altında düzenlendiğini, diğer sahtecilik suçları ile birlikte kamu güvenine karşı suç olarak nitelendirildiğini, bu sebepten ötürü davaya konu senedin sahteliğinin İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi ...E. - ...K. sayılı ilâmı ile ortaya konduğunu, bu sebeple HMK m.209 gereği bu sahte senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağını, bundan mütevellit söz konusu sahte senetten ötürü yapılan icra takibinin durdurulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalarının kabulüne, "Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması" suçunun ürünü olan İzmir ...İcra Dairesi'nde ...E. sayılı dosyadaki kambiyo senedinin hükümsüzlüğünün ve müvekkilinin borcu olmadığının tespitine, İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ...E numaralı dosyaya konu senedin ve icra takibinin iptaline, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin zarara uğrama ihtimali olduğundan ihtiyati tedbir isteklerinin teminatsız şekilde tesisine, müvekkilini menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu aşikâr olduğundan müvekkilinin uğradığı zararın tazmini amacıyla İcra İflas Kanunu m.72/5 uyarınca tazminata, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; Öncelikli olarak davacı tarafın zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığını, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, davalı müvekkilinin, davacıdan alacaklı olduğunu ve senetle ispat kuralı gereği davacının müvekkiline olan borcun ödendiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkili hakkında İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile HAGB kararı verildiğini, HAGB kararının kati mahkumiyet niteliğinde kabul edilemeyeceğini ve hukuk mahkemelerini bağlamadığını, bu sebeple davacı yanın dayanak iddialarını kabul etmediklerini, haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücret alacağının davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava Konusu Senet: 10/05/2016 keşide tarihli, 17/06/2016 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan bono olduğu görülmüştür.
Ceza Dosyası: İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi ... E. - ... K. sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık ... hakkında şikayetçi ...'a karşı İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas nolu dosyasında icraya koyduğu senet nedeniyle açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanık ...'ın olay öncesi arkadaşlık yaptığı ...'in arkadaşı olan katılan ...'a borç olarak 1500 TL paraya karşılık, ...'in kendisinden ayrılması üzerine buna sinirlenerek geldiği katılanın ikametgahında ona ... ile aralarını düzeltmesini söylediği, katılanın kabul etmemesi üzerine üzerinde bulundurduğu senedi çıkararak alacak miktarını boş bırakmak suretiyle katılana imzalattıktan sonra bilahare senedi katılanın bilgisi ve rızası dışında 50.000 TL olarak düzenleyip hakkında icra takibi başlattığı hadisede eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 209/1.maddesinde belirtilen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gerekçesiyle 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve HAGB'na karar verildiği, kararın 31/10/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İcra Dosyası: İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas nolu dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından, borçlu ...'a karşı, 10/05/2016 keşide tarihli, 17/06/2016 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve halen derdest olduğu görülmüştür.
Şikayet Davası: İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı dosyasının incelenmesinde, Davacı ... vekili tarafından İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin sahteliğinin İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... E - ... K sayılı ilamı ile ortaya konulduğundan icra takibinin iptalini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde Yargıtay ...Hukuk Dairesinin 24/04/2014 tarih ve ... E - ... K sayılı kararında belirtildiği üzere takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin HMK'nun 209.maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağını, anılan hüküm genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınmayacağını başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup icra takibine etkisinin olmadığını, somut olayda da; alacaklının borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, takip dayanağı bononun rızası hilafına doldurulup, senedin sahte olduğu bununla ilgili açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan senet lehtarı hakkındaki mahkumiyet kararı ibraz edilmiş ise de, bu kararın mevcut icra takibine etkisi olmadığından icra memurunun kararının usul ve yasaya uygun olup, şikayetin reddine karar verildiği, kararın 01/07/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Dava; İİK'nin 72/3. Fıkrası uyarınca tehdit ile alınan senedin açığa imzanın kötüye kullanılarak doldurulup sahte olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
Düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan 10/05/2016 keşide tarihli, 17/06/2016 vade tarihli ve 50.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalı alacaklının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, davacının bononun davalının tehdit etmesi nedeniyle imzalandığını, boş olarak davalıya verildiğini, 1.500,00 TL borcu dışında bir borcunun bulunmadığını ve bononun iradesi sakatlanarak alındığından geçersiz olduğunu belirterek eldeki davayı açtığı, davalının bononun tehditle alındığı ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını kabul etmeyip, bononun nakit olarak verilen borç para karşılığında düzenlendiğini savunmuştur.
İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, ... Esas ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde katılanın davacı borçlu, sanığın davalı alacaklı, suçun dava konusu bonoya ilişkin olarak açığa imzanın kötüye kullanılması suçu olduğu, mahkemece, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara itirazın İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31/10/2019 tarih, ... D.İş karar sayılı kararı ile reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... soruşturma sayılı 19/03/2018 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığı kararında, takip konusu senedin şüpheli olan davalının, müştekiyi tehdit ederek imzalatıldığı, müştekinin şüpheliden borç para aldığı, şüphelinin bu parayı faiziyle geri isteyerek tefecilik suçunu işlediği hususunda kamu davası açılmasına yeterli ve kesin delil elde edilememesi nedeniyle tefecilik ve senedin yagğmas suçlarında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, anılan karara itirazın İzmir ... Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25/02/2020 tarih, ... D.İş sayılı kesin kararı ile reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının davalıdan borç para aldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Eldeki uyuşmazlık, davacının ad, soyadı ve adresini yazıp imzaladığı ve diğer unsurları boş olarak davalıya verdiği bononun davalının tehdidi altında düzenlenip düzenlenmediği, geçerli olup olmadığı, davacının davalıya senetteki miktar kadar borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının, bonoyu davalının zorlaması (silahla tehdidi) ile imzalayıp düzenlediği hususunda delil olarak İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, ... Esas ... Karar sayılı dosyasına ve bu dosyada tanık olarak ifadeleri alınan ... ve ...’nın beyanlarına dayandırmıştır. Ceza mahkemesince, iddianamenin kapsamı olan açığa imzanın kötüye kullanılması suçu ile sınırlı olarak kovuturma yapılmış olup, yargılama sonunda bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla ceza mahkemesi kararının senedin tehditle düzenlendiği hususunda delili teşkil etmesi mümkün değildir. Senedin, davalının tehdidi ile düzenlediği iddiası hakkında yapılan soruşturma neticesinde ek takipsiz kararı verilmiş olup, bu karar itiraz üzerine kesinleşmiştir. Dolayısıyla senedin yağması suçuna ilişkin olarak ortada kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti bulunmamaktadır. Davacının tanık olarak ifadesine başvurulmasını istediği ... ve ...’nın ceza dava dosyasında ayrıntılı olarak ifadeleri alındığından, bu ifadeler ile yetinilmesine karar verilmiş olup, mahkememizce yeniden dinlenilmemişlerdir. Tanık ...’in senedin düzenlendiği tarihte tarafların yanında olmadığı, bilgisinin görgüye dayalı olmayıp, davacı ...’ın anlatımına dayalı olduğundan ifadesinin hükme esas anılamayacağı kanaatine varılmıştır. Diğer tanık ...’nın ise davacının yakın arkadaşı olduğu, kollukta verdiği 20.02.2018 tarihli ilk ifadesinde, davacının arkadaşları olan ... ile birlikte yaşadığını, ... ile davalının bir süre gönül ilişkisi olduğunu, daha sonra ayrıldıklarını, davacının davalıdan 1.500,00 TL borç para aldığını, davalının hatırlayamadığı bir gün davacının evine geldiğini, o sırada kendisinin de evde olduğunu, davalının davacıya “sen beni ... ile barıştıracaksın, sana verdiğim 1.500,00 TL için senet imzalayacaksın” dediğini, davacının davalıdan korktuğu için senedi imzaladığını beyan ettiği, davalının senedin imzalanması için davacıyı silahla tehdit ettiğinden bahsetmediği, keza davacının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği 24.03.2017 tarihli şikayet dilekçesinde ve bu dilekçeyi tekrar ettiği kolluk ifadesinde davalının senedin düzenlenmesi hakkında kendisini silahla tehdit ettiği yönünde bir iddiasının bulunmadığı, tanığın ceza yarılaması sırasında 08/10/2019 tarihli duruşmadaki ifadesinde ise davacı ile kendisine “... ile bizi