İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/76 E. 2020/329 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/76
Karar No
2020/329
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/76 KARAR NO : 2020/329

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/02/2018 KARAR TARİHİ : 08/07/2020

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ... tarihinde Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin dayanağının, keşidecisi dava dışı ... olan ... şubesine ait ...-...-... hesaptan tanzim edilen ... tarih ... seri numaralı çek olduğunu, hamil bulunan davalı tarafından çek dayanak yapılmak sureti ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin muhtarlığa tebliğ edildiğini, söz konusu tebliğden haberi olmadığını, takibe dayanak çek incelendiğinde, keşidecinin müvekkil davacıyı lehtar olarak göstermek sureti ile düzenlendiği, davacı adına da sahte imza ile ... ciro edildiğinin görüldüğünü, adına lehtar davacının cirosu olduğunun da görüldüğünü, çekte bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olduğunu beyan ederek; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinin başında davanın menfi tespit davası olduğu, içerikten çekten dolayı borçlu olmadıklarını istendiği anlaşılsa da sonuç kısmında açıkça bir ibare yer almadığından mahkememizce üst yargı denetimine elverişlilik açısından son celse davacı vekilinden netleştirici beyan alınmıştır ve davacı vekili, "Dava dilekçemizde bahsedilen İcra dosyasında takip konusu yapılan çekten dolayı müvekkilimin davacıya borçlu olmadığının tespitini talep ediyoruz" demiştir. HMK m. 31 gereği, talep netleşmiştir. Davacı adli yardımdan yararlandırılmıştır. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ile dava dışı ... arasında akdedilen kredi sözleşmesi gereğince borçluya kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredi geri ödenmeyince dava dışı borçlu aleyhine takip yapıldığını, dava dışı borçlu tarafından ödendiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere, dava konusu takibe dayanak çekin de davalı bankaya teslim edildiğini, çekin süresinde ödenmeyince icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, davacının iddialarını bilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. 6.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. 7.Burada, ispat yükü konusunda da açıklama yapmak gerekmektedir. 8.Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 9.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 10.Davacı, icra dosyasındaki dayanak kıymetli evraktaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmektedir. 11.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, uyap üzerinden dosyaya gelmiştir. Dava dilekçesi ekinde de yer alan çek örneğine bakıldığında, lehtarın ... Olduğu, icra dosyasında davacı aleyhine de borçlu olarak işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, icra tehdidi altında olmakla, kabule göre davayı açmakta hukuki yararı mevcuttur. 12.Bazı hususlarda kural olarak söylemek gerekir ki; TTK'nun 780. maddesinde çekin unsurları sayılırken lehtarın gösterilmesine yer verilmemiştir. Bu nedenle lehtar çekin zorunlu unsuru olmayıp, çekte lehtarın yazılıp yazılmaması ya da gerçek veya tüzel kişiliğinin bulunup bulunmaması çek niteliğini etkilemez. Bu durumda çekin lehtar hanesinde gerçek ya da tüzel kişiliği bulunmayan ismin yazılı olması çekin unsurlarını etkileyen bir husus değildir. Çek TTK'nun 697/3. maddesine göre hamiline düzenlenmiş sayılır. TTK'nun 785. maddesine göre, kimin lehine keşide edildiği gösterilmemiş olan bir çekin hamiline düzenlendiğinin kabulü gerekir. 6102 sayılı TTK'nun 790. maddesinde; Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Davalı müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla çeki eline geçirmiştir. Davacı ise sahtelik itirazında bulunmaktadır. Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere; Sahtelik defi mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Davacı, kendisine karşı icra takibi yapılıp, icra işlemleri yapıldığı için iş bu davayı açmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacı, icra tehdidi altında olmakla, kabule göre davayı açmakta hukuki yararı mevcuttur. Dava dilekçesinde bu hususu belirtmiştir. Yine kural olarak, çekin zamanaşımına uğraması halinde kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir. Çekte zamanaşımı 6762 sayılı kanun zamanında 6 ay, 6102 sayılı kanunda ise 3 yıldır. çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise, o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, çek hakkında zamanaşımı süresi, ibraz süresinin bitmesi ile başlayacağından çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması zorunludur. Bu nedenle zamanaşımı süresi, yukarıda da belirtildiği üzere; 6762 sayılı TTK'nın 726. maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanunun 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde altı ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise üç yıldır.(Yargıtay 12. HD., E. 2013/7937, K. 2013/17437) Ancak, zamanaşımına uğramış kambiyo senedinde, arada temel ilişki varsa çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacağın varlığı tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Böyle bir durumda da ispat yükü yine davalıda olacaktır.(Yargıtay 19. HD., 2016/2566 esas, 2016/10223 karar)Davalıya çek davacı tarafça geçmemiştir. Davacı ile temel ilişki olduğuna yönelik bir beyan da zaten davalı tarafça da ileri sürülmemiş, bir delil de (delil başlangıcı gereği tanık da ) sunulmamıştır. 13.Yine bir başka açıdan esasen bakıldığında; Yargıtay 12. HD'nin 2019/5272 esas, 2020/2821 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E.-2006/231 K. sayılı kararı) Burada atıf yapılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı; aynı yönde, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/12-2692 esas, 2019/1003 karar) 14.Mahkememizce imza incelemesi yapılacağından davacı asilin imza örnekleri aldırılmıştır. 15.Aşamalarda çek aslı, davalıdan talep edilmiş, davalı vekili çek aslının ... tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosuna teslim edildiğini beyan etmiş, mahkememizce yazışmalar yapılmış, son tahlilde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğu7nun ... tarihli yazısında adli emanetin .../... sırasında kayıtlı emanet eşya kaydının, ... tarihinde meydana gelen yangın sonrasında tanzim olunan ... tarihli tespit tutanağı gereğince kapatıldığı belirtilmiştir. 16.Mahkememizce dosya içeriğinin incelenmesi amacıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma sayılı dosyası fiziken dosya arasına alınmıştır. 17.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma sayılı dosyasına bakıldığında özetle; dosyada imza incelemesinin yapıldığı ancak dava konusu çekteki imzalar ile keşideci ... ve ... isimli kişilerin imzalarının incelendiği, ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda bu kişilerin imzaları ile çekteki imzaların uyuşmadığı özetle bildirilmiştir. ... isimli kişi, ... isimli ciranta şirketin yetkilisidir. Savcılık dosyasında ...'ın imza örnekleri de alınmıştır. Dosyada iki adet polis memurunun ve ... isimli kişinin imzasının yer aldığı "teşhis tutanağı" mevcuttur ve tutanak içeriğinden, ..., kendisini, ... olarak tanıtan kişinin, fotoğrafı gösterilen ... olmadığını beyan etmiştir. Savcılıkça, bu teşhis tutanağına da dayanılarak, şikayetçisi ..., şüphelisi ... ve ... olan dosyada ... tarihli "ek kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verilmiş, ...'ın alınan imza örnekleri ile çekteki imza arasında bir araştırma/imza incelemesi yaptırılmamıştır. 18.Çek aslı emanette yangın sonucu ortada olmadığından, mahkememizce de imza incelemesi yaptırılamamıştır. 19.Yukarıda anlatıldığı üzere, ispat yükü alacaklı olduğunu söyleyen davalıdadır. Davalı dosyada ispat yükünü yerine getirmemiş/getirememiştir. Davacı, bu yönüyle, ispat hukuku anlamında davasında haklıdır. 20.İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) 21.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa 'yemin teklifinde bulunma hakkı'nı hatırlatmayacağına oyçokluğu ile karar verilmiştir. Cevap dilekçesinde, davalı taraf yemin deliline dayanmadığından, mahkememizce bu husus hatırlatılmamıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/1-281 E., 2010/323 K., 16.06.2010 tarih, Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.). 22.Davalı taraf iddiasını/alacağını, çekteki imzanın davacıya ait olduğunu, usule uygun delillerle ispatlayamamıştır. 23.Yukarıdaki tüm açıklamalar ışığında; davacının davasında haklı olduğu, davalının ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 24.Son olarak belirtmek gerekir ki; alınması gerekli harçlar davalıya yükletilmiştir. Burada bir çelişkiye yer vermemek için açıklama yapmak gerekmektedir. Davalı, ...na devredilmiştir. Yürürlükte bulunan 6741 sayılı ...nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi uyarınca ..., ... ve bu şirket tarafından kurulacak şirketler ve alt fonlar, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç olmak üzere 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretlerinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden, satın alınan ve satılan taşınmazlar ile ilgili olarak tapu ve kadastro döner sermaye bedellerinden ve her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaftır. Davalı ..., .... tarafından kurulan şirketlerden olmadığı gibi (önceden mevcut bir ... dir) uyuşmazlık konusu madde hükmünde ifade edilen taşınmazlardan da kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle, harçlar davalıya yükletilmiştir.(Kıyasen, ... ile ilgili verilen Yargıtay ilamı; Yargıtay 11. HD., 2018/3173 esas, 2019/912 karar) HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davacının davalıya Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasındaki takibe dayanak olan ... tarihli keşidecisi ... olan ... seri nolu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, 2- Davacı taraf adli yardımdan yararlandırıldığından için, hüküm gereği alınması gerekli ... TL başvurma harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı taraf adli yardımdan yararlandırıldığından için, hüküm gereği alınması gerekli ... TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Dosyada hazineden yapılan 7 tebligat gideri ... TL, talimat mahkemesince yapılan 1 tebligat gideri ... TL, mahkememizce yazılan bir müzekkere gidiş-dönüş gideri ... TL, talimat mahkemesince yazılan 3 müzekkere gidiş-dönüş gideri ... TL, bir adet talimat gidiş-dönüş gideri ... TL olmak üzere toplam 4 müzekkere, 1 talimat gideri ... TL olmak üzere genel toplamda ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 7-Dosyada adli yardım olduğundan ve gider avansı alınmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı ... vekili ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/76, K. 2020/329, T. 08.07.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-76-e-2020-329-k-5273f2cfa164