İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/365 E. 2020/502 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/365
Karar No
2020/502
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/365

KARAR NO : 2020/502

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)

DAVA TARİHİ : 21/09/2019

KARAR TARİHİ : 02/11/2020

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan dava dışı ... mülkiyetinde bulunan ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ... 13/05/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma numaralı dosyasında 17/07/2017 tarihinde düzenlenen Bilirkişi Heyet Raporunda araç maliki ... tek ve asli kusurlu bulunduğu, davacı müvekkilinin müteveffanın babası olduğunu, çok yaşlı olduğunu ve kızının desteğine ihtiyacının bulunduğunu, kaza sonrası davalı şirkete 21/03/2019 tarihinde müracaatta bulunduklarını, ancak davalı sigorta şirketi herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabulucuya başvuru yapıldığını, ancak anlaşmanın sağlamadığını, bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere şimdilik 100,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak ticari avans faiz oranıyla birlikte sigorta limitini aşmamak üzere davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kaza tarihin olan 13/05/2017 tarihinden itibaren itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, sigorta şirketi nezdinde... numaralı hasar dosyasının açıldığını ve bu dosya kapsamında müteveffanın yakınlarına yapılan ödemelerin bildirileceğini, araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, araçta meydana gelen hidrolik kaçağı ile ilgili herhangi bir ihmalin olmadığını, bu nedenle müvekkil şirketlerinin sorumlu tutulamayacağını, aksi kanaate varılmasına halinde dosyada kusur tespitinin yapılması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, hesaplama yapılırken müteveffanın desteğine ihtiyacı olan kişilerin de tespiti açısından güncel nüfus kayıtlarının celp edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketlerinin dava öncesi temerrüde düşürülmediği için dava açılış tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:

1-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı aslı,

2-Muğla ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...Karar sayılı dosyası,

3-İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ni...Esas sayılı dosyası,

4-... Sigorta Şirketi nezdinde...plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı ... TC Kimlik numaralı... tarafından şirkete yapılan başvuruya ilişkin dilekçe ve dilekçenin şirkete ulaştığını gösterir tebligat evrakları, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası,

5-İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü nezdinde bulunan... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri,

6-Müteveffa... TC Kimlik numaralı... ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli,

7-Davaya konu 13/05/2017 tarihli yaralamalı trafik kazasında davacı desteği ... TC Kimlik numaralı... vefatı nedeniyle davacı... TC Kimlik numaralı ... ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerinin ne kadar olduğuna ilişkin kayıtlar,

8-Davacı ... ile müteveffa ... ait vukuatlı aile nüfus kayıt örneği,

9-İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...Karar sayılı veraset ilamı,

10-Aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 14/096/2020 havale tarihli raporu,

11-Davacı vekilinin 16/10/2020 havale tarihli bedel arttırım dilekçesi,

12-Sair deliller.

DAVA KONUSU:

Açılan dava, 13/05/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı murisi... vefatı nedeniyle davacının muris...desteğinden mahrum kalıp kalmadığı, murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacı için destekten yoksun kalma tazminat bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili taleplerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.

Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.

Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.

Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.

Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.

Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.

Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).

2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.

Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.

Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu'nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ''Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar'' başlıklı 92. maddesinde:

''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.

a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,

b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,

c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,

d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,

e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,

f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.

Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.

Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.

Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.

Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.

Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.

Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.

14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;

6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş olup, değişik maddede; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.

Yine aynı Kanun'un 4.maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmek suretiyle madde kapsamında;

''g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,

h) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,

i) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın ise 16/04/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat kapsamı dışında bırakılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup, ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zararlar şeklinde hükme bağlanmıştır.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.

Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.

Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanmunu'nun 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu'' hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 Esas 2005/691 Karar sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. 2011/ 411 K. sayılı ilamı).

Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte destek üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın desteğin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan destek zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.

Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan destek üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.

Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları ile benimsenen ilkeleri uyarınca, sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin belirlenmesinde AYİM tarafından hazırlanan tablolara itibar edilmekte ve uygulamada yeknesaklık sağlanmaktadır.

İzmir.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... Karar sayılı veraset ilamının incelenmesinde,...ın 13/05/2017 tarihindeki vefatı neticesinde terekesinin 8 pay kabul edilerek 2 payının..., 3 payının... 3 payının ... ait olduğunun tespit edildiği görülmektedir.

Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 30/03/2016 tarih ve... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı....'' ibarelerine yer verilmiş ve müteveffa kız çocuğunun anne ve babasına desteği açısından uygulanması gereken hesaplama yöntemi belirtilmiştir.

Muğla ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, yargılamanın çeşitli safahatlarında alınan bilirkişi raporları kapsamında 13/05/2017 tarihinde gerçekleşen dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde...plakalı araç maliki ... %100 asli ve tam kusurlu olduğu yönündeki tespit doğrultusunda sanık ... sabit olan taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Muğla ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sırasında alınan 17/07/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda dava konusu trafik kazasının... plakalı aracın fren hidroliğinin boşalması neticesinde fren sisteminin devre dışı kalması ve frenlerin tutmamasından kaynaklı olarak gerçekleştiği, bu kapsamda araç malikinin dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde tam ve asli kusurlu olduğunun belirlendiği,...plakalı araç üzerinde teknik inceleme yapan heyet raporunda dava konusu trafik kazası sebebinin aracın fren hidroliğinin boşalması neticesinde fren sisteminin devre dışı kalması ve frenlerinin tutmaması olduğunun ve aracın orijinal fren sistemi üzerinde yapılan oynama kapsamında dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde araç malikinin asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, ... plakalı araçta bulunan takograf cihazı ve kazanın meydana geldiği diğer çevre ve yol şartlarını değerlendirmeye yönelik inceleme yapan bilirkişi heyetinin raporlarında aracın orijinal fren sisteminin standart dışı fren sistemi ile değiştirilmesi sebebiyle araç malikinin dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, araç sürücüsüne ve yolun bakım ve onarımından sorumlu Karayolları Genel Müdürlüğü'ne izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığının belirlendiği, Muğla ... Sulh Ceza Hakimliği'nin kararına istinaden Turizm Seyahat Acentesi, İşletmeci ve Profesyonel Turist Rehberi bilirkişisi ile trafik alanında uzman bilirkişiden oluşan heyet tarafından düzenlenen 02/02/2018 tarihli raporda tur düzenleyicileri ...araca koltuk kapasitesini aşar mahiyette yolcu alınması, araç üzerinde gerekli kontrollerin yapılmaması sebebiyle tali kusurlu olduklarının mütalaa edildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 18/09/2018 tarihli raporunda maktul sürücü açısından dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde atfı kabil bir kusur bulunmadığı,...plakalı aracın orijinal fren sistemine müdahale edilerek yapılan değişikliğin kazanın meydana gelmesinde asli derecede etken olduğu yönündeki tespit göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde etken olan hususun...plakalı aracın fren sisteminin değiştirilmesi olduğu ve alınan kusur raporları çerçevesinde Mahkememiz nezdinde kusur durumunun kesinleştiği kanaatine varılarak Muğla .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine gerek görülmemiştir.

İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde kayıtlarda 13/05/2017 tarihli yaralamalı trafik kazasında davacı desteği... TC Kimlik numaralı ...vefatı nedeniyle davacı... TC Kimlik numaralı...herhangi bir ödeme yapılmadığının Mahkememize bildirildiği görülmektedir.

Davalı... Sigorta Şirketi nezdinde...plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen...numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı ... TC Kimlik numaralı...arafından yapılan başvuru sonucunda 13/05/2017 tarihinde gerçekleşen dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacı... herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Muğla...ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları çerçevesinde dava konusu trafik kazasına ilişkin kusur durumunun kesin ve net bir şekilde belirlendiği kanaatiyle, dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarının tespiti amacıyla Mahkememizce yeni bir rapor alınmasına gerek görülmemiş, belirlenen kusur durumu doğrultusunda dosyanın aktüerya hesap bilirkişisine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı ile muris ...it nüfus kayıtları, ... TC Kimlik numaralı ... ait veraset ilamı, Muğla...ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyası ve Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...a sayılı dosyası ile kusur raporları,... plakalı araca ait Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, davacı desteğine ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, desteğin vefatı nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin SGK kayıtları ve sair hususlar göz önünde bulundurularak; kaza tarihi göz önünde bulundurulduğunda TRH-2010 yaşam tablosunun ve iskonto oranının (teknik faiz) 1,8 olarak uygulanması suretiyle, davacı desteği ... ait vergilendirilmiş gelir hesaplamaya esas alınarak, Muğla... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyasında bulunan kusur raporları çerçevesinde dava dışı araç maliki... %100 olduğu yönündeki kusur tespitinin dikkate alınmasıyla, davacı ... desteği ...13/05/2017 tarihinde gerçekleşen ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında vefatından dolayı mahrum kaldığı destekten yoksun kalma tazminatı alacağının varsa davacı ... desteği ...TC Kimlik numaralı ... vefatı nedeniyle dava açılmadan önce SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödeme ve davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda yapılan ödemenin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, ödeme günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi suretiyle hesaplanarak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisi 14/09/2020 havale tarihli raporunda, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları gereğince davacı ile müteveffanın nüfus aile kayıt örneklerini göz önünde bulundurmak suretiyle davacının yaşı, müteveffanın, eşinin ve çocuklarının yaşı, müteveffanın eşinin yeniden evlenme ihtimali, müteveffanın çocuklarının eğitim durumları, müteveffaya ait sigorta kayıtları, davacı ile müteveffanın bakiye ömür hesaplamaları ve Mahkememizce kabul edilen kusur durumu doğrultusunda davacı... vefatı sebebiyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin 18.864,23-TL olduğunu mütalaa etmiştir.

Davacı vekili 16/10/2020 tarihli bedel arttırım dilekçesinde, dava dilekçesinde 100,00-TL olarak talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 18.764,23-TL arttırarak davacı açısından toplamda 18.864,23-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ettiklerini beyan etmiş ve dava değeri üzerinden eksik harcı Mahkememiz veznesine yatırmıştır.

Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 27/03/2018 tarih ve... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Mahkemece, davacı tarafından yapılan ilk başvurunun davalıya tebliğine ilişkin belgeler istenip, ibraz edildiğinde tespit edilecek tarihe 8 iş günü eklenmek suretiyle bulunacak tarihten itibaren davalı sigorta şirketinin temerrüt faizinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken.....'' denilerek sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarihe ilişkin esaslara dikkat çekilmiştir.

Davacı vekili tarafından davacı... açısından talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının tahsili amacıyla davalı sigorta şirketine gönderilen başvuru evraklarının 21/03/2019 tarihi itibariyle muhataba tebliğ edildiği, başvuru evraklarının tebliğine rağmen sigorta şirketi tarafından başvuruya olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediği göz önünde bulundurulduğunda, davalı sigorta şirketinin başvuru evraklarının tebliği tarihinden itibaren geçen 8 iş gününün sona erdiği tarih olan 03/04/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kanaatine varılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı aslı, Muğla ...Ağır Ceza Mahkemesinin...Karar sayılı dosyası, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak... Esas sayılı dosyası, ...Sigorta Şirketi nezdinde ... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı ... TC Kimlik numaralı...arafından şirkete yapılan başvuruya ilişkin dilekçe ve dilekçenin şirkete ulaştığını gösterir tebligat evrakları, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü nezdinde bulunan... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, müteveffa...TC Kimlik numaralı ... ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, davaya konu 13/05/2017 tarihli yaralamalı trafik kazasında davacı desteği ... TC Kimlik numaralı...vefatı nedeniyle davacı... TC Kimlik numaralı...deme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerinin ne kadar olduğuna ilişkin kayıtlar, davacı... ile müteveffa ... ait vukuatlı aile nüfus kayıt örneği, İzmir...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... Karar sayılı veraset ilamı, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 14/096/2020 havale tarihli raporu, davacı vekilinin 16/10/2020 havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın 13/05/2017 tarihinde meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazası neticesinde davacı murisi ...vefatı nedeniyle davacının muris...desteğinden mahrum kalıp kalmadığı, murisin vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan davacı için destekten yoksun kalma tazminat bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Karar sayılı veraset ilamında...ın 13/05/2017 tarihindeki vefatı neticesinde terekesinin 8 pay kabul edilerek 2 payının..., 3 payının... 3 payının ... ait olduğunun tespit edildiği, Muğla... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamanın çeşitli safahatlarında alınan bilirkişi raporları kapsamında 13/05/2017 tarihinde gerçekleşen dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde...plakalı araç maliki... %100 asli ve tam kusurlu olduğu yönündeki tespit doğrultusunda sanık ...n sabit olan taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 13/05/2017 tarihli yaralamalı trafik kazasında davacı desteği...TC Kimlik numaralı ...n vefatı nedeniyle davac... TC Kimlik numaralı... herhangi bir ödeme yapılmadığı,...Sigorta Şirketi nezdinde...plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, davacı ...TC Kimlik numaralı... tarafından yapılan başvuru sonucunda 13/05/2017 tarihinde gerçekleşen dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak açılan hasar dosyası kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davacı...'a herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde etken olan hususun... plakalı aracın fren sisteminin değiştirilmesi olduğu ve Muğla... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Karar sayılı dosyası kapsamında alınan kusur raporları çerçevesinde Mahkememiz nezdinde kusur durumunun kesinleştiği kanaatine varıldığı ve dava konusu trafik kazasının oluşumund... plakalı araç maliki ...'ın %100 asli ve tam kusurlu olduğunun kabul edildiği, aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisinin 14/09/2020 havale tarihli raporunda, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları gereğince davacı ile müteveffanın nüfus aile kayıt örneklerini göz önünde bulundurmak suretiyle davacının yaşı, müteveffanın, eşinin ve çocuklarının yaşı, müteveffanın eşinin yeniden evlenme ihtimali, müteveffanın çocuklarının eğitim durumları, müteveffaya ait sigorta kayıtları, davacı ile müteveffanın bakiye ömür hesaplamaları ve Mahkememizce kabul edilen kusur durumu doğrultusunda davacı...'ın kızı...ın vefatı sebebiyle talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin 18.864,23-TL olduğunu mütalaa edildiği, bu kapsamda davacı...'ın vefatı sebebiyle muris...ın desteğinden yoksun kaldığı hususunun ispatlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin dava dilekçesinde 100,00-TL olarak talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 18.764,23-TL arttırarak davacı açısından toplamda 18.864,23-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ettikleri beyanını içerir 16/10/2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi de göz önünde bulundurularak, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Açılan davanın KABULÜ İLE,

1-18.864,23-TL destekten yoksun kalma tazminatının rizikonun sigorta şirketine ihbarından itibaren 8 iş gününün sona erdiği 03/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Şirketi'nden alınarak davacı...'a verilmesine,

2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.288,61-TL karar ve ilam harcından, 44,40-TL peşin harç ve 320,45-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 923,76-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.400,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 27.50-TL elektronik tebligat, 125,80-TL posta masrafı, 391,20-TL bilirkişi ücreti, 44,40-TL peşin harç, 44,40-TL başvurma harcı ve 320,45-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 953,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/11/2020

Katip... ¸

E imza

Hakim ...

eimza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/365, K. 2020/502, T. 02.11.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-365-e-2020-502-k-c554530205c7