barıştırırsınız ya da senedi imzalarsınız” dediğini, daha sonra cebinden silah çıkardığını beyan ettiği, her iki ifadesinin çelişkili olduğu, ceza hakiminin daha ence verdiği ifadeleri okuyarak sorduğunda a ifadelerin de doğruluğunu kabul ettiği, bu tanığın kendi ifadesine göre hem davalının işlediğini iddia ettiği silahla tehdidin mağduru olması hem de çeşitli aşamalarda alınan ifadelerinin çelişkili olması karşısında, dava ve takip konusu senedin davalının baskısı ve tehdidi etkisiyle davacı tarafından düzenlendiği iddiasını ispata yeterli olmadığı kanatine varılarak, anılan tanığın ifadesinin mahkememizce dikkate alınmamış, davacı, senedi davalının korkutması ile imzaladığı iddiasını ispat edememiştir.
Bononun unsurları 6102 sayılı TTK.'nun 776. maddesinde düzenlenmiştir. Bononun unsurlarından biri veya bir kaçının bulunmaması halinde geçerli olup olmayacağı kabul edilmiştir. Davacının; dava konusu bonoya ad, soyad ve adresi yazarak imzaladığı ve bonoyu, diğer kısımları boş olarak davalıya verildiği iddia edilmektedir. Bu durum uygulamada, açık senet olarak adlandırılmaktadır. Kanun'da açık senet verilmesini engelleyen bir hüküm yoktur. Açık olarak verilen senet, bononun diğer zorunlu unsurlarının doldurulması ile geçerli bir bono haline gelebilir. Senedin, sonradan doldurulan bölümlerinin, aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, senedi verenin yazılı bir delille ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay İBK. 24.3.1989 gün ve 1988/1 Esas, 1989/2 Karar, sayılı kararında "Uygulamada açığa imza olarak adlandırılan bu durumda senedin sözleşmeye aykırı doldurulduğunda borçlunun yazılı bir belge ile ispat etmesi gerekmektedir" demek sureti ile ispat yükü ve ispat şeklini açıklamıştır.
Diğer yandan davacı, dava konusu bonodaki "açığa atılmış imzanın kötüye kullanıldığı" gerekçesi ile davalı hakkında şikayette bulunmuştur. İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı ile davalı sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, bu karar mahkemece hükme esas alınmıştır. Ceza mahkemelerince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 5271 sayılı CMK.'nun 231/5. maddesine göre kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder ve Hukuk Genel Kurulu'nun 01.02.2012 gün ve E:2011/19-639, K:2012/30 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231), kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamaz.
Buna göre, davalı hakkındaki İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının, davalı hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı (5271 sayılı CMK.nun m. 231/5) ve hukuk hakimini bağlamayacağı, davacının bononun, davalı ile aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair yazılı bir delilinin bulunmadığı, davacının bu hususta açıkça yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla ispat olunamayan davanın reddine, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de teminat yatırılmadığı için uygulanmadığından ve alacaklı davalının bu nedenle bir zararı oluşmadığından davalı lehine İİK’nun 72/4. Fıkrası uyarınca tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının menfi tespit davasının REDDİNE
2-Yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine İİK’nun 72/4. Fıkrası uyarınca tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Peşin alınan 895,01 TL harçtan maktu red harç tutarı olan 59,30 TL’nin mahsubu ile fazladan alınan 835,71 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde DAVACI TARAFA İADESİNE.
4-Dava tamamen reddedildiğinden davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
5-Dava tamamen reddedildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 7.613,07 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.
6-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine.
ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/01/2021
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı